Türkiye'nin Nabzı

Hasankeyf'in hüzünlü vedası

By
p
Article Summary
Ilısu Barajının yutacağı Batman’ın tarihi Hasankeyf ilçesinde tarihi eserler taşınmaya başlandı, esnaflara tarihi bölgedeki çarşıyı boşaltmaları uyarısı yapıldı. Hasankeyf’te herkes üzgün, herkes hüzünlü.

HASANKEYF -- “Kendi tarihimize sahip çıkalım diyoruz, ‘terörist’ damgası yiyoruz.” Bir yandan patlatılan kayaları izleyen, diğer yandan Al-Monitor ile sohbet eden bir Hasankeyfli duygularını bu cümlelerle ifade ediyor. Konuşma talebimizi, “terörist” damgası yeme endişesiyle reddediyor. Yaklaşık 12 bin yıllık tarihe sahip olan ilçe artık son günlerini yaşıyor. Yüzlerce kuşaktır aynı yerde yaşayan Hasankeyfliler, eski evleri sular altında kalacağından ilçeyi terk etmek zorunda. İlçe halkı yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki yeni evlerine taşınacak.

Hasankeyf’i Türkiye’nin gündemine oturtan süreç 1950’li yıllarda başladı. Kimse Hasankeyf’i doğru dürüst bilmezken ilçenin yolunda katır sırtında bir grup insan belirdi. Bu insanların gelişiyle ilk önce kimse ilgilenmedi. Oraya arada bir gelen turistlerden oldukları zannedildi. Ancak öyle değildi. Gelenler Hasankeyf'le ilgili yıllardır süren tartışmaların ilk adımını atacak ekipti. Dicle Nehri üzerinde bir baraj yapılması planlanıyordu. Bu baraj tarihi ilçeyi de yutacaktı. Gelenler de su kodunu ölçecek mühendislerdi. Katır sırtında gelen mühendisler ölçümleri yaptıktan sonra gittiler. Bu ölçümler Güneydoğu Anadolu Projesinin bir parçası olan Ilısulu Barajının yapılması için ilk adımdı.

Barajın yapılmaması için yıllar boyu süren kampanyalar yapıldı. Bunlar zaman zaman etkili de oldu. Mesela Avrupa ülkelerinin Ilısu Barajı'nın inşası için Türkiye'ye vermeyi planladığı krediyi bir dizi şartlara bağlaması ve talepler içeren bir liste hazırlaması Hasankeyflileri biraz olsun rahatlatmıştı. Ancak 1997 yılında yapılan ihalenin ardından, 2006 yılında temel atıldı ve Hasankeyf geri dönülmez bir yola girdi. İlk ölçümün yapılmasından 57 yıl sonra artık gerçekten de son günlerini yaşıyordu.

İlçenin turistik çarşısında hayat devam ederken tarihi kesimde kayalar patlatılarak yıkılıyor. Yetkililerin söylediğine göre tarihi kale ve çevresinin sular altında kalmaması için 50 metre yüksekliğinde duvar örülecek. Kayaların bazı bölümleri ileride kopup duvarlara zarar vermemesi için şimdiden parçalanıyor. Ortaya çıkan görüntüler IŞİD’in ele geçirdiği yerlerdeki tarihi eserleri havaya uçurmasını andırıyor.

Patlama görüntüleri medyada büyük tepki çekince Batman Valiliği şu açıklamayı yaptı: ”Hasankeyf Antik Kenti’nin Jeolojik ve Jeo-teknik bakımdan güçlendirilme çalışmalarında herhangi bir patlayıcı madde kullanılmamaktadır. Bilim heyeti nezdinde uzman dağcı ekipler tarafından tehlike arz eden kayalar ekolojik kaya kırıcı teknolojisi ve hidrolik kriko yöntemleriyle kontrollü bir şekilde kayaların düşürülme çalışmaları yapılmaktadır.”

Ancak tepkilere rağmen kayalardaki yıkım durmadı. İple kayalıklara sarkan iki kişi, özel bir yöntemle kayalıkları önce patlatıp bir birinden ayırıyor, sonra da parçalıyordu. Hasankeyflilere ise izlemek kalıyordu.

İlçenin tarihi kesiminin hemen yanında turistik eşya satan çarşının esnafına yeni Hasankeyf’e taşınmaları talimatı verildi. Bu da ilçe halkı için sonun başlangıcı anlamına geliyor. Çarşı esnafından Mehmet Emin Aydın kayaların bu şekilde patlatılmasından üzüntü duyanlardan. Psikolojilerinin bozulduğunu söyleyen Aydın iş yerini terk etmek istemiyor. Al-Monitor’a konuşan Aydın şöyle diyor: “Çarşı kapatıldığı zaman otomatikman işlerimiz düşecektir. Burada yaptığımız işleri karşıda yapamayacağımızı biliyoruz. Hediyelik eşya dükkânı olarak karşıya geçersek yol karşıya geçene kadar oradan hiçbir yabancı araba geçmez. Burası baraj olmayana kadar karşıdaki yol açılmaz. Esnaf olarak mağdur olacağız.”

60 yaşlarındaki Ayvaz Tunç da Hasankeyfli bir esnaf. Yıllarca çalışmak için başka illere gitmiş. Uzun yıllar Antalya’da yaşayan Tunç son günleri olmasına aldırmadan Hasankeyf’e geri gelmiş. Çocuklarıyla birlikte Dicle Nehri kenarında bir kafe açmış. Kafesi Hasankeyf’in tam karşısında. İlçeye her baktığında hüzünleniyor. Kendisi için şimdilik tehlike yok ama o da hüzünlü. Al-Monitor’a konuşan Tunç, tek isteğinin Hasankeyf’in kurtulması olduğunu belirterek, “Kendim için bir şey istemiyorum. İstiyorum ki bana hiçbir şey vermesinler sadece bu güzelliği yıkmasınlar. Ben bunu devletimden, insanlarımdan istiyorum. İstiyorum ki bu Hasankeyf aynen böyle kalsın eski, tarihi olarak kalsın, canlı kalsın. Turistler gelsin, burası turist dolsun. Burası coşsun, suyun altında kalmasın” diyor.

Başka esnaflarla da konuşmak istiyoruz ama birçoğu başlarına bir iş gelir endişesiyle kabul etmiyor. Kimisi de olan oldu, konuşsak ne değişecek diye düşünüyor.

Hasankeyf Turizm Kültür ve Kalkınma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Arif Ayhan ise yetkililerin Hasankeyf’i gündemden düşürmek için acele ettikleri görüşünde. Ayhan hayatının önemli bölümünü Hasankeyf’in kurtarılması için mücadele ederek geçirmiş. Süreci en yakından bilenlerden. Al-Monitor’a konuşan Ayhan, “Artık yetkililer bu muhabbeti bitirmek istiyor. İstedikleri, ‘insanları nasıl mağdur ederiz’ Yeni gelen bilim heyeti sanki insanları kandırma eğitimi almış. Gerçekten insan haklarıyla alakaları yok, ‘Gidin insanları kandırın’ demişler’” diyor.

Tarihi kesimin dinamitle yıkılmasına da tepki gösteren Ayhan şöyle devam ediyor: “Dinamit yanlış, tarihi bir yerden bahsediyoruz. Çalışma yaptıkları yerler tarihi etkileyebilecek yerler. Biraz daha uzun çalışılıp dinamit kullanmayabilirlerdi.”

Barajın bölgeye ne getireceğini en iyi bilen isimlerden olan Ayhan karmaşık duygular içinde olduğunu söylüyor. Ayhan, duygularını şöyle anlatıyor: “Ne kadar zarar göreceğimizi en iyi bilenlerdenim. Bazı insanlar her şeyi oluruna bırakmış, ‘ne olursa olsun’ demiş. Bu şekilde giderse sanki daha kötü günler bekliyor bizi.”

Peki süreç geri dönülmez bir noktada mı? Ayhan, bu soruya şu yanıtı veriyor: “Geri dönülmez artık. Ben geri dönülebileceğini zannetmiyorum ama en azından halk memnun edilebilirdi, mağdur edilmeyebilirdi. Halkın gördüğü şuydu ‘bizi mağdur etmeyecekler, devlet bizi mağdur etmeyecek.’ Buna gerçekten inandı. Şu ana kadar mağdur edildik. Halen mağdur ediliyoruz yalnız bu sefer bir toplantı daha yapacağız. Bu şekilde bu çarşıyı boşaltmayacağız, biz kimseye zarar vermeyeceğiz, saldırmayacağız. Hepimiz hemfikiriz. Çarşıyı kapatırlarsa kapatsınlar, biz çıkmayacağız. İş makinesi gelsin bizi ezsin.”

İlçe daha sular altında kalmadan çarşının boşaltılma nedeni ise tarihi eserlerin taşınması. Yetkililer tarihi eserlerin sular altında kalmaması için taşınmasına karar vermişti. Daha önce Zeynel Bey Türbesi’ni taşıyan yetkililer şimdi de çarşı civarındaki diğer eserleri taşımaya hazırlanıyor. Bu nedenle de çarşının taşınması isteniyor.

Kimilerine göre Ilısu Barajı sulama ve enerji için yapılıyor. Bazıları göre ise baraj güvenlik amaçlı. Maksat PKK’lıların bölgede rahat hareket etmesinin önüne geçmek, ayrıca Irak ve Suriye’ye karşı su kozu elde etmek. Ama herkesin üzerinde uzlaştığı barajın ömrünün sadece 50 yıl olduğu. 12 bin yıllık Hasankeyf’in mi getirisi daha çok yoksa barajın mı? Peki, 50 yıllık bir baraj için 12 bin yıllık bir tarihi yok etmeye değer mi? Cevaplar belli ama artık çok geç.

 

Bu bölümlerde bulundu: Cultural heritage

Mahmut Bozarslan gazeteciliğe 1996 yılında Diyarbakır’da başladı. Sabah Gazetesi, NTV ve El Cezire Türk’te muhabirlik yaptı. Bu sırada Fransız Haber Ajansı AFP’ye de serbest muhabir olarak katkıda bulundu. Bozarslan Kürt sorununun çeşitli yönleri, Irak Kürdistanı, kadın sorunu, mülteciler, yerel ekonomi gibi konularda haberler yaptı. Twitter hesabı: @mahmutbozarslan

x

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X