Ana içeriğe atla

Tüketicinin kaybolan güveni AKP’ye de kaybettirecek

Düşüşteki Tüketici Güven Endeksi ile AKP’nin aldığı oy arasında 2007’den beri pek fazla değişmeyen orantı, iktidarın oy kaybının 1 Kasım seçimlerinde de süreceğinin habercisi
A woman sits at a money exchange office in central  Istanbul, Turkey, June 8, 2015. The Turkish lira traded near a record lows on Monday as nervous investors reacted to the prospects of a minority or coalition government after the ruling AK Party failed to win a majority in a parliamentary election. The lira, already one of the worst performing emerging market currencies this year, hit a record low in out-of-hours trade on Sunday, after results showed the AKP had taken just short of 41 percent of the vote.

Türkçede “Evdeki hesap çarşıya uymaz” diye bir atasözü vardır. “Sahip olunan bilgi, tecrübe ve öngörüyle alınıp uygulanan kararlar, dinamik hayatın değişken gerçekleri karşısında umulan sonucu vermeyebilirler” anlamındadır.

Türkiye’de 13 yıldır iktidarda olan AKP 7 Haziran seçimleri sonucunda parlamentoda azınlığa düşerek tek başına hükümet kurma gücünü yitirince Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bir hesap yaptığını, seçimi izleyen gelişmelerin muhtevasından anlıyoruz. “Evdeki hesabın”, ülkeyi en kısa zamanda erken seçime götürüp AKP’yi yeniden tek başına iktidar yapmak olduğu görülüyor. Ama Erdoğan’ın “evdeki hesabı çarşıya uymuyor”; çünkü “çarşıdaki hesap” farklı.

Önce “evdeki hesaba” bakalım... Erdoğan 7 Haziran’ı izleyen ilk günden itibaren “erken seçim hesabı”nı uygulamaya koydu. 8 Haziran’da kendisine yakın gazetelerden bazıları “Erken seçim” manşetleriyle çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da erken seçimi siyasi gündeme sokmak için çok beklemedi. Koalisyon hükümeti kurulamadığı takdirde tekrar sandığa gitmenin kaçınılmaz olacağından bahsedip “Ben buna erken seçim değil tekrar seçim diyorum” dediğinde seçimin üzerinden sadece 6 gün geçmişti Erdoğan 21 Haziran’da, henüz daha AKP Genel Başkanı Davutoğlu’nu yeni hükümeti kurmakla görevlendirmemişken “Siyasiler çözemiyorsa, millet çözecek tek merciidir” diyerek yine erken seçimi ima etti.

Erdoğan 9 Temmuz’da Davutoğlu’na hükümeti kurma görevini verdi. AKP ve CHP arasında haftalar süren görüşmeler beklendiği gibi başarısızlıkla sonuçlandı ve Davutoğlu hükümet kurmak için anayasal süre olan 45 günün dolmasına 5 gün kala, 18 Ağustos’ta görevi iade etti. Erdoğan kalan sürede yeni görevlendirme yapmadı.

“Evdeki hesap” erken seçim ise bunun için 7 Haziran’da oluşan Meclis’ten hükümet çıkmaması gerekiyordu. İşte bu önkoşul böylece gerçekleşti.

Türkiye’yi 1 Kasım’da sandığa götüren “evdeki hesabın” ikinci ayağı, doğal olarak tek başına iktidarın bu erken seçimle geri alınmasıdır. 7 Haziran’daki sonucun aynısı ya da daha kötüsü alınacaksa erken seçim neden yapılsın ki?

Bu hesabın gerçekleşmesi için, 7 Haziran’da yüzde 10’luk seçim barajını oyların yüzde 13’ünü alarak geçen Kürt hareketi kökenli HDP’nin barajın altına indirilmesi AKP için bir zarurettir. Diğer bir zaruret de PKK’yla devam ettirilmiş “barış süreci”ne tepki duyarak Türk milliyetçisi MHP’ye kayan AKP seçmenini geri kazanmaktır.

PKK’yla 2012’nin sonundan bu yana sürdürüle gelmiş çatışmasızlık durumunun 24 Temmuz’da PKK hedeflerine yönelik geniş çaplı hava akınlarıyla kesin biçimde bitirilmesi, bu iki amacı gözeten bir siyasi tercihin sonucuydu.

Şimdi geldik atasözünün devamına... Evdeki hesap... Çarşıya uyacak mı?

Bu yazının bağlamında “çarşı”, atasözündeki gibi bir metafor değil. Reel bir “çarşı”dan bahsediyoruz. “Çarşı”, piyasa... Daha geniş tanımıyla ekonomi... Erdoğan’ın “evdeki hesabının” konusu olan seçmenler de bu ekonomideki tüketicilerdir.

Bu arada, ekonomik büyüme ve refah artışı ile iktidardaki partilerin seçimlerde aldıkları oylar arasında doğru orantı olduğu genel kabul gören bir gerçektir. Madem “evdeki hesap” seçmen üzerinde yapılıyor, o halde denklemi kurarken ekonominin durumu ile seçim sonuçları arasındaki ilişkinin merkezine de seçmeni yerleştirmek gerekiyor.

“Ekonomik büyüme” gerçekliktir; bunun seçim sonucu üzerinde yarattığı etki ise ekonomideki durumun seçmen tarafından nasıl algılandığıyla ilgilidir. İşte bu algıyı ölçmek için de “Tüketici Güven Endeksi” (TGE) var. Bu endeks tüketicilerin piyasaya ve genel olarak ekonominin durumuna olan güvenini ölçer; gelecekle ilgili beklentileriyle harcama ve tasarruf eğilimlerini derecelendirir. TGE, Türkiye’de Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) ile Merkez Bankası işbirliğiyle aylık periyotlarda düzenlenen Tüketici Eğilim Anketi’ne göre tespit edilir ve TUİK tarafından her ay açıklanır.

Artık evdeki hesabın çarşıya uyup uymayacağına cevap vermeye başlıyoruz ve bunu yaparken TGE’yi baz alacağız. TGE ile AKP’nin oy yüzdesi arasında istikrarlı hatta neredeyse algoritmik diyebileceğimiz bir oransal ilişki var. TGE ile AKP’nin oyu çok dar aralıkta, cüzi değişkenlik arz eden bir oransallığa bağlı olarak birlikte artıyor ve azalıyor. Bu durum hem genel, hem de yerel seçimler için geçerli. İstisna yok.

Tüketici Güven Endeksi ile AKP oyları arasındaki ilginç oransallık şöyle gözlemleniyor:

Temmuz 2007’de 82,3 gibi yüksek bir TGE değeri elde edilmiş. Aynı ay, 22 Temmuz 2007 Genel Seçimleri’nde AKP’nin aldığı oyun oranı da yüksek: Yüzde 46,6... TGE değerini AKP’nin oy yüzdesine bölerek elde ettiğimiz oran 1,76.

2009’un mart ayında küresel krizin de etkisiyle TGE’de düşüş var. Yüzde 61,6... 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri’nde AKP’nin aldığı il genel meclisi oylarının oranı da 2007 genel seçimine kıyasla hayli düşük: Yüzde 38,3...

TGE’nin AKP’nin oy yüzdesine oranı 1,60.

AKP’nin yüzde 49,83 oy alarak kendi rekorunu kırdığı 2011 Genel Seçimleri’nin yapıldığı haziran ayında TGE de 83,2 gibi yüksek bir değerde ölçülmüş. TGE/AKP oyu oranı 1,66.

2014’ün martında TGE 72,7 olarak ölçülmüş. Aynı ay yapılan 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri’nde AKP’nin belediye meclisleri oylarının oranı yüzde 43,4. Oran 1,67.

Ve nihayet geliyoruz Haziran 2015’e. Haziranda TGE 66,4’e gerilemiş. AKP’nin 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nde aldığı oy da yüzde 40,8. Birlikte düşmüşler. Oran: 1,63.

Bakınız, elde ettiğimiz oranlar 1,76 ile 1,60 arasında değişiyor. Büyük sapmalar söz konusu değil. Bu bir tesadüf olabilir mi? Kendisini sürekli tekrar eden bir duruma tesadüf demek zordur.

Tek istisna AKP’nin iktidar olarak katıldığı ilk seçim olan 28 Mart 2004 Yerel Seçimleri’nde ortaya çıkıyor. Mart 2004’te TGE 97,8. AKP’nin il genel meclisi oyu yüzde 41,7. TGE/AKP oyu oranı 2,35. Söz konusu sapma DYP ve ANAP gibi merkez sağ partilerin katıldıkları bu son seçimde AKP’nin oyunu düşürmesinden kaynaklanıyor.

TGE değerinin AKP’nin aldığı oyun yüzdelik değerine bölünmesiyle elde edilen oranın çok dar bir aralıkta sabitlendiğini gözleme dayalı olarak tespit edebiliyorsak, bu bize iktidarın hem bugün hem de 1 Kasım’da alabileceği oy hakkında güçlü bir fikir verebilir.

TGE düşme eğiliminde. TUİK verilerine göre temmuz 2015’te TGE 64,7’ye ve ağustos 2015’te de 62,4’e inmiş. Tüketicinin güvenini neyin sarstığını kolaylıkla tahmin edebiliriz: Artan işsizlik ve durağanlaşan ekonomiye ilaveten hükümetin kurulmaması ve erken seçimin yarattığı belirsizlik, Türk Lirası’nın ABD Doları karşısındaki hızlı değer kaybı ve Güneydoğu’da yeniden başlayan savaş.

“TGE/AKP oy yüzdesi” denkleminde bu yazının yazıldığı 30 Ağustos tarihi itibarı ile bilinmeyen, AKP’nin oy oranıdır. TGE’yi biliyoruz: 62,4. 2007’den beri dar aralıkta oynayan TGE/AKP oyu değerini de biliyoruz: 1,60 ile 1,76 arasında. Bu oran aslında oyunun yazılı olmayan kuralını oluşturuyor.

Baz olarak 7 Haziran seçimlerinde elde edilen 1,63’ü esas alırsak... Denklemdeki bilinmeyi, yani AKP’nin bugün seçim olsa alacağı oyu, 62,4’lük Ağustos 2015 TGE verisini 1,63’lük orana bölerek bulabiliriz. Sonuç, 38,3’tür.

Bu değer, AKP’nin bugün seçim olsa alacağı oyun yüzdesi hakkında bir fikir veriyor. Yüzde 38-39 bandında oy alan bir AKP’nin tek başına iktidar olması HDP barajı geçerken imkânsızdır. TGE’nin 1 Kasım’a kadar aynı hızda düşmeye devam etmesi halinde AKP açısından sandıkta bugünkünden de olumsuz bir tablo ortaya çıkabilir.

Peki, 2007’den beri pek değişmeyen TGE/AKP oyu oranı 1 Kasım’da dramatik bir sapma gösterir mi? Başka biçimde soralım: TGE düşerken AKP oyunu artırabilir mi? Bu ancak sıra dışı ve öngörülmesi imkânsız faktörlerin etkisiyle mümkün olabilir.

Diğer yandan AKP’nin 1 Kasım’da, geçen 7 Haziran seçimlerinde elde ettiği oyu yeniden alması için ise TGE’nin yukarı doğru zıplaması gerekiyor. Bunun için de Erdoğan ve Davutoğlu ikilisinin 1 Kasım’a kadar şapkadan tavşan çıkarmaları lazım. Bunu başaramadıkları sürece evdeki hesaplarının çarşıya uymayacağı belli.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial