Ana içeriğe atla

Orta Doğu’nun beton ormanı: Beyrut

Kötü şehir planlaması ve başarısız yönetim, Beyrut’u sıkışıklığın hat safhada olduğu, yeşil alanı çok az ve altyapısı yetersiz bir kent hâline getirdi. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Heavy traffic fills the streets in downtown Beirut ahead of Christmas week December 19, 2012. Picture taken December 19, 2012. REUTERS/Hasan Shaaban  (LEBANON - Tags: CITYSCAPE) - RTR3BRVK

Beyrut’un master planında imzası olan Michel Ecochard’ın “Beyrut hâlâ kurtarılabilir ama hemen harekete geçmeli.” diyerek düzgün bir kent planlaması için yaptığı acil çağrının üzerinden 53 yıl geçti. Ecochard, halkın kullandığı kamusal alanların korunarak ulaşımı kolaylaştıracak düzenlemelerin yapılmasını istemişti. Ne var ki bugün Beyrutlular, durmadan büyüyen bir beton ormanında nefes almakta zorlanıyor.

Belediyenin son projesi ─ tarihi mekânları da yok edecek 70 milyon dolarlık tartışmalı bir otoyol ─ ciddi kent planlaması eksikliğinin bir diğer bariz örneği.

Dünya Sağlık Örgütü’nün kişi başına en az 9 metrekare olarak önerdiği yeşil alan, Beyrut’ta sadece 0.8 metrekare. Şehrin tüm yeşil alanının yüzde 75’ini oluşturan Beyrut’un en büyük parkı Horş Beyrut, halka kapalı. Halka açık son sahil şeritlerinden Daliye de özel işletmelerin bastırmasıyla kapatılıyor.

Gençlerin başı çektiği Nahnoo isimli sivil toplum örgütünün raporuna göre Beyrut’un “aşırı karmaşık, devasa yol şebekesi” şehrin yüzölçümünün yaklaşık yüzde 25’ini kaplıyor.

Beyrut’un altyapı sıkıntısı iç savaşa kadar uzanıyor. Ancak iç savaşın bitiminden bu yana 24 yıldır süren çarpık altyapı yenileme çalışmaları, mevcut sorunları derinleştiriyor.

Belediyenin son projesi de başarısız planlamanın iyi bir örneğini oluşturuyor. Adını ünlü bir Lübnanlı diplomattan alan Fuad Butros Otoyolu projesi, yoğun trafik sıkışıklığının yaşandığı merkezdeki Eşrefiye bölgesini rahatlatmayı amaçlıyor. Uzmanların yoğun itirazlarına rağmen, belediye projeden vazgeçmiyor.

Projeye karşı muhalefetin başını tabandan gelen bir hareket çekiyor. Hikme-Türk Ekseni Projesine Karşı Sivil Koalisyon adındaki bu hareketin içinde kentsel çevreyle ilgili çeşitli alanlarda çalışan sivil toplum kuruluşları, uzmanlar, akademisyenler ve projeden etkilenecek bölgelerde yaşayan insanlar yer alıyor.

Projeyi “eski planların kalıntısı’’ olarak tanımlayan koalisyon, “zamanın gerisinde ve birçok yönden tahrip edici olması sebebiyle projenin derhal iptal edilmesi” için yönetime baskı yapıyor.

Koalisyon, projenin sıkışık bölgelere araç girişini artıracağını ve böylece trafiği aslında daha da çoğaltacağını, bölge sakinlerinin, Beyrut’ta yaşayan ve çalışanların bu durumdan olumsuz etkileneceğini ileri sürüyor. Ayrıca, hava kirliliğinin en yoğun olacağı otoyol girişinin karşısında bir okul bulunuyor. Bu nedenle projenin çevre ve insan sağlığı yönünden de ciddi sonuçlar doğuracağı söyleniyor.

“Eski planların kalıntısı’’ tanımı, rahatsız edici derecede doğru. Fuad Butros Otoyolu ilk olarak 1964’te planlandı. İç savaş sırasında sekteye uğrayan proje, 1995’te Beyrut Büyükşehir Ulaşım Planı kapsamında tekrar canlandırıldı.

Belediye, şu anki projede 1995’te yapılan 2015 tahminlerini esas alıyor. Oysa projede görev alan ilk danışmanlık firması TEAM International dahi bu tahminlerin güncelliğini yitirdiğini belirtmişti. Firmanın bir temsilcisi projeyi “sıkılmış limona’’ benzetmiş ve “Ondan daha fazla su çıkarmaya çalışmayın.” demişti.

İlginçtir ki TEAM firması, Fuad Butros Otoyolu’na 1995’deki çalışmasında yer bile vermemiş, yolun işe yaramayacağına kanaat getirmişti. Bunun yerine iki metro hattı, taksi ve otobüs gibi araçların kullanacağı özel bir hizmet şeridi, raylı hatlar, otopark alanları ve intermodal istasyonlar önermişti. Bu tavsiyelerin hiçbiri dikkate alınmadı.

Sonuç olarak, araba sayısının artmasıyla Beyrut ve banliyöleri, trafiğin had safhada sıkıştığı, tıkış tıkış alanlar hâline geldi ki bu araçların önümüzdeki yıllarda daha da çoğalması bekleniyor.

Beyrut’un nüfusu 1,2 - 2 milyon arasında tahmin ediliyor ve bu sayı, toplam Lübnan nüfusunun kabaca yüzde 30’una tekabül ediyor. Beyrutlular, yaşam alanı bulmakta gitgide zorlanıyor.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı, 2007’de yaptığı projeksiyonlarda, ulaşım talebinin 2015 yılına kadar günde 5 milyon otomobil seferini aşacağını öngörmüştü. Bu rakam, 1995’te 1,7 milyon, 2007’de ise 2,8 milyondu. Orta büyüklükteki bir Avrupa kentine denk olan Beyrut için bu aşırı bir yoğunluk.

Kentin bu boğucu sıkışıklığının temel sebebi olarak genellikle toplu taşımanın eksikliği gösteriliyor. Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Konseyi’nden Elie Helou 2012’de bu hususu açıkça kabul etmişti.

Beyrut Amerikan Üniversitesi’nin yeni bir çalışması da aynı sonuca ulaştı ve “otomobil bağımlılığıyla rekabet edecek etkili bir toplu taşıma sistemine derin ihtiyaç duyulduğunu’’ vurguladı.

Bu da bizi şehir planlamacılarıyla ulaşım mühendislerinin en yaygın şikâyetine getiriyor, yani hükümetin günümüz gerçeklerinden kopuk olduğu yönündeki şikâyeti.

Koalisyonun koordinatörü inşaat ve altyapı denetçisi Raca Nuceym, Al-Monitor’a şöyle konuşuyor: “Hükümetin şunu anlaması gerekir ki araba alımını azaltmak için insanlara hiçbir teşvik sağlamazsanız trafik sorununu çözemezsiniz. Beyrut’un dayanılmaz trafik tıkanıklığını çözmenin tek yolu, etkin bir toplu taşımanın sağlanmasıdır. Bu kadar basit.” Nuceym, belediyenin projesini “zamanın gerisinde, profesyonellikten uzak ve tehlikeli’’ olarak niteliyor.

Bir zamanlar Orta Doğu’nun Paris’i olarak bilinen Beyrut, bugün gitgide “dev otopark’’ ve “ beton ormanı’’ olarak adlandırılıyor.

Koalisyona göre hükümet, trafik sıkışıklığı ve otopark yetersizliği gibi sorunlara kısa vadeli çözümler üretmek uğruna şehrin doğal dokusunu feda ediyor, uzun vadede ise trafik yoğunluğunu artırıyor, halk sağlığı ve çevre sorunlarına yol açıyor.

Belediye projede ısrar etse de muhalifler, projenin çok yakında fiyaskoyla sonuçlanacağından emin görünüyor. Nuceym: “Projenin cenazesini hazırlıyoruz.’’ diyor

Bir diğer aktvist ise isminin gizli kalması koşuluyla Al-Monitor’a şunları söylüyor: “Hükümet, projeyi durdurmak için her şeyi yapmaya hazır olduğumuzu biliyor. İlk defa, seferberliğimiz onlar için aşılmaz bir engel hâline geliyor. Gerçekler bizim tarafımızda. Onların elinde ise hiçbir şey yok ve kendileri de bunu biliyor.’’

Ancak her şeye rağmen, belediye bu projenin Beyrut’un trafik sıkışıklığını çözmede ileri bir adım olacağında ısrar ediyor. Beyrut Ulaşım Komitesi üyesi Raşid Aşkar, basına yaptığı açıklamada “şehirle ilgili uzun vadeli bir vizyona” sahip olduklarını söyledikten sonra şunu ekledi: “Yumurtaları kırmadan omlet yapamazsın.’’

Al-Monitor’un görüşüne başvurduğu belediye yetkilileri ise yorum yapmak istemedi.

Bakalım Beyrut daha kaç tane yumurta kırmayı kaldırabilecek?