Lübnan'ın Nabzı

Hizbullah Tabanı Esad’a Verilen Desteği Sorguluyor

Article Summary
Al Monitor’un Beyrut muhabiri, Suriye’deki çatışmalarda ölen Hizbullah üyelerinin sayısı yükseldikçe parti tabanında Esad’a verilen desteği sorgulayanların da arttığına dikkat çekiyor.

 

Suriye lideri Beşar Esad’ı desteklemek adına Hizbullah’ın yeni bir cephe açması Lübnan’daki Şiiler arasında büyüyen bir tartışma konusu. Savaşın yükü, Hizbullah’ın kalesi olan Bekaa Vadisi ve güney köylerinin omuzunda. Zira köylülerin Suriye’ye giden oğulları tabutlar içinde geri dönüyor.

Lübnan’ın güney ucunda, İsrail sınırı yakınında yer alan ve geçtiğimiz günlerde genç bir Hizbullah üyesini toprağa veren Mays al-Jabal, bu köylerden biri. Fayez adındaki bu genç, Suriye’ye gidişinden sadece birkaç gün sonra cansız olarak parti bayrağına sarılı halde geri döndü. Naaş, siyah üniformalı Hizbullah üyeleri tarafından karşılanarak askeri tören alayıyla baba ocağına götürüldü. Siyahlar giymiş kadın kalabalığının içinde duran iri cüsseli bir kadın yüksek sesle ağıtlar yakmaya başladı. Bölge halkının bu geleneği, Güney Lübnan’ın işgali sırasında İsrail ordusuyla çatışırken ölen şehitlerin cenazelerine dayanıyor. Ancak Fayez’in ailesi ağıtlara kayıtsız kaldı. Alnı toza bulanmış anne, kenara çekildi ve bir an için baygınlık geçirdi. Eşi ise kadına acı dolu gözlerle baktı.

Tören devam ederken, yüksek irtifadan uçan bir İsrail jeti, gökyüzünde beyaz bir iz bırakarak geçti. Cenazeye katılanlar bunu fark etmedi bile. Bölge halkı, ses duvarını aşarak hemen hemen her gün geçen bu uçakların gürültüsüne alışık. Ama uçağın tam o anda geçmesi köyün gençlerine şu mesajı verir gibiydi: “Siz uzaktaki Suriye cephesinde savaşırken, hemen yanınızdaki İsrail cephesinden hala savaş tehdidi geliyor.”

Kuzey Suriye’de uzak bir cepheden gelen Fayez’in naaşı köy mezarlığına götürülürken, tabutu taşıyan parti üyelerinin arkasında ilerleyen halk, yılgın adımlarla yürüdü. Sanki her an biri sessizliği bozacak ve gençlerin Suriye’de ölmesine karşı sesini yükseltecekti. Fısıldayarak Al-Monitor’a konuşan bir köylü, “Bu savaş hiçbir şekilde bizim savaşımız değil.” dedi. Sonra da şöyle devam etti: “Hizbullah, topraklarımızı İsrail’e karşı savunduğu için Güney Lübnan köylerinden destek gördü. Şehit düşen çocuklarımızın sayısı bizim için önemli değildi. Ama bugün bizi bulaştırdıkları savaşın, vatanı İsrail’e karşı savunmakla alakası yok. Suriye yönetimini destekliyoruz, ama onu savunmak bizim işimiz değil. Bu, yalnız Suriye ordusunun görevi. İsrail 2006’da bize saldırdığında Cumhurbaşkanı Esad bize yardımcı oldu, ama bizim yerimize savaşmadı.”

Sayıları şu an az olsa da Hizbullah tabanında durumu sorgulayanların sayısı artıyor. Şii toplumunda partiye açıkça karşı çıkmak kolay değil, özellikle de Güney Lübnan ve Bekaa Vadisi’nde. Zira Özgür Suriye Ordusu, Şiilerin çoğunlukta olduğu Hermel başta olmak üzere, bölgenin belli başlı kentlerini top ateşine tutuyor.

Hizbullah, son 30 yıl içinde bu bölgelerde köklü bir taraftar tabanı ve toplumsal, kültürel ve ekonomik yapılar oluşturdu. Bu sayede bölgenin genel iklimine farklı katmanlardan hâkim olabiliyor. Ancak Hizbullah, Suriye savaşına girerek tabanıyla kendi arasında bir sorun yarattığının farkında.

Parti destekçileri, Esad iktidarda kalsın diye çocuklarını şehit olarak vermeye hazır değil. Hizbullah şunun da farkında ki bu duyarlılığı akılcı ve anlayışlı bir şekilde ele almazsa sorun derinleşecek.

Tabanda oluşan tereddütleri gidermek için Hizbullah geleneğinde alışılmış bir yol var. Halk nezdindeki itibarına güvenen Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah bir konuşma yapar, duruma açıklık getirir ve tereddüt yaratan konular hakkında düşüncelerini anlatır. Bu yöntem parti ile taban arasında uyumu genelde sağlar. Bu nedenle, Nasrallah’ın yakın zamanda televizyona çıkıp Hizbullah’ın Suriye’de savaşma gerekçelerini anlatması ve yükselen soru işaretlerini dolaylı olarak yatıştırmaya çalışması bekleniyor.

Nasrallah’ın öne süreceği ana gerekçeyi şimdiden tahmin etmek mümkün:  Hizbullah’ın mücadelesi savunma amaçlı, zira savaştıkları yerler Suriye’de Lübnan kökenli Şiilerin yaşadığı köyler ki Nusra Cephesi buraları boşaltmak için saldırıyor. Sayısı 11 olan bu köylerin durumu, Sykes-Picot Anlaşmasından kaynaklanan coğrafi bir hata sayılıyor. Sınır, zamanında öyle çizilmiş ki Lübnan’ın Hermel bölgesine ait bu Şii köyleri Suriye sınırları içine düşmüş. Köylerin Suriye’de kalmasına rağmen sakinleri hukuken Lübnan vatandaşı sayılıyor.

Ne var ki Şii köylerini savunma gerekçesi bu defa Nasrallah’a yetmeyecek gibi görünüyor. Zira Hizbullah mensupları sadece bu köylerde değil Suriye’nin diğer bölgelerinde de savaşıyor.

Edinilen bilgiye göre, kuzeyde en son şehit düşen Hizbullah mensubu, Maarat Numan kasabasını muhalefetten almak için yola çıkan bir Suriye ordusu konvoyunda çatışırken öldü. Maarat Numan’ın alınması Halep’e nihai bir taarruzun yapılabilmesi bakımından önemli.

Tereddütlerin arttığı bu ortamda Suriye’de ölen gençler konusunda tabanı yumuşatmak zorunda olduğunu bilen Hizbullah, doktrin seferberliği komisyonları olarak bilinen birimlerini devreye soktu. Bu birimler, geçtiğimiz günlerde binlerce Hizbullah destekçisine e-posta ile bir fotoğraf gönderdi. Fotoğrafta İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ve Nasrallah yan yana görünüyor. Detaylara dikkat edince fotoğrafın yakın zamanda çekilmiş olduğu anlaşılıyor.

Hizbullah’ın yöntemlerini bilen partiye yakın kaynaklara göre, resmin bu dönemde yayınlanmasıyla şu mesaj verilmek isteniyor: Suriye’de savaşma kararı acil bir zorunluluk olarak Hamaney tarafınca verildi ki Esad’ın düşmesi halinde bölgede tüm Şiilere yönelecek tehdit bertaraf edilsin. Hamaney’in Lübnan ve tüm dünyada geniş Şii kitleleri üzerinde özel bir etkisi olduğu biliniyor. Hamaney, Şii inanışına göre onları adaletsizlikten kurtarmak için geri gelecek olan İmam Mehdi’nin temsilcisi.

Bu da şunu ortaya koyuyor ki tabanın Esad’a verilen desteği kanla ödemeye ikna edilmesi Hizbullah için gerçekten zorlu bir mesele. O denli ki Lübnan Şiileri üzerindeki büyük etkisine rağmen, Nasrallah’ın sahada İmam Mehdi’nin siperine ihtiyacı var.

Not: Al-Monitor, koruma gereği gördüğü durumlarda muhabirlerinin isimlerini saklı tutar.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: syrian repercussions in lebanon, syrian crisis, syrian, shiite, lebanon, lebanese politics, hezbollah, hassan nasrallah, bashar al-assad
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept