İsrail'in Nabzı

Gazze’deki tüneller İsrail ordusu için sürpriz oldu

By
p
Article Summary
Hamas, İsrail’e roket atmak, İsrail topraklarına sızmak ve liderlerini korumak için yıllaradır yer altında ikinci bir Gazze inşa etti. Ama yer üstündeki Gazze’nin refahına hiçbir yatırım yapmadı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Koruyucu Hat Harekâtı’nın kara safhası, harekâtın bitiminde yanıtlanması gereken birçok soruya yol açtı. İsrail, Hamas’ın terör tünelleri projesinin kapsam ve boyutunun farkında mıydı? İsrail askeri teşkilatı, Gazze Şeridi ile İsrail arasında onlarca gelişkin tünelin kazıldığından haberdar mıydı? Haberdarsa sükûnet sağlanır sağlanmaz tekrar kullanıma girecek bu tünellere dair İsrail yöneticilerine kapsamlı bilgi vermiş miydi? İsrail’de siyasal iktidar bu tünelleri biliyor muydu? Bildiği hâlde susuyor muydu? İtidalli mi davranıyordu? Yanıt evet ise bunu niçin yapıyordu?

Gazze Şeridi’ne yönelik kara harekâtının arifesinde İsrail, sükûneti yeniden tesis etmek amacıyla Mısır’ın önerdiği ateşkes çerçevesini kabul etmişti. İsrail Savunma Kuvvetleri’ne (IDF) kara harekâtı için yeşil ışık, ancak Kerem Şalom’da terör eylemi planlayan 13 İzzeddin Kassam militanının İsrail’e sızmasıyla verildi. Askerler de ancak o zaman yer üstündeki Gazze’nin yanı sıra yer altında da bir Gazze olduğunu, bu Gazze’yi inşa etmek için Hamas hareketinin devasa kaynaklar harcadığını keşfetti.

Başbakan Benjamin Netanyahu, Koruyucu Hat Harekâtı’nın hedeflerini net bir şekilde tanımlamaktan kaçındı. Hem kendisi hem hükümeti “roket tehdidini ortadan kaldırmak” ve “İsrail vatandaşlarının huzurunu sağlamak” gibi genel hedefler telaffuz etmekle yetiniyor. Tünellerin ne kadar büyük ve yakın bir tehdit olduğu, Hamas’ın roketlerinden daha ciddi bir tehlike teşkil ettiği ancak sızma teşebbüsünden sonra ve BM destekli beş saatlik ateşkes esnasında anlaşıldı.

Bu terör tünellerinin hakkından gelecek bir Demir Kubbe savunma sistemi henüz icat edilmiş değil. Dahası, zamana karşı yarışta Hamas’ın İsrail’in teyakkuz durumunun bir adım önüne geçmeyi başardığı aşikâr. 19 Temmuz’da basına bilgi veren bir IDF kaynağı, ordunun tüm tünelleri tespit edebileceğinin kuşkulu olduğunu belirtti. Bu sözler, Hamas’ın sınırlarda kazdığı bu saldırı tünellerinin boyut ve kapsam bakımından IDF için ne kadar sürpriz olduğunu teyit ediyor.

Böylece bir anda iki tane Gazze’nin olduğu ortaya çıktı: Biri görünürdeki kalabalık, yoksul ve bocalayan Gazze, diğeri ise toprağın derinliklerine gömülü bir “yer altı Gazze’si.” IDF şu ana dek 36 tünel tespit etti. Ancak çatışmalar ve IDF’nin bölgedeki aramaları sürerken bile teröristler, henüz tespit edilemeyen tünellerden saldırı amacıyla İsrail’in içine gönderiliyor.

Güvenlik kaynağının değerlendirmesine göre bunlar, planlaması ve hazırlığı muhtemelen üç yıl sürmüş olan devasa tüneller. Her bir tünelin kazılma, güçlendirme ve bakım maliyeti yaklaşık 1 milyon dolar olarak hesaplanıyor. Bilindiği kadarıyla, İsrail ile Gazze Şeridi arasında, bölgenin kuzey ucundan güney ucuna kadar onlarca böyle tünel kazıldı.

Tünellerin İsrail tarafındaki çıkışı, kimi örneklerde Yeşil Hat’ın yarım kilometre ötesine kadar uzanıyor. Tünellerin tümü, kazıldıktan sonra kullanıma uygun ve gizli tutulmak için yıllarca düzenli bakım gerektirmiş. Kış fırtınaları sırasında su baskınlarına karşı da korunmuş ki bu, Gazze’nin yetersiz ve çökmekte olan kanalizasyon sistemi düşünülürse daha da zor bir iş hâline geliyor. Gazze halkının yaşam standartlarının yükseltilmesini savunan, “değişim ve reform” vadeden Hamas’ın tünellerin maliyetinin yüzde birini bile kanalizasyonun yenilenmesine yatırmamış olması gerçekten şaşırtıcı. Hamas o kaynakları yeni tüneller kazmak ve roket yapmak için kullanmayı tercih etti.

Hamas hareketi, üç farklı tünel tipi oluşturdu. Birincisi, Gazze-Mısır sınırında yüzlercesi bulunan ve çoğu son dönemde Abdül Fettah El Sisi’nin yeni yönetimi tarafından kapatılan “ekonomik tüneller.” Bunlar, Mısır’dan Gazze’ye ticari mal ve ham madde getirmek amacıyla oluşturuldu. Yıllar içerisinde, bilhassa da İsrail’in Filadelfi Koridoru olarak adlandırılan Gazze-Mısır sınır bölgesinden çekilmesinin ardından bu tüneller, silah getirmek için bir nevi “yer altı demiryolu” olarak işlev gördü. Gazze’deki büyük roket stoku da bu yoldan biriktirildi.

İkinci tür tünel şebekesi, oldukça karmaşık ve dallı budaklıdır. Gazze’nin Han Yunus, Refah, Cebaliye, Şati gibi kentleri ve mülteci kampları altında gizlenen bu şebeke, roket ve fırlatma rampalarını saklamak amacıyla oluşturuldu. Tünellerin bazıları ise Hamas liderlerini korumak ve onlara hareket serbestisi sağlamak için kazıldı. Hamas’ın her bir yöneticisi -- en alttaki bürokrattan tepedeki liderlere kadar -- kendisine ve ailesine ayrılan güvenlik tünelinin güzergâhını ayrıntısıyla bilir. Tepe yönetimin kendine ait özel tüneli var. Gazze Şeridi’nde şu an süren askeri harekât gibi olağanüstü durumlarda bu tünel “savaş karargâhı” olarak kullanılır.

Son olarak da İsrail sınırındaki tüneller var. Bunların amacı, Hamas militanlarının Gazze Şeridi’nden İsrail’in içine sızmasını sağlamaktır. İsrail, Gazze sınırında güvenlik duvarı inşa etmiş ve bu sayede teröristlerin sayısız sızma ve saldırı girişimi önlemişti. Dolayısıyla sınırdaki tüneller bu duvarın altından kazıldı.

Hamas’ın “Yukarı Gazze’den” çok “yer altındaki Gazze’ye” kaynak yatırmış olması, Gazze halkının talihsizliğidir. Sınırdaki tüneller ve lider kadrosunun güvenliği için kazılan savunma tünelleri, hareketin önceliklerinin ne kadar çarpıklaştığını gösteriyor. Gazze’de muhtaçlara yardım amacıyla hayır kurumu olarak kurulan Hamas, halkı göz ardı ederek kaynaklarını kendi ihtiyaçları için kullandı. El Fetih’teki yolsuzluklara tepki olarak 2006’da Hamas’a oy verenler, yeni ve çok farklı bir yolsuzlukla tanıştı. Hamas’ın seçmene verdiği “değişim ve reform” sözleri, Gazze halkına değil tünellere gitti.

Öte yandan, İsrail topraklarına uzanan tüneller Hamas’ın tarz ve yöntemlerinde hem eski hem yeni olan bir unsura ışık tutuyor: İntihar eylemcilerinin şahsında vücut bulan “şehadet” teması harekete yeniden hâkim oluyor. Hamas, İkinci İntifada zamanında İsrail’e yönelik intihar saldırılarını teşvik etmek için tüm güç ve imkânlarını kullandı. Hamas’ın bu amaçla yayımladığı fetvalarda, insanların intihar eylemcisi yapılması ve İsrailli sivilleri öldürmekle görevlendirilmesi, Allah’ın iradesini yerine getirmek gibi sunuldu. “Şehadet” Hamas’ta merkezi bir tema hâline geldi. Bu konuda o kadar başarılı olundu ki hareketin liderleri, şehadete olan talep eldeki imkânları aşıyor, diye övünür oldu. Hamas, istediği her an İsrail’de intihar saldırısı düzenleyecek “şehitler” bulabiliyordu. Dahası, kadınların da “şehit” olarak görevlendirilmesine izin veren bir fetva çıkarttı.

Hamas aygıtının tamamı, şehadet temasını yaymak ve ilerletmek için çalıştı. Bu yöntem, hareketin en büyük ve ne yazık ki en etkili ve yıkıcı silahı oldu. Cami imamları, vaazlarında şehadetin önemini anlatarak “Fisebilillah” sözünü (Allah rızası için, Allah yolunda) tekrar etti durdu. Öyle ki Batı Şeria ve Gazze’de birçok insan, Allah’ın müminlerin canlarını feda ederek kendisini kutsamasını istediğine, sadakat ve imanın ancak şehadet yoluyla kanıtlanabileceğine içtenlikle inandı. Hamas’ın sosyal destek sistemi de şehit ailelerini maddi açıdan cezbetti, onlara para ve yardımlar sağladı. Özellikle İntifada zamanında bunlar çok değerliydi çünkü ekonomi çökmüştü. Böylelikle Hamas’ın teşvik etmesi ile intihar, tüm Filistin halkı ve bu halkın kurtuluşu uğuruna yapılan kahramanca bir özveriye dönüştü.

İsrail, ancak mart 2004’te Hamas’ın kurucusu Ahmed Yasin ve ertesi ay Abdül Aziz Rantisi’den başlayarak hareketin lider kadrosunu suikastlarla ortadan kaldırınca Hamas’taki büyük değişim gerçekleşti. Şehadete teşvik Hamas’ın söyleminden yok oldu ve onun yerine roketler kutsanmaya başlandı. On yılın ardından Hamas yine o hastalıklı köklerine dönmüş bulunuyor.

İsrail sınırındaki tüneller, yalnızca büyük kaynaklara mâl olan kapsamlı bir mühendislik projesinden ibaret değil. Bu proje, İzzeddin Kassam Tugayları’ndan yüzlerce silahlı militanın İsrail topraklarında yakın muharebe için eğitilmesi anlamına da geliyor, her ne kadar böyle bir muharebeden sağ dönme olasılığı epey düşük olsa da… Hamas’ın öğretisinde “Allah’ın yolunda Allah rızası için ölmek” kavramı, hareketin en seçkin birliklerinin eğitiminde kullanılan muharebe doktrini hâline geldi.

Hamas, tünellerin kazılmasını kapsayan bu büyük projeye kalkışırken İsrail’e yakalanmadan çalışmalıydı ama aynı zamanda kendi halkını da tünellerin amacı için hazırlamalıydı. İsrail’e karşı cihat uğruna canını vermeye hazır bir şehitler kadrosu olmadan geniş tünel şebekesi etkisiz ve verimsiz olurdu. Yüzlerce gönüllüye şehadet fikrini aşılamak ise en az tünel kazmak kadar zaman ve gayret isteyen bir yatırımdır. Koruyucu Hat Harekâtı sadece terör tünellerini değil, Hamas’ın bu tüneller üzerinden faaliyet göstermek için yıllardır eğittiği teröristleri de ortaya çıkardı.

Şimdi yanıt bekleyen başlıca soru, şehadet temasının Batı Şeria’daki Hamas altyapısı tarafından da tekrar benimsenip benimsenmeyeceğidir. Hamas liderliği, İkinci İntifada zamanında yaptığı gibi Batı Şeria’daki silahlı kolunu yeniden İsrail’e yönelik terör eylemlerine teşvik edecek mi? Kuşkusuz ki bugün durum farklı: Filistin Yönetimi’nin başında Yaser Arafat değil, Mahmud Abbas var ve Filistin güvenlik güçleri oldukça etkili. Dolayısıyla güvenlik duvarını aşarak İsrail’e intihar eylemcisi sokmak, bu defa daha zor olacaktır.

Yanıt bekleyen başka sorular da var. Örneğin Gazze’deki askeri harekâtı izleyen Filistin medyası nasıl bir rol üstleniyor? Filistin kamuoyunu Hamas’ın yolsuzluklarına, Gazze halkını kendi hedeflerine kurban etmesi dâhil çarpık önceliklerine tepki vermeye sevk edebilir mi?

Beklendiği gibi Filistin medyası, Gazze Şeridi’nde sivillerin öldürülmesine ve halkın maruz kaldığı korkunç acılara yoğunlaşıyor. Haklıdır da. Yine de tek bir Filistinli gazetecinin Hamas rejimini sorgulamaya dönük şu soruyu sormayı akıl etmemesi, hayal kırıklığı yaratıyor: Gazze’nin kontrolünü askeri darbe ile ele geçiren ve tüm kaynaklarını yer altında ikinci bir Gazze yaratmak için kullanan Hamas, yer üstündeki Gazze halkını nasıl bu kadar muhtaç ve savunmasız bırakabildi?

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: tunnels, poverty, palestine, martyrs, israel, hamas, gaza strip

Shlomi Eldar Al-Monitor'un İsrail'in Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Son yirmi yıldır İsrail'in Kanal 1 ve Kanal 10 televizyonları için Filistin Yönetimi’ni, bilhassa da Gazze Şeridi'ni takip eden Eldar, Hamas'ın doğuş ve yükselişini yakından izlemiştir. Eldar, 2007'de İsrail'in en saygın medya ödülü Sokolov Ödülü'ne layık görülmüştür.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept