Milli seferberlik ilanı muhbirlik çağrısı mı?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın terör örgütlerine karşı milli seferberlik çağrısı beraberinde sıkıyönetim, savaş, anayasa ve hukuk tartışmalarını da getirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 10 Aralık’ta İstanbul Beşiktaş’ta toplam 44 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırının ardından 14 Aralık’ta Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yaptığı konuşmada büyük tartışma yaratan şu sözleri sarf etti: "Buradan tüm vatandaşlarıma sesleniyorum, Anayasamızın 104. maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başı olarak PKK'sıyla, DEAŞ'ıyla, FETÖ'süyle, DHKP-C'siyle ve tüm diğerleriyle, adı, söylemi, yöntemi ne olursa olsun, tüm terör örgütlerine karşı milli bir seferberlik ilan ediyorum."
Erdoğan’ın bu açıklamasının ardından yoğun bir şekilde bu sözlerin ne anlama geldiği, hedefinin ne olduğu tartışılmaya başlandı.
Anayasa ve Seferberlik Kanunu’na göre, seferberlik ilanı için “savaş gerektirecek bir durumun baş göstermesi, ayaklanma olması ya da Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın veya ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten ve dıştan tehlikeye düşüren davranışların ortaya çıkması” gerekiyor.
Düzenlemeye göre, seferberlik kararı Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanacak olan Bakanlar Kurulu tarafından alınıyor ve hemen Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onayına sunuluyor.