Türkiye'nin Nabzı

Terörle anılan başkent olma korkusu

By
p
Article Summary
Ankara’daki son patlamanın ardından kentin alışveriş merkezleri boşalırken, iş yapamayan esnaf çaresiz.

Ankara 93 yıl önce başkent ilan edildiğinde küçük bir kasabaydı. Bugün ise 5 milyon nüfusuyla Türkiye’nin ikinci büyük şehri. İşte bu Ankara son beş ayda üç kez patlayan bombalarla yaklaşık 170 vatandaşını kurban verince diken üstünde yaşar oldu. Nedeni de Orta Doğu’nun terörle anılan başkentleri arasında sayılmak.

Cumhuriyet’in kurulduğu alanda 10 Ekim 2015 günü patlayan IŞİD’in iki canlı bombası 102 vatandaşı katlettiğinde ağır bir darbe aldı Ankara. PKK ile aynı çizgide görülen TAK’ın iki canlı bombası 17 Şubat günü mesai çıkışında TBMM’ye 500, Genelkurmay’a 300 metre mesafedeki bir askeri garnizonun kapısında, çoğu asker 29 insanı katlettiğinde tüm Ankara’dan duyulan patlama sesi tam bir şok yarattı.

Bu şokun ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu Ankara için yeni bir güvenlik planının uygulamaya konduğunu açıklayınca Ankaralılar biraz rahatladı. Ancak o rahatlama, 13 Mart akşamı yaşanan şokun katsayısını da yükseltti. Çünkü TAK’ın üstlendiği intihar saldırısında Başbakanlığa 200 metre mesafede, şehrin göbeği Kızılay Meydanı’nda patlayan bomba yüklü araç 37 Ankaralıyı katletti.

Bir kez daha şehrin her yanından duyulan bu patlama sesi, Orta Doğu’nun diğer başkentlerine benzeme korkusunun kaynağı oldu. Örneğin Cumhuriyet gazetesi Ankara’nın terör bilançosunun Somali’nin başkenti Mogadişu’yu, Afganistan’ın başkenti Kâbil’i ve Lübnan’ın başkenti Beyrut’u geride bıraktığını yazdı.

Artık her Ankaralı üç patlamayla bir şekilde doğrudan etkilenir hale gelmişti ve her an bir terör saldırısına muhatap olma tedirginliği yaşıyordu. Patlama sonrası tablo da buna işaret gibiydi.

Şöyle ki, Ankara 33 AVM’siyle başkentler arası dünya şampiyonudur. “Ankara’nın deniz kıyısı ve piknik alanları AVM’lerdir” sözü espri amaçlıdır, ama Ankaralının neredeyse her ihtiyacını AVM’lerden karşıladığı bir gerçektir. Patlamadan iki gün sonra en büyük iki AVM’yi gezdik. İlk durağımız olan Ankamall’ün otoparkına girince boş yer bolluğu çok şey ifade ediyordu. Güvenlik noktasında görevlilerin ‘gelenlerin sayısında en az yüzde 50 düşüş olduğunu’ söylemesi ise doğrulaması oldu. Katlara çıktığımızda her zaman ‘iğne atsan yere düşmeyecek’ kalabalığın dev uğultusu yerine sessizlikle karşılaştık.

Bir tuvalette görevlinin, “AVM hiç kalabalık değil” dememiz üzerine, sildiği yeri göstererek ettiği şu sözler çok anlamlıydı: “Yoksa hiç böyle temiz olur muydu? Neredeyse yüzde 100 düşüş var. Böyle giderse ekonomi mahvolur, işsiz kalırız. Niye, niye bunlar oluyor? Kiminle savaşıyoruz?” Bir kozmetik standında iki genç kadın satıcı asık yüzlerle sohbet ediyorlardı. Asık suratlar, saat 16.00’ı gösterdiği halde henüz alışveriş yapan kimsenin çıkmamasındandı.

Türkiye’nin yaygın bir zincir cafesine geçip kahvemizi söyleyip, garsonlarla sohbete başladık. Biri bomba patladığında tüm masaların dolu olduğunu, iki saat sonra tek dolu masa kaldığını söyledi. “Bu saatte de çoğu masa dolu olmalıydı” dediğinde sadece 5 masada müşteri vardı. Bir diğeri, “Tedirgin misiniz?” sorusunu sakince yanıtladı: “Bu AVM için de güya bomba ihbarı yapmışlar; ama tedirgin değilim. Olacaksa her yerde olur. Ayrıca bu söylenti çıkmışsa burada yapacaklarsa da yapmazlar.”

Armada adlı AVM’ye geçince de ilk hoşa gitmeyen rahatlığımız, açık otoparkına girip hemen yer bulmamızdı. AVM’nin ünlü markaların cafe ve restoranlarıyla dolu sokağına yöneldiğimizde de çok iyi bildiğimiz kalabalıklardan eser yoktu. Buradaki kahve sohbetimiz de iki ortak kanıyı açığa çıkardı: 1- Üçüncü patlamanın etkisi daha geniş oldu; 2- İnsanların geri dönüşü öncekilere göre daha uzun sürecek.

Katlara geçerken AVM’nin ofis binasında çalışan bir adam yolumuzu kesti, “Ofislerin neredeyse tümü boşaldı. Ben yabancılarla çalışıyorum, onların da hepsi gitti. Ben de şimdi çıkıyorum. Ülkemiz niye bu hale geldi?” diye dert yakındı.

Bu AVM’de de katlar eski günlere oranla boş denecek durumdaydı. AKP üyesi bir arkadaşımızın sahibesi olduğu bir mağazaya girdik. Müşteri de arkadaşımız da yoktu, “az önce çıkmıştı”. Telefonla kısa bir sohbet yaptık. İşlerin bir süredir iyi gitmediğini, patlamanın da tuz biber ektiğini söyledi. Ama ilginçtir, “Şu HDP’ye (İktidarın PKK çizgisinde olmakla suçladığı Halkların Demokrasi Partisi) oy verenlere ne çok kızıyorum bir bilsen” deyip durdu. Patlamaların sorumluluğunu bu partide buluyordu.

Bu AVM’den çıkınca yaklaşık dört kilometre mesafedeki Kızılay’a tam da patlamanın olduğu dakikalarda ulaştık. Geçtiğimiz bütün caddeler çok tanıdıktı ama bu kadar az insanın yürüdüğü hallerini hiç görmemiştik. Kızılay Meydanı günde en az 1 milyon kişinin uğrak yeridir, bu kez ışıklarda bekleyenleri parmakla saymak mümkündü. İşyerlerinin olduğu taraf hala brandalarla kapalıydı, belli ki tahribat daha silinmemişti. Bombanın patladığı park tarafı ise tamamen temizlenmişti.

Son noktamız Ankara’nın tamgün en hareketli caddesi Tunalı Hilmi oldu. Zorlanarak ilerlediğimiz kalabalıktan da kaplumbağa hızındaki trafikten de eser yoktu. İşyeri ve dükkânların yüzde 60’ı, en hareketli olmaları gereken o saatte kapalıydı. Açık olanlarda ise sadece üzüntü ve ‘bu gidiş nereye varacak?’ sorusu ile karşılaştık. Üst katların birinde oturan 50 yıllık Tunalı sakini arkadaşımız da aynı dili kullandı.

Peki, eğlence merkezlerinde durum neydi? Kızılay bölgesindeki en büyük sinemanın sahibi İrfan Demirkol Al-Monitor’a şu özeti yaptı: “İlk gün kimse gelmedi, tüm salonlardaki gösterimleri iptal ettik. Bugün ikinci gün, yine kapattık tüm salonları. Korku ve paniğin geçmesini bekliyoruz. Öncekilerde bu 3-4 gün sürdü, bakalım bu kez ne kadar sürecek? Patlamanın olduğu otobüs durağı hem çalışanlarımızın hem de seyircilerimizin kullandığı bir durak. Sırf bu nedenle dahi yaşadığımız korkuyu anlayabilirsiniz. Kişisel ve kurumsal beklentimiz yok ama ülkenin güvenli bir hale gelmesini arzuluyoruz çünkü bundan en çok esnaf etkileniyor.”

Kızılay’daki 110 dükkânın bulunduğu iş merkezinin sahibi Orhan Karsak’ın Al-Monitor’a anlattıkları da şöyle: “Halk evinden çıkmıyor, dükkân sahibi iş yapamıyor. İş yapamayınca bizden kira indirimi, çalışandan fedakârlık istiyor. Oysa tüm bu kesimlerin patlayan bomba ile alakası yok. İkinci patlamadan sonra nihayet normale döner gibi olduk, şimdi yeniden sıfır noktasına doğru geriledik. Devletin bu durumu mücbir sebepler arasına alması herkesin yararına olur, yoksa esnaf batar.”

Al-Monitor’un konuştuğu bir başka isim de neredeyse tüm AVM’lerde yer alan bir zincir markanın Ankara yöneticisiydi: “Herkes panik halinde. Bugün dahi 5-6 arkadaşım, ‘İhbarlar var, izin al, işe gitme bir süre’ diye aradı. Bunu geçiyorum, asıl tehlike sanki bir kabullenme durumu görülüyor. Biz de müşterimizi arayamıyoruz, oysa arayıp satış yapmalıyız. Ama tıkanıyorsun, psikolojik baskı altında kalıyorsun, ‘biz neyin derdindeyiz’ hissine kapılıyorsun. AVM’lere müşterilerin geri dönüşünün bu kez daha uzun süreceğini düşünüyoruz.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkish economy, terrorist attacks, retail, pkk, economic collapse, car bomb, ankara, akp

Şükrü Küçükşahin, 35 yıllık gazeteciliği süresince Ankara Ekspres, Günaydın, Sabah, CNBC-e/NTV ve Hürriyet’te çalıştı. Bu kuruluşlarda parlamento, başbakanlık, cumhurbaşkanlığı muhabirliği görevlerini 2001 yılına kadar sürdüren Küçükşahin, merkez sağ siyaset alanında uzmanlaştı. 2002’den itibaren Sabah gazetesinde başlayan temsilci yardımcılığı görevini, 2003’ten itibaren Hürriyet’te sürdürdü. Aynı yıl Hürriyet yazarları arasına da katıldı ve bu görevi 2016 yılına dek yürüttü. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık sürecini “Kemal’in gelişi” adıyla kitaplaştıran Küçükşahin pek çok TV programında güncel siyaset üzerinde değerlendirmeler yaptı.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept