Filistin'in Nabzı

Özel Haber: İslami Cihad Filistin Siyasetindeki Rolünü Gözden Geçiriyor

By
p
Article Summary
Filistin İslami Cihad hareketini konu alan dört özel haberin ikincisinde, hareketin, belediye seçimleri de dâhil Filistin’deki siyasal ve toplumsal hayata artan katılımı anlatılıyor.

 

Filistin İslami Cihad hareketi, yıllarca Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) kendilerini temsil etmediğini söyledi. Zira Filistin İslami Cihad, FKÖ’nün siyasi ve düşünsel yapısını belirleyen gruplarla uyuşmuyordu. Ta ki 2005 Kahire Anlaşması’yla bu tutumunu değiştirene kadar. İslami Cihad, bu anlaşmayla, FKÖ’yü bütün grupları kapsayacak şekilde karşılıklı mutabakat temelinde geliştirmek ve etkinleştirmek üzere Hamas dâhil diğer gruplarla anlaştı. Bu mutabakat, İslami Cihad’ın 2012’de reform toplantılarına katılması ve Ulusal Konsey seçimlerine katılacağını açıklamasıyla hayata geçmiş oldu.

 

İslami Cihad, tarihinde ilk defa, geçen şubatta üyelerini, seçmen kütüklerine kayıt yaptırmaları yönünde teşvik etti. Bu gelişme, İslami Cihad’ın değişen siyasi duruşuna dair yeni bir gösterge teşkil ederken hareketin toplumsal ve siyasi hayata daha çok katılacağına da işaret ediyordu.

 

İslami Cihad ve FKÖ

 

İslami Cihad’ın liderlerinden Halid El Bateş, FKÖ ile ilişki kurmanın İslami Cihad’ın parlamento ve başkanlık seçimlerine katılabileceği anlamına gelmediğini düşünüyor. Zira mevcut ulusal yönetim ve hükümetler, İsrail’i tanıyan Oslo Anlaşması’nın bir ürünü olduğu müddetçe, siyasi angajman olasılığı uzak. Bateş’e göre, siyasi ortaklık ancak Oslo Anlaşması’ndan vazgeçilmesi ve başka dayanakların temel alınmasıyla mümkün olabilir. 

 

Bateş, İslami Cihad’ın FKÖ’ye katılmasının FKÖ’nün yeniden yapılandırılmasına ve İslami Cihad’ın üst düzey liderleriyle katıldığı etkinleştirme diyaloglarının başarıya ulaşmasına bağlı olduğunu düşünüyor. Bateş ayrıca, İslami Cihad’ın FKÖ’yü tanımayı kesinlikle sorun etmediğini, FKÖ ile kavgalı olmadığını, hatta örgütü oluşturan grupları İsrail’e karşı savaşan kardeşleri olarak gördüklerini belirtiyor. Bateş, FKÖ’yü içinde herkese yer olan ortak bir Filistin evi olarak görüyor, ancak kimsenin karar alma süreçlerini tekeline almamasını ve ulusal prensiplerden taviz vermemesini istiyor.

 

Nazım Ömer’in, 2008’de yayımlanan “Filistin İslami Cihad Hareketi’nin Siyasal İdeolojisi” kitabında anlattığı gibi, bazı gruplar din olgusunu mücadeleyle alakasız kişisel bir mesele olarak görürken, İslami Cihad, İslam’ı bir ideoloji olarak değerlendirmenin direnişi zafere taşıyacak ve İslam ümmetini uyandıracak kilit noktalardan biri olduğuna inanıyor. Ayrıca, FKÖ, resmi Arap sisteminin bir ürünü olarak, Arap Birliği'nin 1/1964 sayılı kararıyla ortaya çıkmış bir örgüt.  Bunun gibi etmenler FKÖ ile İslami Cihad arasında bölünmeye yol açtı. Oysaki İslami Cihad, amaç bildirgesinde bile, FKÖ’nün kuruluşunun olumlu taraflarına, özellikle de örgütün bağımsız kimlik arayışında olduğu ilk zamanlarına atıf yapmıştı.

 

Bateş’in Al-Monitor’a ofisinde verdiği söyleşiye dönecek olursak, Bateş FKÖ Ulusal Konsey seçimlerine İslami Cihad’ın katılmasının kolay olmayacağını, zira bunun pek çok şarta bağlı olduğunu belirtti. Bu şartların içinde, örgütün yeniden yapılandırılması, Filistin iç işlerinin ve İsrail’le mücadelenin nasıl yürütüleceğini belirleyecek ulusal Filistin programı üzerinde mutabakata varılması, ulusal ilkelerin korunması ve direniş hareketinin kaybedilen hakları geri alma hakkı da var.

 

Bateş, bu şartların kabulü halinde, İslami Cihad’ın FKÖ içinde yer alacağını belirtti. Ancak eğer şartlar üzerinde anlaşmaya varılamazsa, İslami Cihad, ulusal ilişkilerini yine FKÖ dışından yürütmeye devam edecek. Aynen şu anda çatışmalı olmadığı tüm ulusal ve İslami partilerle ilişkilerini başarıyla yürüttüğü gibi.

 

Filistin Araştırma ve Etüt Merkezi’nin siyasi analistlerinden Hasan Abdo, İslami Cihad’ın FKÖ seçimlerine ilişkin herhangi bir çekincesinin olmadığına inanıyor. Çünkü bu seçimler, dünya çapındaki Filistin nüfusunun 11 milyonu aştığı şu günlerde Filistin halkını bir araya getiren ve onun ihtiyaç duyduğu liderlik ve ortak dayanağı sağlayan bir zemin olarak görülüyor. Abdo, İslami Cihad’ın da halkın özlemlerine hitap edebilen gerçekçi ve kapsayıcı bir proje olmaya çalıştığına işaret ediyor. 

 

Belediye Seçimleri

 

Bateş, cihatçıların seçim kütüklerine kaydolmasına ilişkin bir soru karşısında, bunun ileride kullanılabilecek bir hak olması sebebiyle kendilerine kayıt yaptırmalarının söylendiğini doğruladı. Bateş, kayıt yaptırdıktan sonra FKÖ Ulusal Konsey seçimleri ile belediye meclisi seçimlerine sonradan da katılabileceklerini anımsattı. Bateş, İslami Cihad üyelerinin ihtiyaç duyduklarında oy verme haklarını kullanabilmek için kütüklere kayıtlı olmalarının gerekli olduğunu da vurguladı.

 

Bateş, ayrıca, Ulusal Konsey seçimlerine katılımlarının başkanlık ya da meclis seçimlerine katılacakları anlamına gelmediğini de yineledi. Geçmişte de belediye seçimlerine katıldıklarına işaret eden Bateş, ancak o zamanlar bunu bağımsız adaylar üzerinden yaptıklarını, şimdi yaklaşan seçimlerde ise bu adımı ilerletmeyi düşündüklerini belirtti.

 

Hareketin askeri kanadının bu adıma rızası olup olmadığına ilişkin ise Bateş şöyle konuştu: “İslami Cihad askeri sorumlularla politikacılar arasında ayrım yapmaz. Biz her şeyden önce İsrail’e karşıyız ve bu konular üzerinde hiç bir anlaşmazlık söz konusu değil. Kararlar, siyasi büro tarafından komuta merkezlerinde yürütülen müzakereler sonucunda alınır. Bu merkezlerin ne şekilde örgütlendiği ise bizim iç işimizdir.”

 

İslami Cihad’ın bir diğer lideri Kadir Habib, Ulusal Konsey ya da belediye seçimlerine katılmanın utanılacak bir durum olmadığını düşünüyor.  İslami Cihad bir direniş hareketi ve öyle kalmaya devam edecek. Aynı zamanda, totaliter bir vizyonu da olan İslami Cihad, İslamiyet’e dayalı dünya görüşünü siyasi, toplumsal ve askeri boyutların yer aldığı, harmanlandığı ve uyumlaştırıldığı bir bütün olarak görüyor. Dolayısıyla, hareket, Filistin toplumunun bir parçası olarak çeşitlilik arz eden bir gündeme sahip.

 

Habib, İslami Cihad'ın yerel seçimlere katılıp katılmama konusunda yaşadığı ikileme ilişkin, yerel seçimlerin hareketi sıkıntıya sokmayacak şekilde cereyan ettiğini vurguladı. Oslo Anlaşması gereğince kurulan ulusal yönetimin bir parçası olan, yerel yönetime bağlı olan belediye meclislerinin amacı da nihayetinde halka hizmet götürmek ve bu, İslami Cihad’ın desteklediği bir amaç. Habib, belediye meclislerinin siyasi herhangi bir boyutunun olmadığını söyledi.

 

Direniş

 

İslami Cihad’ın Genel Sekreteri Ramazan Şallah, 2007’de çıkan “Filistin’de İslami Cihad Hareketi: Gerçekler ve Tutumlar” isimli kitabında hareketin doğuşunu şöyle anlatıyor: “Bu girişim ilk olarak 1970’lerin sonunda onlarca üniversite öğrencisinden oluşan akademik bir hareket olarak Mısır’da başladı ve önderliğini Dr. Fethi Şikaki yaptı. Askeri oluşumlar ilk olarak 1980’lerin ortalarında ortaya çıktı ve Gazze Şeridi’nden başlayarak işgale karşı direniş eylemlerine girişti. Bu hareketi tetikleyen dönemin statükosunda İslam bayrağını sallayan İslamcılar boy gösterirken, Filistin ve Filistin bayrağını sallayan direniş grupları ve siviller göz ardı ediliyor, silahlı mücadele yürütenlerin Müslüman kimliği ve İslami ülküsü dikkate alınmıyordu.”

 

Bateş, direnişten bahsederken kesin bir dil kullandı:  “Dünya üzerinde hiçbir halk, direnişe başvurmadan ve adaletsizliğe karşı koymadan işgale ve baskıya teslim olmaz. Dolayısıyla direniş, 65 yıldır yurdumuzu işgal eden işgalcilere karşı başkaldırma ihtiyacından doğan bir şeydir. Bu işgal kalksa ve başka bir ülke, örneğin İngiltere Filistin’i işgal edecek olsa direniş yine kararlılıkla devam eder. Direniş, işgal ve adaletsizlik var olduğu için var.”

 

Bateş, direniş bayrağının, herkes özgürlüğün kazanıldığına ikna oluncaya kadar dalgalanacağını vurguladı ve İslami Cihad’ın, farklı siyasi ve ulusal ortaklıklara ilişkin seçenekleri ancak bu aşamadan sonra değerlendireceğini söyledi.

 

Abdo’ya göre, İslami Cihad’ın çabaları, Filistinlilerin özlemlerine gem vuran ve özgürleşmeyi geciktiren kısıtlamaların olduğu devlet merkezine değil, somut güç merkezine odaklanıyor. İslami Cihad bu güç merkezinin devlet merkezinden daha özgür olduğuna inanıyor.

 

Abdo, İslami Cihad’ın duruşunun, yakın zamanda iktidara yükselen Müslüman Kardeşler gibi İslamcı hareketlerin duruşundan farklı olduğunu düşünüyor. Abdo şu değerlendirmeyi yapıyor: “Duruşları tamamen farklı. İslami Cihad’ın, 1980’lerin sonunda harekete geçirdiği düşünsel ve siyasi değişim, İslami hareketin çehresini değiştirdi ve hareketi, özgürlük hedefini gerçekleştirmek üzere işgale karşı savaşa yöneltti. İşgal altında seçimler diğerine cevap verirken direniş seçeneğine ters düşecek. Zaten İsrail’in de daima iki hali söz konusu: ya saldırıyor ya da saldırıya hazırlanıyor. Dolayısıyla direnişin varlığı bu koşullar altında her zaman meşru olacak.”

 

Devam edecek.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: palestinian, palestine, plo, oslo accords, gaza, arab

Asmaa al-Ghoul, Al-Monitor’un Filistin’in Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Gazze’de Refah Mülteci Kampı’nda yaşayan al-Ghoul, gazetecilik yapmaktadır.

NEVER MISS
ANOTHER STORY
Haber bültenimize üye olun
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept