Jordan Pulse

Ürdün güney Suriye’ye müdahale eder mi?

By
p
Article Summary
Ürdün sınırları yakınlarında faaliyetlerini artıran İslam Devleti Ürdün’ü güney Suriye’de askeri müdahaleye sevk edebilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Kral Abdullah’ın 5 Nisan’da ABD Başkan Donald Trump ile yaptığı görüşmenin ardından Ürdün ABD ve İngiliz özel kuvvetleriyle birlikte Suriye’nin güneyinde İslam Devleti’ne (İD) yönelik müdahale hazırlığında olabilir. Beyaz Saray’daki görüşmede farklı konular ele alınmış olsa da gündemin odağında İD’le mücadele, Suriye’de güvenli bölgelerin kurulması ve Ürdün’ün bu alanlardaki rolü vardı. Kral Abdullah Washington Post’a aynı gün verdiği mülakatta “Dışarıdan gelen devlet dışı aktörlerin sınırımıza doğru gelmesine müsamaha göstermeyeceğiz.” diyerek Ürdün’ün kuzey sınırındaki tehditlere karşı harekete geçebileceği mesajını verdi.

İD unsurları Musul ve Rakka’dan kaçarken birçok militanın Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’dan güneye Ürdün sınırına kadar uzanan geniş Badia bölgesine yönelmesinden korkuluyor. ABD Kongresi’nce hazırlanan yeni bir raporda 2011’den itibaren Irak ve Suriye’de İD saflarına katılan Ürdünlülerin sayısı 4 bin olarak tahmin ediliyor. Bu sayıyı 500 ila 3 bin arasında tahmin eden farklı kaynaklar var. Ancak sayı ne olursa olsun Ürdün’deki uzmanlar birçok militanın ülkelerine dönmeye ve burada terörist eylemler yapmaya çalışacağını düşünüyor.

ABD ve İngiltere’nin Ürdün’ün kuzeyine Suriye sınır hatlarına özel kuvvetler gönderdiği haberine resmi makamlar herhangi bir yorum yapmış değil. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov 14 Nisan’da ABD’nin Suriye’nin güney sınırlarına asker yerleştirdiği haberini takip ettiklerini, konuya açıklık getirilmesini beklediklerini söyledi.

Ürdün ordusu ise 15 Nisan’da “Hazır Aslan” isimli yıllık tatbikatın ABD dâhil 23 ülkenin katılımıyla 7-18 Mayıs tarihlerinde gerçekleşeceğini duyurdu.

Bu arada Kral’ın Trump’la görüştüğü gün İD 20 dakikalık bir video yayımladı. Videoda dört Ürdünlü militan Ürdün rejimine karşı açık tehditler savuruyor; orduya, polise, güvenlik hedeflerine karşı saldırı çağrısı yapıyordu. Militanlar ayrıca İD’in Kerak kalesinde gerçekleştirdiği saldırıyı selamlıyordu. Aralıktaki saldırıda dokuz güvenlik görevlisi ile Kanadalı bir turist hayatlarını kaybetmişti. Video korkunç bir sahneyle, İD’le savaşmak üzere Ürdün’de eğitildiği iddia edilen dört Suriyelinin başlarının kesilmesiyle son buluyordu.

Ürdün Suriye’de Yeni Suriye Ordusu olarak bilinen grubu destekliyor. Ağırlıkla güney Suriye’deki aşiretlerden ve Özgür Suriye Ordusu unsurlarından oluşan bu yapının Suriye rejimiyle değil İD gibi militan gruplarla savaşmak için kurulduğunu Ürdün birkaç kez dile getirdi.

Resmi makamlar İD’in videosuna ilişkin yorum yapmasa da tehditlerin ciddiye alındığını gösteren işaretler var. Mısır’da kiliselere yönelik İD’in üstlendiği 9 Nisan’daki intihar saldırılarının ardından Ürdün de kilise çevrelerindeki güvenlik önlemlerini Paskalya kutlamaları arifesinde artırdı. Kerak saldırısından bu yana onlarca İD sempatizanı önleyici tedbir olarak gözaltına alınıyor.

Suriyeli sığınmacıların sınırın birkaç kilometre ötesinde Rukban’da oluşturduğu kamp, İD militanlarının da burada bulunması nedeniyle Ürdün’ü özellikle kaygılandırıyor. Örgüt geçtiğimiz haziranda bu kampı kullanarak bir Ürdün karakoluna intihar saldırısı düzenledi ve altı askerin ölümüne neden oldu. 10 Nisan’da ise İD militanlarının Suriye-Ürdün sınırındaki El Tanf üssüne düzenlediği sürpriz saldırı ABD’li ve İngiliz askerleri ile Suriyeli muhalif güçler tarafından püskürtüldü. Bu üs, ABD ve İngiliz özel kuvvetleri tarafından kullanılıyor. Şam yanlısı bir haber sitesine göre bu operasyonda Ürdünlü askerler de yer aldı.

