Türkçede “Evdeki hesap çarşıya uymaz” diye bir atasözü vardır. “Sahip olunan bilgi, tecrübe ve öngörüyle alınıp uygulanan kararlar, dinamik hayatın değişken gerçekleri karşısında umulan sonucu vermeyebilirler” anlamındadır.
Türkiye’de 13 yıldır iktidarda olan AKP 7 Haziran seçimleri sonucunda parlamentoda azınlığa düşerek tek başına hükümet kurma gücünü yitirince Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bir hesap yaptığını, seçimi izleyen gelişmelerin muhtevasından anlıyoruz. “Evdeki hesabın”, ülkeyi en kısa zamanda erken seçime götürüp AKP’yi yeniden tek başına iktidar yapmak olduğu görülüyor. Ama Erdoğan’ın “evdeki hesabı çarşıya uymuyor”; çünkü “çarşıdaki hesap” farklı.
Önce “evdeki hesaba” bakalım... Erdoğan 7 Haziran’ı izleyen ilk günden itibaren “erken seçim hesabı”nı uygulamaya koydu. 8 Haziran’da kendisine yakın gazetelerden bazıları “Erken seçim” manşetleriyle çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da erken seçimi siyasi gündeme sokmak için çok beklemedi. Koalisyon hükümeti kurulamadığı takdirde tekrar sandığa gitmenin kaçınılmaz olacağından bahsedip “Ben buna erken seçim değil tekrar seçim diyorum” dediğinde seçimin üzerinden sadece 6 gün geçmişti Erdoğan 21 Haziran’da, henüz daha AKP Genel Başkanı Davutoğlu’nu yeni hükümeti kurmakla görevlendirmemişken “Siyasiler çözemiyorsa, millet çözecek tek merciidir” diyerek yine erken seçimi ima etti.
Erdoğan 9 Temmuz’da Davutoğlu’na hükümeti kurma görevini verdi. AKP ve CHP arasında haftalar süren görüşmeler beklendiği gibi başarısızlıkla sonuçlandı ve Davutoğlu hükümet kurmak için anayasal süre olan 45 günün dolmasına 5 gün kala, 18 Ağustos’ta görevi iade etti. Erdoğan kalan sürede yeni görevlendirme yapmadı.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.