Ak Parti düşünüyor: yanlış giden neydi?

Ak Parti içindeki Erdoğan tenkitçilerinin sesi henüz gür çıkmasa da gerçekler onların tarafında gibi görünüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor .
Mustafa Akyol

Mustafa Akyol

@AkyolinEnglish

İşlenmiş konular

turkish politics, turkish elections, recep tayyip erdogan, presidential election, corruption, coalition, ahmet davutoglu, akp

Tem 15, 2015

Ak Parti 7 Haziran’daki genel seçimlerden bu yana gözle görünür bir şaşkınlık, tereddüt ve sorgulama içinde. Gündemdeki soru malum: Sandıkta yaşanan bu büyük gerilemenin nedeni ne? Partinin 2011 seçimlerinde aldığı yüzde 50’lik oy oranı nasıl oldu da yüzde 41’e düştü? Bu soruya iki farklı yanıt veren iki ana kamp var. Daha zayıf olan kamp çok ihtiyatlı ve saygılı bir şekilde sorumluluğu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve yakın çevresinin aşırılıklarında arıyor. Daha güçlü ve cüretkar olan diğer kamp ise, ilk kampın Erdoğan’ın büyüklüğünü anlayamayan ve ilk tökezde çözülmeye başlayan potansiyel “hainler”le dolu olduğunu düşünüyor.

Ak Parti’de güçlü bir ‘kol kırılır yen içinde kalır’ düsturu ve dış dünyaya karşı dayanışma kültürü olduğu için bu iki kamp da kendi aralarındaki gerilimi dışarıya tamamen yansıtmıyor. Biz ise durumu dedikodular ve “off the record” verilen bilgiler sayesinde öğreniyoruz. Bir de bu tartışmanın, AK Parti yanlısı basına nasıl yansıdığını görüyoruz. İki kamptan da keskin kalemlerin (en çok da keskin Erdoğancıların) birbirlerine hitaben yazdıkları öfkeli hatta çoğu zaman kaba köşe yazılarından okuyoruz.

Bu iki kampın görüşleri özetle şöyle açıklanabilir:

Çoğu açıdan daha “ılımlı” olan birinci kamp geçmiş yıllardaki çarpıcı başarılarına rağmen Erdoğan’ın son zamanlarda sağduyusunu kaybettiğini düşünüyor. Bunlara göre, Erdoğan’ın iktidarı yolsuzluk, savurganlık ve dalkavukluğun sembolü haline gelmiş durumda. Erdoğan’ın “başkanlık sistemi” takıntısı kitleleri korkutmuş, Kürt meselesine ilişkin iniş çıkışları pek çok Kürt seçmeni küstürmüş vaziyette. Bu kamptakiler, Erdoğan’ın Anayasa’nın tanımladığı sınırlar içinde sembolik bir Cumhurbaşkanı olması ve Ak Parti’nin koalisyon hükümeti kurmasına izin vermesi gerektiğini düşünüyorlar. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu destekliyorlar. Hatta kimileri Abdullah Gül’ün partiyi “kurtarmak” için bir noktada siyasete döneceğini umuyor.

Hem partide hem de Ak Parti yanlısı basında daha güçlü olan diğer kamp ise uzlaşmaz bir şekilde Erdoğan’ı savunuyor. Bu kampa göre Erdoğan sadece Türkiye’nin değil tüm İslam dünyasının kurtarıcısı. Onlara düşen de Erdoğan’ı tüm düşmanlara ve hatta tenkitçilerine karşı savunmak. Partinin seçimlerde yaşadığı kayıp onlara göre Erdoğan’ın eskisi gibi işin tamamen başında olmamasından kaynaklanıyor. Davutoğlu Cumhurbaşkanı’na uyum sağladığı sürece sorun yok, ama asıl patronun kim olduğunu unutmaması gerekiyor. Koalisyonu pek desteklemeyen bu kamp Kasım’da erken seçimlere gidileceğini, Ak Parti’nin de kaybettiği parlamenter çoğunluğu yeniden kazanacağını ümit ediyor.

Bu kamplaşma ve parti içindeki mücadele muhtemelen bir süre daha devam edecek. Ancak olgular Erdoğan’a eleştirel yaklaşan kamptan yana. En azından önde gelen araştırma şirketlerinden Metropoll’ün yaptığı son anket bunu gösteriyor.

Metropoll’ün “Türkiye’nin Nabzı Haziran 2015” başlığıyla geçen hafta internet sitesinde yayımladığı ankette yukarıdaki tartışmaya ilişkin bir soru da yer alıyor: “"Sizce AKP'nin bu seçimde tek başına iktidar olamamasının asıl nedeni nedir?” Bu soruya verilen ilk beş yanıt ve yüzdeleri aşağıdaki gibi:

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmaları: Yüzde 16.3

  • Yolsuzluk: Yüzde 14.2

  • Kürtlerin HDP’ye oy vermesi: Yüzde 6.9

  • Başkanlık sisteminde ısrar edilmesi: Yüzde 4.1

  • Otoriterleşme: Yüzde 3.9

“Kürtlerin HDP’ye oy vermesi” hariç ankete katılan seçmenlerin işaret ettiği tüm nedenler doğrudan Erdoğan’a işaret ediyor. İlk olarak, Erdoğan seçim kampanyaları sırasında yaptığı öfkeli konuşmalarla toplumun yıllardır Cumhurbaşkanından beklediği ağır başlı, dengeli devlet adamı görüntüsünün dışına çıktı. İkincisi, iktidarının son zamanları “yolsuzluk”un simgesi haline geldi. Zira dört eski bakanı yolsuzluk suçlamalarından kurtaran ve Davutoğlu’nun Subat 2015’te geçirmeye çalıştığı “şeffaflık yasası”nı engelleyen Erdoğan’dı. Yukarıda belirtilen diğer önemli unsurlardan “Başkanlık sisteminde ısrar edilmesi” ve “otoriterlik” de Erdoğan’la ilgili yanıtlar.

Erdoğan’a yönelik olumsuz algıda 615 milyon dolarlık saray da önemli rol oynuyor. Basın sarayın Ak Parti seçmenleri arasında bile gereksiz bir harcama olarak görüldüğünü Kasım 2014’te yazmıştı. Zira bu seçmen, eskiden Ankara’da mütevazı bir apartman dairesinde oturan mütevazi bir Erdoğan profiline alışıktı. Erdoğan da zaten muhtemelen bu sıkıntı nedeniyle sarayın ismini “külliye” olarak değiştirdi. Külliye Osmanlı’da içinde kütüphane, hamam, okul ve mutfağın da bulunduğu büyük camii yerleşkelerini tanımlamak için kullanılan bir tabirdi. Ancak Erdoğan’ın lüks sarayı aslen bir saray olduğu için isminin bu şekilde zorlama değiştirilmesi pek çok kişi için bir anlam ifade etmedi.

Metropoll’ün Başkanı Özer Sencar bu anketin son baharda yapılacak olası bir seçimin sonuçlarına dair ip uçları taşıdığı görüşünde. 7 Haziran’da alınan sonuçların yeniden sandığa gidilmesi halinde düzeltilebilir bir anomali olduğuna inanan Erdoğan’ın erken seçim istediği biliniyor. Bunun yanlış hesap olduğunu söyleyen Sencar ise seçmenlerin 7 Haziran’daki tercihlerini şekillendiren tüm siyasi gerekçelerin halen geçerli olduğuna işaret ediyor. Yani Erdoğan’ın otoriterleşmesi nedeniyle Ak Parti’den kaçan seçmen geri dönmeyecek. Dolayısıyla Sencar’a göre Ak Parti’nin koalisyon kurmaktan başka çaresi yok.

Ancak bu görüşe katılmayanlar da var. Erdoğan yanlısı kampın kanaatlerinden biri, Ak Parti’nin salt çoğunluğu kıl payı kaybettiği ve erken seçimlerin denemeye değer olduğu yönünde - bilhassa da seçmenin siyasi belirsizlikten duyacağı usanma hissi düşünüldüğünde. Öyle ki, Ak Parti’li bir yetkilinin araştırmasına göre parti sadece 90 binlik bir oyla salt çoğunluğu yeniden kazanabilir. (Yani Ankara’da 10 binlik, İstanbul’da 13 binlik, hatta diğer kentlerde kazanılacak ufak bir artış dengeyi yeniden Ak Parti lehine değiştirebilir ve partiye tek başına iktidar olmak için gereken 20 sandalyeyi kazandırabilir).

Ne var ki, Ak Parti’nin temkinli isimleri bu hesaplara ihtiyatla yaklaşıyor. Bu mutedil isimlerden biri de eski adalet bakanı Sadullah Ergin. Katıldığı bir televizyon programında erken seçimlerin partisine parlamenter çoğunluğu kazandıramayabileceği uyarısında bulunan Ergin şöyle diyor: “İşte bir takım haberler çıkıyor, AK Parti’nin Türkiye genelinde 20 kadar vilayette kıl payı milletvekili kaybettiği... Ama kıl payı aldığı yerler de var. Muhalefet de AK Parti’nin ucu ucuna aldığı yerlerde iş birliği yaparak oradan milletvekili eksiltebilir AK Parti’den”.

Erdoğan yanlısı basının önde gelen isimlerinden biri isminin açıklanmaması kaydıyla bu senaryoları Al-Monitor’a değerlendirdi. Ak Parti’nin parlamenter çoğunluğu yeniden kazanmasının Erdoğan için elbette en ideal seçenek olduğunu söyleyen kaynak şöyle devam etti: “Ancak onlar da tekrar seçimlerden çıkabilecek olası sonuçları hesap etmeye ve seçmenin siyasi eğilimini ölçmeye çalışıyorlar.”

Sonuç olarak, Ak Parti’nin önünde üç seçenek görünüyor. İlki -büyük ihtimalle CHP ile- kurulacak bir koalisyon hükümeti. Bu, Davutoğlu’nu güçlendirirken, Erdoğan’ın gücünü sınırlar. İkincisi, erken seçimlere gidilmesi ve partinin salt çoğunluğu yeniden kazanması. Bu seçenek Erdoğan’ı güçlendirerek, yenilmezlik efsanesini yeniden canlandırır.

Üçüncü seçenek ise Ak Parti’nin erken seçimlerde de salt çoğunluğa ulaşamaması hatta oylarının biraz daha düşmesi olur. Böylesi bir sonuç hem partiyi hem de bilhassa Erdoğan’ı içeriden zayıflatır. Hatta Erdoğan kendi hırsları için partiyi bir felakete sürüklemekle suçlanabilir. İşte o zaman bugün kendisini sessiz ve çekingence eleştirenlerin sesleri daha gür ve güçlü çıkmaya başlayacaktır.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Erdoğan’ın Avrupalı fedaileri: Bozkurt ve Hilal
Fehim Taştekin | | Kas 13, 2020
Ekonomide kadro değişimi erken seçim amaçlı
Mustafa Sönmez | Türkiye seçimleri | Kas 12, 2020
Kriz büyürken iş dünyası suspus
Mustafa Sönmez | | Kas 5, 2020
Fransa boykotu iç tribünlere dönük
Mustafa Sönmez | | Eki 29, 2020
Madencilerin altın iştahı büyüyor
Mustafa Sönmez | | Eki 26, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Döviz-faiz sıkışması ve yeniden küçülme
Mustafa Sönmez | | Kas 20, 2020
al-monitor
Azerbaycan’a asker tezkeresi ne anlama geliyor?
Fehim Taştekin | | Kas 19, 2020
al-monitor
Erdoğan’ın Avrupalı fedaileri: Bozkurt ve Hilal
Fehim Taştekin | | Kas 13, 2020
al-monitor
Ekonomide kadro değişimi erken seçim amaçlı
Mustafa Sönmez | Türkiye seçimleri | Kas 12, 2020