Ana içeriğe atla

KKTC-Türkiye: Su anlaşması sömürge anlaşması mı?

Mali protokolü imzalamayan AKP hükümetinin KKTC’ye dayattığı Su Temini Anlaşması tekel imtiyazları ve sömürge şartlarıyla KKTC’de siyasi kriz yarattı. AKP baskısıyla koalisyon hükümeti yıkıldı, sendikalar ve STK’lar ayağa kalktı.
A family takes a stroll next to a reservoir in Myrtoy that will receive fresh water from Turkey via a water pipeline project linking Turkey to northern Cyprus Oct 17 2015. The 106-kilometre (66-mile) pipeline will transport some 75 million cubic metres (2.6 billion cubic feet) of water annually to northern Cyprus, a breakaway Turkish Cypriot state recognized only by Ankara. Cyprus suffers from frequent droughts. REUTERS/Yiannis Kourtoglou - RTS4V5V

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile Türkiye arasında 80 kilometrelik denizaltı boru hattıyla kurulan ‘Barış Suyu Projesi’nin açılışı geçen yıl 17 Ekim’de gösterişli törenlerle yapılmıştı. Ocak ayında Al-Monitor’daki yazımda suyun özel şirket tekeline verilmesi yönünde AKP hükümetinin baskılarını dile getirip sürecin KKTC’de siyasi krize varabileceğini ifade etmiştim.

Uzun pazarlıklar sonrası Türkiye-KKTC Su Temini Anlaşması 2 Mart 2016’da Başbakan Ahmet Davutoğlu ile KKTC Başbakanı Ömer Kalyoncu arasında imzalandı. Anlaşma sonrası hükümetin sağ kanadını oluşturan AKP’ye yakın Ulusal Birlik Partisi (UBP) koalisyondan çekildi. Solcu Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) - sağcı UBP koalisyonu istifa etti. KKTC’de ilk kez sağ ve sol partilerin büyük umutlar bağlanan “geniş tabanlı uzlaşı hükümetinin” dağılmasında AKP iktidarının baskılarından kaynaklanan iki etken ön plana çıkıyor:

  • KKTC’ye verilecek suyun rantının paylaşımı

  • 1 Ocak 2016’dan beri yenilenmeyen mali protokol nedeniyle Türkiye’den kesilen para akışı.

Bu tablo, KKTC’de para sıkıntısına ve memur maaşlarının Mart’ta eksik ödenmesine neden oldu.

Ada’da çözüm müzakereleri sürerken KKTC’deki hükümet krizi Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın elini zayıflattı. Rumlarla anlaşma ve AB’ye katılımı destekleyen CTP’yi dışlayan bir sağ koalisyonun kurulması barış müzakerelerinin seyrini olumsuz etkileyebilecek. Güney’de 22 Mayıs’ta parlamento seçimlerinin olması barış müzakerelerini daha da yavaşlatacak ikinci yarıyıla sarkıtacak.

12-13 Nisan 2016’da Berlin’e giden Mustafa Akıncı’nın Almanya ziyareti öncesinde KKTC’de yaşanan siyasi krizde su anlaşması ön plandaydı. Cumhurbaşkanı Akıncı Almanya’ya gitmeden yeni hükümeti kurma görevini UBP Başkanı Hüseyin Özgürgün’e verdi.

KKTC açısından ağır hükümler içeren su anlaşmasıyla Türkiye KKTC’ye yılda 75 milyar metreküp su vermeyi KKTC de almayı taahhüt ediyor. Suyun “üçüncü ülkelere” satışında hak Türkiye’nin… Güney’de Rumlar su isterse KKTC ile değil Türkiye ile masaya oturmak zorunda. Anlaşmayla suyun dağıtımı ve satışı tekel imtiyazıyla özel bir şirkete verilecek. Özel şirket 34 yıl süreyle Türkiye’den gelen suyla birlikte KKTC’nin yerüstü ve yeraltı su kaynaklarının da tek sahibi olacak.

KKTC başka bir şirkete “su imtiyazı vermemeyi” taahhüt ediyor. Alınan yıllık su miktarı anlaşmadaki miktarın altında kalırsa aradaki fark KKTC Maliye Bakanlığı’nca şirkete ödenecek. KKTC mevcut depolama ve dağıtım şebekelerini fatura tahsilatlarını özel tekele bedelsiz devredecek. İnşa edilecek dağıtım şebekeleri için gerekli kamulaştırmalar KKTC tarafından yapılarak özel şirkete “bedelsiz” devredilecek. Özel tekel ihtiyaç duyacağı personeli gerekli malzeme ve teçhizatları her türlü izin ve vergiden muaf olarak KKTC’ye getirebilecek. İmtiyazlı özel şirket santral kurarak kendi elektriğini üretecek ve elektrik maliyetini su faturalarına yansıtacak.

En önemlisi anlaşmada su fiyatının olmaması! Şirket su fiyatını “performansa göre” kendisi belirleyecek. Anlaşmayla KKTC Maliyesi fiyatı belirsiz suyun tamamını alma ve bedelini şirketin belirleyeceği fiyattan ödeme garantisi veriyor.

KKTC muhalefeti anlaşmanın mecliste oylanması öncesinde AKP’ye yakın UBP’nin hükümeti bozması ve yeni hükümeti kurma görevini almasının arkasında AKP Hükümetinin olduğunu savunuyor. İşçi ve memur sendikaları su anlaşmasını “AKP’nin KKTC’yi istilası” olarak nitelendiriyorlar. Sokaklara çıkma çağrısı yapan Öğretmenler Sendikası, Devrimci Genel-İş, Belediye İşçileri Sendikası, anlaşmanın sadece Türklerin değil, Rumların haklarının da gasp edilmesi, “Ada’nın sömürgeleştirilmesi” anlamına geldiğini savunuyorlar.

Alman medyasına 2016’nın Kıbrıs’ta çözüm ve barış yılı olmasını dilediğini söyleyen KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Kıbrıs müzakereleri için sıkıntılı bir süreç gündemde. KKTC Cumhurbaşkanı seçildiğinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile “anavatan-yavru vatan” tartışması yaşayan Akıncı su anlaşması ve mali protokolle AKP ve Erdoğan tarafından UBP sayesinde Kıbrıs barış müzakerelerinde “ablukaya” alındı.

Kıbrıs Rum Kesimi’nde ise KKTC’nin Türkiye ile 34 yıllık “bağlayıcı su tekeli imtiyaz anlaşması” imzalamasının AB ilkelerine, AB hukukuna, barış müzakereleri ve Birleşik Kıbrıs Federasyonu’nun kuruluş çabalarına darbe olduğu dile getiriliyor tepkiler yükseliyor.

Asıl önemlisi KKTC’ye anlaşmayla dayatılan su tekeli imtiyazının AKP’ye yakın ve önceden belirlenen bir şirkete göstermelik bir ihaleyle verileceği yönündeki yaygın kanaat.

More from Zulfikar Dogan