Ana içeriğe atla

Diplomalı işsiz: Türkiye’de gençliğin kronikleşen sorunu

İşgücüne katılım rakamları ve sivil toplum kuruluşlarının raporları, işsiz gençlerin toplumdan giderek psikososyal bir kopuş içerisinde olduklarını ve bunun da siyasi izdüşümleri olacağını ortaya koyuyor.
GettyImages-1230898094.jpg

ANKARA -- Fatih C. (25), Marmara Üniversitesi iktisat mezunu bir genç. Başarılı geçen üniversite eğitimi sırasında birçok kurumsal şirkette staj yapmış. Mezun olduktan sonra çalıştığı şirketlerden çalışma saatlerinin fazlalığı ve kötü ücretlendirme sonucu ayrılmış. İŞKUR’a ise hiç başvurmamış; iş arayışını “arıyorum ama gönüllü şekilde değil” diye nitelendiriyor. 

Al-Monitor’a konuşan Fatih, “İnsanlık onurunun dışında kalan şartlar sunuluyor. Şu anda geçimimi sağlamak için arkadaşlarıma website dizaynı yapıyorum. Elime fırsat geçse geleceğimi Avrupa veya ABD’de kurarım” diyor. 

Türkiye’de genç işsizliği kronik bir sorun olarak giderek kemikleşiyor ve etkin önlemlerin ivedilikle alınmaması durumunda bu gençlerin psikososyal kopuşları toplumsal uyumu ve birlikteliğini tehdit etme riskini beraberinde getiriyor. Asıl soru ise Türkiye’nin gençlerini 21’nci yüzyılın mesleklerine ne oranda yönlendirdiği ve onlara her gün mantar gibi çoğalan tabela üniversitelerinin diplomalarını “iş garantisi” olarak sunmak yerine mesleki yetkinlikleri kazandırıp kazandırmadığı. 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) ekim dönemine ait son işgücü istatistiklerine göre Türkiye’de 15-24 yaş grubundaki her dört gençten biri (yüzde 24,9) işsiz. İş bulma umudunu kaybettiği için arayışını sonlandıran gençlerin de istatistiğe katılmasıyla birlikte bu rakamın yüzde 40’lara ulaştığı söyleniyor. Türkiye genelinde işsizlik aynı dönemde yüzde 12,7. Dolayısıyla işsizlik genç nüfus arasında çok daha fazla şekilde hissediliyor. 

Habitat Derneği ve Infakto RW ortaklığında gerçekleştirilen Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali Raporu’nun üçüncüsü 26 Ocak günü kamuoyuyla paylaşıldı. Türkiye’deki kentli genç toplamı temsil eden 16 ilde, 18-30 yaş arası 1230 genç ile yüz yüze görüşmelerle yapılan çalışma neticesinde, gençlerin yaşamdan memnuniyet duymaları için öne sürdükleri temel öncelik, “iş bulabilmek”. Çalışan gençlerin yüzde 65’i hayatından memnun iken, iş arayanlarda bu oran yüzde 47’lerde. 

Gençlerin yüzde 73’ü iş bulmanın zor olduğunu, yeterli iş olanaklarının bulunmadığını belirtirken, gençlerin üçte biri başka bir ülkeye yerleşmek istiyor, zira iki gençten biri yurtdışında daha iyi iş olanakları olduğunu düşünüyor. Gençlerin yarısı ise iş bulmaları için kişisel iletişim becerilerinin kuvvetli olması gerektiğini söylüyor.

Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır, “Her şeyden umudunu kesen gençler her tarafa savrulabilir, kriminalize olabilirler” diye uyarıyor. 

Al-Monitor’a konuşan Hazır, Türkiye’de gençlere yeni istihdam olanakları yaratılması ve yetkinliklerin geliştirilmesi için politikalar hazırlanıp hukuksal mevzuat tasarlanması gerektiği görüşünde: “Giderek eğitimden bir kopuş eğilimi var. Araştırmamıza katılan gençlerin yüzde 66’sı aldıkları eğitimden memnun olmadıklarını söylüyorlar. Üniversiteden mezun olunca iş bulamamaktan yakınıyorlar. Bu gençlere eleştirel düşünce yeteneği, kriz yönetim becerileri verilmeli.” 

Hazır konunun siyasi kutuplaşmanın odağına yerleştirilmemesi gerektiği uyarısında da bulunuyor ve şöyle devam ediyor: “Genç işsizlerin ihtiyaçları yerel. Çözüm de yerel yönetimler, özel sektör, sivil toplum işbirliğiyle, pilot uygulamalarla geliştirilmeli. Kaliteli genç işgücünü şehirlerde tutmak, şehirlerarası rekabet unsuruna dönüştürülmeli.” 

İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü (İSTANPOL) Genel Direktörü, siyaset bilimci Seren Selvin Korkmaz’ın değerlendirmesi ise şöyle: “İşsiz kalan gençlerin en büyük meselesi gelecekten ümitlerini kesmeleri. Güvenli bir iş hayatına atılamıyorlar, liyakatleri ölçüsünde iş bulamayacaklarını düşünüyorlar, iş ararken en büyük kaygılarından biri de liyakat. Liyakat ölçütünün olmaması, gençlerin gelecekten umutsuz olmalarına yol açıyor” 

Al-Monitor’a konuşan Korkmaz, pandemi sırasında işsiz gençlerin daha da yalnızlaştığına, sosyal çevrelerinden uzaklaştığına dikkat çekiyor: “Belirsizliğin şiddeti de iş ararken bekleme süreleri de arttı; gençler arasında bir kesim daha da yoksullaştı. Kaygı, stres, endişe ortamına sağlık ve geleceğe dair kaygılar eklendi. Günlük gelirle kısa dönemli yaptıkları işler, şirket kapanmaları sebebiyle ortadan kalkınca, ciddi bir sıkışmışlık hali doğdu.” 

Korkmaz’a göre ne iktidar ne de muhalefet partileri gençlerin istihdam sorunlarına bütüncül bir çözüm sunuyor. Parti liderlerinin dönem dönem gençlere yönelik sempatik söylemlerde bulunması ise yeterli gelmiyor, çünkü gençler kronik sorunlarına yapısal çözümler, ikna edici politikalar ve katılım mekanizmalarını açacak diyalog kanalları kurulmasını bekliyor. 

Z Kuşağı olarak tabir edilen nesilden 6 milyona yakın seçmen – büyük kısmı da genç işsizlerden oluşacak -- 2023 seçimlerinde ilk kez oy kullanacak. Dolayısıyla bu gençlerin beklentileri, sandıktaki tercihlerine de yansıyacak.

Korkmaz, “Şu anki sistemde bu gençlerin yüzde 1’inin bile oyunun etkin olduğu, fark yaratacağı unutmamalı. Bu seçmenlerin siyasete katacakları değer belirleyici olacak” diyor. 

Pandemiyle birlikte oluşan makroekonomik atmosferde ekonomik faaliyetlerin yavaşlaması, kimi sektörlerde ise durması, en kırılgan gruplardan biri olarak gençlerin sorunlarını daha da derinleştirdi. Hükümetin kısa süreli çalışma ödeneği bir yandan salgının işveren ve çalışan üzerindeki yükünü hafifletmeye yardım ederken bir yandan da işten çıkarmalara yönelik yasak sebebiyle gerçek ve ufuktaki işsizlik rakamlarını tam olarak göstermiyor. 

Genç İşsizler Platformu verilerine göre ise Türkiye’de en yüksek genç işsiz kişi sayısı ve işsizlik oranı 961 bin kişi ve yüzde 21’lik oran ile üniversite mezunları arasında. 

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (TOBB ETÜ) Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi (SPM) Direktörü Prof. Dr. Serdar Sayan, genç işsizliğinin gerçek boyutunun ancak “geniş tanımlı” bir çerçeveden hesaplanmasıyla ortaya çıkabileceğini düşünüyor. Yani mevcut işsiz genç sayısına, iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar ekleniyor. SPM’nin son hesaplamalarına göre 15-24 yaş grubundaki işsizlik bu çerçevede Türkiye’de yüzde 38,5’e tırmanmış durumda. Bu durumda, çalışabilir durumdaki her beş gençten ikisi işsiz. 

Al-Monitor’a konuşan Sayan, “Potansiyel olarak en verimli olabilecek yaş grubu üretimin tamamen dışında, atıl kaynak olarak bırakılıyor. Ekonomi belli bir oranda büyümezse de her yıl çalışabilir yaştaki nüfusa katılan 800 bin kişiye istihdam yaratılamaz” diyor. 

Sayan’a göre genç işsizliği hem talep hem de arz tarafındaki uyumsuzlukların da bir sonucu. “Gençlerden bir işe başvururken tecrübe isteniyor ama o genç ancak çalışmaya başlarsa tecrübe elde edebilir. Gençler de ücretleri biraz daha düşük olsa bile, tercih ettikleri sektörlerin dışında iş aramama eğilimindeler. Bu yüzden örneğin imalat sanayiinde birçok pozisyon doldurulamazken, gençler otelcilik, turizm, eğlence sektörü, seyahat gibi alanlara yoğunlaşıyorlar” diyor Sayan. 

Türkiye Kamu-Sen’in son verilerine göre tek kişinin yoksulluk sınırı 3 bin 743 lira. Ancak birçok genç asgari ücretle çalışmak zorunda kalmaktan dolayı istihdam piyasasına girmemeyi tercih ediyor. 

Ekonomistler de siyasi analistler de genç işsizliği konusunda ivedi bir adım atılmazsa tünelin ucunda ışık göremiyorlar.

Sayan şöyle devam ediyor: “Pandemi sonunda özellikle hizmet sektöründeki birçok işletme yeniden faaliyetlerine başlayamayacaklar. Genç işsizliği pandemi öncesinden daha da yüksek bir platoda seyredecek. Kısacası zorlu bir dönem bizi bekliyor.” 

Genç işsizliğinin artarak devam edeceği yönündeki beklentiler bunun siyasi ve toplumsal düzeydeki akut yansımalarının yönetimi konusunda ivedi tedbirler gerektiriyor.

More from Menekse Tokyay