Sina Yarımadası'nda Cihatçı Tehdit

Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin devrilmesinden bu yana, Sina’da İslamcı örgütlerinden kaynaklanan tehdit gittikçe artıyor.

al-monitor .

İşlenmiş konular

terrorism, sinai, salafist, islamist, egyptian police

Tem 22, 2013

Mısır'ın stratejik öneme haiz Sina Yarımadası’nda İslamcı militanların gerçekleştirdiği şiddet eylemleri, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin devrildiği 3 Temmuz'dan bu yana korkunç boyutlara ulaştı. 30 Haziran devriminin başarısını kucaklayan milyonlarca Mısırlı, yeni bir geçici hükümete ve yeni umutlara kavuştu. Bir gecede muhalefete düşen Müslüman Kardeşler,  Savunma Bakanı General Abdül Fettah El Sisi'yi Mursi’nin meşruiyetine karşı “darbe” yapmakla suçladı.

Sina'nın dağlık arazisinde mevzilenen cihatçı örgütlerin gözünde ise, “darbe” İslam’a karşı yapıldı. Bu örgütlerin terör eylemlerinin tek amacı var: Sina'da bağımsız bir İslam emirliği kurmak. Sina'da faal olan Ensar El Şeriat, Tevhid Vel Cihad, Tekfir Vel Hicra gibi köktenci örgütlerin, Müslüman Kardeşler ile örgütsel bağı olduğuna dair bir kanıt yok. Hatta bunların çoğu, katı şeriat kurallarına dayalı İslamcı bir Mısır’ın kurulması hedefinde Mursi'yi fazla yumuşak davranmakla suçlamıştı.

Mursi’nin devrilişinden sonra hakkında arama emri çıkarılan yüzlerce Müslüman Kardeşler mensubundan biri olan Muhammed El Beltagi, Kahire'deki on binlerce Mursi taraftarının arasında saklanmayı başardı. Bu sırada televizyona çıkan Beltagi, şöyle dedi: "Sina'daki saldırılar, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi göreve iade edildiği anda sona erecektir.”

Kuzey Sina İstihbaratı’nda görevli olan ve yıllardır militanların izini süren General Şerif İsmail'e göre, Ebu Koza, Ebu Rabiya, Ebu Gaffar, Ebu Hamza gibi Mısır ordusuna karşı savaşan birçok militan, bu tip takma isimler kullanır. Faal savaşçı sayısının bini geçmediğini düşünen İsmail, şu bilgileri verdi: "Bu tip takma isimler, savaşçıların kendi İslam ordularındaki rütbelerini gösterir. Aslına bakarsanız bunlar, El Eriş’in Şeyh Züveyd, Gura, Refah ve Mehdiye gibi kasabalarının başına emirler bile atamıştır.”

Mısır özel harekât kuvvetleri, 18 Temmuz'da, Sina dağlarında bir cipin içinde yol alan iki cihatçıyı tutukladı. Özel kuvvetler, arabada bulunan dizüstü bilgisayarlara, bölge haritalarına ve cephanelere el koydu. İsmail, tutuklananlardan birinin, aranan Yemenli cihatçı İbrahim Singab olduğunu söyledi ve şöyle devam etti: "Bu adam, Sina'daki cihatçıların elinde, çoğu Libya'dan kaçak gelen gelişmiş silahlar olduğunu itiraf etti. Ayrıca, Remzi Mahmut El Muafi isimli Mısırlı bir cihatçının, Sina’daki kalkışmada çok önemli bir rol oynadığını da söyledi. Muafi, Suriye'deki örnekten hareketle Mısır’da bir Özgür Mısır Ordusu'nun kurulması için çağrı yapmış."

Al-Monitor'un emniyette ulaştığı cezaevi kayıtlarına göre, “askeri bir davadan” ömür boyu hapse mahkûm olan Muafi, cezasını çektiği Kahire'deki yüksek güvenlikli hapishaneden 30 Ocak 2011'de kaçtı. 1952 Mısır doğumlu olan Muafi, "kimyacı" lakabıyla da tanınıyor.  Cezaevi kayıtlarına göre Muafi, Afganistan’a giderek Usame Bin Ladin liderliğindeki El Kaide'ye katıldı ve burada bir patlayıcı uzmanı oldu. Aslen diş hekimi olan Muafi, Bin Ladin'i tedavi ettikten sonra El Kaide liderinin doktoru olarak şöhret kazandı.

Kuzey Sina iki haftadır tam bir savaş alanını andırıyor. Askeriye ve polis merkezlerine, kontrol noktalarına, havaalanlarına neredeyse her gün saldırılar düzenleniyor ve Hristiyanlar açıkça hedef alınıyor.

Haftalardır gökyüzünü inleten askeri helikopterler, teröristlerin izini sürmeye ve onları engellemeye çalışıyor. İstihbarat kaynakları, artan tank konvoyları ile askeri personel araçlarının, yaklaşmakta olan büyük bir harekâtın hazırlığı olduğunu söylüyor, ancak daha fazla ayrıntıya girmekten kaçınıyor.

19 Temmuz'da cuma namazı sonrası havalanan askeri helikopterler, binlerce Mursi taraftarının üzerine el ilanları attı. Bu ilanlarda, vatandaşlara bölgenin güvenliğini sağlamada orduya yardım etmeleri çağrısı yapıldı. Bölge halkı ayrıca hava karardıktan sonra çiftliklere, kontrol noktalarına ve askeri bölgelere yaklaşmaması yönünde uyarıldı. Buna tepki olarak ayakkabılarını çıkarıp, helikopterlere doğru sallayan çok sayıda protestocu "Kahrolsun askeri yönetim!" sloganları attı. Gece vaktine doğru ise El Sefa'daki askeri kontrol noktası, İslamcıların saldırısına uğradı. Hastane kaynaklarına göre, bir asker hayatını kaybetti, iki vatandaş da çapraz ateşe maruz kaldı. Saldırıdan 15 dakika sonra bölgeye Apaçi helikopterleri sevk edildi ve roketler atıldı. Gökyüzü roketlerin ışığıyla aydınlanırken, El Eriş'in dört bir yanında patlama sesleri yankılandı.

Perşembe gecesi polis merkezlerine ve karakollara düzenlenen üç ayrı saldırıda ise üç polis memuru hayatını kaybetti, birkaç tanesi de yaralandı.

İslamcı militanlar, 15 Temmuz Pazartesi günü ise bir polis kamyonuna roketle saldırdı. Ancak aracı ıskalayan roket, gece vardiyasından dönen işçileri taşıyan otobüsü vurdu. Üç kişinin hayatını kaybettiği saldırıda, 17 kişi yaralandı. Televizyonlarda gösterilen kanlı ceset görüntüleri, topumda infiale yol açarken, El Eriş Hastanesi kan bağışı çağrısında bulundu.

Hristiyan bir vatandaş olan 60 yaşındaki Magdi Habaşi'nin cesedi, başı kesilmiş halde 11 Temmuz günü Kuzey Sina'daki Şeyh Züveyd kasabasında bulundu. Kıpti rahip Mina Abud ise 6 Temmuz’da kimliği belirsiz saldırganlarca arabasının içinde vurularak öldürüldü. Her gün işlenen polis cinayetleri ise, kötüleşen durum nedeniyle zaten gergin olan vatandaşlar arasında iyice korkuya neden oluyor.

Hamdi El Azizi isimli vatandaş, yaşadıklarını Al-Monitor'a şöyle anlattı: "Geçen hafta, El Eriş Hastanesi’nin önünde bir polis memuru, yakın mesafeden gözümün önünde vuruldu. Maskeli saldırgan, motosikletinden cihat bayrağı sallıyordu. Bundan birkaç gün önce de yine maskeli bir adam, Abdül Aziz adındaki komşumu evinin önünde bıçaklayarak öldürdü. Polis memuru olan komşum, o an sivil giyimliydi.”

Cihatçıların hem hedefi hem de muhtemelen ikamet yeri olan gerilimli kasabalarda yaşayan Bedevi liderler, bu şiddeti hoş karşılamıyor. Bu kişiler, Mübarek'in 2011'de devrilmesinin ardından kanunsuzluğun arttığı bu bölgelerde güvenlik makamlarıyla iş birliği yapıyorlar. Savarka Aşireti'nin saygı duyulan lideri İbrahim El Menayi, geçen yıl Mursi'yle görüşerek Sina'daki bedevilerin kaygılarını aktarmıştı.

Kardeşinin de cihatçı bir örgüte katıldığını belirten Menayi, bölgedeki durumu şöyle anlattı: "İslamcıların bu savaşta artık her türlü silahı var. Bunlara, Grad füzeleri, roketatarları, havan topları, 14,5 milimetrelik uçaksavarlar ve gelişmiş makineli tüfekler de dâhil. Militanlar hayalet gibi. Uçaksavarları kamyonlara koyup askeri vuruyorlar, sonra da dağlarda kayboluyorlar. Dağda izlerini bulmak kolay olmuyor. Mursi onları Mübarek döneminde maruz kaldıkları polis işkencelerinden ve keyfi tutuklamalardan korudu. Şimdi o eski polis devletinin geri dönmesinden ve İslamcı davalarının yok olup gitmesinden korkuyorlar.”

Kendisi de elinde bir Kalaşnikof tüfeği tutan Menayi, sözlerini şöyle sürdürdü: "Mesela, benim bölgeme de bir emir atamaya kalksalar, ben de bunlara karşı savaşırım. Hiçbir aşiret, kendi kasabasının köktendinciler tarafından yönetilmesini kabul etmez. Mursi devrildiğinden beri, istisnasız her polis merkezi ve askeri kontrol noktası, saldırıya uğradı. Ordu bunların kökünü kazımadıkça bu, böyle devam eder."

Mursi, ömür boyu hapse mahkûm olmuş yüzlerce İslamcıyı affetmişti. Bunlar, Mübarek rejimini yıkmaya teşebbüs, 90’lı yılların başında bazı bakanlara düzenlenen suikastlar ve başka terör suçlarından ceza alan kişilerdi. Serbest bırakılan bu önemli mahkûmlar arasında El Kaide lideri Ayman El Zevahiri’nin küçük kardeşi Muhammed El Zevahiri de vardı. Cezaevinden çıkar çıkmaz kendisini dini önder ilan eden küçük Zevahiri, Mısır'da cihatçı Selefi hareketin lideri oldu.

Zevahiri, medyaya verdiği mülakatlarda din polisinin oluşturulması ve Şeriat kurallarına dayalı bir yönetimin kurulması gibi fikirleri yaymaya başladı. Mısır'ın İngilizce yayımlanan gazetelerinden Al Masry Al Youm, geçen hafta, Zevahiri’nin, Mursi'nin göreve iade edilmemesi durumunda örgütünün silahları kuşanacağına ilişkin sözlerine yer verdi. Al-Monitor'un telefonla ulaştığı Zevahiri ise, bu sözleri yalanlayarak, ısrarla gazetenin demecini yanlış aktardığını söyledi. Örgütünün "darbeyi" reddettiğini vurgulayan Zevahiri, Mursi geri gelene dek sokaklara çıkıp barışçıl gösteriler düzenleyeceklerini söyledi.

Zevahiri, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Biz demokrasiye inanmıyoruz, ama yine de insanlarımız üç defa oy kullandı ve üçünde de kazandı, yani anayasa referandumunda, İslamcıların hâkim olduğu bir meclis çıkaran genel seçimlerde ve son olarak da İslamcı bir cumhurbaşkanın seçildiği cumhurbaşkanlığı seçimlerinde. Cumhurbaşkanı, görevde kaldığı süre boyunca her taraftan saldırıya uğradı. Sonunda da Sisi'nin tankları onu devirdi. Bu, Avrupa Birliği ve ABD kabul etmeyi reddetse de apaçık bir darbedir."    

Mısır'daki bu kanlı geçiş süreci, Müslümanların şafaktan gün batımına kadar oruç tuttukları kutsal Ramazan ayına denk geldi. El Eriş'in Refah kasabasında geçen yıl Ramazan ayında düzenlenen bir saldırıda 16 asker hayatını kaybetmişti. Bu askerler, oruçlarını açtıkları sırada acımasız bir saldırıya kurban gitmişti. Medyada "Ramazan katliamı" diye anılan bu saldırıyı hiçbir örgüt üstlenmemişti. Mısırlılar, bu saldırının faillerini yakalayamadığı için Mursi'ye hâlâ kızgın. Hatta bazıları, saldırının arkasında Müslüman Kardeşler’in olduğunu iddia etmiş, Mursi de bunun üzerine Mübarek döneminden kalan Savunma Bakanı Muhammed Hüseyin Tantavi'yi görevden almak durumunda kalmıştı.

Doğuda Gazze ve İsrail'e, batıda ise Süveyş Kanalı’na komşu olan Sina Yarımadası, Mısır için stratejik önemini koruyor ve şüphesiz ki Mısır'ın içinden geçtiği bu değişim dönemi boyunca mercek altında kalmaya devam edecek.

Mohamed Fadel Fahmy, Mısırlı-Kanadalı bir gazetecidir. Fahmy, “Baghdad Bound” ve “Egyptian Freedom Story” isimli kitapların yazarıdır. Twitter hesabı: @Repent11

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Mısır'ın Nabzı

al-monitor
Türkiye’nin Senegal açılımına Mısır’dan karşı hamle
Khalid Hassan | | Oca 12, 2021
al-monitor
Mısır’dan Türkiye’ye ‘apolitik’ göç dalgası
Azza Guergues | | Ara 1, 2020
al-monitor
Kızıldeniz’de Türkiye’ye karşı Mısır-Sudan-İsrail ittifakı mı oluşuyor?
Khalid Hassan | denizcilik stratejisi | Kas 20, 2020
al-monitor
Almanya niçin Mısır donanmasını güçlendiriyor
Mohamed Saied | Savunma ve güvenlik iş birliği | Kas 10, 2020