Suriye'nin Nabzı

Rus müdahalesinin ardından ÖSO ayağa kalkabilir mi?

By
p
Article Summary
Rusya’nın Suriye iç savaşına müdahalesi dengeyi rejim lehine değiştirirken Özgür Suriye Ordusu saflarında moral bozukluğu yaşanıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Suriye’deki Rus saldırıları 30 Eylül’de başladığından bu yana üç ay geçti. Öncelikle kuzey Suriye’deki isyancı kalelerini hedef alan Rus müdahalesi şimdi güneydeki Şeyh Maskin bölgesine odaklanıyor. Uzmanlara göre saldırılardan en çok Özgür Suriye Ordusu etkileniyor.

Savaş Çalışmaları Enstitüsü’nün geçtiğimiz günlerde açıkladığı rapora göre Rusya'nın Suriye iç savaşına müdahalesi savaş alanındaki ivmeyi Cumhurbaşkanı Beşar Esad lehine değiştirdi. Raporda şu satırlara yer verildi: “15 Ekim’de Halep vilayetinde çok yönlü bir taarruz başlatan Devrim Muhafızları ve onlarla bağlantılı vekil güçler, Halep kentinin güney kırsalında isyancı kontrolündeki geniş toprakları ele geçirdi.” Rapora göre rejim yanlısı güçler Lazkiye vilayetinin kuzeydoğusunda da muhalefete karşı taktik kazanımlar elde etti.

Şu an kuzey Suriye’de Halep ve Hama civarlarında ve güney Suriye’de varlık gösteren ÖSO, Esad yönetimine karşı savaşan isyancı grupların en büyüğü ve en laik olanı olarak görülüyor. İstanbul merkezli düşünce kuruluşu Omran Dirasat’ın Suriyeli araştırmacısı Sinan Hatahet’e göre ÖSO’nun tahminen 35 bin savaşçısı var ve bunların çoğu Suriye ordusundan firar eden askerler.

Al-Monitor’a konuşan Hatahet’e göre ÖSO, her biri ortalama bin mensubu olan 27 büyük gruptan ve daha ufak birlikler ve yerel milislerden oluşuyor. Bunların bazıları sadece birkaç düzine militandan ibaret. Çeşitli büyüklüklerde binlerce tugay var.

Rus müdahalesi düşük maaşlar, örgütten kopuşlar ve yolsuzluk yüzünden zaten sıkıntı yaşayan bölük pörçük ÖSO üzerindeki baskıyı artırıyor. Bunun yanında güney Suriye’deki isyancılara planlama desteği, maddi ve lojistik yardım sağlayan Batılı, Körfezli ve Ürdünlü askeri danışmanlardan oluştuğu söylenen Ürdün’deki Askeri Harekât Merkezi’nin de desteği azalıyor.

Adının gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan güney cephesindeki bir kaynak, azalan para akışı nedeniyle savaşçıların moral bozukluğu yaşadığını anlatırken şöyle diyor: “Ürdün yaklaşık dört ay önce savaşçıların maaşını vermeyi kestiğinden beri maddi sorunlar yaşıyoruz. Rejimin Şeyh Maskin’e yönelik son taarruzuna kadar cephe hattı adeta ölü durumdaydı.”

Savaşçıların yeteneklerine göre genelde 100-150 dolar maaş aldığını belirten kaynak, ÖSO’nun ölen veya yaralanan savaşçıların ailelerine destek olmamasından da şikâyet ediyor.

Bu tip sıkıntıların ÖSO’dan kopuşları izah edebileceğini belirten Hatahet, resmi veriler olmasa da bu sorunların ayaklanmanın ilk günlerinden beri örgütü uğraştırdığını söylüyor. ÖSO’dan ayrılan kimi savaşçılar Ahrar El Şam ve El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi gibi İslamcı, Selefi ya da cihatçı gruplara katıldı.

ÖSO’dan kopuşlar savaş alanına İslamcıların hâkim olduğu kuzey Suriye’de daha yoğun yaşanıyor. Bu grupların cazibesi, maddi kaynak ve silah bakımından genelde daha iyi durumda olan İslamcı savaşçıların gücüne atfediliyor.

Batılı ülkeler de isyancı grupları desteklemekte isteksiz davrandı. Sağladığı silahların radikallerin eline geçmesinden korkan ABD ekimde “eğit donat” programına son verdi.

Haziran 2014’te ise muhalif hükümetin yolsuzlukla suçladığı ÖSO üst komutası görevden alınmış, örgütün Üst Askeri Konseyi tasfiye edilmişti.

Güney cephesindeki savaşçının anlattıklarının aksine ÖSO saflarında çarpışan Albay Abdül Cabbar Ukaydi savaşçıların moralinin hâlâ yüksek olduğunu söylüyor. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan albay şöyle diyor: “Biz inandığımız bir dava uğruna savaşıyoruz. Rusların hava desteği, İran, Lübnan ve Irak’tan gelen milislere rağmen rejim yanlısı güçlerin ilerleyişi oldukça yavaş ve önemsiz.”

Hatahet’e göre rejim insan gücü bakımından sıkıntı yaşıyor ve bu nedenle en azından şimdilik Rusya ve İran’ın sağladığı kapsamlı desteği somut kazanımlara dönüştüremiyor.

Hatahet, ÖSO militanlarının morallerinin şimdilik yüksek olduğu konusunda albayla hemfikir ancak Rusya’nın stratejisi nedeniyle örgütün yerel düzeyde tecrit edilmeye devam ettiğini vurguluyor.

Rusya ve rejim çeşitli ateşkesler yaparak Şam banliyölerini emniyete almaya çalışıyor. Bunların sonuncusu Zabadani bölgesindeki isyancıların tahliyesiyle 28 Aralık’ta sona erdi.

Güney cephesindeki savaşçıya göre güney Suriye’de Nusra Cephesi ile varılan benzer bir anlaşma kapsamında örgütün yaklaşık 400 militanı bölgeden tahliye edilecek. Anlaşmanın Ürdün’ün aracılığında sağlandığını belirten savaşçı militanların muhtemelen kuzey Suriye’ye gönderileceğini belirtti.

Rusya ise geçtiğimiz günlerde yine puan kazandı. 15 bin ila 20 bin arasındaki savaşçı sayısıyla Şam banliyölerinin en büyük isyancı örgütü olan Selefi Ceyş El İslam grubunun lideri Zahran Alluş öldürüldü. Hatahet’in bu konudaki yorumu şöyle: “Rusya ile Esad rejiminin stratejisi ateşkesler dayatarak Şam civarındaki bölgelerin ve güney Suriye’nin tahliyesini amaçlıyor. İsyancıları ülkenin gerçek stratejik değeri olmayan kuzeyine sürmek istiyorlar.”

ÖSO için bir diğer dezavantaj da İslam Devleti ile mücadelenin giderek Demokratik Suriye Güçleri (DSG) tarafından üstlenilmesi. Rusya’nın da yardım ettiği bu yeni ABD destekli muhalif ittifak, Ceyş Suvar Rakka ve Süryani Konseyi gibi sadece İD’le mücadeleye odaklanan gruplardan oluşuyor. İttifaka ABD desteğiyle örgütlendiği bildirilen Kürt güçleri hâkim. Rusya da DSG’ye destek amaçlı saldırılar düzenliyor. Haseke vilayetinin güneyinde İD kontrolünde kritik bir kavşak kasabası olan Şedadi’ye doğru ilerleyen DSG güçleri 13 Kasım’da Suriye-Irak sınırındaki El Havl kentini, daha sonra da batı Suriye’deki Teşrin Barajı’nı ele geçirdi.

Hatahet bu konuda şöyle diyor: “DSG esasen ÖSO için kritik önem taşıyan bölgeleri alıyor. Bu hamleler Rusya, Esad rejimi ve DSG’nin izlediği strateji doğrultusunda yapılıyor, yani ÖSO’yu İD’le olan cephe hattından kesmek ve dolayısıyla Batı’nın gözünde anlamsız kılmak.” ÖSO böylece Suriye konusunda yapılacak yeni müzakerelerde pazarlık gücünden mahrum olacak.

Büyük güçler arasında nadiren görülen uzlaşı sonucunda BM Güvenlik Konseyi 18 Aralık’ta Suriye’de barış için uluslararası bir yol haritası çizen 2254 sayılı kararı oy birliğiyle kabul etti. BM Suriye Temsilcisi Staffan de Mistura, Suriye hükümetinin temsilcileri ile Suriye muhalefetini mümkün olan en geniş ölçüde temsil eden heyetleri 25 Ocak’ta Cenevre’de bir araya getirmeyi planlıyor.

BM kararı, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’un Suriye yönetimiyle tüm ılımlı isyancı grupların masaya oturmasını öngören bir barış planı üzerinde anlaşma sağlamasının ardından kabul edildi. Plana göre 18 aylık bir anayasal reform sürecinden sonra devlet başkanlığı seçimleri yapılacak.

Hatahet sözlerini şöyle tamamlıyor: “ÖSO için durum hâlâ idare edilebilir ama Rusya mevcut stratejisini önümüzdeki dönemde de sürdürürse savaşçıların mücadele gücü kırılacak ve eğer isyancıların bölgesel destekçileri el yükseltmezse güç dengesi muhalefet aleyhine dönecek.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: syrian civil war, russia’s syria policy, russian involvement in syrian crisis, jabhat al-nusra, is, free syrian army, fsa, bashar al-assad

Fransa ve Lübnan uyruklu gazeteci Mona Alami, Atlantik Konseyi’ne bağlı Refik Hariri Orta Doğu Merkezi’nde konuk araştırmacı olarak çalışıyor. Ürdün, Mısır, Lübnan, Suriye, Sudan ve BAE başta olmak üzere Arap dünyasındaki siyasi ve ekonomik konuları izliyor.

 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept