Irak'ın Nabzı

Musul’un kurtuluşu niçin İD’in sonu anlamına gelmez?

By
p
Article Summary
Musul’un geri alınması Irak ve Suriye arasındaki geniş ve çöllük araziler nedeniyle İslam Devleti’nin sonu anlamına gelmeyecek. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

BAĞDAT — İslam Devleti (İD) savaşçıları Musul’un batısında yakında ele geçirilmesi beklenen ve giderek daralan bir bölgede sıkışmış olsa da uzmanlar, ülke çapında mücadelenin bitmekten henüz çok uzak olduğu uyarısından bulunuyor.

Irak’ın önde gelen güvenlik ve terör uzmanlarından Hişam El Haşimi Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede uluslararası örgütün “henüz tüm gücünü kullanmaya başlamadığını” belirterek eskiden İD’in başkenti olarak nitelenen Musul’da sadece “önleyici” bir güç bıraktığını söylüyor.

Haşimi’ye göre Irak istihbaratı İD üyelerinin kimliklerini tespit edebilmiş değil ve Musul’un muhtelif bölgelerinde ele geçirilen belgelerde örgüt militanları numaralarla kayıt altına alınmış ve isimleri “gizlenmiş” durumda. Yani militanların kolayca halkın arasına karışmaları ve güvenlik taramalarından kaçmaları olası.

Irak ordusu, nisan ayı ortasında önceden ülke topraklarının yaklaşık yüzde 40’ını kontrol eden İD’in şu an sadece yüzde 7’sini kontrol ettiğini açıklamıştı. Haşimi bu açıklamaya şöyle yanıt veriyor: “Bu sadece meskûn mahalleri kapsayan bir tahmin. Aslen örgüt hâlen toprakların yüzde 18’ini elinde tutuyor. (...) Bu önemli. Havice, Tel Afer, El Bac hâlen ellerinde.”

Anbar vilayetinin batısındaki Rava, Anah ve Kaim kentlerinin de hâlen örgütün kontrolünde olduğunu anımsatan Haşimi şöyle devam ediyor: “Havice’de mücadele için yeterli gücümüz yok. Musul ve Tel Afer’in tamamını ele geçirinceye kadar Havice’ye dönemeyiz. Havice tarım alanı olduğu için zor bir bölge ve militanların kalesi olduğu bir gerçek. Diyala, Selahaddin ve Kerkük vilayetlerinden kaçan militanlar buraya sığınmış durumda.”

Haşimi’ye göre Havice’de yaklaşık 5 bin İD savaşçısı bulunuyor. Kerkük’te geçen sene düzenlenen ve yaklaşık 100 kişinin ölümüne sebep olan saldırıyı düzenleyen savaşçıların çoğu da Havice’den gelmişti. Bunlarında bir kısmı hâlen Selahaddin vilayetinde saldırılar düzenlemeyi sürdürüyor.

Haşimi “Irak’ın Suudi Arabistan’la sınırı güvenli değil.” diyor. Suriye’ye sınırı olan Anbar bölgesinde yaşanan saldırıların sayısı ise son günlerde artmaya başladı. Haberlerde bu bölgedeki İD savaşçılarının tünelleri kullanarak “Yeterli teçhizat ve eğitime sahip olmayan” muharebe dışı askerlere saldırılar düzenlediği belirtiliyor.

Irak’ın toplamda üçte birini oluşturan çöller de uzun zamandır terör faaliyetlerinin yuvası hâline gelmiş durumda. Merkezi polis teşkilatının başındaki Korgeneral Rayid Şakir Cevdet ise “Şeytanın yuvası” diye tanımladığı Musul’un alınması gerektiğini ve bunun İD’le mücadelenin sonu anlamına gelmese de son derece önemli bir zafer olacağını söylüyor.

Hammam El Alil üssünde Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Cevdet, İD’in geniş idari ve mali sisteminin örgütü “düpedüz bir çete”ye dönüştürdüğünü belirtiyor.

Irak ordusu tarafından gazetecilere gönderilen günlük bilgilendirme notlarını ti’ye alan Haşimi ise bunların “propagandadan ibaret” olduğunu söyleyerek “O açıklamalardaki ölü İD militanlarının toplamı Çin’in nüfusunu geçiyor.” diyor.

Açıklamalarda her gün önemli bir İD yöneticisinin öldürüldüğü bildiriliyor ve ölenlerin mahlasları açıklanıyor. Haşimi ise şöyle diyor: “Bu isimlerin birçoğunun sağ olduğunu kesin olarak biliyorum. Diğer isimlerin ise zaten bir önemi yok.”

Bu isimlerden biri de Irak ordusunun Musul müftüsü olarak nitelediği Ebu Eyüp El Attar. Ordu Attar’ın nisan sonunda öldürüldüğünü bildirmişti ama ateş hattında görev alan bir komutan Al-Monitor’a Attar’ı daha birkaç gün önce cephede gördüğünü söyledi.

Haşimi, Irak ordusunun öldüğünü bildirdiği bir diğer isme ilişkin de şu bilgileri veriyor: “Kan yargıcı adıyla bilinen ve Musul’un batısındaki El Zingilili olan Nizameddin Abdullah El Rifai örgüt içinde önemli bir isim ama bazı akrabalarıyla temas hâlindeyim ve bana hâlen hayatta olduğunu söylediler. (...) Rifai Irak’taki Selefi hareketin kurucularından biri. Geçmişte (1978’de, 1986’da, 1994’te ve 1999’de) toplam dört kere tutuklanmış bir isim. Örgütün başlıca teorisyenleri arasında ve Ninova’dan İD’e katılan pek çok kişinin aklını çelen de o. İD ondan Musul’dan ayrılmasını istedi ama o reddetti.”

“İD kaçmıyor, hiçbir zaman kaçmadı.” diye devam eden Haşimi Musul’da mevzilenen üç tugaydaki yabancı savaşçıların çoğunun hâlen kentte bulunduğuna işaret ediyor. Haşimi bunları şöyle sıralıyor: “Nehavend Tugayı’nın çoğu Asyalı ve görevleri tünel kazmak ve pusu kurmak, Tarık İbni Ziyad Tugayı’nın çoğu Fransızca konuşan Avrupa vatandaşlarından oluşuyor ve intihar eylemlerinin çoğunu bunlar gerçekleştiriyor ve El Furkan Tugayı çoğu Rusça konuşan keskin nişancılardan oluşuyor.”

Haşimi, İD’in Irak ve Suriye arasındaki bölgede üç orduya sahip olduğunu ve her ordunun yaklaşık 12 bin savaşçıdan oluştuğunu yani toplamda yaklaşık 36 bin savaşçısı bulunduğunu anlatıyor. Orduların isimleri şöyle: Ceyş El Halife, Ceyş El Usra, Ceyş El Dabık.

Haşimi şöyle devam ediyor: “Tüm bu öldürülenlerin cesetleri nerede? Anbar’daki cesetleri gördük. Selehaddin’deki cesetleri gördük. Musul’da öldürülen bunca kişinin cesedi nerede?”

Örgüt içindeki pek çok kilit ve önemli ismin Musul operasyonunun başladığı 17 Ekim’de kenti terk ederek El Baac’a kaçtığını ekleyen Haşimi, İD’in 43 kurucusundan 42’sinin öldürüldüğünü ve örgütün ağustos 2014’ten bu yana öldürülen 70 “üst düzey” yöneticisinin yerine de başka isimler atandığını söylüyor.

Uluslararası terör örgütü Musul’u haziran 2014’te ele geçirdi ancak örgütün nüveleri yıllardır Irak’taki varlığını sürdürüyordu. Haşimi’nin tahminlerine göre kenti geri almak için geçen yıl ekim ayında başlatılan operasyon kapsamında yaklaşık 3 bin 500, ağustos 2014’ten bu yana da yaklaşık 50 bin İD militanı öldürüldü. Haşimi de sözlerini şöyle noktalıyor: “İD askeri açıdan kaybetse de propaganda kanadı çalışmaya devam edecek. İD’in gizli hücreleri önemli. Bu insanların kim olduklarını bilmiyoruz. Kayıtlarda kim olduklarına ilişkin bir bilgi yok. Komşuları bile onları tanımıyor.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: İslam Devleti

Shelly Kittleson  Orta Doğu ve Afganistan uzmanı bir gazetecidir, çalışmaları ABD ve İtalya ve pek çok uluslararası basın kuruluşunda yayımlanmıştır. 

 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept