İran'ın Nabzı

Sisi İran’ı niçin karşısına almaz?

By
p
Article Summary
İran karşıtı koalisyonu büyütmeye çalışan Suudi Arabistan Mısır’la da ittifak kurmaya çalışıyor ama bu konuda ne kadar başarılı olabileceği soru işareti. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

TAHRAN, İran — Kral Selman Bin Abdül Aziz El Suud’un geçen ay gerçekleştirdiği beş günlük Kahire ziyareti Suudi Arabistan’ın Mısır’ı avucuna aldığı algısını yarattı. Ziyaret sırasında bir dizi anlaşma imzalanırken Tiran ve Sanafir adalarının Suudi Arabistan’a devri konusunda da mutabık kalındı. Binlerce Mısırlı adaların devrini protesto etmek için sokaklara döküldü. Daha genel anlamda ise ziyaretin zamanlaması ve anlamı tartışıldı.

Suudi dış politikasının özünü bugün İran politikası oluşturuyor. Dolayısıyla Riyad’ın bölgedeki diplomatik çaba ve hamleleri bu açıdan değerlendirilmeli. Atılan adımlar, Suudi Arabistan’ın bu bağlamdaki stratejik seçeneklerini artırmayı ve güçlendirmeyi amaçlıyor. Mısır ise daha ziyade Sina Yarımadası ve Libya’daki terör ve istikrarsızlığa odaklanıyor, bu arada da ekonomisini toparlamaya çalışıyor

Zayıfla güçlü arasındaki tüm ilişkilerde olduğu gibi zayıf ve muhtaç Kahire ile zengin ve iddialı Riyad arasındaki ortaklıkta da Mısır’ın daha da iddialı bir bölgesel role soyunan Suudi Arabistan’ın peşinden gideceği düşünülebilir. Ancak iki ülke arasında bölgesel düzeyde gerçekten ortaklık var mı? Mısır’ın bölgesel önceliklerine ve Suriye ve Yemen krizlerinde izlediği politikaya bakılırsa kendisine biçilen rolü yerine getirdiğini söylemek zor. Dahası Suudi-Mısır ilişkilerinde yaşanacak bir değişiklik İran için ne anlama gelir?

Tahran Mısır’ın Orta Doğu’daki potansiyel rolüne olumlu bakıyor. Suudileri sıkıştırabilecek daha bağımsız ve etkin bir Mısır İran için kesinlikle dert olmaz. Tarih İran’a şunu gösteriyor ki Suudi Arabistan Mısır’ın bölgede iddialı bir rol oynamasına tahammül edemiyor. Bu da şu anlama geliyor ki Mısır’ın daha aktif olması Orta Doğu’yu ya da en azından Arap siyasetini daha dengeli bir hâle getirir.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi iç meselelere odaklanmış olsa da bölgesel krizlere devirdiği selefi Muhammed Mursi’den farklı yaklaştığını göstermekten geri durmuyor. Sesini fazla yükseltmemeye çalışan Sisi yönetimi Yemen ve Suriye krizlerinde öyle farklı tondan konuştu ki Mısır’ı kendi safına çekmeye çalışan Suudi Arabistan tedirgin oldu. Başka bir deyişle Mısır, bir yandan Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleriyle yakınlaşırken bir yandan da Yemen, Suriye ve Türkiye’ye yönelik bağımsız politikalar izliyor ve bu iki yaklaşımını dengede tutmaya çalışıyor. Bu denge çabası İran’ın bölgesel politikasıyla hiç mi hiç çelişmiyor. Hatta Sisi cumhurbaşkanı olduktan sonra Mısır’ın Suriye politikası İran’ınkine hiç olmadığı kadar yaklaştı.

Suudiler işte böylesi bir ortamda Mısır’ı İran karşıtı kampa çekmeye çalışıyorlar. Sisi “İran tehdidini” bölgesel gündeminin üst sıralarına koysun istiyorlar. Böylece bölgesel güç dengesinin kendi lehlerine değişeceğine, İran’ın zayıflayacağına inanıyorlar. Suudi Arabistan’ın Türkiye ve Mısır’la birlikte İran karşıtı bir üçgen oluşturmaya çalıştığına işaret eden sayısız haber çıktı. Bu durumun Tahran için kötü haber olması gerekir ama konunun üzerine fazla durulmadı. Ancak bu, Tahran’ın bölgesel güç dengesinin değişmesinden endişe etmediği anlamına gelmiyor, daha ziyade Suudi-Mısır yakınlaşmasını ciddiye almadığına işaret ediyor. Bu tutumun dört önemli nedeni var:

  • İdame maliyetleri: Mısır İran karşıtı cephede yer alacaksa Kahire’nin Tahran’dan uzak durup Suudi çizgisini izlemesi ya da en azından kritik konularda sessiz kalması karşılığında Suudi Arabistan’ın uzun süre boyunca Mısır’a büyük miktarlarda yatırım ve mali destek sağlaması gerekecek. Suudiler büyük paralar harcamaya devam ederken Mısır’ın Türkiye başta olmak üzere Suudilerin başka ortaklarıyla ihtilaflarını idare etmek de dış politikada önemli bir uğraş hâline gelecek. Olası başka yansımalarla birlikte Mısır’ın bölgesel rekabet ve çatışmalarını idare etmek İran’ı sıkıştırmaya yeterince odaklanamamak anlamına gelecek.

  • İç sorunlar: Mısırlıları ilgilendiren asıl mesele Suudilerin bölgesel emelleri değil kendi iç sorunlarıdır. Bu nedenle Suudi Arabistan’ı desteklemeye hevesli değiller. Bunun yanı sıra Orta Doğu’da kendi gündemleri olduğunu ortaya koymuş durumdalar. Dolayısıyla ancak anlaşmalara dayalı mutabakatlar zemininde Suudilerle birlikte hareket edebilirler. Ne var ki bu tip bölgesel mutabakatlar uzun ömürlü olmaz. Suudiler için ne kadar değerli olduğunu bilen Kahire “yanlış tarafa sapmamak” için bile yüksek bir ücret isteyecek. Sisi’nin de Suudilerden daha fazla yatırım ve para alması için bir şeyler vermesi gerekecek. Bu, Tahran’ı rahatlatan bir dinamik.

  • Çatışmadan kaçınmak: Mısır İran’la çatışmak istiyor mu? Bu sorunun kesin bir cevabı yok. Ancak Mısır’ın bölgesel politikalarına ve Suriye, Yemen gibi Orta Doğu krizlerinde yaptığı stratejik seçimlere bakılırsa İran’la çatışma eğiliminden ziyade Suudi Arabistan ve bilhassa Türkiye’yle rekabet eğilimi görülüyor. Mısır’la İran arasında herhangi bir bölgesel iş birliği olmasa da İran’la çatışmak Sisi’nin gündeminde yok. Mısırlılar İran konusunda belli ki ekonomik nedenler yüzünden Suudi söylemini yansıtıyor. Ancak politikalar belirlenirken, bilhassa stratejik seçimler yapılırken ekonomik boyut bir yere kadar etkili olur.

  • Kısıtlı potansiyel: Suudilerin İran karşıtı çabalarına Mısır ne katabilir? Fazla bir şey katamaz. Mısır Orta Doğu’da o kadar kısıtlı bir stratejik potansiyele sahip ki Katar’ın Mısır muhalefetini desteklemesini bile engelleyemedi. Mısır’ı İran karşıtı kampa dâhil etmek belli bazı siyasi sonuçlar doğuracak olsa da Suudi Arabistan aslında Sisi’den siyasi destekten fazlasını almaya uğraşıyor. Muhtaç olduğu etkili müttefiki bulamayan Suudi Arabistan, Mısır’dan böyle bir müttefik yaratmaya çırpınıyor. Ancak maliyet-fayda analizine bakıldığında Mısır’ın İran’ı endişelendirme karşılığındaki maliyeti Suudi Arabistan için aşırı yüksek olabilir.

Orta Doğu’da İran’a karşı büyük bir Arap koalisyonu kurma çabaları Tahran’da genel anlamda hassasiyet yaratıyor. Ancak Mısır-Suudi yakınlaşmasına gelince İranlı stratejistler bu durumun siyasi propagandasından çok pratikteki yansımalarıyla ilgileniyor. Yukarıda sayılan sebeplerden dolayı Suudi-Mısır ortaklığının öncülüğünde kurulacak İran karşıtı bir koalisyonun etkili olabileceğini düşünmek zor. Suudi önderliğindeki Yemen Savaşı da Suudi Arabistan’ın ittifak kurma potansiyelinin sınırlı olduğunu ortaya koydu. Dolayısıyla Mısır’a dönük Suudi manevralarının bölgesel güç dengesinde somut bir değişim yaratması beklenmiyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: tehran, saudi-iranian rivalry, salman bin abdul-aziz al saud, riyadh, regional politics in the middle east, egyptian-saudi cooperation, cairo, abdel fattah al-sisi

Hassan Ahmadian Tahran Üniversitesi’nde konuk öğretim görevlisi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olarak görev yapmaktadır. Twitter hesabı: @hasanahmadian

 
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept