Ana içeriğe atla

Erdoğan Körfez’deki en büyük müşterisini kaybetmek üzere

Türkiye Körfez Bölgesi’ndeki en büyük ticari ortağıyla son 1 yıldır ciddi bir kriz yaşıyor
Abu Dhabi's Crown Prince Sheikh Mohammed bin Zayed Al Nahyan (R) is welcomed by Turkey's Prime Minister Recep Tayyip Erdogan as he arrives for a meeting in Ankara February 28, 2012. REUTERS/Umit Bektas (TURKEY - Tags: POLITICS ENVIRONMENT) - RTR2YKVT

Geçen hafta Türk basınında son derece ilginç bir haber yayınlandı. ‘Gerçek Hayat’ dergisinde yer alan haberde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yönetiminin Türkiye’de Erdoğan hükümetini devirmek için gizli çalışmalar içinde olduğu hatta bir askeri darbe için zemin yokladığı ileri sürüldü.

Dergi bu fantastik haberleriyle (hükümet karşıtlarının muslukları açık bırakarak Erdoğan hükümetini devirmek istediği gibi) dikkat çeken Yeni Şafak Grubu’na ait. Bu nedenle ‘BAE Türk hükümetini devirmek için darbe yapmaya hazırlanıyor’ haberi Türk kamuoyunda pek yankı uyandırmadı.

Türklerin çok büyük bir bölümü Körfez ülkelerinin -Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Katar, Bahreyn ve Umman- Erdoğan rejiminin en büyük destekçisi olduğuna inanıyor. Türk Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) verilerine göre, Körfez Emirleri her seçim öncesinde Türk piyasalarına (Borsa, döviz ve tahvil piyasası) milyarlarca dolar göndererek Erdoğan’ın ekonomik başarısının devam etmesine büyük katkı sağlıyor. Körfez yatırımcıları ayrıca Erdoğan’ın büyük önem verdiği iki sektöre; gayrimenkul ve medya sektörüne milyarlarca dolar yatırım yapıyor. Dolayısıyla hükümet yanlısı basında çıkan bu haber, Ak Parti’li seçmenleri bile ikna etmedi.

Ancak çok değil, yaklaşık iki ay önce, 1 Aralık 2015’te, Abu Dhabi ile Ankara arasında ciddi bir kriz yaşanmıştı. BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah Bin Zayid El Nahyan, 24 Ekim’de Türk hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Rus ordusuna ait bir savaş uçağının düşürülmesini kınayarak Türkiye’deki İslamcı hükümeti şok etmişti. Bu açıklama Ankara’nın sert tepkisine neden olunca da geri adım atmıştı.

Yeni Şafak’ta yayınlanan haber bu gerilimin izlerini taşırken, Ankara ile Abu Dhabi arasındaki ilişkilerin göründüğü kadar iyi olmadığına dair düşünceleri de pekiştirdi.

Gerçek şu ki, iki ülke arasında bir süredir kapalı kapılar ardında büyük bir gerilim yaşanıyor. Örneğin, Emirlik yönetimi yaklaşık 1 yıldır Türkiye'ye büyükelçi atamıyor. BAE’li diplomatik kaynaklar, Türkiye'nin Abu Dabi'ye büyükelçi atamasına da akreditasyon vermeyerek 8 ay geciktirildiği bilgisini paylaştı.

Türk iş adamlarına ve gemilerine zorluk

Emirlik, Türkiye ve Türk şirketleri açısından hayati öneme sahip. BAE, Türkiye’nin Orta Doğu’da Irak’tan sonra ikinci büyük pazarı ve en çok ihracat yaptığı dokuzuncu ülke. Emirlik, Türkiye’den her yıl ortalama 4.6 milyar dolarlık mal ve hizmet satın alıyor. Bu da onu ekonomisi dolar bazında hızla küçülen ve ihracatı yavaşlayan Türkiye açısından kaybedilmemesi gereken önemli bir müşteri haline getiriyor.

Türkiye’nin Körfez ülkelerine olan ihracatı son üç yılda kayda değer bir şekilde artarken, BAE’ye yapılan ihracat yerinde saydı. Bu tablo turizm sektöründe de değişmedi. Türkiye’ye son iki yılda Körfez bölgesinden gelen turist sayısında önemli bir artış yaşanırken, BAE’den gelen turist sayısında bir yükseliş gözlemlenmedi. Rakamlar Ankara ile Abu Dhabi arasında bir sıkıntı olduğunu açıkça gösteriyor.

Uluslararası Orta Doğu Barış Araştırmaları Merkezi (IMPR) Başkanı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr Veysel Ayhan Türkiye ile BAE arasındaki ilişkilerin Mısır’daki darbe sonrasında kötüleşmeye başladığına dikkat çekti. Hatırlanacağı üzere, Mısır Genelkurmay Başkanı Abdülfettah El Sisi, Temmuz 2013’te gerçekleştirdiği bir askeri darbeyle Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi görevinden uzaklaştırmıştı. Erdoğan darbeyi gerçekleştiren Sisi’ye karşı tavır alırken, Suudi Arabistan önderliğindeki Körfez ülkeleri darbe yönetimine ciddi anlamda destek vermişti.

“Körfez ülkelerinin büyük bir bölümünde Mısır'da darbeyle yönetimden uzaklaştırılan Müslüman Kardeşler'e karşı bir alerji vardı. Türkiye'nin İhvan'a yakın durması bölgede çok hoş karşılanmadı” diyen Doç. Dr Veysel Ayhan sözlerini şöyle sürdürdü: “Erdoğan yönetiminin BAE yönetimi arasında derin görüş ayrılıkları olduğu biliniyor ve bu durum ekonomik ilişkilere de olumsuz yansımış olabilir”

Al-Monitor’a konuşan Türk denizcilik sektörü kaynakları BAE yöneticilerinin Orta Doğu ve Asya ticaret hatları için kullanan Türk şirketlerinin yaklaşık altı aydır bir dizi sorunla karşılaştığı bilgisini verdi. BAE'ye yıl içinde birçok gemi gönderen Transal Denizcilik yetkilileri, 24 Kasım'dan bu yana gemi personeline vize konusunda sorun çıkarıldığını doğruladı. Bu bilgiyi daha az gemiye sahip Türk şirketleri de teyit etti. Transal yetkilileri sorunun kısa zamanda çözülmesi için konuyu Türk denizcilik şirketlerinin çatı örgütü Deniz Ticaret Odası kanalıyla Türk Dışişleri Bakanlığı’na ilettiklerini ifade etti.

BAE’de çalışan ve adının açıklanmasını istemeyen bir Türk profesyonel yönetici de son iki yıldır iş yapma konusunda ciddi zorluklar yaşandığını aktardı. Sıkıntıların Mısır’daki askeri darbe sonrasında başladığına işaret eden yönetici, “Eskiye nazaran işler çok daha yavaş ilerliyor. Ayrıca vize ve yerleşim izinleri konusunda da ciddi sorunlarla karşılaşıyoruz” diye konuştu.

İki ülke arasında yaşanan bu gerilim oldukça sıradışı bir durum. 14 yıldır Türkiye’yi yöneten Erdoğan ve partisi, petrol zengini Arap Emirleriyle arasını her zaman iyi tutmaya gayret etti. Erdoğan, Mısır’da yaşanan askeri darbeyi sert bir dille eleştirirken, darbeyi gerçekleştiren General Sisi’nin en önemli finansal destekçisi olan Körfez ülkeleri (Suudi Arabistan, BAE ve Kuveyt) hakkında tek kelime etmedi. Erdoğan’ın kontrolündeki hükümet medyasında da bu ilişkiyi eleştiren çok fazla haber yayınlanmadı. Ancak geçen hafta yayınlanan haber yeni bir çatışmanın işaret fişeği olabilir.

Dolayısıyla gerilimin artması halinde Erdoğan, Orta Doğu’daki en büyük ikinci ticari ortağıyla siyasi yakınlık hissettiği Müslüman Kardeşler arasında bir tercihte bulunmak zorunda kalacak.

Rakamlar son derece net; Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle ticari ilişkileri diplomatik ilişkilere paralel olarak değişim gösteriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre bölge ülkelerine 2012'de 12.8 milyar dolarlık ihracat yapıldı. 2014 sonunda tablo oldukça değişmiş görünüyor. Türkiye’nin bölgeye yapılan ihracat 9.1 milyar dolara gerilemiş durumda. Geçen yılın ilk 11 ayında bu rakam 8.8 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Peki, ama açıkça dile getirilmeyen ancak Türk iş dünyasını ciddi anlamda rahatsız eden bu gerilim nasıl çözülecek?

IMPR Başkanı Doç. Dr Veysel Ayhan yaşanan bu krizin bölgesel dinamiklerin değişmesiyle kısa bir süre içinde çözüleceği görüşünde: “İran’ın yeniden dünya siyaseti ve ekonomisine eklenmesi Körfez ülkelerinde ciddi bir rahatsızlık yarattı. Bu durumdan en fazla rahatsız olan ülke ise hiç şüphesiz Suudi Arabistan... Riyad yönetimi Erdoğan ile BAE yetkililerini barıştırmak için büyük bir çaba harcıyor. Yakın zamanda farklı gelişmeler yaşanacağını düşünüyorum”

Suudi Arabistan yönetimi Erdoğan ile Sisi’nin arasını düzeltmek için büyük bir çaba harcıyor. Erdoğan’ın Mısır konusunda geri adım atması BAE ile yaşanan sorunların da çözülmesi anlamına geliyor. Erdoğan’ın bu konuda nasıl bir tavır sergileyeceğini bize zaman gösterecek...