Türkiye'nin Nabzı

Bir haftada 1 milyar dolar: Yabancı yatırımcı kaçıyor

By
p
Article Summary
Türkiye’de son dönemde yeniden yükselişe geçen siyasi gerilim ve belirsizlikler; döviz kurlarında, enflasyonda, işsizlikteki çift haneli yükselişler yabancı yatırımcıları Türkiye’den uzaklaşmaya yönlendirdi.

ANKARA -- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ’ın, New York’ta tutuklu İran asıllı Türk işadamı Rıza Sarraf’ın duruşma günü arifesinde ABD’yi Türkiye’ye ekonomik komplo kurmakla suçlamaları ekonomideki dalgalanmanın boyutlarını büyüttü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ekonomide giderek artan sorunlarla ilgili olarak Merkez Bankası’nı da suçluyor. Erdoğan dövizdeki ve faizdeki sorunların Batı kafasıyla çözülmeye çalışıldığını bunun da faiz lobisinin işine yaradığını belirterek “Merkez Bankası'nın söyledikleri tutmuyor. 'Merkez Bankası'nın bağımsızlığı var, müdahale etmeyin' diyorlar. Müdahale etmeyince bu hale geliyor. Tablo ortada” diyor.

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Hükümet Sözcüsü Bozdağ’ın açıklamaları sonrasında piyasalarda güvensizlik dalgası arttı. Dövizdeki ve faizdeki yükselişler iyice hızlandı. ABD doları 3,97 TL’ye kadar yükselirken, Euro 4,5 TL’yi, İngiliz Sterlini ise 5 TL’yi geçti. Kırılgan ekonomiler arasında Türkiye’nin ilk sıraya yerleşmesi özellikle yabancı yatırımcıların Türkiye’den kaçışlarını hızlandırdı.

Merkez Bankası (MB) verileri bu kaçışın boyutlarının haftada 1 milyar doları bulduğunu gösteriyor. Yabancı yatırımcılar portföylerini boşaltarak Türkiye’den çıkıyorlar. MB’nin en son 10 Kasım 2017 haftası verilerine göre yabancı yatırımcılar bir haftada 513,6 milyon dolarlık hisse senedi, 532,6 milyar dolarlık devlet iç borçlanma senedi (DİBS) ve 32,4 milyon dolarlık da özel sektör tahvilini satarak Türkiye’den çekildiler. Yabancıların bir haftada 1 milyar 78 milyon dolarlık portföy satışı yaparak Türkiye’den çıkmaları ağustos 2011’den bu yana en yüksek haftalık çıkış tutarı.

Piyasalarda gerilimin artması döviz ve faizin kontrolünü zorlaştırırken işadamları bu gidişten kaygılı. Türkiye’nin en köklü işadamları örgütü TÜSİAD’ın Başkanı Erol Bilecik jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerin yükseldiğini, Türkiye’nin kırılganlıklarının artığını belirterek, “Bu ortamda finansal sistemimizin sağlıklı şekilde işleyebilmesi için en azından kendi politika ve söylemlerimizin yeni belirsizlikler yaratmaktan ziyade belirsizlikleri en aza indirmesi gerekir. Yatırımcılara güven veren, piyasalar açısından anlaşılır net mesajlara ve politikalara ihtiyacımız var.” diyor.

İş dünyasının güven verici söylem beklentilerine karşılık Erdoğan 21 Kasım’da AK Parti grup toplantısında ABD ve AB’ye suçlamalarını sürdürdü. Türkiye’ye ekonomik komplo kurulduğu iddialarını yineledi. Erdoğan 17-25 Aralık 2013’te patlak veren rüşvet ve yolsuzluk skandalına atfen “aynı tezgahın” şimdi ABD’de kurulduğunu iddia etti. ABD’nin hukuku “ayaklar altına aldığını” savunan Erdoğan, AB fonlarından Türkiye’ye yapılan mali yardımların kesilmesine de tepki göstererek “Siz önce kendi içinizdeki teröristleri temizleyin” diye konuştu.

Erdoğan’ın bu çıkışları döviz ve faizi daha da dalgalandırdı, yukarı doğru hareketlendirdi.

MB son bir aydan bu yana hükümetin ABD ve AB ile tırmandırdığı gerilimlerle yükselen dövizi kontrole almak için peş peşe yeni önlemlere yönelmek zorunda kaldı. Ne var ki gerilimler sürdükçe sonuç alınması zor görünüyor.

MB 21 Kasım’da bankalara yönelik gecelik fonlamayı sıfırladığını açıkladı. Bu koşullarda bankalar sadece “geç likidite penceresi” olarak adlandırılan sistemden fon sağlayabilecekler. Bu karar, MB’nin örtülü şekilde faizi yüzde 11,99’dan yüzde 12,25’e yükseltmesi anlamına geliyor.

MB 18 Kasım 2017’de aldığı bir başka kararla da “TL uzlaşmalı vadeli döviz satış” ihalelerine başlayacağını duyurmuştu. Bu kararla döviz kurlarının bir-altı aylık vadelerde “öngörülebilir olması” hedefleniyor. 20 Kasım’da yapılan ilk ihaleye gelen tekliflerde doların bir ay sonra 3,94 TL, altı ay sonra da 4,13 TL olacağı öngörüldü.

Yabancı yatırımcıların kaçışını Türk vatandaşlarının dövize taleplerini dizginleyerek piyasaları yatıştırmayı amaçlayan MB’nin aldığı önlemler ekonomide oluşan paniği önlemekte yetersiz kalıyor. Halk tasarruflarının değerini koruyabilmek için döviz almaya, döviz hesabı açtırmaya hız veriyor. Bankalardaki döviz hesaplarındaki tutar 30 Aralık 2016’da 173,2 milyar dolar iken 10 Kasım 2017’de 190,4 milyar dolara yükselmiş durumda.

Türkiye’nin yurt dışındaki döviz varlıkları ile döviz yükümlülüklerini gösteren uluslararası yatırım pozisyonu (UYP) açığı ise 9 ayda 77 milyar dolar artarak eylül sonunda 440,5 milyar dolara yükseldi. 2016 sonunda UYP açığı 363,1 milyar dolardı.

Özel sektörün döviz kredisi borçlarındaki artış da dövize talebi tırmandırıyor. MB’nin son açıkladığı verilere göre, ağustos 2017 itibarıyla özel sektörün döviz varlıkları 113,5 milyar dolar iken döviz borçları 325,6 milyar dolara ulaştı. Şirketler vadesi gelecek taksitlerini ödeyebilmek için kurlar daha da yükselmeden döviz toplamaya çalışıyor. Bu taleple kurlar daha da yükseliyor.

Yabancı yatırımcılar ise hem ekonomideki güvensizlik ve gerilim ortamı hem de dövizdeki artışın sağladığı kazançlarını maksimize etmek için portföylerini boşaltıp dövize çevirerek Türkiye’den kaçmaya hız veriyor.

AB’nin 2018’de Türkiye’ye sağlanacak fonlarda 105 milyon euroluk kesintiye gitmesi tutar küçük olsa da güven açısından çarpan etkisiyle negatif yansımaları olacak bir karar. Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek 105 milyon euroluk kesintiyi yorumlarken, “Bir şey değil, haber etkisi çok kötü ama kendisi hiç anlamlı değil. 2018 yılında muhtemelen Türkiye küresel sistemden minimum 210 milyar dolarlık kaynak bulacak, yani yaklaşık 180 milyar euro. Bu 180 milyar euronun içinde 105 milyon eurodan bahsediyorsunuz.” diyor. Oysa AB’nin bu kararının 2018’de yurt dışından sağlanacak 210 milyar dolarlık borçlanmanın maliyetlerini yükseltmesi, kaynak bulmayı zorlaştırması kaçınılmaz görünüyor.

Avrupa değerlerinden uzaklaşma gerekçesine dayandırılan kesinti, öncesinde de Avrupalı markaların Türkiye’den çıkışı, yatırımcıların kaçışı başlamıştı. Ekim ayında Başbakan Binali Yıldırım ile görüşen İngiliz Strategic Partnership Scheme Group temsilcileri İngiliz yatırımcıların Türkiye yatırımlarında yüzde 20’ye varan gerileme yaşandığını belirterek bunda olağanüstü hal (OHAL) uygulaması ve öngörülemezliğin etkili olduğunu iletmişlerdi.

OHAL çerçevesinde el konulan bin 19 şirket ve 50 bin çalışanı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) yönetiminde. Önemli yabancı markalar ve yatırımcılar bu gelişmelerin yanı sıra ekonomik gidişteki belirsizlikler ve yatırım ortamının güvensizliği nedeniyle son bir buçuk yıldan bu yana Türkiye’den çekilmeye hız vermiş durumda.

Ana muhalefet partisi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu OHAL’in kaldırılması durumunda faizin, kurların ve enflasyonun inmeye başlayacağını söylüyor. Kılıçdaroğlu faiz, enflasyon ve işsizliğin çift haneli oranlarda olduğuna, bütçe açığı ve cari açığın birlikte artığına dikkat çekiyor. Türkiye’nin en kırılgan ekonomi, Türk Lirası’nın da en hızlı değer yitiren para olduğunu vurguluyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerinin gerçeği yansıtmadığını savunan muhalefet liderine göre bu ekonomik tablo nedeniyle yabancı yatırımcı Türkiye’ye gelmiyor. Gelenler ise sadece yüksek faizle kazançlarını artırmak için geliyor.

Türkiye ekonomisinin iç ve dış siyasi gerilimlerle içine girdiği kaotik görüntü yabancı yatırımcıları uzaklaştırırken haftada 1 milyar doları aşan kaçış kaynak kaybını ve ekonomideki kanamayı hızlandırıyor. Türkiye’nin dış kaynak girişi olmaksızın çarklarını döndürmesi zor. En büyük doğrudan yatırım ve portföy yatırımlarının geldiği Batılı ülkelerle, yani ABD ve Almanya gibi AB ülkeleriyle yaşanan gerilimler bu kaynağın gelişini de riske sokuyor, belirsizliği artırıyor. Yabancı kaynak girişinin azalması ya da durmasının yanı sıra Türkiye’deki yabancı yatırımcının kaçmaya başlaması ekonominin uzun süre tahammül edebileceği bir durum değil. Bu süreç sıkıntıların daha da artması ihtimalini yükseltiyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkish-us relations, foreign exchange, turkish lira, recep tayyip erdogan, central bank, foreign investors, turkish economy

Zülfikar Doğan, gazeteciliğe 1976’da Ankara’da haftalık haber dergisi Yankı’da başladı. Milliyet, Posta, Akşam, Finansal Forum, Star, Karşı gazetelerinde muhabirlik, haber müdürlüğü, temsilcilik ve ekonomi-politika yazarlığı yaptı. TRT-1, STAR, NTV, CNBC-e televizyonlarında ekonomi-politika programları ve yorumculuk görevlerinde bulundu. Halen, www.korhaber.com haber portalında genel yayın yönetmenliği ve köşe yazarlığı yapıyor.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept