Ana içeriğe atla

“Faiz lobisi” Türkiye’yi büyüttü!

Türkiye’nin ilk çeyrekteki yüzde 4.3’lük büyümesinde Başbakan’ın “faiz lobisi” diye eleştirdiği finansal kesimin katkısı yüzde 1.7 oldu.
Renault cars produced in Turkey and awaiting export throughout Europe, are lined-up in front of ship containers in the port of Koper October 14, 2013. Automotive industry association ACEA said October 16, 2013, that new car registrations in Europe climbed 5.5 percent to 1.19 million vehicles in September, only the third month a gain was recorded in the past two years. But within the European Union, the level of demand was the second lowest on record for the month of September since it began tabulating resul

Türkiye, yılın ilk çeyreğinde “büyüme” sürprizi yaptı.  Avrupa Birliği üyesi ülkelerin ortalaması yüzde 0.3 düzeyinde kalırken, Türkiye yüzde 4.3 büyüdü. Türkiye için IMF yüzde 2.3, Dünya Bankası ise 2.4 düzeyinde tahmin yapmıştı. Ancak ilk çeyrek büyümesi tahminleri katladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, açıklanan rakamları şöyle yorumladı:  “Birçok ülke ekonomisinin daraldığı ya da cüzi oranlarda büyüdüğü bir ortamda, Türkiye ilk çeyreğe ait bu büyüme oranıyla bir kez daha çok farklı konumda olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Açıklanan ilk çeyrek büyüme oranlarıyla hesaplandığında geriye dönük 12 aylık milli gelirimiz, TL bazında 1 trilyon 614 milyar liraya ulaştı. TL bazında Cumhuriyet tarihimizin yeni bir rekorunu elde ettik.”  Başbakanın övündüğü büyüme oranının elde edilmesinde “faiz lobisi” diye eleştirdiği finansal kesim hizmetlerinin payı yüksek oldu.

Yılın ilk çeyreğinde finans ve sigortacılık sektörü yüzde 13.9 oranında rekor bir genişleme kaydetti. Bu genişlemenin yüzde 4.3’lük büyümeye katkısı yüzde 1.7 puan düzeyinde oldu. Yani ilk çeyrek büyümesinin yaklaşık yüzde 40’ı “faiz lobisinden” geldi!

Yatırımsız büyüme

Büyüme rakamı çok iyi, ama alt kalemlerde tedirgin edici bir gösterge var.

Özellikle ihracatın ve kamu harcamalarının etkisiyle gerçekleşen yüksek büyümeye rağmen, yılın ilk 3 ayında özel sektör yatırımlarında yüzde 1.3 azalma gözleniyor. Yani Türkiye “yatırım olmadan” büyüyor.

Özel sektör yatırımları canlandırılmadan büyümeyi aynı hızla devam ettirmenin zor olacağına dikkat çekiliyor. Çünkü yatırımlardaki azalma büyümeyi aşağı çekiyor. Özel sektörde yılın ilk üç ayında görülen 1.3 puanlık gerilemenin büyümeye yansıması -0.3 düzeyinde oldu.

İlk çeyrekte hemen hemen tüm kalemlerde üretim ve talep artışı var. Sadece özel sektör yatırımları negatifte.  Bu ciddi bir sorun.  Nitekim Başbakan Yardımcısı Ali Babacan 16 Mayıs’ta şu değerlendirmeyi yaptı:  “Sadece devlet harcaması ile yapılan bir büyüme olabileceğine inanmıyoruz. Büyüyeceksek özel sektör yatırımları ile büyüyeceğiz. Ve tabii ki ihracatla.”  

Türkiye’nin büyümesinde ihracat ve kamu harcamalarının payı yüksek. İlk çeyrekte özellikle Avrupa’daki rahatlama ve talebin etkisiyle Türkiye’nin ihracatı yüzde 11.4 arttı. Kamu harcamalarında ise yüzde 8.6’lık artış görüldü. AK Parti Hükümetleri döneminin  büyümesinde itici gücü oluşturan inşaat sektöründeki artış ise yüzde 6’dan yüzde 5.2’ye gevşemiş olmakla birlikte hala yüksek seyrediyor.  

Seçim harcaması mı?

Yerel seçimin hemen öncesine denk gelen Ocak-Şubat-Mart döneminde kamu harcamalarının 2011 yılından bu yana en yüksek seviyeye çıkması dikkat çekti. Birçok ekonomist kamu harcamalarının yerel seçim nedeniyle arttığı konusunda görüş birliği sergiliyor.

Cari açık geriliyor

Türkiye’nin Orta Vadeli Programında 2014 yılı için yüzde 4 büyüme öngörülüyor.  Özel sektör yatırımlarında hareketlenme başlaması durumunda bu hedefin rahatlıkla yakalanabileceğine dikkat çekiliyor.

Türkiye büyüme ile birlikte cari açığı da azaltmak istiyor.

Odeabank Baş Ekonomisti İnanç Sözeri, cari açığın milli gelire oranının bir önceki çeyrekte yüzde 7.9 iken, bu çeyrekte yüzde 7.4’e gerilediğini belirtti.  Yurt içi tasarrufların da yüzde 12.2’den yüzde 12.4’e yükseldiğini söyledi.  Sözeri, bu rakamların ardından piyasaların Türkiye’deki büyüme tahminlerini yukarı doğru revize edeceklerini vurguladı.   

Büyümenin 18 çeyrektir kesintisiz devam ettiğine dikkat çeken Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ise şu değerlendirmeyi yaptı: “25 Avrupa ülkesi arasında en hızlı büyüyen ülke olduk.  Türkiye büyümek, üretmek, ihracatını ve istihdamını artırmak zorunda olan bir ülke. Büyümenin sonraki çeyreklerde aşağı gitmesi mümkün değil.”  

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek yılın ilk çeyreğinde siyasi risk primindeki artışa rağmen ekonominin beklentilerin üzerinde büyüdüğüne dikkat çekerek şöyle konuştu: “En büyük ticaret ortağımız olan AB’deki toparlanma ile rekabetçi kur düzeyi dış talebi olumlu yönde etkilemiştir. Zira yılın ilk çeyreğinde dış talep büyümeye 2.7 puan katkı yapmıştır. ABD ve AB ekonomilerindeki toparlanma, Avrupa Merkez Bankasının faiz oranlarını düşürmesi, dış talep koşullarındaki iyileşmeyi daha da destekleyecektir. Bu çerçevede 2014 yılında büyümenin daha dengeli bir yapıda gerçekleşmesini bekliyoruz.”  

Son dönemin “günah keçisi” durumundaki Merkez Bankası rakamlar açıklanmadan birkaç gün önce Türkiye’nin bu yıl beklentilerin üzerinde büyüyeceğini açıklamıştı. Merkez Bankası, yıl sonunda yüzde 4 hedefinin geçileceğini düşünüyor.

Özel sektörün yatırım sorunu çözüldüğünde büyüme önünde bir engel görülmüyor. Faizlerin düşüş eğilimine girmiş olması, özel sektör yatırımlarını teşvik için olumlu bir faktör.

Kamu harcamalarındaki artışın yüzde 8.6 oranında olmasına karşılık hane halkı harcamalarının yüzde 2.9 düzeyinde kalması, iç talebin düşük olduğunu, büyümenin devlet kurumları eliyle gerçekleştiğini gösteriyor.

Bundan sonraki dönemlerde Avrupa’nın talep artışına paralel olarak Türkiye’nin ihracatında artışın sürmesi bekleniyor.

Açıklanan son rakamların ortaya koyduğu en belirgin değişiklik şu: Şimdiye kadar iç taleple büyüyen Türkiye, bundan sonra dış taleple büyüyecek gibi görünüyor. Yani Avrupa Türkiye’nin “can simidi” olmaya devam ediyor.