İsrail'in Nabzı

ABD-Suudi silah anlaşması: İsrail niçin sessiz kaldı?

By
p
Article Summary
Dünyada terörün en büyük düşmanı olmakla övünen İsrail ABD ile Suudi Arabistan arasındaki devasa silah anlaşmasını sükûnetle karşıladı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

ABD Başkanı Donald Trump 20 Mayıs’ta Suudi Arabistan’la örneği görülmemiş bir silah satış anlaşması imzaladı. 110 milyar dolarlık silah ve askeri teçhizat satışını öngören anlaşma, önümüzdeki 10 yılda 350 milyar dolara ulaşacak. İlginçtir ki bu devasa anlaşma Trump’ın İsrail ziyaretine gölge düşürmedi, Başkan ve eşi burada da krallar gibi karşılandı.

Eski başkanlardan Ronald Reagan’ın 1981’de Suudilere 5 adet erken uyarı ve kontrol sistemi (AWACS) satma kararına İsrail’in nasıl tepki verdiğini unutmak zor. Menahem Begin hükümeti kıyameti koparmış, Washington’da İsrail yanlısı bir lobi kuruluşu olan Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi tüm gücüyle harekete geçmiş, medya da İsrail-ABD ilişkilerinde büyük bir krizden söz etmişti.

Peki, terörün büyük düşmanı İsrail Riyad’a karşı niçin tavır değiştirdi? Suudi Arabistan İslamcı, İsrail karşıtı terör gruplarına desteğini kesmiş değil. Eski Başkan Barack Obama Suudilerin radikal Vahhabi ideolojisini yaydığını açıkça beyan etmiş, eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da özel yazışmalarında El Kaide ve Taliban gibi terörist örgütlerin başlıca finansman kaynağının Suudiler olduğunu yazmıştı. Alman Şansölye Yardımcısı Sigmar Gabriel ise Suudilerin radikal camilere kaynak sağlamayı kesmesini istemişti.

İsrail’in daha önce düşman devlet saydığı Suudi Arabistan ile ABD arasındaki silah anlaşmasına sessiz kalması birkaç nedenle açıklanabilir. Birincisi Başbakan Benjamin Netanyahu 1980’lerde AWACS’lara karşı yürütülen kampanyanın başarısızlığından ders çıkarmış olabilir. Sağcı Netanyahu hükümeti, iş dünyasından gelen ve çabuk sinirlenmekle bilinen Trump’a ters düşmek ve bu kârlı anlaşmanın önünde engel olmak istemiyor. Zira aksine bir tavır bir “emlak anlaşmasına” mâl olabilir. Yani ABD İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim inşaatlarını dondurmasını talep edebilir ve bu da Netanyahu’nun koalisyon hükümetini tehlikeye atabilir. Kudüs’e gelmeden önce Suudilerle silah anlaşması imzalayan, Yahudilerin kutsal mekânı Ağlama Duvarı’na giderken Yahudi başbakanı yanında istemeyen, İsrail Müzesi’nde yaptığı konuşmada Suudi Kralı Selman’ı bolca öven Trump’ın yerine tüm bunları Obama yapmış olsaydı Netanyahu’nun kıyameti nasıl koparacağını hayal etmek zor değil.

İkincisi Suudilerin silah alımlarıyla İsrail’in de önemli pay sahibi olduğu dünya silah endüstrisinin canlanması bekleniyor. Finans dergisi The Marker’a konuşan eski bir üst düzey savunma yetkilisine göre ABD’nin Suudi anlaşmasını büyük bir hevesle yapması başka ülkelere de silah satış ihalelerini tetikleyecek. İsrail ve ABD orduları için projeler yürüten, haberleşme araçları üreticisi Acceleradio’nun sahibi İsrailli iş adamı Tal Mashraky ise ABD’li şirketlerle çalışan İsrailli alt yüklenicilerin Suudi anlaşmasından kabarık bir komisyon alacağını söylüyor. Mashraky’ye göre ABD bir telafi olarak İsrail’in Çin’e yönelik silah satışlarına getirdiği kısıtlamaları da kaldırabilir.

İsrail’in sessizliğini açıklayan üçüncü bir unsur da burada yatıyor. Silah anlaşmaları konusunda İsrail bir saflık abidesi sayılmaz. Zalim rejimler İsrail’in ürettiği askeri teçhizat ve teknik bilgileri farklı yollardan edinebiliyor ve bunlarla savaş suçları işliyor. Al-Monitor temmuz 2015’te Güney Sudan ordusunun İsrail yapımı silahlar kullanarak sivilleri katlettiğini, köy yaktığını, kadın ve kız kaçırıp cinsel istismarda bulunduğunu, bazı insanların evlerinde canlı canlı yandığını aktarmıştı.

Avukat İtai Mack ve bir grup insan hakları savunucusunun İsrail Yüksek Mahkemesi’ne 19 Ocak’ta yaptığı başvuruya göre Myanmar’daki askeri cunta da İsrail silah endüstrisinin iyi bir müşterisi. Başvurucular, cunta lideri ile İsrailli üst düzey hükümet ve ordu yetkilileri, İsrailli silah şirketleri arasında yoğun ilişkiler olduğuna dair ellerinde kanıt olduğunu iddia ediyorlar. Birleşmiş Milletler ve Harvard Üniversitesi’nce hazırlanan raporlarda Myanmar rejiminin insanlığa karşı suçlar işlediği iddia ediliyor. Ekimden bu yana siviller katlediliyor, ortadan kayboluyor ya da işkence görüyor, kadın ve kızlar tecavüze uğruyor, köyler ateşe veriliyor. Eylül 2015’te İsrail’i ziyaret eden cunta lideri, savunma sanayi şirketlerinde “alışverişe” çıkmış, savunma kurumlarının yöneticilerinin yanı sıra Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı ile görüşmüş, hava ve deniz üslerini gezmişti. İsrail Savunma Bakanlığı’nda silah ihracatına bakan birimin yöneticisi de geçtiğimiz yaz Myanmar’a gitmişti.

Myanmar’ın ismi, Tel Aviv’de 6 Haziran’da açılacak olan savunma, iç güvenlik ve siber güvenlik fuarı ISDEF’in katılımcı listesini de süslüyordu. Listede savaş suçlarıyla itham edilen Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Sri Lanka, Fildişi Sahili, Liberya, Nijerya, Kamerun gibi başka devletler de vardı. Bu devletlerin bazıları uluslararası silah ambargosu altında. Organizatörlere göre fuar esnasında yüzlerce milyon dolarlık savunma anlaşmalarının imzalanması bekleniyor.

Fuar yönetimi, fuara şaibeli rejimlerin davet edildiği eleştirilerini şöyle yanıtladı: “Yerli sanayiyi baltalamak ve 4 bin yabancı görevliyi ağırlayacak olan İsrail’in en büyük uluslararası silah fuarını karalamak isteyenleri esefle karşılıyoruz. Başlarında bakanların, üst düzey yetkililerin, askeri kurum ve savunma yöneticilerinin bulunduğu 90 civarında resmi heyetin buraya geliş amacı İsrailli şirketlerle savunma ve ticari iş birliği geliştirmek, İsrail savunma sanayiini tanımak ve ondan bir şeyler öğrenmek, ayrıca dünya pazarında bugün savunma ve güvenlik alanında var olan en son yenilikleri görmektir. Yabancı heyetlerin hepsi tam bir eş güdüm içinde ve yasalara uygun şekilde gelmektedir.”

O eski özdeyişin dediği gibi camdan evde oturanlar başkalarına taş atmamalı. ABD-Suudi anlaşmasına ses çıkarma cesareti gösteren tek üst düzey İsrailli yetkili olan Savunma Bakanı Avigdor Liberman’ın ölçülü tepkisi de buradan kaynaklanıyor. İsrail Ordu Radyosu’na konuşan Liberman “Suudi Arabistan’daki silah yarışı ve alımlar beni huzursuz ediyor.” demekle yetindi. Keşke Liberman bu ölçülü yaklaşımı tüm Araplara ve özellikle Filistinli komşularına da gösterebilse.

Bu bölümlerde bulundu: Bölgesel savunma sanayii

Akiva Eldar Al-Monitor'un İsrail'in Nabzı bölümünün köşe yazarlarındandır. Daha önce Haaretz'in baş yazarı ve köşe yazarı olarak çalışan Eldar, Hebrew gazetesinin de ABD temsilciliğini ve diplomasi muhabirliğini yürüttü. Yahudi yerleşimleri üzerine Idith Zertal ile birlikte yazdığı  "Lords of the Land" isimli son kitabı İsrail'in çok satanlar listesine girmiş ve İngilizce, Fransızca, Almanca ve Arapça'ya çevrilmiştir. 

x

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X