Ana içeriğe atla

Türkiye Akdeniz’deki kazanımlarını korumak için Kıbrıs’a yöneliyor

Türkiye ile Yunanistan kıta sahanlığı sorununun çözümüne yönelik istikşafi görüşmelere yeniden başlarken, Ankara Kıbrıs’ta iki devletli çözüm için bastırıyor.
<<enter caption here>> on March 7, 2017 in Nicosia, Cyprus.

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki müttefikleri, BM himayesinde mart başında başlaması planlanan Kıbrıs görüşmeleri yaklaşırken adada iki devletli çözüm için bastırıyor.

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu görüşmeler öncesi Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Biz Kıbrıslı Türk toplumu olarak değil Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak bir anlaşmada yer alırız. Çözümün yolu Kıbrıs adasında iki devletin olduğunu kabul etmekten geçiyor.”

İki devletli çözüm, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın müttefiki Ersin Tatar’ın geçen yılki cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmasının ardından ağırlık kazandı. Kıbrıs sorunu doğu Akdeniz’deki doğalgaz kaynaklarının paylaşımı ve münhasır ekonomik bölge anlaşmazlıklarının merkezinde yer alıyor.

Adanın garantör devletleri arasında Yunanistan ve Türkiye’nin yanı sıra Kıbrıs’ın 1960 anayasasıyla bağımsızlık kazandığı İngiltere de bulunuyor. Ankara ile Batı başkentleri arasında yaşanan gerginliklerde ön saflarda yer alan Yunanistan ile NATO müttefiki Türkiye arasındaki ilişkiler kıta sahanlığı anlaşmazlıkları yüzünden gerilimli seyrediyor.

Yunanistan’daki Yeni Demokrasi Partisi iktidarında Avrupa Birliği Genel Sekreterliği de dahil bir dizi görev üstlenen eski hükümet yetkilisi Dimitris Katsoudas’a göre Türkiye ayrı devlet talepleriyle gövde gösterisi yapıyor.

Katsoudas Al-Monitor’a şöyle diyor: “Türkiye Kıbrıs’ta iki devletli çözümü savunacak ama kuzeyde tümüyle ayrı bir Türk devleti kurmak için değil büyük ölçüde kendi mülkiyetinde olan bir miktar bağımsız bir devlet kurmak için.”

Geçmiş Kıbrıs müzakereleri iki ayrı yapıdan oluşan federatif tek bir devlete odaklanıyordu. Yaklaşık 1 milyon 200 bin nüfuslu ada birleşmeye en çok bu modeli temel alan BM himayesindeki Annan Planı sürecinde yaklaştı. Ancak Kıbrıs’ın Avrupa Birliği üyeliği öncesi halkoyuna sunulan plan, Kıbrıslı Türklerin çoğunluğu tarafından kabul edilirken, Rumlar tarafından yüzde 76 oyla reddedildi. 

Plan üzerinden 17 yıl geçmesine rağmen hâlen hararetle tartışılıyor. İki tarafın liderleri de birbirini iyi niyetten yoksunlukla suçlarken ya da kendi kamuoylarına oynarken Annan Planı’nı kullanıyor. 

Geçmişte, Türk Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’nda görev yapan eski istihbarat yetkilisi Murat Aslan Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yapıyor: “Annan Planı sorunun çözümü için gerçek bir şanstı ama Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedildi. Artık BM girişimlerine güven duyulmuyor.”

Kıbrıs’ın Pafos kentindeki Neapolis Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler ve tarih dersleri veren Marios Evriviades’e göre ise planın reddedilmesinin başlıca sebeplerinden biri Türk birliklerinin adadan çekilmesi konusunu gerektiği gibi ele almamasıydı. Evriviades Al-Monitor’a “Türkler birlikleri savunma amacıyla değil Kıbrıs’ın kaynaklarını yağmalayabilmek için burada tutmak istiyorlar. Normalleşmeye izin vermiyorlar,” diyor.

İki devletli çözüm BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarına aykırı olmasının yanı sıra Atina da Türk devleti fikrini kabul etmiyor.

Ancak yıllar süren başarısız müzakerelerin ve fiili bölünmüşlüğün ardından artık iki devletli çözümü destekleyen sadece Erdoğan ve Tatar değil. Kimilerine göre Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis bile artık iki devletli çözümden yana. 

Katsoudas da zaman geçtikçe Kıbrıs’ta çözümün zorlaştığına dikkat çekiyor: “Ada’daki durum büyük ölçüde değişmiş durumda. İlk başlarda [Kuzey Kıbrıs’ta] Kıbrıslı Türkler çoğunluktaydı ve Kıbrıslı kimliğine sahiplerdi. Şimdi KKTC nüfusunun çoğunluğu Anadolu göçmeni.”

Birleşik Kıbrıs fikri ufukta kaybolurken, BM sürecinin yarattığı hüsran tarafları ayrı yollara sevk ederek iki devletli çözüme ilgiyi artırıyor. Pek çok kişinin gündelik hayatlarında kanıksadıkları model de bu.

Kıbrıs, adayı Yunanistan’a bağlamak için düzenlenen başarısız darbe girişimini takiben Ankara’nın Türk azınlığı koruma gerekçesiyle düzenlediği 1974 harekâtından bu yana bölünmüş durumda. O tarihten bu güne, uluslararası tanınırlığa sahip güneydeki Kıbrıs Cumhuriyeti ile sadece Ankara tarafından tanınan kuzeydeki Türk Cumhuriyeti’ni adanın ortasından geçen yeşil hat ayırıyor. 

Aslan değerlendirmesini şöyle sürdürüyor: “İki devletli çözüm 1974’ten sonra hayata geçti. Orada iki farklı yönetim var. Bu modelin yeterliliğini ölçecek parametre bu tarihten sonra adada herhangi bir çatışma yaşanıp yaşanmadığıdır, ki böyle bir şey olmadı.”

Evriviades ise iki devletli çözümün bir bakıma mevcut statükonun kurumsallaştırılması anlamına geleceğini teyit ederken, Kıbrıslı Rumların Batı başkentlerinde bu çözüme karşı lobi yapmaları gerektiğini savunuyor: “Türkler iki devletli çözümden bahsederken kuzeyde kendi kontrollerinde olacak bir devlet ile güneyde başka bir devletten söz ediyorlar ve bu sapratlıktır. Siz benim güvenliğimi temin etmezseniz ben de Kıbrıs devletini meşuriyetinden yoksun bırakacak hiçbir belgeye imza atmam. Kıbrıslıların gerçek gücü Kıbrıs’ın meşruiyetidir.”

Buna tepki gösteren Kuzey Kıbrıslılar ise yıllar süren uluslararası izolasyonun ardından iki devletli çözümün tek yol olduğunu savunuyorlar. Ertuğruloğlu, “Eğer çözüm istiyorsanız adanın gerçeklerini kabul etmeniz gerekiyor. Ortada meşru bir Kıbrıs Cumhuriyeti yok” diyor. 

Tüm bunları dikkate alan uzmanlar gelecek ay yapılacak görüşmelerde ilerleme kaydedilmesini olası görmüyor. 

Öte yandan Erdoğan zamanın lehine işlediğini düşünüyor olabilir. Zira Kıbrıs meselesi çözümsüz kaldıkça adanın iki tarafı da bölünmüşlüğü daha da kanıksıyor.

Erdoğan’ın Kıbrıs’a eğilmesinin bir diğer nedeni de bu meselenin, Batı’ya zeytin dalı uzattığı bir dönemde bile Türkiye’nin doğu Akdeniz’deki kazanımlarını sağlamlaştırmaya imkan sunması. Ankara’nın S-400 konusunda işbirliğine açık olduğuna dair mesajlarının ve AB ile ilişkileri yeniden canlandırmaya yönelik beyanların Türkiye’deki milliyetçi çevrelerden tepki göreceği açık. Başka alanlarda Batı’yla işbirliğine giderken, Kıbrıs davasıyla bu çevrelerin desteğini kazanmak mümkün.

Batılı güçler de Türkiye’yi Kıbrıs konusunda karşılarına almaya hevesli görünmüyor. Kıbrıs meselesi Erdoğan’la var olmadı. Türk birlikleri 1974’ten beri adadalar. Ankara’nın Kıbrıs’a ilişkin hesapları Libya çöllerindeki Osmanlı ataklarının aksine Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan yaklaşık 300 bin Türk nüfusuyla bağlantılı. 

Ertuğruloğlu “Kıbrıs sorununun Türk milleti için ulusal bir mesele olduğunu dile getirmekten hiç çekinmedik. Kıbrıslı Türkler için gelecek anavatan Türkiye ile çıkacağımız bir yolculuktur” diyor. 

Brüksel ya da Washington’daki liderler Ankara ile bir uzlaşma alanına ihtiyaç duyarlarsa Kıbrıs’a bakabilirler. Pek çok kişi hâlen Annan Planı’nın reddedilmesinden üzüntü duyuyor ve bunu kaybedilmiş bir şans olarak görüyor. 

Görünen o ki, iki devletli çözüm olsun ya da olmasın Türkiye, Kıbrıs konusunda rüzgarı arkasına almış durumda.

More from Sean Mathews

Recommended Articles