Ana içeriğe atla

Kafkasya’da Rusya-İran rekabeti kızışıyor

Rusya’nın İran’la zıtlaşması Türkiye’yle anlaşmazlıklarından çok daha hassas bir hal alabilir.
Russian attack helicopters launch rockets during military exercises at the Kapustin Yar range in Astrakhan region, Southern Russia on Sept. 25, 2020 during the "Caucasus-2020" military drills gathering China, Iran, Pakistan and Myanmar troops, along with ex-Soviet Armenia, Azerbaijan and Belarus.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın 5 Ekim’de Moskova’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’la yaptığı görüşmenin ana gündem maddelerinden biri İran’la Azerbaycan arasında artan gerilimdi. İranlı bakan basın toplantısında Bakü yönetimine karşı bir dizi şikâyet dile getirirken Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkilerine odaklandı. Lavrov ise Güney Kafkasya’da “askeri hareketliliğin artmasına” ve “provokatif tatbikatlara” karşı olduklarını belirtirken İran tarafına tansiyonu düşürmesi için mesaj verir gibiydi. 

Lavrov ayrıca İranlı mevkidaşına, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, İran, Rusya ve Türkiye’nin katılımıyla “3+3” formatında görüşmeler önerdiğini, bölgesel meselelerin çözümü için bunun gerekli olduğunu belirtti.

Bakü ile Tahran arasında gerilim yükselirken Azerbaycan ve Türkiye eylül başında Azerbaycan’ın Laçin bölgesinde ortak askeri tatbikat düzenlemişlerdi.

İran kara kuvvetleri de 1 Ekim’de Azerbaycan sınırındaki kuzeybatı bölgesinde “Hayber Fatihleri” adı altında geniş çaplı bir tatbikat başlatmıştı. Zırhlı birlikler, ağır silahlar, insansız hava araçları ve helikopterlerin katıldığı tatbikat, İran ordusunun Azerbaycan sınırında yaptığı en büyük tatbikatlardan biriydi ve kaçınılmaz olarak İran’ın olası bir saldırıya hazırlık yaptığı endişesi doğurdu. 

İran bu arada Azerbaycan’ı İsrail’le işbirliği yapmakla suçladı. Devrim Muhafızları’nın Tebriz komutanı Albay Hüseyin Pursmail, “İsrail’in tehditlerinin Azerbaycan’ın ağzından tekrar edilmesi, Bakü’nün menfaatine olmadığı gibi doğrudan varlığını da tehlikeye atmaktadır” ifadesini kullandı. İranlı yetkililerden gelen açıklamalarda Tahran’ın şikâyet listesi uzadı. Örneğin milletvekili Mahmud Begaş meselenin İsrail’den ibaret olmadığına işaret ederek, “Türk macerası ve Azerbaycan’ın bu hareketleri devam ederse Nahçıvan ve Dağlık Karabağ’ı asıl sahibine, yani İran’a iade ederiz” dedi. Nahçıvan ve Dağlık Karabağ Azerbaycan’ın özerk bölgeleri.

Tahran'ın Azerbaycan sınırındaki askeri hareketliliğinin ve genel olarak iki ülke arasındaki krizin özünde, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi önderliğindeki yeni İran yönetiminin iddialı duruşu var. Görünen o ki yeni yönetim sert tutumlar takınarak seleflerinin başarısızlıklarını telafi etmeye çalışıyor.

İran’ın ISNA haber ajansına konuşan Emir Abdullahiyan, Reisi yönetiminin dış politikasını “aktif, dinamik ve akıllı bir diplomasinin yön verdiği dengeli bir dış politika” olarak tanımlarken “Bölgeye ve Asya’ya odaklanmamız, Batı dâhil diğer bölgelerle ilgilenmediğimiz anlamına gelmiyor” dedi.

2020 sonbaharında 44 gün süren Ermenistan-Azerbaycan savaşında Reformcuların önderliğindeki eski İran yönetimi çeşitli arabuluculuk girişimlerinde bulunmuştu. Ancak bu öneriler ne savaşan taraflardan ne de Rusya ve Türkiye’den ilgi gördü.

Bunun Tahran’da bir kuyruk acısı bıraktığı anlaşılıyor. Nitekim Lavrov savaş bittikten sonra Aralık 2020’de yaptığı bir açıklamada bu konuya değinme ihtiyacı hissetti ve şöyle dedi: “Rusya dışişleri bakanı olarak görev yaptığım bunca sene içinde İranlı meslektaşlarımızla çok sayıda temasımız oldu ama Karabağ konusunun istişare ve müzakerelerimizde ilgi uyandırdığını hiç hatırlamıyorum.” 

Başka bir deyişle Ermenistan-Azerbaycan savaşının ardından İran’daki algı, Rusya ve Türkiye’nin çıkarlarının aksine kendi çıkarlarının dikkate alınmadığı yönündeydi.

Dünyadaki tüm Şiilerin liderliğine soyunan İran, Şii inancının hâkim olduğu Azerbaycan’da fiilen tüm nüfuzunu yitirmiş durumda ve bu kaybını Ermenistan’ın doğrudan desteğiyle telafi etmeye çalışıyor. Tahran bu yaklaşımıyla sadece Bakü ve müttefiki Ankara’yı değil, Moskova’yı da karşısına alıyor. Zira Tahran Ermenistan’ın güvenlik ve toprak bütünlüğünün garantörü olmaya, dolayısıyla Rusya’nın Ermenistan yönetimi üzerindeki nüfuzunu örselemeye çalışıyor. Ermenistan da bu durumu olabildiğince değerlendiriyor. 4 Ekim’de Tahran’a sürpriz bir ziyaret gerçekleştiren Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’a İran tarafı destek güvenceleriyle mukabele etti. 

Mirzoyan Tahran’da şöyle konuştu: “Azerbaycan’ın Ermenistan’ın egemen topraklarına göz dikmesi, bölgede istikrar ve güvenliği sağlama çabalarımızı tehdit ediyor. Bu bağlamda İran’ın, Ermenistan’ın toprak bütünlüğü ve sınır dokunulmazlığı konusunda sergilediği tutumu büyük takdirle karşılıyoruz.”

Bakan Ermenistan topraklarına “göz dikildiğini” söylerken “Zangezur Koridoru” diye anılan güzergâhı kastediyordu. 10 Kasım 2020’de imzalanan anlaşmaya göre Ermenistan topraklarından geçecek güzergâhla Azerbaycan’ın anakarası ile izole konumdaki Nahçıvan bölgesi arasında ulaşım bağlantısı sağlanacak. İran bu koridorun kurulmasına karşı çıkarak dolaylı olarak Rus menfaatlerine ters düşüyor. Zira güzergâhın güvenliğini Rus sınır birlikleri sağlayacak ve bu da Moskova’ya Güney Kafkasya’da ilave bir etki kazandıracak. 

Güney Kafkasya’daki Rusya-İran zıtlaşması iki ülkenin Suriye’deki rekabetinin üzerine biniyor. Moskova ve Ankara arasındaki karşılıklı iddiaların aksine Moskova ve Tahran arasında giderek biriken çatışma potansiyeli henüz örtülü ve açıkça konuşulmuyor, hatta Rusya’da sıklıkla inkâr ediliyor.

Suriye’de, Mahir Esad’ın 4. Tümen’i başta olmak üzere İran yanlısı yapılar, Ürdün ve İsrail sınırlarında kontrolü ele geçirmeye çalışıyor. Rusya’nın bundan memnun olması beklenemez. Söz konusu bölgeler 4. Tümen’in kontrolüne geçerse İran yanlısı başka oluşumlar da buralara girebilir ve bu da Rusya’nın Orta Doğu’daki stratejik ortağı olan İsrail için tehdit oluşturur. Şam’daki karar verme süreçlerinde Tahran’ın halen belirleyici bir etkiye sahip olması yanı sıra Deyrizor’da adeta özerk bir İran yanlısı bölgenin oluşması Rusya’yı kuşkusuz ki kaygılandırıyor. İran ayrıca Suriye ekonomisinin en cazip noktalarının çoğunu kapmış durumda ve bunlar Rus iş insanlarına kapalı. 

Tüm bunlar dikkate alındığında Moskova’nın Tahran’la çelişkileri Ankara ile anlaşmazlıklarından çok daha hassas bir hal alabilir. Rusya ve Türkiye Orta Doğu ve Güney Kafkasya’daki güç boşluklarını dolduruyor ve bunu yaparken birbirlerinin nüfuz alanlarına girmiyor, İdlib ve Libya’da olduğu gibi nüfuz alanlarını bölüşüyorlar. İran ise gerek Suriye’de Esad kontrolündeki bölgelerde gerekse Ermenistan’da Rusya’yı bulunduğu konumdan iteklemeye çalışabilir. İran ayrıca Afganistan ve Orta Asya’da, özellikle Tacikistan’da Rusya ile nüfuz mücadelesine girişebilir.

More from Kirill Semenov

Recommended Articles