Irak'ın Nabzı

Tuzhurmatu olayları Arap-Kürt kavgasını kızıştırdı

By
p
Article Summary
Irak’taki gruplar İslam Devleti ile mücadeleden ziyade toprak iddiaları ve güç mücadelesiyle ilgileniyor. Bu durum uzatmalı bir iç savaşa neden olabilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

BAĞDAT — Karışık etnik yapıya sahip Tuzhurmatu kenti Irak’ta etnik çatışmanın simgesi hâline geldi. Bir tarafta Araplar ve Şii Türkmenler, bir tarafta Kürtler var.

Kentin etnik unsurlarına ilişkin kesin istatistikler olmasa da Türkmen, Kürt ve Arap nüfusun aşağı yukarı eşit olduğu biliniyor. Tuzhurmatu, çatışma hâlindeki farklı grupların kalelerinin ortasında yer alıyor, etnik ve mezhepsel çeşitliliği nedeniyle önem kazanıyor. Tuzhurmatu şu an merkezi Bağdat hükümetinin idaresinde bulunuyor ama Kürtler kenti Irak Kürdistanı’na katmak istiyor. Kent, hem Irak Kürdistanı’ndaki Süleymaniye vilayetine hem de merkezi hükümetle Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) arasında ihtilaf konusu olan Kerkük’e yakın.

12 Kasım’da Tuzhurmatu’da Kürt Peşmerge güçleri ile Irak hükümetine bağlı Halk Seferberlik Birlikleri arasında silahlı çatışmalar çıktı. Her iki taraftan da ölenler oldu, ayrıca masum siviller hayatını kaybetti.

Çatışmaları kimin başlattığı konusunda taraflar birbirini suçladı. Peşmerge’ye göre sorumlu Şii Halk Seferberlik Birlikleri ve onların destekçileriydi. Peşmerge Genelkurmay Başkanı Cabbar Yaver 14 Kasım’da şu açıklamayı yaptı: “Halk Seferberlik Birlikleri evleri, dükkânları ateşe veriyor, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve Kürdistan Demokratik Partisi’nin (KDP) binaları başta olmak üzere ilçedeki güvenlik merkezlerine ve parti binalarına ateş açıyor.”

Araplar ve Şii Türkmenler ise kenti Kürdistan’a ilhak etmek isteyen Peşmerge’nin onları Tuzhurmatu’dan çıkarmaya çalıştığını öne sürdü. Ulusal Koalisyon vekillerinden Casım Muhammed Cafer 15 Kasım tarihli basın açıklamasında “Kürt güçleri mal mülk yakıyor, Türkmen gençlerini kaçırıyor.” dedi.

Gerilim böylece yükseldi. 29 Kasım’da Bağdat’ta Kürtlere yönelik saldırılar oldu. Şii örgütlerle bağlantılı silahlı gruplar Kürt aileleri zorla evlerinden çıkardı ve kuzeydeki Irak Kürdistan Bölgesi’ne göndermek istedi. Kürtlerin sert tepki gösterdiği olayların ardından İran’ın ve Irak hükümetinde yer alan partilerin arabuluculuğuyla Bağdat’ta iki taraf arasından görüşmeler oldu. Sonuçta Tuzhurmatu’da göreceli bir sükûnet sağlanmış oldu.

KBY Başkanı Mesud Barzani’nin basın danışmanı Kefah Mahmud Kerim, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada Tuzhurmatu’nun idari tarihçesine ve Kürt dokusuna vurgu yaptı: “Tuzhurmatu tarihsel olarak Kürt ağırlıklı bir ilçe oldu ama demografik bazı değişimlere tabi tutuldu. Saddam Hüseyin rejimi 1976’da burayı Kerkük’ten ayırıp Selahaddin’deki Tikrit’e bağladıktan sonra Kürtler ilçeden göç ettirildi.”

El Sabah gazetesinin editörü ve yazarı Kasım Mozan ise Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Tuzhurmatu’daki çatışmayı Kürt güçleri başlattı ve bunu iki amaçla yaptı: Kürt olmayan nüfusu kentten çıkarmak ve Anbar’ın (İslam Devleti’nden) kurtarılmasını engellemek.” Mozan’a göre kimi Kürt kesimler, Bağdat’taki Şii hükümeti ile Sünni bölgelerdeki İD’in dengede kalmasını kendi çıkarlarına uygun görüyor.

Muhalif Kürt hareketi Goran’ın vekillerinden Şirin Rıza ise her iki tarafın hatalı olduğunu söylüyor: “Kentteki çatışmalardan Şii Halk Seferberlik Birlikleri de Kürt Peşmerge güçleri de sorumlu.” Peşmerge’nin “ihtilaflı” bir bölgede bulunmasını haksız görmeyen Rıza “Peşmerge güçleri Irak savunma sisteminin bir parçasıdır ve Irak’taki tüm kentleri İD’den kurtarma yükümlülüğüne sahiptir.” diyor. Ancak şunu da ekliyor: “Tuzhurmatu’da yaşanan olaylar ülkenin farklı unsurları arasında mezhepsel ve milliyetçi çatışmaları kışkırtabilir.”

Parlamentodaki Bedir blokunda yer alan Amal Atiye, Rıza ile aynı fikirde değil. Al-Monitor’a konuşan Atiye, Sincar ve Rabia’daki Peşmerge varlığını “işgal” olarak gördüklerini söylüyor ve ekliyor: “Kürt güçlerinin ihtilaflı bölgelerde emrivakiler yaratma çabası başarılı olmayacak. Çünkü Iraklı güçler oradaki durumu tekrar normale döndürecek.”

Tuzhurmatu’daki olaylar aslında sürpriz olmadı. Kürtler ve Araplar ihtilaflı bölgeler konusunda 2003’ten bu yana ciddi bir anlaşmazlığın içinde.

BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, nisan 2009’da BM Irak’a Destek Misyonu’nun başkanlığını yürütürken yayımladığı raporda kuzey Irak’taki ihtilaflı bölgeleri şöyle sıralamıştı: Ninova vilayetinde Sincar, Telafer, Tel Kaif (Tel Keppe), Şeyhhan, Akre ve Hamdaniye ilçeleri; Kerkük vilayetinde Mahmur, Havice, Dibis, Dakuk ve Tuzhurmatu ilçeleri; Diyala vilayetinde Kifri ve Hanakin ilçeleri ile Mandali nahiyesi. Tüm bu topraklar Kürdistan bölgesiyle sınır komşusu.

2003-2014 döneminde ihtilaflı bölgelere göreceli bir sükûnet hâkim oldu. Zira tüm taraflar buralarda çıkacak bir çatışmanın sonuçlarından sakınıyordu. İD’in 10 Haziran 2014’te Musul’u işgal etmesiyle durum değişti. İD ayrıca Sincar, Rabia, Zummar, Hanesor ve Ankava gibi bazı Arap ve Kürt yöreleri ve Tuzhurmatu, Selahaddin ve Diyala’daki kimi ihtilaflı bölgeleri ele geçirdi.

Bu gelişmeleri fırsat bilen Peşmerge güçleri, Irak ordusunun İD’in saldırıları karşısında nisan 2014’te çekildiği bölgelere 11 Haziran’da girdi. Bunların arasında Tuzhurmatu dâhil Kerkük, Ninova Ovası ve Selahaddin’deki bazı bölgeler vardı. Bu yeni gerçekliği o günlerde Fransız Haber Ajansı’na değerlendiren İngiliz AKE Grubu’nun güvenlik analisti John Drake “Kerkük ve Tuzhurmatu gibi Bağdat’la ihtilaf konusu olan başka toprakların” da Kürt kontrolüne geçebileceğini söylüyordu.

Bunun aslında gerçekleşmeye başladığı görülüyor. Arap-Kürt toprak ihtilafının özünde yatan Kerkük nisan 2014’te Kürt güçlerinin kontrolüne geçti. Petrol zengini Kerkük Kürtler açısından simgesel önem taşıyor.

İD Irak topraklarından çıkarıldığında Kürt güçlerinin ihtilaflı bölgeleri kontrol etmesi ve özellikle Kerkük meselesi uzun bir etnik savaşı tetikleyebilir. Bu nedenle KBY’nin İD’le mücadeleyi sonlandırmaya niyetlendiği iddiası bazılarınca kuşkulu bulunuyor. Hatta kimileri tam aksini bekliyor, yani KBY’nin Tuzhurmatu dâhil itilaflı bölgelerdeki Kürt varlığını pekiştirmek için bu mücadeleyi sürdüreceğini düşünüyor. Örneğin parlamento üyesi Siham Musa’ya göre “Barzani İD’in ortağıdır ve bu örgütü Irak’a o getirdi.”

KBY’nin hedefleri konusunda endişe duyan Irak hükümeti, martta yaptığı açıklamada “İD ihtilaflı bölgelerden yok edilir edilmez bu bölgeler için Anayasa’nın 140. Maddesini işleteceğini” duyurdu. Barzani ise geçen sene ihtilaflı bölgeler için 140. Maddeyi işletmeye gerek olmadığını söylemiş, buna gerekçe olarak da şöyle demişti: “Bu bölgeler Peşmerge güçleri oraya girdikten sonra Kürdistan bölgesinin parçası hâline gelmiştir.”

Parlamentoda da grubu bulunan Şii milis gücü Asaib Ehlül Hak’ın sözcüsü Naim El Abudi, Barzani’nin sözlerini Al-Monitor’a değerlendirirken “Bu tarz açıklamalar milliyetçi, mezhepçi çatışmaların fitilini ateşler.” dedi.

Durumun zaten çetrefilli ve kritik olduğu Irak’ta bu söz düelloları şiddetli bir iç savaşa dönüşebilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkmen, popular mobilization units, peshmerga, massoud barzani, kurds in iraq, kurdistan regional government, kirkuk, is, anbar

Adnan Abu Zeed, Iraklı bir gazeteci yazardır. Zeed, Irak’ta mühendislik teknolojileri bölümünden mezun olmuş, devamında ise Hollanda’da medya teknolojileri okumuştur.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept