Suriye'nin Nabzı

Suriye’de her iki taraf ABD saldırılarına karşı çıkıyor

By
p
Article Summary
ABD öncülüğünde Suriye’de İslam Devleti’ne (İD) karşı düzenlenen saldırılar, hem yerel isyancıların hem rejim destekçilerinin eleştiri oklarına hedef oluyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

ABD öncülüğündeki koalisyon, İslam Devleti’ni (İD) ve başka radikal grupları hedef alan Suriye içindeki saldırılarına nihayet başladı ve savaşın mahvettiği bu ülkeyi yeni belirsizlik ve çalkantılara sevk etti. Koalisyon saldırılarına Suriye’nin farklı kesimlerinde yoğun bir karşıtlık var. Siyasi liderlerinin tutumlarının aksine her iki kampta da farklı nedenlerle dış askeri müdahaleye itirazlar yükseliyor. Olası sivil ölümlere ilişkin insani kaygılar ve harekâtın geri teperek radikalleşmeyi körükleyeceği korkusu bir yana taraflara özgü endişeler söz konusu.

Uzun yıllardır Baas Partisi’ne üye olan ve sarsılmaz şekilde rejimin yanında duran Ammar, rejimi doğrudan suçlamasa da onun da gelinen noktada payı olduğuna inanıyor. Ammar, öfkeyle şöyle diyor: “Biz bir zamanlar güçlü bir millettik, bölgede büyük bir oyuncuyduk. Şu anki hâlimize bir bakın, küçücük Bahreyn bile bizi bombalıyor. Ortalığın maskarası olduk.”

Bu şaşkınlık duygusu, rejim destekçileri arasında net şekilde hissediliyor. Bu kesim, ülke egemenliğinin düştüğü durum karşısında hayal kırıklığıyla karışık bir aşağılanmışlık duygusu yaşıyor. Ancak hiç kimse rejimi doğrudan suçlamıyor, bunun yerine vatan hainlerinin, Arapların ve Türkiye’nin tezgâh ve komploları öne sürülüyor. Hava harekâtı öncesinde Suriye rejimine haber verilmiş olması da fazla bir teselli yaratmış değil.

Öte yandan rejimin, başlıca destekçileri İran ve Hizbullah’ın aksine hava operasyonlarından gizliden gizliye memnun olduğu anlaşılıyor. Rejim, kendi mantığı çerçevesinde ana hedeflerinden birini başarmış oldu, yani Suriye’deki sorunu halk ayaklanmasından iç savaşa, iç savaştan da nihayet terörle mücadeleye dönüştürmüş oldu. Dahası, kimse artık rejim değişikliğinden bahsetmiyor. Bu konu en azından kısa ve orta vadede tamamen gündemden kalkmış görünüyor. Son olarak sahadaki güçlü ve etkili cihatçı grupların bertaraf edilmesi, rejim güçleriyle müttefiklerinin üstünlüğü ele geçirmesini sağlayacak ve muhtemelen onlara savaşın sonunu tayin edecek askeri zaferi kazandıracak. Cihatçılar, rejime karşı savaşan en azılı ve etkin gruplar olarak ortaya çıktı ve rejime geniş topraklar ve çok sayıda adam kaybettirdi. Bunların ortadan kalkması rejimin işine yarayacak ya da en azından rejim böyle düşünüyor.

İlginçtir ki sürgündeki muhalefetin başlıca temsilcisi Suriye Ulusal Koalisyonu (SUK) da aynı mantıkla Suriye’deki askeri müdahaleyi destekliyor. Onlar da cihatçıların ortadan kalkmasıyla sahadaki dengenin kendi lehlerine değişeceğini hesap ediyor. Batı’nın laik isyancı grupları silahlandırmasına engel olan başlıca neden bu silahların radikallerin eline geçeceği korkusuydu. SUK, bu sorunun ortadan kalkmasıyla isyancılardan oluşan güçlü bir ordunun eğitilip teçhiz edileceğini umuyor. Muhalefet ayrıca ABD önderliğindeki koalisyonun ileriki bir aşamada namluyu eninde sonunda Cumhurbaşkanı Beşar Esad’a çevireceğini ve böylece zaferin kendilerine tepside sunulacağını düşünüyor.

Ne var ki sahadaki “ılımlı” isyancı gruplar ve bunların tabanları böyle düşünmüyor. Aslına bakılırsa bu gruplar koalisyonun Suriye’deki hava operasyonlarına epey yüksek sesle karşı çıkıyor. ABD’den gelişkin silah almış olan Harekât Hazım gibi gruplar bile ABD maşası gibi görünmenin sonuçlarından korkuyor ve operasyonlara karşı çıkıyor. Koalisyonun askeri müdahalesini tümden reddeden, ABD’yi ve Suriye muhalefetinin diğer destekçilerini zor durumda bırakan bu tutum iki temel noktadan kaynaklanıyor.

Bunlardan ilki, El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi’nin de hedefte olması. Nusra Cephesi, etkili bir rejim karşıtı grup olarak hem isyancılar hem halk arasında itibar görüyor ve İD’in aksine katı ideolojisini en azından şimdilik şiddet yoluyla dayatmıyor. İkinci nokta ise koalisyonun Esad güçlerini ve onlara bağlı milisleri vurmuyor olması. Suriyeli isyancılar, mevcut durumda cihatçıların yokluğuyla oluşacak boşluktan faydalanamama gibi gayet gerçekçi bir korku yaşıyor. Onlara göre bu boşluğu daha iyi donanıma sahip ve daha güçlü olan rejim kuvvetleri dolduracak ve dolayısıyla dış askeri müdahaleden bir tek rejim kazançlı çıkacak. İsyancılardan oluşan bir orduyu eğitip teçhiz etme planları ise hem yetersiz kalabilir hem de bunlar için çok geç olabilir.

Şu an Türkiye’de bulunan Liva El Tevhid komutanlarından Ebu Hammud da Al-Monitor’a yaptığı açıklamada benzer kaygılar dile getiriyor: “Suriye’deki askeri müdahale dengesiz. Aşırıcılığın ana kaynağını vurmuyorlar ki bu da (İD’in) var olmasına izin veren rejimdir. Onları ortadan kaldırıp rejimi bırakırlarsa bir başkası ortaya çıkar ve bu böyle sürüp gider.”

Ebu Hammud’la İD arasında herhangi bir yakınlık yok. Liva El Tevhid yaklaşık bir yıldır İD’le mücadele ediyor. Ancak Ebu Hammud’un, nihai amacı bu terör örgütünü bitirmek olan askeri müdahaleye destek vermemesi Suriye savaşının ne kadar girift olduğunu ortaya koyuyor.

İD ve diğer cihatçı gruplara yönelik koalisyon saldırılarına destek veren kesim, iki tarafın da destekçilerinin yer aldığı bir azınlıktan ibarettir. Bunlar, her türlü siyasi çözüm çabasında oyunbozanlık yapan, karşılıklı güven oluşturulmasında hayati öneme sahip yerel ateşkeslere bile karşı çıkan gruplar olarak görülüyor.

Cihatçıların bertaraf edilmesiyle olası barışçıl çözümün önünden büyük bir engel kalkmış olacak ki ABD ve iki taraftaki birçok önemli aktör böyle bir çözümden yana olduklarını söylüyor. Ancak bunun temenni babında kalıp kalmayacağını zaman gösterecek. Zira bu aktörlerin riyakârlığı ve çıkarcılığı, Suriye halkını daha önce hayal kırıklığına uğratmıştır.

Savaş makinesinin çarkları Suriye’de dönmeye devam ediyor ve talihsiz Suriye halkını yeni bir şiddet ve çalkantı safhasına sürüklüyor. Soluk almak şöyle dursun, tünelin ucunda ışık görünmüyor. Şu an görebildiğimiz tek şey kasvet ve belirsizlik. Bir dehşet treninin çaresiz yolcuları olan bizler, gökten gelen yeni bir ölüm çeşidiyle yaşamayı öğrenirken kanlı şiddetteki bu son tırmanışın bize neler getireceğini görmeyi bekliyoruz.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: us intervention in syria, syrian civil war, syria, rebels, opposition, islamic state, coalition

Edward Dark imzası, Halep’te yaşayan bir Suriyelinin kullandığı mahlastır. Twitter hesabı: @edwardedark

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept