Ana içeriğe atla

İsrail’le Türkiye arasındaki buzlar bir türlü çözülmüyor

Türkiye’nin yeni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yemin töreninde İsrail’den temsilci bulunmaması, ikili ilişkilerde soğukluğun devam ettiğine işaret ediyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Turkey's new President Tayyip Erdogan (front C) attends a swearing in ceremony at the parliament in Ankara August 28, 2014. Erdogan was sworn in as Turkey's 12th president at a ceremony in parliament on Thursday, cementing his position as the country's most powerful modern leader, in what his opponents fear will herald an increasingly authoritarian rule.  REUTERS/Umit Bektas (TURKEY - Tags: POLITICS TPX IMAGES OF THE DAY) - RTR4437V

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ardından ülke tarihinin en güçlü adamı ilan edilen 12’nci Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 28 Ağustos’taki yemin törenine temsilci gönderen 90’ı aşkın devletin arasında İsrail Devleti yoktu. Aynı şekilde, Ankara’ya gönderilen onlarca tebrik telgrafının içinde Kudüs’ten bir mesaj yoktu. Erdoğan seçim kampanyasında İsrail’e kaba saldırılarını sürdürürken İsrail Gazze’de Hamas’la savaşıyordu. Türkiye de 24 Temmuz’da göreve başlayan yeni İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’in yemin törenini tümüyle göz ardı etmişti.

Rivlin’in tıpkı selefi Şimon Peres gibi İsrail-Türkiye ilişkilerinin onarılmasına güçlü destek verdiğine şahitlik edebilirim. Rivlin, seçim kampanyasında bile bunu açıkça dile getirmekten çekinmedi. O günlerde Türkiye ile ilişkilerin düzeleceğine dair bir nebze iyimserlik vardı. Ama yine de böyle bir açıklamanın halk nezdinde puan topladığı pek söylenemez.

Şöyle bir varsayımda bulunmak yanlış olmaz: Rivlin, yemin törenine katılmasının krizden çıkış için ivme sağlayacağına inansaydı Türk hükümetinin Ankara’daki İsrail Büyükelçiliği’ne ilettiği resmi temsilci davetini memnuniyetle kabul ederdi.

Erdoğan, iki gün sonra Zafer Bayramı vesilesiyle verdiği davette Türkiye’de görev yapan üst düzey diplomatları da ağırladı. Hatta İsrail temsilcisiyle tokalaşıp nazikçe birkaç kelime etti. Bu temsilci, İsrail maslahatgüzarı Yossi Levy-Sfari’ydi. Erdoğan ve o dönem dışişleri bakanı olan mevcut Başbakan Ahmet Davutoğlu, diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürerek Tel Aviv’deki Türk büyükelçisini geri çağırıp Ankara’daki üst düzey İsrail temsilcilerini de istenmeyen adam ilan ettiğinden bu yana İsrail’in Ankara’daki en kıdemli diplomatı maslahatgüzar oluyor.

Bu tokalaşmayla Erdoğan, Dökme Kurşun Harekâtı’nda öldürülen Filistinliler nedeniyle dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Peres’e çıkıştığı 2009 Davos olayından bu yana ilk defa bir İsrail temsilcisinin elini sıkmış oldu.

Erdoğan’ın yemin töreni için İsrail Büyükelçiliği’ne davetiye gönderilmesini engellememiş olması, İsrail Dışişleri Bakanlığı’nca ölçülü bir memnuniyetle karşılandı. Ancak bakanlık, bu harekete örtülü veya sembolik bir anlam yüklemekten kaçındı. Ne de olsa Erdoğan’ın Koruma Hattı Harekâtı sırasında İsrail’i Nazi Almanya’sına benzetmesi ikili ilişkileri yeni bir dip noktasına taşımıştı.

İsrail’deki diplomatik kaynaklar, Erdoğan’ın zehir zemberek sözlerine rağmen İsrail’in Gazze’ye insanı yardım göndermesi için Türkiye’ye izin verdiğine dikkat çekiyor ama Türkiye’nin buna da “nankörlük” etmesinden yılgınlık duyuyor.

Türkiye’de görev yapan az sayıdaki İsrailli diplomat, Gazze’deki çatışmalar sırasında yoğun bir tempoda çalıştı. Diplomatların görevi, sadece İsrail’in tutumunu izah etmekten ibaret değildi. Zaten Erdoğan’ın Türkiye’sinde bu, nafile bir çabaydı. Diplomatlara verilen daha önemli görev ise Gazze’de sivil halka yardım ulaştırmak isteyen Türk hükümetine yardımcı olmaktı.

Çatışmanın en sıcak evresinde Davutoğlu, Türkiye’den Gazze’ye insani yardım taşımak üzere “hava köprüsü” kurulduğunu duyurdu.

Hava köprüsü kulağa çok hoş gelen bir kavram. Ancak herkesin bildiği gibi Gazze’de böyle bir kargonun indirilebileceği bir havaalanı yok. İşin aslına bakılırsa böyle bir deniz limanı da yok. Kahire ile Ankara arasındaki gerilim nedeniyle yardımın Mısır üzerinden gönderilmesi de söz konusu değildi. Yani Türkiye için “İsrail’in şeytani şiddeti” karşısında Gazze’ye acil yardım göndermenin tek yolu, bizzat İsrail üzerindendi.

Böylece, Erdoğan diplomatik üsluba sığmayan sözlerle İsrail’e saldırmaya devam ederken Türk Hava Kuvvetleri kargo uçaklarına Ben Gurion Havaalanı’na iniş izni verildi. Uçaklar, Gazze halkı için tonlarca malzeme ve erzak taşıdı.

Türk İş Birliği ve Koordinasyon Ajansı’na göre Türkiye, binlerce Gazzeli aileye Ramazan yardım paketi sağladı. Aynı kurum, çatışmalar sürerken Türk halkı adına Gazze’ye 12 TIR dolusu tıbbi malzeme ve temizlik ürünleri ulaştırdı. Araçlar, İsrail’den Gazze’ye Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan geçti. Bölgedeki İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) koordinatörünün Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre Gazze’deki Türk temsilcilerinin ricası üzerine kamyonlarda “ilaç ve tıbbi malzemenin yanı sıra okul çantaları, yağ, diş macunu, çöp torbaları, ton balığı konservesi, bebek bezi, hijyenik ped, çamaşır deterjanı ve kağıt mendil” de yer aldı.

Türk ordusuna ait C-130 kargo uçakları, Ben Gurion Havaalanı’ndan ayrılırken İsrail’in Gazze’deki hava saldırılarında yaralanan bir grup Filistinliyi Türkiye’ye götürdü. Gidenlerin her biri, Türkiye’de tedavi görmek üzere özenle seçildi. İsrail Dışişleri Bakanlığı, Türklerin verdiği detaylı bir listeyi esas alarak Türkiye’ye gidecek onlarca yaralı ve refakatçinin çıkış işlemleri için çalışmaya devam ediyor.

Türkiye’ye çatışmaların en sıcak evresinde verilen Gazze’ye insani yardım taşıma izni hafife alınmamalı. Bu karar, İsrail’e ve İsrail liderlerine saldırmayı sürdüren Erdoğan’ın böyle bir jesti hak etmediğini düşünenlerin itirazına rağmen verildi. Yardıma izin verilmesi, ikili ilişkileri az da olsa yumuşama niyeti ve umuduyla iyi niyet jesti olarak düşünüldü.

Ne var ki iyi niyet yeterli olmadı. Ankara’dan Kudüs’e gelen rapor ve telgraflarda, Erdoğan’ın İsrail hükümetine karşı çıkışlarına devam ettiği, üstelik Davutoğlu’nun da buna katıldığı belirtiliyordu. Davutoğlu, çeşitli platformlarda Gazze’ye yardım göndermeyi devasa bir zorluk olarak anlatıyor, İsrail’in sert direnciyle karşılaştıklarını söylüyordu. Bununla da kalmayıp İsrail’in Türkiye’nin yardım göndermesini zorlaştırmak için elinden geleni yaptığını iddia ediyordu.

Türkiye’de yaşanan siyasi değişimde Erdoğan kendisine başbakan olarak Davutoğlu’nu seçti. İkili ilişkilerin yürütülmesinde görev alan Türk yetkililer, iki ülke arasında normalleşme sürecini tekrar raya oturtmanın çok zor, belki de imkânsız olacağını düşünüyor. Bunun başlıca nedeni, 2015’in Türkiye’de yine seçim yılı olması. Bu yetkililere göre Erdoğan da Davutoğlu da İsrail karşıtlığının onlara oy kazandırdığına inanıyor.

İkili ilişkiler konusunda iyimserliğini koruyabilenlerden biri, İsrail-Türkiye İş Konseyi Başkanı Menashe Carmon. Al-Monitor’a konuşan Carmon, Türk iş adamlarının siyasetten uzak durma meylinde olduğunu belirtti. 2005’te 1,5 milyar dolarken 2011’de 4 milyar dolara yükselen ikili ticaret, bu yıl 5 milyar doları bulacak. Carmon’un dile getirdiği tek risk, Türkiye’de ekonomik kriz yaşanması ihtimali oldu. Avrupa’dan farklı olarak Türkiye’de İsrail’e yönelik boykot çağrıları olmadığına dikkat çeken Carmon, tam tersine İsraillilerin Türk ürünlerini boykot ettiğini belirtti.

Erdoğan’ın sözleri ve politikaları nedeniyle birçok İsrailli Türkiye’deki tatil rezervasyonlarını iptal ederken, işçi birlikleri de en azından yakın gelecekte Türkiye’den tatil paketi satın alınmayacağını duyurdu. Türkiye, İsrail turistleri olmadan da pekâlâ yapabilir. Nitekim 2010 verileriyle İsrail turistlerinin oranı, toplam yabancı ziyaretçi içinde ancak yüzde 2’ydi.

İsrail, devam eden krizin asıl sorumlusunun Erdoğan olduğunu, Erdoğan’ın “Filistinli kardeşlerim” dediği insanların kaderini gerçekten etkileme fırsatlarını ısrarla heba ettiğini vurguluyor. Erdoğan işlerini farklı yürütseydi mağdur Gazze halkına çöp torbası ve konserve yollamanın ötesinde gerçekten yardım edebilirdi.

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial