Türkiye'nin Nabzı

Sur: Kimisi evini kimisi yakınının cesedini arıyor

By
p
Article Summary
Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki sokağa çıkma yasağının bazı caddelerde kalkmasıyla birlikte korkunç manzara ortaya çıktı. Sur’a akın eden mahalle sakinlerinin bazıları evlerini bulmaya çalıştı, bazıları ise çatışmalarda ölen yakınlarının cenazelerini.

DİYARBAKIR -- Bir grup kadın beş katlı binanın dar merdivenlerinden yavaş yavaş çıkarken, her katta durup kapısı açık evlere bakıyor. Altı ay sonra evlerine dönebilenler evlerindeki sağlam kalan eşyalarını topluyor.

Kadınlar hüzünlü sesle geçmiş olsun dileklerini iletiyor. Ağır ağır merdivenleri çıkarken bir yandan da beddua ediyorlar: “Bunları bize yaşatanlar Allah’ından bulsun…”

Binanın üstüne çıktıklarında ise manzara karşısında şaşkınlığa uğruyorlar. Onlarca yıldır yaşadıkları sokaklarından eser yok. Şaşıran sadece onlar değil, binanın üzerine çıkan herkes aynı durumda. İlk şoku atlatan kadınlar bu kez evlerinin yerini bulmaya çalışıyor. Onlar da binanın üstündeki herkes gibi birbirlerine evlerini işaret ediyor: “Bak bizim ev şuradaydı”, “Hayır orası sizin değildi, sizinki caminin arkasına düşüyordu”. Artık ne caminin arkası, ne de evleri yerinde duruyor.

Daha önceleri bir arabanın dahi zor geçtiği sokaklar bulvara dönüşmüş neredeyse. Bölgedeki tarihi eserler olmasa, sokaklar tanınmayacak halde. İnsanların üzerinden evlerine baktığı bina sokağa çıkma yasağının sürdüğü bölgelerin sınırında. Binadan sonrası hala yasak, o nedenle evlerine binadan bakmaya çalışıyorlar. Mahalleleri gören binaların tamamının üstü dolu. Herkesin derdi aynı: “Evimiz ne durumda?”

Kimisinin yerinde enkaz bile yok. Hüzünlü gözlerle evinin bulunduğu tarafa bakan Fırat Dalkıran boş bir araziyi izliyor. Yasağın kalktığı sabahın erken saatlerinde mahalleye koşan Dalkıran büyük bir umutla evinin bulunduğu tarafa yönelmiş. Ancak evin yerinin boş olduğunu görünce şaşkınlığa uğramış. Al-Monitor’a konuşan Dalkıran evini geriye kalan bir parça duvardan tanıdığını söyledi. Dalkıran şöyle konuştu: “Sokağa çıkma yasağı ilan edildikten sonra ilk kez geldim ama bir şey göremedik. Sadece enkaz gördük. Aslında enkazın da nerede olduğunu kestiremedim. Okuldan olmasa bulamazdık. Tek bir duvar kalmıştı, duvardaki fayanstan evi tanıdım. Evimdeki eşyalarımı alma fırsatım olmadı. Eşyalarımın hepsi gitti. Amcamla aynı mahallede oturuyorduk, 70 yıl çalıştı, pantolonunu bile alamadı, pijamayla evden çıktı”.

Evlerinin bulunduğu binaların sağlam olduğunu görüp sevinenler de var. Binanın üstünde bulunan gazetecilerden yardım isteyerek, kamerayla evlerini zumlamalarını istiyorlar. Ancak gördükleri manzara karşısında hayal kırıklığı yaşıyorlar. Ev sağlam olsa da içindekiler yanmış.

Herkes büyük bir telaş içinde evlerinin yerini bulmaya çalışırken, bir kişi sessizce sokakları izliyor. 50 yaşlarında, saçları ağarmış, buğulu gözlerle sokaklara bakıyor. Adı Muzaffer Çukur. Sokaklarda bir şey aradığı belli. Ama aradığı diğerleri gibi ev değil bir ceset. Yaklaşık beş ay önce bölgedeki çatışmalarda öldürülen yeğeni Rozerin Çukur’un cesedini arıyor. 8 Ocak’ta öldürülen Çukur’un cesedi halen ailesine teslim edilmemiş.

Yetkililer cesedin bulunamadığını söylüyor. Aile ise umudunu kaybetmemiş. Yasağın kalktığını duyan amca Çukur altı ay sonra açılan sokakları adım adım gezerek yeğeninin cesedi arıyor. Al-Monitor’a konuşan Çukur, yaklaşık beş aydır cenazeyi almak için uğraştıklarını belirterek, “Dün akşam medyadan aldığımız habere göre belirli sokaklar serbest oldu. Geldik, çocuğumuzun cenazesini arıyoruz. Bir umut, bir ihtimal sokakları didik didik arıyoruz. Çocuğumuzun cenazesini bulabilir miyiz diye arayış içindeyiz. Şu ana kadar bir ipucu bulabilmiş değiliz” dedi.

Çukur’a bir süre sonra Rozerin’in babası Mustafa Çukur de eşlik ediyor. Bir umut Rozerin’in cesedini bulurlar diye sokaklara dağılıyorlar.

Çatışmaların yaşandığı bölgelerde bulunan tarihi eserler de ağır hasar görmüş durumda. Ermeni Katolik Kilisesi’nin duvarlarının bir bölümü yıkıldı. Hemen yakınlarındaki Hacı Hamit Camii’nin ise minaresi yıkılırken, kubbesi de delik deşik oldu. Surp Giragos Ermeni Kilisesi’nin ise camları kırılmış, içerideki eşyalar tahrip edilmiş.

Çatışmaların en belirgin izlerini ise binalarda görmek mümkün. Kapısı sağlam kalan ev yok gibi. Kimi evler çatışmalar için kullanılmış, kimisi ise dinlenmek için. Bina merdivenleri boş konserve kutularıyla dolu. Bir merdivende ise kan izleri dikkat çekiyor. İzlerin olduğu yerin hemen yanında, üzerinde “bir numaralı ceset” yazılı bir kâğıt parçası bulunuyor. Bu da güvenlik güçlerinin bir süre önce binada olay yeri incelemesi yaptığını gösteriyor. Binadan inerken bir çift göze çarpıyor. Aylar sonra evlerine gelebilmişler. Evde fazla hasar yok ancak çift tepkili. Evin kapısını kırıp içeri girenler, yatak odasını dağıtmış. Dolaplarda bulunan birçok özel eşya ortalığa saçılmış. Bina sakinlerine göre eve girenler güvenlik güçleri. Bir alt katta ise evin sahibi çatışmalardan geriye kalmış bir dürbünü gösteriyor.

Sur’un yasak kalkan 14 sokağında ise hareketlilik var. Mahalle sakinleri sağlam kalan eşyalarını alarak bir daha dönmemecesine Sur’u terk ediyor. Bir kişi var ki o sadece bir düdüklü tencere götürüyor beraberinde; Medine Demir… Eşinin yıllarca çalışıp kurduğu evinden geriye sadece bir düdüklü tencere kalmış. Al-Monitor’a konuşan Demir, “Bunu ömrüm boyunca saklayacağım. Bu günlerin hatırası olarak sağlayacağım” diye konuştu.

Diyarbakır’ın Sur ilçesine adını veren tarihi Sur içindeki gerginlik sokaklara hendeklerin kazılmasıyla başladı. Güvenlik güçlerinin ilk müdahalesinde hendekler kapatıldı. Ancak PKK’nın şehir yapılanması YPS üyeleri bir süre sonra yeniden bölgeye yerleşti. 28 Kasım’da Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesinin ardından bölgede sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Kapsamı bazen genişletilen bazen daraltılan yasak süresince operasyonlar ve çatışmalar devam etti. 103 günün sonunda tamamlanan operasyonda, resmi rakamlara göre, 71 güvenlik görevlisi yaşamını yitirdi. Operasyonlar tamamlansa da arama ve enkaz kaldırma çalışmaları nedeniyle sokağa çıkma yasağı tamamen kaldırılmadı.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: trenches, sur, reconstruction, pkk, kurds, diyarbakir, displacement

Mahmut Bozarslan gazeteciliğe 1996 yılında Diyarbakır’da başladı. Sabah Gazetesi, NTV ve El Cezire Türk’te muhabirlik yaptı. Bu sırada Fransız Haber Ajansı AFP’ye de serbest muhabir olarak katkıda bulundu. Bozarslan Kürt sorununun çeşitli yönleri, Irak Kürdistanı, kadın sorunu, mülteciler, yerel ekonomi gibi konularda haberler yaptı. Twitter hesabı: @mahmutbozarslan

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept