Ana içeriğe atla

İsrail Esad’ı desteklemeli

Geçmiş deneyimler ve Suriye sınırında yıllarca süren sükûnetten hareketle İsrail, Suriyeli isyancılarla geliştirdiği her türlü ilişkiyi terk etmeli ve Batılı ortaklarıyla birlikte Cumhurbaşkanı Beşar Esad rejimini istikrara kavuşturmak için çalışmalı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

An Israeli soldier rides a tank on the Israeli side of the border fence between Syria and the Israeli-occupied Golan Heights, near Majdal Shams, June 16, 2015. Israel's president expressed his concern to the United States last week about the fate of the Druze minority in Syria, saying around 500,000 of them were under threat from Islamist militants in an area near the Israeli border. REUTERS/Baz Ratner  - RTX1GRYM
İsrail işgalindeki Golan Tepeleri ile Suriye arasındaki sınırın İsrail tarafında yer alan Mecd El Şems köyü yakınlarında tank üzerinde görüntülenen bir İsrailli asker, 16 Haziran 2015 — REUTERS/Baz Ratner

23 Haziran’da İsrail Savunma Kuvvetleri’ne (IDF) ait bir ambulansla sınırdan alınıp İsrail’deki bir hastaneye nakledilen iki Suriyeli isyancı bölgede yaşayan Dürzilerin saldırısına uğradı. Golan Tepeleri’ndeki Dürzi Mecd El Şems köyünde yaşanan bu linç olayı sadece İsrail için değil, bölgedeki tüm oyuncular için bir uyarı fişeği olmalı. Dürzi meselesi İsrail’in sınırında iç içe geçmiş etnik gerilimleri dolaylı da olsa su yüzüne çıkardı. Şam rejimi çökerse veya sınır hattını Sünni grupların insafına terk ederse bölgedeki istikrar ve sükûnetin sona ereceği, biriken gerilimin patlama noktasına geleceği rahatlıkla tahmin edilebilir.

Bu olaylardan çıkarılması gereken ders şu ki İsrail ne pahasına olursa olsun mevcut rejimin ayakta kalması ve güçlenmesi için çalışmalı. Bunun sebebini anlamayanlar ise bir zahmet komşu ülke Irak’a veya daha uzaktaki Libya’ya baksınlar. Bu ülkelerde yaşananların Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın gitmesi hâlinde Suriye’de de yaşanması kuvvetle muhtemel.

Baas rejimi kendi yurttaşlarına gaddarca davrandı ve onları temel haklarından mahrum etti. Adaletin yerini bulması için rejimin yöneticileri bunun bedelini sonuna kadar ödemeli. Ancak iki kötüden birini seçmek gerektiğinde ibre rejimi gösteriyor. İsrail savunma teşkilatı Suriyeli isyancılarla kurmakta olduğu ittifakı kademeli olarak terk etmeli ve Şam’ı azami ölçüde istikrara kavuşturmak için Batılı dostlarıyla ince ince çalışmalı. Rejimin düşmanlarını güçlendirmemeli, onlarla dostane ilişkiler kurmamalı, rejimi zayıflatmaya çalışmamalı. Bu taktiğin acı sonuçları bumerang gibi İsrail’i vurabilir.

Şam rejiminin bekası İsrail’in ulusal güvenliğinin yapıtaşlarından biri olan kuzey sınırındaki istikrarı güvenceye alır. Suriye rejimi laiktir, İsrail’in varoluş hakkını zımnen tanımaktadır ve kan dökmeye susamamıştır. Fanatik dini inançları ve kontrol ettiği topraklarda halifelik kurma amacı yoktur. Herhangi bir ihtilaf veya kriz durumunda egemen bir ülke olan Suriye’ye çok çeşitli yollardan baskı uygulanabilir. Suriye’ye diplomatik mesajlar iletilebilir, uluslararası platformlarda aleyhine çalışılabilir veya bölgesel menfaatlerine zarar verilebilir. Suriye’ye karşı askeri eylem ihtiyacı hâsıl olduğunda çaresizce sivil halkın içinde aranmaya ve masum sivilleri öldürme riskini almaya gerek kalmaz.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish