Türkiye'nin Nabzı

Kürtler ‘Elçi’leri için sokağa indi

By
p
Article Summary
Kimilerine göre 50 bin kimilerine göre 100 bin kişi, organizasyon olmadan sokağa indi. Hepsinin ortak amacı Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’yi son yolculuğuna uğurlamaktı. 1991’de öldürülen Vedat Aydın’ın cenazesinden beri ilk kez bu kadar yoğun katılımlı bir tören yapıldı.

DİYARBAKIR -- Bahardan kalma günleri geriden bırakan Diyarbakır, pazar günü puslu bir sabaha uyandı. Kapalı havaya yağmura rağmen, insanlar sabahın erken saatlerinde Koşuyolu Parkı’nda toplanmaya başladı. Yüzlerde öfke ve hüzün. Gelenlerin çoğu birbirini tanımıyor ama geliş amaçları aynı: Bir gün önce Diyarbakır’da bir çatışmanın ortasında kalarak, kimin tarafından ateşlendiği belirlenemeyen bir silahtan çıkan kurşunla ölen Baro Başkanı Tahir Elçi’nin cenaze törenine katılmak.

Birçoğu belki de Elçi’ye şahsen tanımıyor. Kimisi televizyonlardan yaptığı konuşmalardan, kimi katıldığı toplantılardan, kimisi ise sokakta verdiği sıcak bir selamdan tanıyordu Elçi’yi. Tanımasalar da ona son görevlerini yerine getirmek için toplanmışlardı. Gelenler önce yakalarına Elçi’nin fotoğrafını taktıktan sonra bir köşeye çekilip sessizce beklemeye başladı. Birbirini tanıyanlar selamlaştıktan sonra sordukları “Nasılsın?” sorusunu yanıtı neredeyse aynı “Bu ortamda nasıl olalım?”. Erkek egemen bir toplumda yetişen bölge erkekleri gözyaşlarını içine akıtsa da, kadınlar gözyaşlarını açık açık dökmekten çekinmedi.

Yöresel giysileri, Kürtleri temsil eden yeşil, sarı kırmızı renkli aksesuarlarıyla törene katılan kadınların öfkesi yüzlerinden okunuyordu. Cenaze töreni Elçi’nin yıllardır uğruna mücadele ettiği insan hakları adına yapılan İnsan Hakları Anıtı önünde yapılıyordu.

Cenaze hastaneden alınarak getirilene kadar kalabalık bir hayli arttı. 1991 yılında evinden kaçırılarak öldürülen HEP İl Başkanı Vedat Aydın’dan beri birçok faili meçhul cinayet işlendi. Birçoğunun cesedi bile bulunamadı ve acıları kalplere gömüldü. Yıllar sonra Diyarbakır’da bir daha – şimdilik -- faili meçhul bir cinayet yaşandı. Bu kez kurban yıllarını faili meçhul cinayetleri araştırıp faillerini mahkemeye çıkarmakla geçiren biri vardı.

Herkes şaşkın, herkes üzgün ve herkes öfkeliydi. Kimine göre fail ‘devlet’ti. Elçi bir süre önce katıldığı bir televizyon programında PKK’nın terör örgütü olmadığını söylemiş, bu sözler birçok kesimin tepkisi çekmiş ve hatta Elçi gözaltına alınarak mahkemeye çıkarılmıştı. Bu nedenle hedef alınarak öldürüldüğü yaygın inanıştı. Bir kesim ise soruşturma bitene kadar kimseyi suçlama niyetinde değildi.

Biriken duygular Elçi’nin tabutu gelince slogan, alkış, zılgıt olarak dışarı aktı. Tabuta da Kürtleri temsil eden yeşil, sarı, kırmızı örtü örtülmüştü. Fonda Kürtçe “Şehit” isimli parça eşliğinde tören alanına girdi tabut. En yaygın slogan Kürtçe “Şehid namırın” yani “Şehitler ölmez” şeklindeydi. Tabutun bir başında eşi Türkan, kızı Nazenin ve oğlu Arin, diğer ucunda meslektaşları, siyasetçiler ve dava arkadaşları…

Al-Monitor’un de hazır bulunduğu törende ilk sözü Türkan Elçi aldı. Duygu yüklü konuşmasına “Onu faili meçhuller ordusu karşılayacak. Kendini her zamanki gibi nezaketle tanıtmaya çalışırken onlar da ‘Seni bütün faili meçhuller, bütün âlem tanır. Senin bize bir ömür hakkın geçti. Biz seni buradan izledik, bizim gibi faili meçhullere bir ömür adadın' diyecekler” cümleleriyle başladı. Türkan Elçi, “kınalı güvercin” olarak tanımladığı eşi için şu cümleleri dile getirdi; “Ona soracaklar 'Sen geldin, kaldı mı senin gibi kınalı güvercinler?' Tahir Elçi'nin o zaman gülümseyen yüzüne bir akşam inecek. ‘Valla ne diyeyim geldiğim yerde epi topu bir avuç güvercin vardı. Kartallar, şahinler, leş kargaları kol geziyordu' diyecek. Ona diyecekler 'Sen bizi savundun, ya seni kim savunacak?’ ‘Arkamda eşim var, benim gibi düşünen arkadaşlarım var’. Bir de diyecek ki ‘Bugün dilekçe verdim yurt dışına çıkış yasağım kalktı, artık özgürüm. Kıtaları, denizleri fersah fersah gezebilirim. Hakkımda açılan duruşma ileriki tarihe ertelenmiş olsa da hakkımı savunmak için hazır bulunacağım.’ Bütün faili meçhuller onu bağırlarına basacak minnetle ağırlayacak. ‘Dört Ayaklı Minare'nin en tepesine konacağım, tarih anlayacak beni. Kirli medya, beni tehdit eden televizyonlar, beni hedef gösteren gazeteler hoşçakalın. Beni anlamayanlar, beni anlamak istemeyenler dudak bükenler hoşçakalın, Geçtiğim işkence tezgâhları hoşçakalın. Sahillere vurulmuş bebekler hoşçakalın. Faili meçhullerin yetimleri hoşçakalın. Beni sevenler, destekleyenler hoşçakalın. Çocuklarım, eşim hoşçakalın’ diyecek.'" Sözlerini bitiremeden gözyaşlarını dökmeye başlıyor Elçi.

Konuşmalar birbiri ardına geliyor. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Tahir Elçi’yi “devletin değil devletsizliğin” öldürdüğünü söyleyince, Türkiye kamuoyunda yeni bir tartışma başlıyor. Konuşmaların ardından ayrılık vakti geliyor. Tabut omuzlara alınınca eşi, kızı ve oğlu hıçkırıklara boğuluyor. Kızının feryatları törene katılanları ağlatıyor.

Tabut omuzlarda güçlükle cenaze arabasına konuyor. Dışarda on binler cenazeyi bekliyor. Cenaze arabası hareket ediyor. Arabanın önünde, arkasında yanlarında binlerce kişi Tahir ağabeylerine, barış elçilerine son görevlerini yapmak için yollara dökülüyor. Kimisinin elinde PKK bayrağı dilinde “intikam” sloganı, kimisi ise sadece elinde Elçi’nin fotoğrafı sessizce yürüyor. On binle başlayan kortej, Bağlar ilçesine gelince 50 bini geçiyor.

Katılanlar cenaze arabasını arkasında yürüyor. Katılamayanlar ise pencerelerinden ve balkonlarından cenazeyi selamlıyor, bazıları zafer işaretiyle, bazıları karanfil atarak. Genç, yaşlı, kadın, çocuk, sanki tüm Diyarbakır dışarda. Ağlayanlar, slogan atanlar, el sallayanlar...

Cenazeye katılanlardan biri de Murat Yüksel. Al-Monitor’a hayal kırıklığına uğradığını söylüyor ve ekliyor: “Kim barışa elini uzatırsa elini koparıyorlar.”

Üzüntüsü yüzünden okunan 47 yaşındaki Kadri Kavut ”Barışa sıkılmış bir kurşun, bütün halkı yetim bıraktığına inanıyoruz. Barış için çalıştığı için çok borçluyuz ona” diyor.

56 yaşında Mehmet Tekin, gözyaşlarını tutamıyor konuşurken: “Halka yapılan saldırı olarak hissediyorum. Kürt halkını bu şekilde susturamazlar. Bu halk dimdik ayakta. Kimse bu halkı yıkamaz. Bir Tahir gitti, bin Tahir gelecek.” Sözlerini bitirmeden ağlamaya başlıyor.

Cenaze korteji Yenişehir Mezarlığı’nda 100 bine yaklaşıyor. Dini merasimden sonra yine alkış, marş ve sloganlar eşliğinde toprağa veriliyor. Kolay değil bir kent barış Elçi’sini son yolculuğuna uğurluyor. 12 Eylül askeri darbesinden sonra ilk kez bir baro başkanı öldürülüyor. Ve 1991’den sonra ilk kez on binler, siyasi kimliğini bir tarafa bırakarak, bir hukukçu ve insan hakları savunucusunun cenazesinin arkasında yürüyor. Törene katılan bir kişinin sözleri her şeyi özetliyor: “Bugüne kadar hiçbir yürüyüşe katılmayan 60 yaşındaki annemin, yüreği o kadar yandı ki o bile cenazeye katıldı.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkish-kurdish relations, tahir elci, pkk, kurdistan workers party, kurdish issue, kurdish rights, human rights, diyarbakir

Mahmut Bozarslan gazeteciliğe 1996 yılında Diyarbakır’da başladı. Sabah Gazetesi, NTV ve El Cezire Türk’te muhabirlik yaptı. Bu sırada Fransız Haber Ajansı AFP’ye de serbest muhabir olarak katkıda bulundu. Bozarslan Kürt sorununun çeşitli yönleri, Irak Kürdistanı, kadın sorunu, mülteciler, yerel ekonomi gibi konularda haberler yaptı. Twitter hesabı: @mahmutbozarslan

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept