İsrail'in Nabzı

Hamas İsrail ile İslami Cihat arasında sıkıştı

By
p
Article Summary
Hamas yönetimi, İsrail sınırında sükûneti korumak istese de İran’la İslami Cihat arasındaki ittifaktan çekiniyor ve İsrail’in gazabını İran’ın öfkesine tercih ediyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İsrail Savunma Güçleri (IDF), Gazze Şeridi’ni hedef alan üç haftalık Dökme Kurşun Operasyonu’nu ocak 2009’da tamamladığında, geride yaklaşık bin 400 Filistinli ölü, binlerce yaralı ve muazzam bir alt yapı tahribatı bırakmıştı. Olayları o noktaya tırmandırmış olan İslami Cihat örgütü, bugün tekrar Hamas’la İsrail’i kanlı bir çatışmaya sürüklüyor. Zira 12 Mart’ta İsrail’in güneyine onlarca roketi fırlatan, yine İslami Cihat’tı.  

Dökme Kurşun Operasyonu’nun başladığı 16 Aralık 2008'den yaklaşık iki hafta önce İslami Cihat'ın silahlı kanadının önde gelen isimlerinden Cihat Navahda, Batı Şeria'nın El Yamun köyünde IDF tarafından öldürülmüştü. Bunun üzerine örgütün silahlı kanadı Kudüs Tugayları, İsrail'e yoğun roket atışlarına başlamış ve Hamas ile İsrail arasında tüm ateşkes çabalarını boşa çıkarmıştı.  

İslami Cihat, bu hafta yine aynı şeyi yaptı. IDF, sınır duvarının hemen dibinden havan topu ateşleyen bir İslami Cihat grubuna ateş açarak üç militanı öldürdü. İslami Cihat, hemen ertesi gün Hamas'ı olabilecek en kötü zamanda hiç istemediği bir maceranın içine sürüklemeyi “başardı”. İsrail, örgütün 60 civarındaki roket atışına Gazze Şeridi'nde onlarca noktayı hedef alarak yanıt verdi. Gerilim, 13 Mart'ın sabahında da tırmanmaya devam etti.

İlginçtir ki Hamas, İslami Cihat militanlarının İsrail sınırında, erişememesi gereken bir alanda faaliyetlerini engelleyemiyor. Üstelik Hamas’ın İzzettin El Kassam Tugayları roket atışlarını engellemek için kısa süre önce o bölgeye konuşlanmıştı. Peki, İsrail'in bile Gazze’nin egemen otoritesi olarak tanıdığı Hamas'ı Kudüs Tugayları'nı silahsızlandırmaktan alıkoyan asıl sebep nedir? İslami Cihat'ın silahlı kanadından birkaç misli büyük bir askeri güce sahip olan El Kassam Tugayları, kimin ya da neyin yüzünden yetkisini kullanamıyor? Ne oldu da Hamas'ın “askeri gücü tek elde toplama” sloganı bu denli boş ve anlamsız hâle geldi?

Hamas, temmuz 2007'de Gazze Şeridi'nin kontrolünü ele geçirip El Fetih yönetimini bölgeden attıktan kısa süre sonra El Kassam Tugayları, Gazze’de faaliyet gösteren diğer örgütleri silahsızlandırmak için kapsamlı bir askeri operasyon başlattı. Güçlü bir suç ve terör şebekesi olan Dormuş aşireti darp edildi. Selefi gruplar dâhil diğer küçük örgütlerin de peşine düşüldü. Ta ki hepsi, silahlarını teslim edip Hamas’ın otoritesini ve tüm silahların Hamas’ın elinde toplanmasını kabul etme sözü verene dek.

Bu kampanyada sadece iki örgüte geniş bir “muafiyet” tanındı: Halk Direniş Komiteleri ve İslami Cihat. Bu örgütlerin her ikisi, İran'dan bolca mali ve askeri yardım almıştı, almaya da devam ediyor. Ancak Tahran'ın en sevdiği çocuğu İslami Cihat'tır. Hareketin lideri Ramazan Abdullah Muhammed Şalla, İslam Cumhuriyeti'nde sevilen bir konuktur, Kudüs Tugayları da düzenli olarak Devrim Muhafızları'ndan danışmanlık, eğitim ve silah alır. Nitekim İsrail'e göre Klos-C gemisinde ele geçirilen silahlar da Hamas'a değil İslami Cihat'a gidiyordu.

Eskiden El Kassam Tugayları’nın aktivistleri ile hareketin siyasi kanat lideri de aynı muameleye mazhar olurdu. Gazze'ye akan İran parası, Hamas'ı ayakta tutmaktan fazlasını yaptı. Hamas’a El Fetih karşısında büyük bir askeri avantaj kazandırdı. Hamas-İran aşkı, İkinci İntifada sırasında başlamıştı. Hamas’ın askeri yeteneği ve İsrail'e saldıran başlıca örgüt hâline gelmesi, Tahran rejimini şaşırtmıştı. İran, örgütün harekât kabiliyetini görüp İsrail'e gerçekten tehdit oluşturduğunu anlayınca Hamas’la ilişkilerini sıkılaştırdı. Tahran yönetimi, bu ilişkileri daha da geliştirmeye karar verdi. Başka bir deyişle, İran Gazze'ye düzenli olarak maddi yardım ve silah sevkiyatı yapma kararı aldı.

Bugün Hamas'ın Gazze Şeridi'ni yöneten siyasi bir hareket oluşu, İran'dan gelen hatırı sayılı yardımlar sayesindedir. Hamas, bu yardımlar sayesinde El Fetih'i mağlup edip Gazze'den attı ve bölgedeki tüm iktidar ve otorite odaklarını ele geçirdi. Ancak Hamas liderlerine büyük ve bazen de aşırı bir güven duygusu veren bu cömert destek, Hamas'ın Suriye iç savaşında muhaliflerden yana tavır almasıyla bir anda kesildi. İran-Hamas ilişkisi çok hızlı bozuldu ve böylece aşk kan davasıyla bitti.

Hamas yönetimi şimdi İslami Cihat'a bakınca şunu görüyor: Hamas’ın yedi yıl önce El Fetih'e yaptığının aynısını, Kudüs Tugayları bugün Hamas’a yapabilir. Askeri üstünlüğü ele geçirme imkânı olan Kudüs Tugayları, Hamas'ı ve bilhassa da hareketin Gazze’deki tepe konumunu tehdit ediyor.

İran, İslami Cihat'a arka çıkıyor. Hamas bunu gördüğü için örgütü silahsızlandırmaya yeltenmiyor. İslami Cihat ise artık Hamas'ın içinde bulunduğu krizden ve zafiyetlerinden nasıl yararlanacağını biliyor. Bu da Hamas liderlerini iki arada bir derede bırakıyor. Bir tarafta, roket atışları durmazsa geniş çaplı askeri müdahale tehdidinde bulunan İsrail var. Diğer tarafta ise İran var. Hamas, İslami Cihat mensuplarına ya da Tahran'ın Gazze'deki çıkarlarına zarar verecek olursa İran sessiz kalmayacaktır.  

Hamas yönetimi seçenekleri tartıp İsrail ile İran arasında seçim yapmak zorunda bırakılıyor. Hangisi onları daha çok korkutuyor? Hangisi onlar için daha büyük tehdit oluşturuyor? Tehditlerin hangisi ileride daha büyük sonuçlar doğurur? Hangi tehditten katlanılabilir bir hasarla çıkarlar? Hamas İran'ı seçme eğiliminde.

Hamas, çok kısa süre içinde İran ve Suriye dâhil tüm destekçilerini kaybetti ve yeni Mısır rejiminin düşmanı hâline geldi. Dolayısıyla İran'la arasındaki çatlağı derinleştirmek yerine, İsrail ordusunun Gazze’ye birkaç gün sürecek bir saldırısını göğüslemeyi tercih edebilir. Öte yandan, İslami Cihat'a saldırmak, Hamas-İran ilişkisini tümden bitirebilir ve Hamas’ın hiçbir gelecek umudu olmaksızın can çekişmeye devam edeceği kesinleşir. Ne Hamas Siyasi Büro Şefi Halid Meşal ne de Gazze Başbakanı İsmail Haniye işlerin bu raddeye gelmesini istemez.  

Ne var ki İsrail’in kendisi de iki arada sıkışmış durumda, yani zayıf düşmüş Hamas iktidarı ile tahtın yeni talibi İslami Cihat arasında. Gazze’ye yönelik Dökme Kurşun veya Savunma Sütunu harekâtlarına benzer bir saldırı, Hamas'ı İslami Cihat’ı kontrol altına almaya sevk etmeyeceği gibi, İslami Cihat'ı daha da güçlendirir. Peki, bu durumda ne yapılabilir?

İsrail, kendisine atılan roketlere tepkisini özenle tasarladı. IDF’nin vurduğu hedeflerin çoğu İslami Cihat'a ve yalnızca bir tanesi Hamas'a aitti. Bu, Hamas'ı bir şeyler yapmaya teşvik eden bir mesajdı. Ne var ki İsrail güvenlik teşkilatının yöneticileri, Hamas'ın yapabileceği fazla bir şey olmadığını da pekâlâ biliyor. 

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: israeli-palestinian conflict, israel defense forces, islamic jihad, iran, hamas, gaza strip, al-quds brigades

Shlomi Eldar Al-Monitor'un İsrail'in Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Son yirmi yıldır İsrail'in Kanal 1 ve Kanal 10 televizyonları için Filistin Yönetimi’ni, bilhassa da Gazze Şeridi'ni takip eden Eldar, Hamas'ın doğuş ve yükselişini yakından izlemiştir. Eldar, 2007'de İsrail'in en saygın medya ödülü Sokolov Ödülü'ne layık görülmüştür.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept