İran'ın Nabzı

İran Yemen’de niçin kalıcı olmaz?

By
p
Article Summary
İran’dan daha geniş destek bekleyen Yemen’deki Husilerin Lübnan Hizbullahı’nın aldığı çapta bir destek alması olası görünmüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

TAHRAN — Yemen’deki Ensar Allah hareketi ya da yaygın adıyla Husiler İran İslam Cumhuriyeti’ne her zaman özel bir itibar gösterdi. İran’la Ensar Allah arasındaki ilişkiler Batı medyasında gösterildiği kadar derin olmasa da uzun yıllara dayanıyor. Hareketin kurucusu ve bugünkü lideri Abdülmelik El Husi’nin abisi Hüseyin Bedreddin daha 1986’da İran-Irak savaşının en sıcak günlerinde Tahran’ı ziyaret etmişti

İslam Cumhuriyeti’nden fazlasıyla etkilenen Husi liderler, Lübnan Hizbullahı’na verdiği güçlü desteği onlara da vermesi için Tahran’ı ikna etmeye çalıştı. Ancak bu hiçbir zaman gerçekleşmedi. İran’ın bölgesel hesaplarında Husilerin tuttuğu yer Hizbullah’ınkinin yanına bile yaklaşamadı. Yemen’de Suudi önderliğinde süren savaş bile bunu değiştiremedi. İran Suudi saldırısına sert tepki göstermiş olsa da İran’ın Yemen krizindeki dahli Husilerin koyu bir müttefikinden beklenecek düzeyde değil.

İran Milli Güvenlik Üst Kurulu’nda dış ilişkiler komisyon başkanlığı yapmış olan Seyyid Hüseyin Musavian Al-Monitor’a bu konunda şöyle dedi: “İran Yemen’deki çatışmaya bulaşmak istemedi. Suudilerin askeri müdahalesi ve Yemen halkını yoğun şekilde katletmesi İran’ı barışın sağlanmasına yardımcı olmak için müdahil olmaya itti.” İran’ın menfaatlerine bölgede en iyi barış ve istikrarın hizmet ettiğini vurgulayan Musavian “İran olmadan Yemen’de barışın sağlanması mümkün değil.” dedi.

Bu ne anlama geliyor? İran Husilere verdiği desteği sonunda Hizbullah’a verdiği desteğin seviyesine çıkarabilir mi? Yanıt güçlü bir “hayır” olsa gerek. Bunun niçin böyle olduğunu anlamak için sahadaki bir dizi gerçeği hesaba katmak gerekir.

Birincisi coğrafi ve jeopolitik açıdan Yemen’in İran için stratejik önemi Lübnan’la kıyas kabul etmez. Yemen Orta Doğu’nun çeperinde, Lübnan ise tam kalbinde yer alıyor. İran Lübnan’daki varlığı sayesinde İsrail’i doğrudan gören bir konum, Doğu Akdeniz bölgesine giriş kapısı ve Akdeniz kıyılarına erişim elde ediyor. Yemen İran için bu çapta bir avantaj sağlamıyor. Aksine Yemen dış aktörlerin gözünde kalıcı barış ve istikrar vadetmeyen, yoksul bir bataklığa dönüşmüş durumda.

İkincisi Lübnan’da Suudi Arabistan, Fransa ve İsrail gibi birçok rakiple karşı karşıya olan İran, Yemen’de bir tek Suudi Arabistan’la çekişiyor. Ancak bu, Yemen’deki rekabetin daha düşük şiddette olduğu anlamına gelmiyor. Zira Yemen’le bin 307 kilometrelik kara sınırı olan Suudi Arabistan’ın Yemen’e karşı hassasiyeti Lübnan’a göre fazla. Örneğin Suudi Arabistan’ın Hamis Müşahit Üssü Yemen sınırından sadece 96 kilometre mesafede ve basit bir roketle dahi vurulabilir. Böyle bir olay kolayca savaşa dönüşür ve Suudi topraklarına yayılır. Buna karşın Lübnan’daki çatışmalar Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğünü hiçbir şekilde etkilemiyor. Dolayısıyla İran’ın bakış açısından Yemen’de Suudi Arabistan’la bir vekâlet çatışmasına girmek bu çatışmanın muazzam şekilde tırmanması gibi ilave bir risk taşıyor.

Üçüncüsü Yemen’in stratejik önemi daha büyük olsa ve Suudilerle vekâlet çatışması tehlikeli tırmanış riski taşımasa bile Husiler ile Lübnan Hizbullahı arasında çok temel bazı farklar var. Bunlar İran destekli yeni bir Hizbullah’ın yaratılmasını imkânsız kılıyor. Dini açıdan bakacak olursak Yemen’de yaygın olan Şii inancı İran’daki Şiilikle aynı değil. İran Onikici Şii inancını benimsiyor. Bu inanç Lübnan ve Irak gibi ülkelerde de yaygın. Husiler ise Şiilikte bir azınlık kolu olan ve sadece Yemen’e özgü sayılabilecek Zeydi Şii inancını benimsiyor.

Daha da önemlisi Husiler her ne kadar güçlü bir savaşçı ruhuna sahip olsa ve Yemen ordusunun kimi unsurlarıyla ittifak kurmayı başarsa da Hizbullah’ın Lübnan’da sahip olduğu toplumsal ve ekonomik statüye sahip değil. Hizbullah tarihten, askeri gerekçelerden ve halk nezdindeki imajından beslenen önemli bir otoriteye sahip. Husiler ise bu açıdan epey yetersiz kaldığı gibi Yemen toplumunun aşiret yapısından kaynaklanan ilave zorluklarla karşı karşıya.

Son olarak Hizbullah, İran yardımını kolaylaştıran dost bir komşunun, yani Suriye rejiminin varlığından fazlasıyla yararlanırken Yemen’in bir tarafı denizle çevrili, bir tarafında Suudi Arabistan var. Yemen’in doğu komşusu Umman’ın ise asla bölgesel kavgalara karışmadığı tecrübeyle sabit. Umman çatışmaları körüklemiyor, aksine çatışan taraflar arasında arabuluculuk yapmaya çalışıyor. Dahası Yemen’e mevcut koşullarda yardım ulaştırmak son derece zor. Suudi Arabistan Yemen’e denizden abluka uyguluyor ve kara sınırlarını kontrol ediyor. Hizbullah ise sadece Lübnan-Suriye sınırının kimi kısımlarını değil Beyrut’taki uluslararası havaalanını da kontrol ediyor. Özetle Husiler ne dostane bir komşuya ne de uygun bir ikmal güzergâhına sahip.

Al-Monitor, İran-Husi iş birliğini Tahran Harezmî Üniversitesi’nden siyaset bilimci Kadir Nasri’ye sordu. Ölçülü ama olumsuz bir tonda konuşan Nasri şöyle dedi: “İran’ın Yemen’e müdahalesi hem gerçekte hem algı bazında İran’ın gücünü zorluyor ve zayıflatıyor, tıpkı sündürünce incelen bir çiklet gibi.” Yemen gibi bir ülkeye müdahalenin zorluklarına işaret eden Nasri, şöyle devam etti: “Bu, İran’ın verdiği sözleri yerine getirmesini engelliyor ve bu da içeride hoşnutsuzluğa yol açıyor. Jeopolitik gerçeklere bakınca bunu dış siyaset bakımından da savunmak mümkün değil.”

İran’ın emekli büyükelçilerinden Nusretullah Tacik de aynı fikirde. Al-Monitor’a konuşan Tacik şöyle diyor: “Her ülkenin kendi sınırları dışında birtakım menfaatlerinin olması doğal. Ancak bu menfaatleri belki doğru analiz edemedik ve siyasi çıkarlarımızı korumak için doğru yatırımı yapmadık.”

İran’ın Yemen’deki menfaatleri muğlak. Müdahale etmenin yararları ise daha da muğlak. Bu durumda İran için bu açmazdan nasıl ve ne zaman bir çıkış yolu bulunabilir? Bölgesel diyaloğun kesildiği şu ortamda Tahran’da kimi çevreler Batı’yı işaret ediyor. Ürdün’de büyükelçilik yapmış olan Tacik nükleer anlaşmaya atfen şöyle diyor: “Ortak Kapsamlı Eylem Planı uygulamaya girdikten sonra Batı’yla ve özellikle ABD’yle ilişkilerimiz düzelince yeni bir başlangıç yapabiliriz.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: yemeni civil war, yemen, saudi arabia influence in lebanon, saudi arabia foreign policy, saudi-iranian rivalry, iranian influence in yemen, hezbollah, arab spring

İranlı gazeteci ve Orta Doğu yorumcusu Saeid Jafari İran’da Asuman, Hordad, Mosalas ve Mihriname gibi yayınlarda çalıştı. Şu an haftalık Seda dergisinin dış haberler ve diplomasi editörlüğünü yapıyor, aynı zamanda Haber Online sitesinde çalışıyor. Iran Review isimli yayına da İngilizce makaleler kaleme alıyor.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept