İsrail’de kadın tankçı kavgası

İsrail ordusunun kadın askerleri tankçı olarak eğitme kararı dindar Siyonist hareketin muhalefetiyle karşı karşıya. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor İsrail’in kuzey Metula bölgesinde güney Lübnan’ı gören bir askeri noktada görüntülenen İsrail tankı, 16 Kasım 2017 Photo by MENAHEM KAHANA/AFP/Getty Images.
Ben Caspit

Ben Caspit

@BenCaspit

İşlenmiş konular

Kadın hakları

Ara 13, 2017

İsrail Savunma Kuvvetleri’nde (IDF) 5 Aralık’ta tarihi bir olay yaşandı. İsrail Devleti’nin kuruluşundan bu yana ilk kez 13 kadın Tank Kıtası’nın eğitim programını tamamladı ve ülke sınırlarını koruyan birliklerde tank personeli olarak görev yapmaya hak kazandı. Kadın tankçılar birkaç hafta içinde ilk operasyonel görevlerine gidecek ve askeri tabirle “hat koruması” yapacaklar. Başka bir deyişle İsrail’in güney sınırını koruyan birliklere katılacaklar. Görev süresinin sonunda IDF bu ilk denemenin başarılı olup olmadığına, genç kadınların Merkava tanklarındaki çetin görevi hakkıyla yapıp yapamadığına karar verecek.

Mevcut değerlendirme kararın olumlu olacağı ve IDF’nin tankçı görevlerini muharip kadın askerlere resmen açacağı yönünde.

Kara Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Kobi Barak birkaç hafta önce Al-Monitor’a şöyle konuşmuştu: “Şunu unutmamak lazım: Biz burada Lübnan’da savaşacak ya da savaş zamanı tanklarıyla düşman sahasında manevra yapacak kadın tankçılardan bahsetmiyoruz. Barışın hâkim olduğu sınırlarda koruma görevi yapacak kadın tank mürettebatlarından bahsediyoruz.”

Tümgeneral Barak’ın bu sözleri kadın tankçılarla ilgili kaygıları yatıştırmaya, yoğun eleştirilere yanıt vermeye yönelikti. Kararı eleştirenler, bu tip muharip görevlere kadınların getirilmesiyle IDF’nin operasyonel kabiliyetinin zarar göreceğini savunuyor. Buna göre genç erkek askerler için geçerli olan fiziksel performans çıtası eşitlik adına aşağı inecek ve bu da ordunun savaşma gücünü olumsuz etkileyecek. Ordu bu kaygılara cevaben doğru sonuçlara varmak için uygulamanın etraflıca değerlendirilmekte olduğunu, uzmanların görüşleri doğrultusunda hareket edildiğini, uygulamanın süreç boyunca çeşitli kıstaslara göre değerlendirilip izleneceğini söylüyor.

Tarihe geçen ilk kadın tankçılar, tankçı brövelerini Tank Kıtası’nın Latrun’daki ana şehitliğinde düzenlenen törende aldılar. İsrail ordusunda hâlihazırda birçok kadın görev yapıyor. Hava Kuvvetleri kapısını kadınlara açtığından beri onlarca kadın savaş pilotu, navigatör ve hava mürettebatı olarak hizmet veriyor. Piyade birliklerinde de yüzlerce kadın IDF’nin “karma tugaylar” dediği birimlerde görev alıyor. Hafif piyade niteliğinde olan bu birlikler, İsrail’le barış anlaşması olan Mısır ve Ürdün sınırları başta olmak üzere sınır korumasıyla görevli.

Görünürde İsrail ordusu adeta feminist bir devrime öncülük ediyor ve bu konuda ülkedeki feministlerden, kadın örgütlerinden yoğun destek ve teşvik alıyor. Ancak gerçekte bu sürecin hem IDF’ye hem İsrail toplumuna önemli bir bedeli oluyor. Özellikle dindar Siyonist hareketin sert muhalefeti söz konusu ve bu da orduyu ve toplumu içeriden hırpalıyor. Dindar Siyonistlerin IDF’deki sayısı ve nüfuzu son yıllarda fazlasıyla artmış durumda.

Genelkurmay Başkanı Gadi Eizenkot bu çekişmenin merkezinde yer alıyor. “Fırtınanın gözü” ise Eizenkot’un çıkardığı Müşterek Hizmet Yönetmeliği. Genelkurmay Başkanlığı’nın bu kapsamlı düzenlemesi, IDF’de ve bilhassa arazide görev yapan birliklerde erkek ve kadınların müşterek hizmeti için kurallar belirliyor. Eizenkot iki arada bir derede kalmış durumda. Bir tarafta feminist ve kadın gruplarıyla İsrail’in liberal kesimleri var, diğer tarafta ise orduda göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir unsur haline gelen dindar Siyonistler.

Kavgaya bir de dindar olmayan ama kadınların muharip görevlere getirilmesine mesleki gerekçelerle karşı çıkan emekli subaylar karışmış durumda. Bu kesim kapsamlı araştırmalara dayanarak kadınların muharip görevlere getirilmesiyle sistemin bir bütün olarak zayıfladığını öne sürüyor. Buna göre kadınların katılımı, muharip askerlerde aranan fiziksel özellikler bakımından çıtayı aşağı çekiyor ve bu da ordunun savaşma gücünü zedeliyor. Erkeklerle kadınlar arasında önemli fiziksel farklar olduğunu savunan bu subaylar, ordunun bu farklar nedeniyle taviz verdiğini, muharip askerlerde aranan fiziksel özellikleri gevşettiğini iddia ediyorlar. Bu iddialarını kanıtlamak için de muharip görevdeki kadınlarda sakatlanma ve yaralanma olaylarının çok yüksek seyrettiğini gösteren istatistiklere başvuruyorlar, bu durumun kadınlar için çıtanın düşürülmesine yol açtığını ve dolayısıyla ordunun genelinde zayıflama yaşandığını savunuyorlar. Kadın-erkek eşitliğine saygı duyduklarını ama IDF’nin görevinin toplumda eşitliği sağlamak değil savaş kazanmak olduğunu vurguluyorlar.

Genelkurmay Başkanı geçtiğimiz aylarda tartışmanın karşıt uçlarında yer alan kesimlerle uzun ve hararetli görüşmeler yaptı. Bu görüşmelerden biri, dindar Siyonist hareketin önde gelen hahamlarından oluşan geniş bir heyetle oldu. Heyette kendisi de haham olan dindar Siyonist HaBayit HaYehudi partisi üyesi Savunma Bakan Yardımcısı Eli Ben Dahan da vardı. Genelkurmay Başkanı ayrıca Knesset üyesi olan ve kadın mücadelesinin ön saflarında yer alan beş kişilik bir kadın vekil grubuyla da görüştü. Heyette Siyonist Kamp’tan Meirav Michaeli ile Ayelet Nahmias-Verbin, Kulanu partisinden Rachel Azaria gibi isimler yer aldı.

Etraflı bir değerlendirmenin ardından Genelkurmay Başkanı Müşterek Hizmet Yönetmeliği’ni son bir kez değiştirme kararı aldı. Yönetmeliğin 12 Aralık’ta açıklanan son hali kavganın iki tarafını da hayal kırıklığına uğrattı. Hahamlar taleplerinin göz ardı edildiğini öne sürdüler, feministler ise Genelkurmay Başkanı’nın kadınların muharip görevlere gelmesini engellediğini ve eşitlik ilkesine darbe indirdiğini iddia ettiler. Kavgadan artık bunaldığını hisseden Eizenkot yönetmelikte yapılan değişikliğin son değişiklik olduğunu duyurdu. Al-Monitor’a konuşan Eizenkot’a yakın kişiler iki taraf da memnun olmadığına göre demek ki doğru bir şey yapmışız, diyor.

Muharip kadın askerlerle ilgili kavganın özünde dindar Siyonist hareketin hahamlarından gelen bir talep var. Hahamlar, karma birliklerde görev yapmak istemeyen dindar subaylara böyle bir seçim hakkının verilmesini istiyor. Mecburi hizmet yapan askerler hâlihazırda muharip görevlerdeki kadınlarla görev yapmama hakkına sahip ve IDF bu tip isteklere saygı gösterecek. Ancak üç yıllık zorunlu askerliğin ardından subaylık mesleğini seçenler şu an böyle bir talepte bulunamıyor. Genelkurmay Başkanı’nın yönetmelikte yaptığı son değişiklik dindar subaylara görev yerleriyle ilgili IDF’nin personel başkanına itirazda bulunma hakkı tanıdı ancak nihai karar orduya bırakıldı. Olmayacak bir işi oldurtmaya çalışırken böyle bir orta yol bulundu.

Dindar Siyonist hareketin hahamları bu orta yoldan memnun değil. Hahamlar, kadınların kamusal alandaki yerini ilgilendiren her türlü konuda Musevi dininin katı iffet kuralları koyduğunu savunuyor. Muharip birliklerde görevli kadınlar ayrı mekânlarda yaşıyor, ayrı tuvalet ve banyolar kullanıyor. Ancak gergin ve içli dışlı askerlik ortamında kadınların bulunması dindar subaylar ve hahamlar için başlı başına büyük bir ikilem oluşturuyor.

IDF'nin komuta kademesi, yönetmelikteki değişikliğin orduya hâlihazırda görev yapan çok sayıdaki dindar asker ve subayı incitmeden kadınları çeşitli pozisyonlarda görevlendirme imkânı vereceğine inanıyor. Ancak ne olursa olsun ordunun muharip kadın askerlerden vazgeçme lüksü yok. Genç erkeklerin muharip birliklerde görev yapma motivasyonu yavaş yavaş ama istikrarlı bir şekilde azalırken kadınların muharip görevlere getirilmesi lüks değil temel bir gereksinim haline geliyor. Nitekim barışın hâkim olduğu sınırların kadınların yer aldığı hafif piyade birlikleri tarafından korunması, muharip erkek askerleri seçkin piyade birliklerine kaydırma ya da ileri düzeyde eğiterek gerçek savaş hazırlıklarına odaklanma imkânı veriyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recent Podcasts

Featured Video

More from  İsrail'in Nabzı

al-monitor
İsrail-BAE barışı büyük bir ekonomik potansiyeli ortaya çıkarıyor
Ben Caspit | Israeli-Gulf relations | Eki 27, 2020
al-monitor
Türk-İsrail ilişkileri ticaret ve sanatta ivme kazanıyor
Rina Bassist | | Eki 22, 2020
al-monitor
İsrail iç savaşa mı gidiyor?
Ben Caspit | | Eki 6, 2020
al-monitor
İsrailli turistler koronavirüse rağmen Türkiye’den vazgeçmiyor
Mordechai Goldman | Turizm | Ağu 5, 2020