Ana içeriğe atla

Erdoğan’ın ekonomideki gizli silahı

Türkiye’nin ihracatı kan kaybederken savunma sanayi göz kamaştıran bir performans sergiliyor.
RTSAUC.jpg

Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidarının ilk 10 yılında uluslararası sorunların çözümüne katkı sağlayan bir barış elçisi olarak herkesin saygısını kazandı. Bölgesindeki ülkelerle sorunlarını çözmüş, demokratik değerlerin taşıyıcılığını yapan ve dinamik şirketlere sahip olan Erdoğan bu saygıyı nakde çevirmeyi de başardı. Ülkenin ihracatı 2002-2012 arasında dört kat arttı ve 36 milyar dolardan 152 milyar dolara yükseldi. İhracatta yaşanan bu hızlı büyüme ülkedeki ekonomik refaha ve istihdama oldukça büyük bir katkı sağladı.

Ancak bu rüzgâr son yıllarda tersine dönmüş durumda. Erdoğan’ın komşularıyla yaşadığı sorunlar ihracatta tehlike çanlarının çalmasına neden oluyor. Türkiye’nin ihracatı 150 milyar dolar bandından önce 144 milyar dolara geriledi. Hükümet geçen yılın sonunda açıkladığı ‘Orta Vadeli Program’da ihracatın bu yıl 155,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceği öngörüsünde bulundu.

Ancak dört aylık veriler bu hedefin bir hayalden ibaret olduğunu ve Türk şirketlerinin bu yıl yurtdışına geçen yıldan bile daha az mal satacağını gösterdi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan 4 aylık veriler Türkiye’nin Ocak-Nisan dönemi ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8.4 düştüğünü ortaya koydu. Türk şirketleri yılın ilk dört ayında bir önceki yıla göre 4.2 milyar dolar kaybederken, bir sektör gösterdiği parlak performans ile ülke ekonomisinin yüzünü güldürdü: Savunma sanayi ve havacılık sektörü.

TİM verilerine göre Türk savunma şirketlerinin ilk dört aylık ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23 artış kaydederek 460 milyon dolardan 556 milyon dolara fırladı.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği Başkanı Latif Aral “Bu yıl tüm zamanların rekorunu kırıp 2 milyar dolar seviyesinin üstüne çıkan bir performans yakalayacağımızı düşünüyorum” dedi. Türk savunma şirketlerinin ihracat geliri son beş yılda 800 milyon dolardan 1.6 milyar dolara yükseldi. Aral “Türk Savunma sanayii gelişmiş uydu sistemlerinden asker postalına kadar çok geniş bir yelpazede ürün ve hizmet üretebiliyor” dedi ve ekledi: “Yapılan yatırımlar neticesinde artan ürün çeşitliliği sayesinde alt ürün gruplarına yeni ihracat kalemleri eklenmektedir. Bu kadar geniş bir portföye sahip olmanın avantajıyla yeni pazarlara daha rahat girebiliyoruz.”

Hem ekonomi hem de ulusal güvenlik için...

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) araştırmalarına göre Türkiye dünyanın 7. büyük silah ithalatçısı. Satış rakamları açısından ise dünyanın 16. büyük silah ihracatçısı. NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olan Türkiye her yıl yurtdışından yaklaşık 2-2.5 milyar dolarlık silah ithal ediyor.

Çok değil, sadece 15 yıl önce silah almak için çok daha fazla para harcayan Türkler 2000’lerin başında start verdikleri kapsamlı bir dönüşüm projesiyle kısa zamanda savunma için yurtdışına ödedikleri parayı ciddi anlamda düşürmeyi başardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz hafta cumartesi günü İstanbul’da ülkenin ilk uçak gemisi TGC Anadolu’nun inşa başlangıç töreninde bu konuda atılan adımlara dikkat çekti: “2002 yılında yüzde 80’ler civarında olan dışa bağımlılığımızı bugün yüzde 40’lar seviyesine indirmiş durumdayız. Hedefimiz Cumhuriyetin 100. yıldönümünde bu oranı sıfıra indirmektir. Sadece kendi ihtiyaçlarımızı karşılamak değil, dost ve kardeş ülkelerin de en önemli tedarikçisi olacağız.”

Savunma harcamalarını düşürmek, kritik silah ve ekipmanları yerli imkânlarla üretmek isteyen savunma sanayi bürokratlarının yol haritası oldukça basitti: Silah satın almak yerine mümkünse yerlisini yap, eğer bu mümkün değilse ortak üretimle teknoloji transferi sağla.

Saldırı helikopteri için İtalyanlarla, nakliye uçağı ve uçak gemisi için İspanyollarla el sıkışan Türk savunma şirketleri hava savunma sistemleri için de Amerika ve Avrupalı şirketlerle görüşüyor. Yerli savaş gemisini denize indiren Türk şirketleri şimdi ana muharebe tankını devreye almak için gün sayıyor. Yerli piyade tüfeği, insansız hava aracı ise denemelerden alnının akıyla çıktı ve şimdilerde fuarlarda boy gösteriyor.

Türkler kime silah ve ekipman satıyor?

İhracat rakamları incelediğinde Türk savunma şirketlerinin en büyük müşterisinin ABD olduğu görülüyor. İhraçtan elde edilen her 100 doların 30 dolarını Amerikalılar ödüyor dersek ilişkinin boyutları çok daha iyi anlaşılacaktır. Türkler Amerikalı müttefiklerine yılda 500 milyon dolarlık ürün ve ekipman satarken, buna mukabil yaklaşık 1.5 milyar dolarlık ithalat yapıyor. Dolayısıyla bu ticaretin Ankara’yı memnun ettiğini söylemek biraz güç... Diğer Batılı müşterilerde de tablo değişmiyor. İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya gibi ülkelerden sattığından daha fazla silah ve ekipman alan Türk şirketleri bu bölgeyle yaptıkları ticaretten genelde zararlı çıkmış görünüyor. 2015 yılı verilerine göre Türkiye savunma ihracatının yarısından fazlasını Batılı dostlarına yaparken, ithalatının tamamını bu ülkelerden karşılıyor.

Türk savunma şirketlerinin ikinci önemli müşterisi Azerbaycan, Pakistan ve Orta Asya Türk cumhuriyetleri. Bölgesel çatışmaların odağındaki bu ülkelerin savunma harcamaları bir hayli yüksek. Hal böyle olunca Batılı muadillerinden çok daha uygun fiyata sahip Türk ürünlerini tercih etmeleri kaçınılmaz oluyor.

‘Arap Baharı’ Türk şirketlerine yaradı

Al-Monitor’un Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgiler ‘Arap Baharı’ sonrasında ortaya çıkan çatışma ve gerilimlerin Türkiye’nin Kuzey Afrika ve Orta Doğu’ya yaptığı silah satışını olumlu etkilediğini gösteriyor. Türk şirketlerinin Orta Doğu’daki en iyi müşterisi Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Lübnan olurken, Kuzey Afrika’daki en önemli ticari partner olarak Tunus öne çıkıyor.

Devlete ait Aselsan, Roketsan ve Makina Kimya Endüstrisi (MKE) şirketleri ile Erdoğan Ailesi’ne yakınlığıyla bilinen Sancak Grubu’nun sahibi olduğu zırhlı araç üreticisi BMC ‘Arap Baharı’nı fırsata çevirmeyi başardı. 

Ülkeler

2011

2012

2013

2014

2015

S. Arabistan

108.3

99.0

28.9

27.6

106.6

Katar

0.1

6.5

9.6

52.7

10.3

Kuveyt

0.4

0.4

0.1

0.4

37.6

BAE

60.3

101.2

47.4

106.5

76.7

Bahreyn

38.0

90.5

40.8

18.7

23.4

Umman

4.2

1.8

1.3

0

19.7

Fas

0.2

3.0

3.8

4.4

1.4

Tunus

0.1

1.3

2.6

25.6

19.6

Cezayir

0

2.5

1.2

3.2

2.1

Libya

0

8.7

11.2

2.3

0.1

Mısır

4.7

9.9

8.4

1.7

1.7

Ürdün

1.2

1.9

5.8

8.7

17.8

İsrail

0.9

1.5

0.6

0.8

2.7

İran

9.2

8.9

7.4

9.0

7.4

Irak

1.5

31.2

8.6

6.1

8.6

Lübnan

9.1

7.8

10.5

17.4

11.7

Toplam

238.2

376.1

188.2

285.1

347.4

Toplam ihracat içindeki Payı (%)

30

31

13.5

16.1

21.6

 Kaynak: Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlenmiştir

Afrika’daki ilginç müşteriler

Türk şirketlerinin son dönemde hedef pazar olarak seçtiği bölgelerden birisi de Afrika. Rakamlar bazı Afrika ülkelerine dönemsel olarak hatırı sayılır miktarda silah ve ekipman satıldığını gözler önüne seriyor. Ruanda, Nijerya, Cibuti ve Kenya’ya yapılan ihracatın niteliği ve içeriği hakkında pek kimse konuşmak istemiyor.

Ülkeler

2011

2012

2013

2014

2015

Cibuti

0.5

5.8

8.4

1.0

2.1

Etiyopya

0

0.2

0.6

1.2

2.9

Nijerya

8.3

0.5

2.5

1.1

0.7

Ruanda

0

12.2

0

21.5

0.1

Mali

0.1

1.5

4.4

6.9

6.9

Somali

0

3.1

0.6

0.3

0.1

Kenya

0

2.0

2.2

2.1

3.0

Kaynak: Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlenmiştir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yurtdışı seyahatlerine katılan savunma sanayi şirketi sahip ve yöneticilerinin sayısı her geçen gün artıyor. Erdoğan’ın kişisel karizması ve güçlü ilişkileri silah şirketlerine yeni pazarlar kazandırırken, ülke ekonomisine de önemli bir katkı sağlıyor. Barışın mı, yoksa silah satışının mı ülke ekonomisinin yaralarına merhem olacağını ise şimdiden kestirmek oldukça güç...

More from Ufuk Sanli