Ana içeriğe atla

Validen devlete Kaide itirafı

Türk hükümeti ‘Sınırlarımızı Kaide’ye kullandırmıyor’ savunmasını yapadursun devletin valisi, IŞİD’ın Suriye trafiğine rapor ederek ‘kral çıplak’ dedi.
Search and rescue officers work at a damaged building at the site of blast in the town of Reyhanli in Hatay province, near the Turkish-Syrian border, May 14, 2013. REUTERS/Umit Bektas (TURKEY - Tags: POLITICS CIVIL UNREST) - RTXZLWH

Suriye’ye savaşa giden Kaide ve türevlerinin Türkiye sınırlarını kullandığına dair ortaya çıkan her olayı zinhar kabul etmeyen ‘inkârcı’ bir vali vardı. O vali gitti, devlet namına ‘kral çıplak’ diyen bir vali geldi. Suriye’deki iç savaşın başından beri sınır hatlarındaki örtülü süreçlerde yer alan kritik birkaç görevliden biri olan Hatay Valisi Celalettin Lekesiz’den bahsediyorum. Ona göre silahlı kişiler asla Türkiye’deki kampları kullanmıyordu, sınır bölgesinde Kaide’nin oryantasyon evleri yoktu, yasadışı militan ve silah geçişi mümkün değildi, silahlı grupların bölge insanlarını tehdit etmesi sözkonusu olamazdı. Velhasıl ona göre rivayet olunan her şey şehir efsanesiydi. Lekesiz, martta İçişleri Bakanlığı’na bir yazı göndererek Irak-Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) kullandığı güzergâhı ve komplolarını deşifre etti. Bugün gazetesine göre Türkiye’yi ‘tağut’ yani ‘haddi aşan şeytani rejim’ olarak tanımlayan IŞİD’in tehditlerini sıralayan Lekesiz’in önerisi de basit: “ABD’nin 11 Eylül’den sonra izlediği politikayı biz de izleyelim ve yabancı mücahitlerin Suriye’ye illegal geçişini engelleyelim.” (http://gundem.bugun.com.tr/sinirimizda-isid-soku-haberi/1090048 )

Sınır bölgelerine yönelik her türlü tehdit ve saldırıyı “Esad rejimi yaptı” diyerek geçiştiren hükümetin uzun süre inkâr ettiği Kaide gerçeğine dair Lekesiz’in aktardığı bilgiler şöyle:

* IŞİD üyeleri kendi ülkelerinden uçakla İstanbul’a geliyor. Kendilerini Suriye’ye geçirecek kişilerin telefon numarasını önceden biliyorlar. Türkiye’ye gelir gelmez irtibata geçiyorlar.

Havayolu ve karayoluyla Şanlıurfa, Kilis, Gaziantep veya Hatay’a geçerek yerel işbirlikçilerle buluşuyorlar.

* Türkiye’ye yasal olarak giriş yapan bu kişiler 3-5 kişilik gruplar halinde kaçakçılar vasıtasıyla yasadışı olarak Suriye’ye giriyor.

* Hatay’a gelenler, Reyhanlı ilçesinin Bükülmez, Kuşaklı, Beşaslan köyleri, Altınözü ilçesinin Hacıpaşa beldesi ve Yayladağı ilçesinin Güveçci köyünden kaçakçılar vasıtasıyla Suriye’ye geçiş yapıyor.

* İran, Irak, Lübnan ve Mısırlılar hariç diğer yabancılar Suriye’ye geçişlerde Türkiye sınırlarını kullanıyor.
* IŞİD’ın sınır hattından Türkiye’ye yönelik bomba yüklü araç, adam kaçırma ve sınır birliklerine dönük yoğun eylem girişimlerine dair duyumlar alınıyor.

* 19 Ocak 2014’te Kilis’teki Öncüpınar Sınır Kapısı yakınlarında 2 kadın vücutlarına bomba düzeneği sarılı vaziyette intihar eylemi gerçekleştirecekleri sırada Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından etkisiz hale getirildi. Biri yakalandı, diğeri kaçtı.
* 29 Ocak 2014’te IŞİD üyeleri Kilis’teki  sınırda görev yapan Türk askerlerine ateş açtı. Askerler tank ve obüs atışlarıyla karşılık verdi.
*5 Şubat 2014’te IŞİD mensuplarının Türkiye’ye yönelik bomba yüklü araçla eylem yapacağı ihbarı alındı. 10 Şubat 2014’de Suriye’den gelen bomba yüklü araç sınırı geçemeyeceğini anlayınca geri döndü. Araç İdlip yakınlarında ÖSO tarafından 2 şahıs ile birlikte yakalandı.
*25 Şubat 2014’te IŞİD’ın kırmızı renkli Mercedes marka araçla bombalı eylem yapacağı bilgisi alındı. Türkiye’ye giremeyen araç 27 Şubat 2014’te Suriye’nin Sincan kasabasındaki pazarda patlatıldı.
* IŞİD üyeleri martta Darkuş kasabasında toplanmaya başladı. 14 Mart 2014’te otobüs ile Darkuş’tan Zurzur bölgesine geçtiler. Yaklaşık 150 kişi Türkiye sınırına en yakın nokta olan Kolcular köyüne 300 metre kala bir dubleks villada bir gün kaldı. 15 Mart’ta 45-50 kişilik gruplar halinde 4 noktadan Türkiye sınırını geçtiler. Bu kişiler Ebu Bera adlı kişi tarafından karşılanarak saat 06.00 sıralarında Reyhanlı’daki Kent Otel’e getirildi. Buradan yaklaşık 100 kişilik grup 2 otobüs ile Suriye’nin Rakka bölgesine gitmek üzere Kilis’e doğru yola çıktı. Kalan 45 kişilik grup saat 17.00 sıralarında Reyhanlı’da polis tarafından yakalandı. Reyhanlı’da 45 kişinin yakalanması IŞİD içinde olumsuz bir hava yarattı ve Türkiye’yi ‘tağut’ olarak nitelendirdi. Örgüt unsurları Türkiye’ye yönelik eylem kararı aldı.
Vali Lekesiz raporunda vardığı sonucu da şu cümlelerle aktarıyor: “Ülkemiz açısından ağır ağır tehdit oluşturan IŞİD’in Suriye alanında hâkimiyet tesis etmesi ve sınır bölgelerini ele geçirmesi halinde kendi inançlarına göre İslami kurallara uygun yaşamayan Türkiye tamamen hedef haline gelecektir. Bu durumda eylemlerin Türkiye’ye döneceği kuvvetle muhtemeldir.”

Reyhanlı davasına denk geldi

Raporun ardından Lekesiz’in görevden alınabileceğine dair iddialar da basınına yansıdı. Al Monitor’a konuşan Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu, Lekesiz’in hükümetin politikalarına paralel olarak üç yıldır her türlü hukuksuzluğa göz yumduğunu, bir milletvekili olarak bizzat yaptığı uyarılara rağmen yasadışı işleri örtbas ettiğini ancak Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Twitter’i özgür bırakan karar nedeniyle hedef aldığı Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’a yakınlığı nedeniyle işlerin değiştiğini ve şimdi gerçeği söyleyerek kendini temize çıkarmaya çalıştığını savundu. Lekesiz, Al Monitor’un konuyla ilgili sorularını yanıtsız bırakırken Hatay Valiliği Basın Müşaviri Vahit Harputluoğlu inkâr ya da teyitten kaçınıp “Yorum yapabilecek durumda değilim” demekle yetindi.

Raporun basına sızması Reyhanlı’da 11 Mayıs’ta 52 kişinin öldüğü, 236 kişinin yaralandığı saldırının birinci yıldönümünde davanın kapatabileceğine dair tartışmalara denk geldi. Hükümet Esad rejimini sorumlu tutsa da 15’i tutuklu 33 sanığın yargılandığı saldırıyı IŞİD üstlenmişti. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın toplantısında Türkiye temsilcisi Tacan İldem’in “Saldırılar Kaide unsurları tarafından yapıldı” sözleri da mızrağın artık çuvala sığmadığını gösterdi. Dava ile ilgili kuşkular artarken duruşma tarihinin gizlenmesi, basın mensuplarının salona alınmaması, sanıkların kimlik tespitinin yapılmaması ve iddianamenin okunmaması nedeniyle skandal olarak nitelendirilen 1o Şubat’taki ilk duruşmadan sonra davaya hangi mahkemenin bakacağı da belirsizleşti. Adana’da görülen dava Özel Yetkili Mahkemeler’in kaldırılması sonrası Antakya’ya sevk edilmişti. 26 Mayıs’taki ikinci duruşma öncesinde Antakya mahkemesi, yetkisizlik kararı vererek dosyalı yeniden Adana’ya gönderdi. Saldırıda ölenlerin avukatlarından Hatice Can dosyanın Adana-Antakya arasında gidip gelmesini ‘adalet arayışını zorlaştırma çabası’ olarak yorumladı.

IŞİD tehdidi Türkiye’yi zorluyor

Hükümetin tartışmalı Suriye politikasına ışık tutacağı için gerek Reyhanlı’daki saldırı gerek Adana’daki sarin davasıyla ilgili hukuku zorlayan tutumlar sergilemesi anlaşılır. Ancak yanıt arayan soru hükümetin lojistik akışı neden kesmediği ya da kesemediğidir. Bunun bir noktaya kadar nedeni Esad’ın devrilebileceğine dair inançtı ve istenmeyen aşırı unsurlar devrimin katalizörü sayılıyordu. Hükümet şimdi silahlı gruplara destek konusunda seçici davranıyor gözükse de Kaide tehditleri yüzünden ‘açık sınır’ politikasını sürdürmek zorunda kalıyor. Sınırdaki geçişkenliği defalarca kamerasıyla tespit etmiş olan Ediboğlu’nun kanaati de bu yönde: “Cilvegözü ve Reyhanlı’daki patlamalar ve yakalanan bomba yüklü araçlar Kaide tehdidinin kanıtlarıdır. Hatırlansanız tüm ülkeler Cenevre sürecine destek verirken Katar ve Türkiye direnmişti. Bu duruma müdahale ettiler. Hatay’ı yabancı gizli ajanlar denetliyor ve bizimkilere güvenmiyorlar. MİT’in TIR’larını ihbar edenler de yabancı istihbaratçılar. ABD’nin baskısıyla Katar yumuşadı ama Türkiye direnmeye devam etti. Bunun altında IŞİD tehditleri yatıyor. Niğde’de askerleri öldürdükten sonra ‘Sevap işledik’ diye açık yaptılar, Hatay’da da operasyon yapmak istediler. Neden tehdit ediyorlar? Çünkü adamların mühimmata ihtiyacı var. Eskisi kadar yardım gitmiyor. TIR’ların ele verilmesi gibi olaylar muhalifleri zayıflattı. ‘Bize güvence verdiğiniz, şimdi yarı yolda bıraktınız’ diye Türkiye’yi suçluyorlar. Bizimkiler vermek istiyor ama birileri istemiyor. Bundan kaynaklanan tehditler artmaya başladı. Bu yüzden Türkiye alarmda. Devlet, IŞİD militanlarına tespit edip yurtdışına çıkarmaya çalışıyor. Ayrıca işleyen bir ticaret ağı kurdular. Bunun kesilmesini de istemiyorlar. Rimelan’dan taşıdıkları petrolden yılda yaklaşık 350 milyon dolar kazanıyorlar. Ham petrolü IŞİD’in kontrolündeki köylerde rafine ediyorlar. Hatay’a günde 60 bin ton petrol taşıyorlar ve Türkiye’nin her tarafına satıyorlar. Türkler sadece tüketici. Bu işte Türkiye tarafındaki sorumlular da IŞİD militanı. Malum Hatay’daki köylerin çoğu TIR taşımacılığıyla geçiniyor. Petrolü TIR filolarının ayağına kadar götürüyorlar. Şimdi bu düzenin bozulmasını istemiyorlar.”

Ediboğlu’nun Kaidecilerden kurtulmak için yakalayıp sınır dışı ettiğine dair farklı bilgiler de mevcut. Batılı müttefiklerin baskısıyla 4 bini aşkın Avrupalı mücahit şu an Türkiye’nin kara listesinde. Şimdiye kadar 500’ü aşkın kişi de sınır dışı edildi. Yine de bunlar Türkiye’nin sınır politikasına ilişkin billur bir görüntü vermeye yetmiyor. Billurlaşan tek şey tehditkâr IŞİD ile mücahitlerin dönüp kendi ülkesini vurmasından korkan Avrupalı müttefikleri arasında kalmasıdır.

More from Fehim Tastekin

Recommended Articles