Aynı sözlerin farklı anlaşıldığı bir Türkiye

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sigara, alkol, bağımlılık, şiir-roman, film sözcüklerini aynı cümle içinde kullanması Türkiye’de yeni sansür korkularını tetikledi.

al-monitor .

İşlenmiş konular

smoking, recep tayyip erdogan, movies, literature, islamists in turkey, cinema, alcohol in turkey, akp

Şub 23, 2016

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, sigara, alkol, bağımlılık, şiir- roman, film sözcüklerini aynı cümle içinde kullanınca Türkiye’de yeni bir tartışma başladı, kimileri kaygı içine düştü. Belki de daha düşündürücü olan bu tartışma üzerinden, toplumun aynı sözleri, siyasi görüşüne göre nasıl farklı anladığının bir kez daha ortaya çıkmasıdır.

Her şey, sol ve muhalif çizgisiyle tanınan, Cumhuriyet gazetesinin internet sitesinde 9 Şubat günü Erdoğan’ın “Şiir, roman ve film sigara gibi bağımlılık yaratıyor” başlıklı haberi vermesiyle başladı. Başta T24 olmak üzere, bazı internet siteleri de haberi aynen tekrarlayınca sert eleştiriler, “Türkiye nereye gidiyor, şiir, roman, müzik de tehdit altında mı?” soruları yükseldi.

Bunun üzerine Erdoğan’a çok yakın Sabah gazetesi, Cumhuriyet’in çarpıtma yaptığını belirterek o sözleri şöyle aktardı: “Sigara ve alkolü teşvik eden film, roman, şiirler uygulamaya konmuştur. Ülkemizde de bu yöntemin özellikle bir dönem yaygın olarak kullanıldığını biliyoruz...”

Devlete ait olduğu için yönetimi hükümet tarafından atanan Anadolu Ajansı (AA) ise konuşmanın o bölümünü şöyle verdi: “Açıkçası sigara ve alkol gibi bağımlılığa yol açan alışkanlıkları teşvik eden, müzik, film, roman, şiir tarzı eserlerin arkasında aynı endüstrinin (sigara) büyük finans gücünün yattığına da inanıyorum. Ülkemizde de bu yöntemin özellikle bir dönem yaygın olarak kullanıldığını biliyoruz. Dikkat ederseniz 1960’ların, 1970’lerin filmlerinin neredeyse tamamında sigara ve alkolün ön planda olduğunu görüyoruz.”

Bu farklılıklar üzerine en doğrusunun Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde olacağı inancıyla oraya yöneldik. Ancak, çok ilginçtir, orada da konuşmanın bu bölümü yoktu. Cumhurbaşkanlığı, Erdoğan’ın sözlerini sansürlemeyeceğine göre, bu “kırpma işlemini” yoğun eleştirileri önleme amaçlı düşünebiliriz. Son çareyi, TV kanallarının canlı yayınladığı bu konuşmayı bir kez daha dinlemekte bulduk. Gördük ki en doğru metin AA’nındı.

Peki, bu sözler neden tartışma, kaygı, eleştiri kaynağı oluyor? Bunu anlamak için AKP iktidarı öncesi hiç görülmeyen; ama bugün yaygınlaşarak süren bazı uygulamalara bakmak gerekiyor. Daha önceki hükümetlerin, bazı alanlarda başlattığı sigara içme yasağını AKP, “Kamuya açık tüm binalara” yaygınlaştırdı. Türkiye’de hala en geniş desteğe sahip bu uygulamayı, yaşamı boyunca ağzına tek sigara değdirmemiş bu satırların yazarı da alkışladı.

Ancak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın abartılı sayılacak yaklaşımları, sigara tiryakileriyle giriştiği bazı tartışmalar inatlaşma nedeni oldu. Kendi balkonunda sigara içen bir esnafa, “Terbiyesiz, Cumhurbaşkanı söylüyor hala sigara içiyor” diye çıkışıp zabıtaları göreve çağırması bunun en tipik örneği oldu.

Erdoğan, sigara içen birini görünce, sigara paketlerine el koyup, üstüne “sigarayı bırakıyorum” yazdırıp imza almayı da çok seviyor. Bu imzalı paketlerden geniş bir koleksiyon oluşturduğunu esprili bir dille övgü konusu da yapan Erdoğan’ın bir özelliği de, bir kitabı baştan sona okumak yerine arkadaşlarının yaptığı özeti okumakla yetinen bir siyasetçi olarak tanınmasıdır. Sinema merakı da pek fazla olmayan Erdoğan, özellikle kendi ideolojisine uygun pek çok şiiri ise ezbere okumakla ünlüdür.

Şimdi, Erdoğan’ın bu niteliklerini akılda tutup, üstüne AKP döneminin şu uygulamalarını ekleyelim: Türkiye’de her yere, sigara yasakları ile ilgili ilanlar, afişler, asıldı, sayısız filmler yapıldı. Parasız izlenen tüm TV kanallarındaki her tür filmde, dumanı tütse de sigara buzlanarak gösterilmeye başlandı. Bir süredir bu buzlanma, alkollü içecek kadehleri ve kadın göğüsleri üzerinde de görülmeye başlandı. Daha çarpıcısı, vatandaşın para vererek izlediği kanallarda da sigara, alkol, kadın göğsü, popo ve cinsel organlar söz konusuysa aynı şey yapılır oldu. Oysa paralı kanalların aboneleri, özellikle de film izlemek için bu tercihte bulunmakta.

Öte yandan alkollü restoranlara ruhsat verme veya önceden verilmiş ruhsatları yenilemek yerine iptal yoluna başvurma da yaygınlaştırıldı.

Sigara ve alkollü içecekler vitrinlerden kaldırıldı, kapalı bölümlere aktarıldı. Alkol ve sigaranın vergi oranlarının sık sık yükseltilmesi de işin bir başka boyutu.

İşte Erdoğan’ın 9 Şubat’ta Sigara Bırakmayı Günü nedeniyle yaptığı konuşmadaki o sözlerine yönelik farklı algılamaların ve de tepkilerin nedenini yukarıda bir bölümünü sıraladığımız uygulamalara bağlamak çok mümkün. Çünkü, bu uygulamaların mimarı görülen Erdoğan, 2013 yazındaki Gezi Parkı protestoları nedeniyle yaptığı konuşmalarda, bir kadeh içeni dahi “alkolik” gördüğünü söylemiş, bu konulara dinin gereği yaklaştığını ifade etmiş bir Başbakandı.

Peki, bütün bunları bir kenara koyarak bir de, Erdoğan sigara ve alkol kullanımı ile roman, şiir, film arasında bağlantı kurmakta haklı olabilir mi diye bakabiliriz.

Şiir ve romandan başlayalım ve önemli bir otoriteye, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin en uzun süreli öğretim görevlisi yazınbilimci Emin Özdemir’e kulak kabartalım: “Şiir ve romanın insanı sigaraya ve içkiye alıştırması gibi bir bakış tepeden tırnağa yanlıştır. Bu bakış ancak, roman, şiir okumamış insanlara ait olabilir. Edebiyat hem yüreğe hem beyne seslenir, efkârlandırıp insanı kendisinden geçirmez. Tersine, düşündürür, duygularını eğitir, denge kazandırır. Can Yücel gibi bir sigara tiryakisi dahi hiçbir zaman sigarayı övmemiştir. 1960-70’li yıllar da dâhil, içki ve sigarayı özendirmeyi konu alan tek edebiyat eseri bulunamaz.”

Filmler için ise alanın iki duayen ismi Prof. Seçil Büker ile Prof. Oğuz Onaran’dan Al-Monitor adına şu değerlendirmeleri aldık:

Büker: “Türk sinemasında 1960-70’li yıllarda iyi ve kötü çok net ayrılırdı. Erdoğan’ın o yıllara yönelik sözlerine özellikle katılmıyorum. Filmlerde içki ve sigara da o kötü bölümlerin sahneleriydi. Amaç da Batılılaşmanın sadece alkol ve cinsel ögelere indirgenmesini eleştirmek, ‘özenmeyin’ demekti.”

Onaran: “Evet, sinema alkol ve sigarayı etkiler, müzik, roman, şiir ise etkilemez. Gerçekten de 60-70’lerde böylesi sahneler kullanıldı. Ancak, sigaranın çok zararlı olduğu anlaşıldıktan sonra hemen kesildi. Ayrıca, bu işler bir filmle değil çok filmle olur. Bunun olduğunu söylemek ise zor. Tamam, starların taklit edilmesi önemli. Bu noktada Humphrey Bogart örneği verilse de tek başına yeterli görülemez. Türk filmleri için ise bu tez pek yerinde olamaz. Alkol Türk sinemasında zaten az yer bulmuştur. Zengin evlerindeki partilerde gösterilir ki tepki çeksin. Filmdeki genç kadın da evdeki o tablodan etkilenerek mekânı terk ederdi. Yani dünya ve Türk sinemasında sistematik bir sigara/alkol övgüsü bulunamaz.”

Bu üç uzmanın görüşünü de bir kenara kaydedip, 10 Şubat günü patlak veren ilave bir tartışmaya geçelim. Konu bu kez, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2016 takvimindeki müzikle ilgili bir fetvasıydı. Sözcü gazetesinin haberine göre Diyanet, cinsel arzuları tahrik eden ifade ve tasvirleri içeren, haramı güzel gösteren müzik yapma ve dinlemeyi günah sayıyordu.

Erdoğan’ın ardından bir de Diyanet kökenli bu fetva ortaya çıkınca birilerinin de, “Buzlanmış ekranların ardından, karartılmış/sansürlenmiş kitaplar, CD’ler, klipler görmekten” ürkmesi çok mu anormal sayılır?

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Erdoğan’ın Avrupalı fedaileri: Bozkurt ve Hilal
Fehim Taştekin | | Kas 13, 2020
Ekonomide kadro değişimi erken seçim amaçlı
Mustafa Sönmez | Türkiye seçimleri | Kas 12, 2020
Kriz büyürken iş dünyası suspus
Mustafa Sönmez | | Kas 5, 2020
Fransa boykotu iç tribünlere dönük
Mustafa Sönmez | | Eki 29, 2020
Madencilerin altın iştahı büyüyor
Mustafa Sönmez | | Eki 26, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Döviz-faiz sıkışması ve yeniden küçülme
Mustafa Sönmez | | Kas 20, 2020
al-monitor
Azerbaycan’a asker tezkeresi ne anlama geliyor?
Fehim Taştekin | | Kas 19, 2020
al-monitor
Erdoğan’ın Avrupalı fedaileri: Bozkurt ve Hilal
Fehim Taştekin | | Kas 13, 2020
al-monitor
Ekonomide kadro değişimi erken seçim amaçlı
Mustafa Sönmez | Türkiye seçimleri | Kas 12, 2020