Ana içeriğe atla

Kürt sorununda cenaze gerilimi

Suriye’de İD ile savaşırken hayatını kaybeden 13 YPG üyesinin cenazeleri 10 gün sonra ailelerine verildi. HDP’li siyasilere göre halen Türkiye’ye geçmeyi bekleyen 20 cenaze bulunuyor. Analistlere göre uygulama hukuk dışı ve yeni gerilimlerin habercisi.
RTX1I1NK.jpg

26 Temmuz 2015 tarihinde, Irak Kürdistan Bölgesini Türkiye’ye bağlayan Halil İbrahim Sınır Kapısına sessiz sedasız bir TIR yanaştı. Her gün aynı kapıdan geçen yüzlerce TIR’dan biriydi. Ancak bu TIR’ın yükü cenazeydi. Soğutma sistemli kapalı kasasında 13 cenaze taşıyordu. Cenazeler Suriye’de ve Irak’ın Ezidi Kasabası Şengal’de İslam Devleti (İD) ile savaşırken ölen YPG ve YPJ militanlarına aitti. YPG Suriye’de faaliyet gösteren ve üyeleri erkeklerden oluşan Halk Savunma Birliklerinin Kürtçe adının kısaltılmışı. YPJ ise aynı örgütün kadınlardan oluşan kolu. Her ikisi de PKK çizgisinde. Üyelerinin çoğu Türkiye vatandaşı. Cenazeleri gelenlerin 12’si Türkiye vatandaşı, 1 ise Alman’dı. Aileleri de sınırın Türkiye tarafında cenazelerin gelmesini bekliyordu.

Sınırda cenaze getirilme işlemi aslında yıllardır yapılıyordu. Suriye’deki iç savaşın Kürtlerin yaşadığı bölgeye sıçramasıyla, gelen cenaze sayısında artış olmuştu. Özellikle Kobani’deki çatışmalarda onlarca cenaze sınırdan Türkiye’ye taşındı. Cenazelerin geçtiği kapılardan biri de Habur’du. İşte Habur bir kez daha cenaze geçişine tanıklık edecekti. Ancak beklenmeyen bir gelişme oldu ve Türkiye tarafı cenazelerin geçişine izin vermedi. Cenazelere eşlik edenler kadar bekleyenler de şaşırdı. İtirazlar ve ısrarlar başladı.

Ailelerin, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin Ankara ve Şırnak’taki girişimleri sonucu cenazelerin Türkiye’ye girişine 5 Ağustos sabahında izin verildi. Günlerdir 50 derece sıcağın altında cenazelerini bekleyen aileler buruk da olsa rahatlamıştı. Oğlu Ragıp Yıldız’ın tabutunu teslim alan Adil Yıldız, ölüme üzülse de cenazeyi aldığı için sevinçliydi. Al-Monitor’a konuşan Yıldız “10 gündür 50 derece sıcaklık var, cenazeleri bekliyoruz. Bize zulüm yapıyorlar resmen. 10 sene de bekleseydik alıp memlekete götüreceğiz” dedi.

İki yıl önce örgüte katılan Mesut Pusat Şengal’de girdiği çatışmada yaralandı. Tedavi için Suriye’ye götürüldü ancak hayata veda etti. Onun cenazesi de TIR’ın kasasında Türkiye’ye getirildi. Al-Monitor’a konuşan baba Abdurrahman Pusat, tek isteklerinin bir mezar olduğunu söyledi: “Biz cenazeleri almaya geldik ve götürüp defnetmek istiyoruz. Mezarı olsun, cuma akşamı gidip dua okuyalım istiyoruz. Bu Türkiye’nin vatandaşıdır. Başka ülkenin vatandaşı değil.”

Aileler cenazeleri toprağa vermek üzere memleketlerine doğru yola çıkardı. Ancak kimse olanlara bir anlam veremiyordu. Daha önce defalarca cenaze geçişine izin veren Türkiye bu kez neden sorun çıkarıyordu? Cenazelerin alınamamasının tam da Türkiye’nin Irak Kürdistan Bölgesindeki PKK kamplarına yönelik hava operasyonu yaptığı döneme denk gelmesi dikkatlerden kaçmadı.

HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encü’ye göre Suriye’nin Derik kasabası ve Mürşitpınar Sınır Kapısında da Türkiye’ye getirilmeyi bekleyen 20 cenaze bulunuyor. Aynı bilgiyi merkezi Diyarbakır’da bulunan ve kadın mücadelesi alanında çalışmalar yapan Özgür Kadınlar Kongresi adlı grup tarafından da açıklandı.

Yıllardır cenazelerin geçişine engel olmayan Türkiye’nin tavrı endişeye neden oldu. Al-Monitor’a konuşan Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, cenazelerin bakanlık talimatıyla engellendiğini söyledi. Elçi, “Kitlesel gösteriye dönebilir diye cenazeleri vermeyin demişler. Onlar da bu gerekçeyle cenazeleri vermemiş. Şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bunlar. Kaldı ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına karşı bir savaşları da olmamış, IŞİD’e karşı savaşırken yaşamlarını yitirmişler. Cenazeleri getirip dini ve sosyal vecibelere uygun gömme hakkı temel haktır. Ölüye saygı hak, ölü bedenine saygısızlık suçtur. Uygulama hukuka aykırı, dini ve sosyal gerekliliklere aykırıdır. Şu anda söylediklerine göre bazı cenazeler de Mürşitpınar’da bekliyormuş. Dolayısıyla Türkiye sınırları içerisinde de yaşamını yitirecekler olursa önümüzdeki günlerde buna benzer sorunlara yol açabilir. İnsanların yakınlarının cenazelerinin dini vecibelerini yerine getirerek gömme hakkı var. Kitlesel katılımı da doğal karışlamak lazım. Cenazeleri politik çekişme aracına dönüştürmemek gerekiyor. Hem hükümet dışı siyasal yapılar, hem güvenlik görevlileri, hangi koşullarda yaşamını yitirmişe yitirsin bunların üzerinde siyasete, hele de toplumu gerecek, daha da duygusallaştıracak noktaya götürmemek gerekiyor. Herkesin duyarlılık göstereceğine inanıyorum” diye konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’na göre devletin bu konuda bir politikasının olmaması gerekiyor. Al-Monitor’a konuşan Tanrıkulu, cenazelere ilişkin mevzuatta engelleyici bir madde olmadığını hatırlatarak, “Türkiye Cumhuriyet’i vatandaşları yurtdışında nerede ölürse ölsün, yakınları tarafından gömülme hakkı vardır. Suriye’den şimdiye kadar çok sayıda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının cenazelerinin getirildiğini biliyoruz. Cenazelerin 10 gün bekletilmesi insani, dini ve vicdani bakımdan uygun olmamıştır. Bu yanlıştan bugün dönülmüş olması doğru olmuştur. Çatışma, savaş, ‘terör eylemleri’ bir vesileyle biter ama insanların cenazesine saygı gösterilmemesinin bıraktığı yara ömür boyu devam eder. Umarım bundan sonra böyle bir şey yapılmaz. Toplum içindeki gerilimden daha öte, cenazeye saygı hakkı vardır. Ölümden sonra bu hak yakınlara geçer. Hangi sebeple yaşamını yitirmişse yitirsin cenazeye saygı isteme hakkı vardır. Medeni bir haktır, dolayısıyla bu engellenmiştir. Savaşın, çatışmanın bıraktığı acıdan daha acıdır. Dönemseldir bu, bu konuda devlet politikası olamaz. İnsani konularda vicdani konularda devlet politikası olamaz. Vicdanı yaralayan konularda devlet politikası olmaması lazım” şeklinde konuştu.

More from Mahmut Bozarslan

Recommended Articles