Ana içeriğe atla

Suriye’deki cihat Avrupalı kadınları da çekiyor

Avrupalı radikal Müslüman kadınlar, cihatçılarla evlenmek ve onlara destek vermek için Suriye’ye gidiyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Veiled women sit as they chat in a garden in the northern province of Raqqa March 31, 2014. The Islamic State in Iraq and the Levant (ISIL) has imposed sweeping restrictions on personal freedoms in the northern province of Raqqa. Among the restrictions, Women must wear the niqab, or full face veil, in public or face unspecified punishments "in accordance with sharia", or Islamic law. REUTERS/Stringer   (SYRIA - Tags: POLITICS CIVIL UNREST CONFLICT RELIGION SOCIETY) - RTR3JCO4

AMSTERDAM – Hatice takma ismini kullanan 24 yaşındaki kadın, Hollanda’da büyüyüp yetiştiğini, bu ülkede sakin bir hayatı, kalacak yeri ve okumak için fırsatı olduğunu anlatıyor.  Ancak son yıllarda dini bütün bir Müslüman olarak bu ülkede hayatının zorlaştığını ve kendisine karşı düşmanlık duygularının arttığını hissetmiş.

İnternette dolaşırken Suriye’de El Kaide’nin siyah bayraklarını gösteren resimlere rastlamış ve birkaç Hollandalı Müslümanın Irak-Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) katıldığını öğrenmiş. Bu kişiler Şeriattan, İslam devleti kurmaktan ve Suriye rejimine karşı savaşmaktan bahsediyormuş ve bu konular ona çekici gelmiş.

2013’ün sonbaharında en yakın arkadaşı, ona Suriye’de cihatçı olan kocasının yanına gitmeyi planladığını söylemiş. Dinine daha fazla eğilmeyi her zaman istemiş olan Hatice, arkadaşıyla birlikte gitmesi gerektiğine ikna olmuş. 2013’ün bitiminde iki arkadaş Türkiye’ye gitmek üzere uçağa binmiş. Türkiye’deki irtibatları onları sınırdan Suriye’ye kaçak geçirmiş ve sonra Halep yakınlarında bir yere götürülmüşler. Orada, kocaları IŞİD savaşçısı olan başka Avrupalı kadınlar tarafından karşılanmışlar. 

Al-Monitor’un telefonda görüştüğü Hatice şöyle konuşuyor: “Her zaman Şeriat yönetiminde yaşamak istedim. Avrupa’da bu asla olmaz. Ayrıca, oradaki Müslüman kardeşlerimin yardıma ihtiyacı var. Kur’an’a göre Suriye mübarek bir yerdir ve cihat tüm Müslümanlar için zorunludur.’’

Londra merkezli Uluslararası Radikalleşmeyi Araştırma Merkezi’nin nisanda yayımladığı rapora göre çoğu Avrupa’dan olmak üzere yaklaşık 2800 Batı uyruklu kişi, savaşmak için Suriye’ ye gitti. Avrupalı istihbarat ve güvenlik birimleri, bu kişilerin çoğunun IŞİD ve El Kaide’nin Suriye’deki resmi kolu olan Nusra Cephesi’ne bağlı olduğunu söylüyor.

“Cihat’’ erkekleri olduğu kadar kadınları da çekiyor.

18 yaşındaki Hollandalı Sara da “Allah’ın emirlerine uymak” ve “insanlara yardım etmek’’ için Suriye’ye gittiğini anlatıyor. Hatice gibi, Sara da bu kararı kimsenin zorlamasıyla almadığını söylüyor. Sara Facebook sayfasında şunları yazmış: “Müslümanlar, haklarının ihlal edildiği kâfir ülkelerde aşağılanmak istemiyor. Yüzümde büyük bir gülümsemeyle ülkemden ayrıldım. Hollanda hükümeti beni geri almak istemese de bu umurumda değil.’’

Sara, Hollanda’da Selefi Müslümanlarla arkadaşlık kurduktan sonra radikalleşmiş ve peçe takmaya başlamış. Peçe takması, sokaklarda hakarete uğramasına yol açmış. Bu hakaretler, kara çarşafı uç bir İslami usul sayan birçok Müslümandan bile gelmiş.

Belçika’da Antwerp ve Leuven üniversitelerinde cihatçılar üzerine çalışan araştırmacı Montasser AlDe’emeh, Avrupalı kadınların radikal İslamcı gruplara katılmasının çeşitli sebepleri olduğuna inanıyor. Kadınların zorlu geçen çocukluk yaşamlarının yanı sıra, genelde Müslüman karşıtı olan sağcı partilerin Avrupa’da yükselişe geçmesi de bu sebepler arasında.

AlDe’emeh Al-Monitor’a konuyu şöyle izah ediyor: “Bu kızlar, Müslümanlar dâhil herkes tarafından reddedilince toplumda kendilerine yer olmadığını düşünüyor. Benzer duygulara sahip Müslümanlarla temasa geçerek sevilme, kabul görme ve kardeşlik ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyorlar.’’

Filistinli bir Müslüman olan AlDe'emeh, IŞİD’e katılan Avrupalı cihatçıların nihai hedefinin tüm İslam ülkelerini birleştirecek bir halifelik kurmak olduğunu belirtiyor: “Cihatçılar, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünün Müslüman dünyasındaki diktatörlüklerin ortaya çıkmasına yol açtığını düşünüyor. Onlar, İngiliz ve Fransızlar tarafından belirlenmiş kolonyal sınırlara inanmıyorlar.’’  

Hatice’ye göre, Avrupalı cihatçı kadınların çoğu Suriye’ye kocalarıyla birlikte gitmiş. Başkaları ise Suriye’ye gidince evlenmiş. Tıpkı kısa süre önce Brian de Mulder isminde Belçikalı bir cihatçıyla evlenen Sara gibi.

Hatice de Suriye’ye gittikten bir hafta sonra Tunuslu bir IŞİD cihatçısıyla tanıştırılmış. “Dinine düşkün, yeşil gözlü bir adam. Ondan gerçekten hoşlandım.’’ diye anlatıyor Hatice. Evlenmeyi kabul edince de yerel bir şeyh nikâhlarını kıymış. 

Avrupalı kadın cihatçılar, Suriye’de sade bir ev hayatı sürdüklerini, cihat adına üstlendikleri vazifelerin önemli olduğunu anlatıyor. Kadın cihatçının temel görevi, savaşan eşini desteklemek ve iyi bir Müslüman olmak. Onlara göre bu görev, “dâhili” veya “büyük cihadın’’ parçası ve Suriye’nin buna fazlasıyla ihtiyacı var. Çünkü bu radikallere göre savaşın kasıp kavurduğu ülke, Batı’nın umurunda bile değil. Savaşmak ise “harici” veya “küçük cihadın’’ parçası sayılıyor.

Hatice iç çekip gülümseyerek “Kurabiye yapıyordum, kocama yemek pişiriyordum, kadınlarla sohbet ediyordum ve evcil hayvanlarımla oynuyordum. Beş tane balığım, iki kuşum ve dört kedim vardı.’’ diye anlatıyor. Suriye’deyken tek bir kadın dışında yerel halktan kimseyle iletişim kurmadığını söylüyor.

Rakka, Halep’in kuzeyi ve bazı sınır bölgelerine yayılan IŞİD, dünyanın her yerinden genç cihatçıları çekiyor. Suriye’deki Avrupalı cihatçılar, birbirine sıkı sıkı bağlı bir topluluk oluşturuyor. 

Sosyal medyada, erkek cihatçılar silah arkadaşlarının düzenlediği saldırılara ilişkin son bilgileri, hayatını kaybeden cihatçıların fotoğraflarını ve yerine getirdikleri görevlerin videolarını paylaşıyor. Kadın cihatçılara gelince, onlar Kur’an’dan sureler paylaşıyor ve Facebook’a koydukları resimlerde yemeklerin yanında bazen bir Kalaşnikov tüfeği de görülebiliyor. Batılı ülkeler sıkça eleştiriliyor. Şehit düşen cihatçılar için yas tutulduğu ise pek söylenemez. Çünkü onların doğruca cennete gittiğine inanılıyor.

Rakka’da bulunan Avrupalı bir kadın cihatçı, Facebook’ta paylaştığı mesajda “kâfir ülkelerde yaşayan Müslümanlara acıdığını” söylüyor ve şunu ekliyor: “Burada, Allah’ın bizimle olduğunu hissediyoruz. Kardeşlerimiz mutlu. Allah’ın bayrağı her sokakta dalgalanıyor. Çok güzel.’’

Ancak Rakka’nın yerel halkı, şehirlerindeki IŞİD işgalinden, katı İslami kuralların dayatılmasından dert yanıyor. Kadınlar peçe takmaya zorlanırken, sigara kullanımı da yasak. Her gün birileri infaz ediliyor, çarmıha geriliyor ya da işkence görüyor.

Yerel bir aktiviste göre, yabancı cihatçıların sayısı artmaya devam ediyor. Muhammed Ammar takma ismini kullanan bu aktivist, Skype üzerinden Al-Monitor’a şöyle diyor: “Cihatçılar ABD, Çek Cumhuriyeti, Belçika, Almanya, Norveç ve Arap ülkelerinden geliyor. İnanın bana, hepsini gördüm. Büyük evlerde ve otellerde yaşıyorlar. Tabi ki yiyecekleri de bol.’’

IŞİD sadece Suriye rejimi ile değil, rakibi Nusra Cephesi ile de savaşıyor. Rakka’da 27 Mayıs’ta yabancı savaşçıların eş ve çocuklarının kaldığı otelin önünde bomba yüklü bir araç patladı. IŞİD, onlarca kadın, çocuk ve savaşçının yaralandığını söylerken Nusra Cephesi’ne suçlamalar yöneltildi.

Avrupa’da ise endişeler artıyor. Çünkü Avrupalı radikallerin Suriye’de edindikleri tecrübeleri geri döndüklerinde terör eylemlerine tahvil etmesinden korkuluyor. Bu korkular geçen ay somutlaştı. Brüksel’deki Yahudi Müzesi’nde vurulan üç kişinin katil zanlısı olan Fransız vatandaşının 2013 yılının büyük bölümünü Suriye’de radikal İslamcı grupların saflarında savaşarak geçirdiği ortaya çıktı.

Hatice de Suriye’de iki ay kaldıktan sonra Hollanda’ya dönmüş. Ailesini özlediğini söyleyince eşi onu sınıra kadar bizzat getirmiş. Şimdi yine Amsterdam’da yaşıyor, fakat radikal düşünceleri güçlü bir şekilde sürüyor. Hatice sözlerini şöyle tamamlıyor: “En kısa zamanda Suriye’ye dönmek istiyorum. Orada ölürsem Allah yolunda ölmüş olurum.’’