Ancak en büyük tehdit Halid İbn El Velid Ordusu’ndan gelebilir. 2016’da İD’e biat eden bu örgüt, Yermük Nehri havzasında Ürdün sınırına ve ülkenin ikinci büyük kenti İrbid’e sadece birkaç kilometre mesafede bulunan bir dizi köyü kontrol ediyor. Bin 500 kişiden oluşan örgütün elinde ağır silahlar ve T-55 tankları olduğu söyleniyor.

Suriye’nin güneyinde İran destekli milislerle Hizbullah savaşçılarının faal olması da Ürdün’ü endişelendiriyor. Kral Abdullah, Washington Post’a verdiği mülakatta İran Devrim Muhafızları’nın Ürdün sınırına 70 kilometre mesafede bulunduğunu belirterek şöyle dedi: “Bu bizim için kötü bir haberse eğer buna İsrail denklemini de eklememiz gerekir.”

Ürdün’ün kaygılarını artıran bir başka gelişme ise şu: Daha önce Nusra Cephesi olarak bilinen Hayat Tahrir El Şam (Şam Kurtuluş Komitesi) önderliğindeki Şam Kurtuluş Karargâhı 15 Nisan’da Suriye’nin güneyindeki Dara kentinde önemli kazanımlar sağladı. El Kaide bağlantılı bir terör örgütü olarak kabul edilen Hayat Tahrir El Şam, Cenevre ve Astana siyasi süreçlerinde yer almıyor. Ürdün, Suriye’nin güneyinde sükûneti sağlama ve buradaki ılımlı muhalif grupları Astana görüşmelerine getirme konusunda Rusya ile anlayış birliğine varmıştı. Dara’da haftalardır süren çatışmalar Ürdün’ün güney Suriye’deki planlarını karıştırdı. Zira şimdi başka cihatçı gruplar da sınırın birkaç kilometre ötesine kadar gelmiş oldu.

Al-Monitor’a konuşan eski Enformasyon Bakanı Semih El Mayta’ya göre Ürdün, uzun zamandır İD militanlarıyla doğrudan çatışma ihtimaline karşı hazırlık yapıyor. Mayta şöyle diyor: “Suriye ve Irak’la 600 kilometreyi aşan sınırlarımız var. Şu ana kadar kendimizi koruyabildik. Ancak Ürdün sınır ötesinde İD’le açık bir savaşa girmekten çekinmez. Çünkü bu örgüt bizi doğrudan tehdit ediyor.”

Askeri konularda yorumculuk yapan emekli General Hafız El Hasavne ise Ürdün’ün Suriye topraklarında büyük çaplı bir askeri harekât yapmasını beklemiyor. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Hasavne şöyle diyor: “İD Ürdün ordusuyla doğrudan çatışmayı göze almaz, onun yerine Kerak saldırısına benzer terör eylemlerine başvurur. Dolayısıyla ben silahlı kuvvetlerimizin sınır hattında ya da Suriye’nin içinde ‘Vur ve çekil.’ tarzında operasyonlar yapmasını bekliyorum.”

Yine de sınırdaki askeri takviyenin güney Suriye’de maliyetli bir müdahaleyle sonuçlanmasından, Ürdün’ün Suriye bataklığına sürüklenmesinden korkuluyor. Siyasi yorumcu Ureyb El Rantavi 11 Nisan’da El Destur gazetesindeki makalesinde İD’i güney Suriye’den defetmek ve güvenli bölgeler oluşturmak için yapılacak ortak bir operasyonun risklerine şöyle dikkat çekti: “Ya Suriye ordusuyla, Hizbullah’la veya Rus güçleriyle çatışma çıkarsa ne olur? Bu geniş bölgede kontrolü sağlamaya çalışırken bir yıpratma savaşına saplanıp kalma ihtimalini dikkatlice değerlendirmeliyiz.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: militants, suicide, special forces, islamic state, king abdullah, fsa, jordanian-syrian border

Osama Al Sharif Ürdün’ün başkenti Amman’da yaşayan, Orta Doğu üzerine uzmanlaşmış kıdemli bir gazeteci ve siyasi yorumcudur. Kendisine alsharif.osama@gmail.com adresinden ulaşılabilir. Twitter hesabı: @plato010

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept