Ana içeriğe atla

Çerkeslerin alfabe isyanı

Hükümetin, 2012’den beri okullarda Kiril alfabesiyle okutulan Çerkesçe derslerinin Latin alfabesiyle de okutulması kararı Çerkeslerin en büyük sivil örgütünü kızdırdı.
Turks of ethnic Circassian origin protest outside the Russian embassy in Ankara on May 21, 2014, on the 150th annivesary the mass deportation and killings of ethnic Circassians by Tsarist Russia in the 19th century in May 21, 1864. The north Caucasian ethnic group native to Circassia were displaced in the course of the Russian conquest of the Caucasus in the 19th century, especially after the RussianCircassian War in 1864.  AFP PHOTO/ADEM ALTAN        (Photo credit should read ADEM ALTAN/AFP/Getty Images)

Ruslar tarafından anavatanları Kafkasya’dan sürüldükten sonra sığındıkları Türkiye'de devlete sır ortağı olmuş Çerkesler, AKP'nin milletvekili aday listelerinden dışlanmış olmanın şokunu atlatamadan bu kez anadilde eğitim konusunda hükümetle karşı karşıya geldi.

Üç yıldır okullarda seçmeli Çerkes (Adıge ya da Adiğe) dili dersi Kiril alfabesi ile okutuluyordu. Müfredat da buna göre hazırlanmıştı. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Kiril alfabesinin yanı sıra Latince alfabe ile Çerkesce okutulmasına onay verince Çerkeslerin en büyük sivil örgütü Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun (KAFFED) tepkisin çekti. Türkiye’de 53 Çerkes derneğinin çatı kuruluşu olan KAFFED’in üyeleri, 16 Nisan’da birçok kentte Milli Eğitim Müdürlükleri önünde protesto gösterileri düzenledi.

Osmanlı’dan beri yüksek bürokrasi içerisinde yer alan ve yaşadıkları sıkıntıları gürültü çıkarmadan bürokrasinin ve siyasetin koridorlarında çözmeyi tercih eden Çerkesler artık tabir caizse şeytanın bacağını kırıp sokaklarda sesini yükseltmeye başladı. Çerkesleri 1990’lardan itibaren Çeçenya, Abhazya ve Güney Osetya’daki savaşlarla ilgili gösterilerin yanı sıra Çerkes soykırımının yaşandığı 21 Mayıs 1864’ün yıldönümü anmalarında sokaklarda görmeye aşinayız. Ancak Türkiye’de nüfusları 3 milyonu aşan Çerkeslerin kendi adlarına devletten bir şeyler talep etmek için sokaklarla tanışması yeni bir olgu. Çerkeslerin alfabe isyanı da sokağa yansıyan ender olaylardan biri oldu. Gösterilerde ‘Alfabeme dokunma’, ‘Anadil resmi alfabe ile öğretilmelidir’, ‘Anadil alfabemizi’ istiyoruz’ ve ‘Latin Harflerle Arapça???" yazılı pankartları taşındı.

‘Anavatanla bağlar kopar’

KAFFED üyelerinin dillendirdiği itirazlar şöyle:

  • Çerkesçenin zaten bir alfabesi var; Latin alfabesi anavatanla bağları zayıflatır.
  • Anadilin kurumsal olarak yaşatıldığı Kafkasya’daki özerk cumhuriyetlerde (Adıgey, Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes) 80 yıldır Çerkesçe resmi dil olarak Kiril alfabesiyle öğretiliyor. Kiril alfabesi ile Çerkesçe öğretilirse anavatandaki birikimi ve kaynakları Türkiye’ye aktarmak kolay. 
  • Şu an Türkiye’deki okullarda Çerkes dilinin öğretilmesi konusunda var olan ciddi sorunlar aşılmamışken iki alfabe ile eğitim vermek daha büyük sıkıntılara yol açar. Okul idareleri iki ayrı müfredat ve iki ayrı kitap için iki ayrı öğretmen ve iki ayrı sınıf temin etmek zorunda kalacak. Öğrenciler anadillerini doğru bir şekilde öğrenemeyecek.
  • MEB, dil bilimcilerin Latin alfabesinin bilimsel olmadığı yolundaki uyarıları dikkate almadı. Bakanlık bünyesinde (Talim Terbiye Başkanlığı’ndaki) uzmanların verdikleri olumsuz rapora rağmen bu alfabe bilimsel nedenlerle değil siyasi ve idari nedenlerle kabul edildi.
  • Hâlbuki mevcut müfredat Kafkasya’daki resmi eğitim kurumlarında kullanılan ve Çerkesçedeki sesleri en iyi karşılayan Kiril alfabesi ile hazırlandı.
  • Kiril alfabesi Türkiye eğitim sisteminde sadece MEB’in seçmeli ders müfredatında değil Düzce Üniversitesi Çerkes Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde de Kafkasya’dan getirilen akademisyenler tarafından da öğretiliyor.
  • Çerkesçenin kaynağı ve geliştiricisi olan Kafkasya’daki alfabeden farklı bir alfabe ile kaybolmakta olan bir dilin korunması zor olacak.

İdeolojik faktör

Aslında hükümetle KAFFED’i karşı karşıya getiren alfabe tartışmasının arka planında bir nebze muhafazakâr-sağ Çerkeslerle sol eğilimli Çerkeslerin anlaşmazlığı var. Çerkesçenin Kiril, Arap ya da Latin alfabesiyle yazılması tartışması yeni olmamakla birlikte 2012’den itibaren okullarda Çerkes (Adıge-Adiğe) dilinin seçmeli ders olarak okutulma kararı çıkar çıkmaz mesele alevlendi.

Anavatanla bağları diğer sivil örgütlere göre daha iyi olan KAFFED, Kiril alfabesini tercih ederken dil konusunu kendine dava edinen Konya merkezli Adige Dil Eğitimi Derneği (ADDER) Latin alfabesiyle ilgili çalışmalarıyla öne çıktı. Her iki taraf da alfabe üzerine konferanslar düzenleyerek ortak bir tutum belirlemeye çalıştı. MEB, KAFFED’in rehberliğinde anavatan Kafkasya’da olduğu gibi Kiril alfabesine göne hazırlanan müfredat kitaplarıyla okullarda Çerkesçe eğitimine başladı. AKP’ye yakın yeni Çerkes sivil toplum örgütlerinin ortaya çıkması ile desteğini genişleten ADDER de ısrarlı çalışmalar sonucunda Latin harfleriyle hazırlanmış Çerkesçe alfabeyi üç yıl sonra Milli Eğitim Bakanlığı’na kabul ettirdi. Şimdi KAFFED iki alfabeli eğitimin karmaşa yaratacağını belirtip Latince alfabenin iptali için gerekli makamlar nezdinde girişimlerde bulunacağını söylüyor.

Bu tartışma, dil bilimini ilgilendiren boyutlar içerse de tarafların ideolojik ve siyasi duruşları tercihlerde rol oynuyor. Çerkesler arasında ADDER ağırlıklı olarak muhafazakâr ve sağ, KAFFED sol kesimlere yaslanıyor. Bir tarafta savaş, sürgün ve trajedilerin müsebbibi Rusya ile hesaplaşma duyguları baskın çıkarken diğer tarafta anavatanla bağları güçlendirmek için Rusya karşıtı söylemlerden kaçınma eğilimi var. ADDER’in geliştirdiği söylem, ideolojik yakınlık nedeniyle AKP yönetiminde yankı bulabiliyor.
KAFFED’e göre bu süreçte bakanlık yetkililerini ikna için ADDER ‘Mevcut Kiril alfabesi bir Rus alfabesidir. Rus hegemonyasından kurtulmak için Latin alfabe tercih edilmelidir’ argümanını kullandı. Rusya’ya karşı kuşkucu hatta düşmanca hislerin güçlü olduğu milliyetçi-muhafazakâr kesimlerde bu sav olumlu karşılanıyor.

KAFFED’in öncülüğündeki müfredat kitabını hazırlayan komisyonun üyelerinden yazar ve mütercim Murat Papşu da, Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede Latin esaslı alfabe ve müfredatın sorunlu olduğunu ve dil bilimi açısından yanlışlıklar içerdiğini belirtirken ideolojik faktörün de tercihte etkili olduğunu vurguladı: “Milliyetçi, İslamcı ya da sağ gelenekten gelenlerde Kiril alfabesine karşı bir düşmanlık var. Latin alfabesi taraftarlığı da bundan kaynaklanıyor. Kiril alfabesini Ruslukla özdeşleştiriyorlar. Bunun Ruslukla bir alakası yok.” 

Üç yıldır kullanılan müfredat iptal edilmeden yenisinin kabul edilmesinin kafa karıştırdığını belirten Papşu, MEB’in sistemin iki alfabe ile yürüyüp yürümeyeceği konusuna açıklık getirmemesini de tuhaf bulduğunu söyledi.

MEB bu tartışmada suskunluğunu korurken ADDER, KAFFED’in tezlerini reddediyor. ADDER’in argümanları şöyle:

  • Dünyada en fazla Çerkes nüfusun yaşadığı Türkiye’deki diasporada 0-15 yaş arasında dil bilme oranı sıfırlandı. 15-30 yaş arasında ise dil bilme oranı yüzde 4. Çerkeslerin dilsel asimilasyonunun önlenmesini yönelik çalışmalar kurumların kaprislerine feda edilemez.
  • Latin alfabesi 30 kişilik komisyon tarafından 4 aylık çalışma ve toplumsal uzlaşma sonucu hazırlandı.
  • Seçmeli Çerkesçe/Adıgece ders haftada 2 saat. Türkçe okuma-yazma dersleri haftada 15 saat. Dolayısı ile ayrılan süre içinde öğrencilerin Kiril alfabesi ile okuyup yazması mümkün değil. Öğrencilerin aşina olduğu Latin alfabesiyle öğrenmeleri daha kolay. Kiril anadilin öğretilmesinin önünde caydırıcı bir etken.
  • Adıgeler Osmanlıda Latin alfabesini benimseyen ilk Müslüman topluluklarından biriydi.

Ses zenginliği iki üç kat

Özetle yüzyıllık bir tartışma hem Çerkeslerle Çerkesleri hem hükümetle Çerkesleri karşı karşıya getirdi. Kafkasya’da Çerkesçe (Adıgece) alfabe çalışmaları 19. yüzyılda başlasa da sınırlı ve yetersizdi. Alfabe Doğu ve Batı olmak üzere iki lehçeye göre şekillendi. Birinin merkezi Adıgey Özerk Cumhuriyeti, diğerini merkezi Kabardey-Balkar Özerk Cumhuriyeti’ydi. Çarlık Rusya’sının yıkılmasının ardından Kafkasya’da 1918’den itibaren yaklaşık 10 yıl Arap alfabesi, bir o kadar da Latin alfabesi kullanıldı. 1936-1938’den itibaren SSCB’nin bütün yerel dilleri alfabeye kavuşturma projesi kapsamında Kiril alfabesine geçildi. Gerçek anlamda Çerkesçe literatür Kiril alfabesi üzerinden gelişti.

Aslında ne Kiril ne de Latin alfabesi Çerkesçedeki sesleri karşılamak için yeterli. Batı Adıge alfabesinde 64, Doğu Adıge alfabesinde 59 harf mevcut. Rusya’nın kullandığı Kiril’de 32, Latin alfabesinde 23 ses var. Latince alfabesi tercih edildiğinde Kiril’e göre daha fazla ses üretilmesi gerekiyor.

Ancak Türkiye’deki Çerkeslerin genel sorunu anadilin giderek yok olması. MEB’in alternatif olarak geliştirdiği seçmeli derslerin bu haliyle yok oluş sürecini durdurması mümkün değil. Eğitimin Latin ya da Kiril alfabesiyle verilmesi de eğitim sistemi ciddiyet arz etmediği sürece durumu değiştirmeyecek.