AKP Türkiye’si Suriye’deki vekâleten savaşın mağlubu oldu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ikilisinin Türkiye’yi keyfi biçimde içine soktuğu bu savaş kazanılsaydı, başka bir ifadeyle Şam rejimi yıkılıp yerine Suriyeli İslamcıların iktidarı kurulsaydı, Sünni Türkiye bu zaferden en çok istifade edecek ülkelerin başında gelecekti.
Türkiye savaşın galibi olsaydı, “Yeni Suriye”nin kuruculuğunu üstlenmenin ona sağlayacağı ekonomik ve siyasi kazanımların yanı sıra Ortadoğu’nun yeni bölgesel gücü ve “oyun kurucu aktörü” olarak pozisyonunu sağlamlaştıracaktı. Türkiye aynı zamanda, rakibi Şii İran’ın Doğu Akdeniz havzasındaki güç ve etkinliğine stratejik bir darbe indirmenin hazzını yaşayacaktı.
Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin kumandası altındaki dış politika maceralarında genellikle olduğu gibi Suriye’de de “büyük ve ölçüsüz risk – büyük kazanç” ikileminde oynayan AKP Türkiye’si savaşı kaybettiğine göre, şimdi büyük risklerin gerçekleştiği çalkantılı bir kriz ve tehdit ortamında, hem de uzun bir süre yaşamaya hazır olmalı.
Türkiye’nin iki güney komşusu Suriye ve Irak artık iki “çökmüş devlet”. AKP Türkiye’si rejim değişikliği politikası gereği sürdürdüğü vekâleten savaş nedeniyle Suriye’nin bir çökmüş devlete dönüşmesinde doğrudan pay sahibi. El Kaide kökenli “İslam Devleti”nin (Eski IŞİD) Irak’taki Sünni Arap kentlerini ele geçirebilecek güce erişmesi de Suriye’deki durumdan bağımsız mümkün olamayacağına göre, AKP Türkiye’sinin Irak’ın da bir çökmüş devlete dönüşmesinde malum Suriye politikası nedeniyle dolaylı sorumluluk sahibi olduğu kabul edilmelidir.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.