Ana içeriğe atla

Obama’nın Suriye çıkışı

ABD Başkanı, Suriye’deki terör gruplarından kaynaklanan tehdidi yüksek öncelikli konu hâline getirirken muhalif güçlere de desteğin artırılmasını istiyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
U.S. President Barack Obama speaks to U.S. troops deployed in Afghanistan during an unannounced visit to Bagram Air Base in Kabul, May 25, 2014. REUTERS/Jonathan Ernst (AFGHANISTAN  - Tags: POLITICS MILITARY)   - RTR3QSY3o

ABD Başkanı Barack Obama, bu hafta terörle mücadelede yeni bir küresel strateji için çağrı yaptı ve bu kapsamda Suriye’ye komşu müttefik ülkelerin, mülteci sorunu ile baş etmesi ve Suriye sınırlarında faal olan teröristlerle mücadeleye yöneltilmesi gereğine işaret etti.

28 Mayıs’ta West Point Askeri Akademisi’nde yeni mezunlara hitap eden Obama, Suriye’deki teröristlerin arz ettiği tehlikenin ABD’yi artık doğrudan tehdit ettiğini belirtti: “Suriye iç savaşı, sınırların ötesine taşarken savaş deneyimi kazanmış radikal grupların bize ulaşma kapasitesi de artıyor.”

Bu sütunda da ocaktan bu yana Suriye’nin komşuları arasında başlatılacak bölgesel terörle mücadele gayretleri ile daha etkin insani yardım çabaları, Suriye krizine yönelik stratejide “yeni nabzın” unsurları olarak tanımlanıyor.

Obama’nın bu yaklaşımının bir diğer olumlu yanı, bu sütunda geçen hafta anlatıldığı gibi İran’ın Suriye konusunda test edilmesine imkân vermesidir. İranlı yetkililer, Suriye’de öncelikli konular olarak terörle mücadeleyi ve insani yardımı sürekli dile getiriyor. Obama’nın konuşmasına göre bunlar ABD’nin de paylaştığı amaçlar.

Obama, askeri çözümlerin yetersiz kaldığı Suriye gibi çatışmalarda askeri yaklaşımlara aşırı bel bağlanmaması gerektiğine dikkat çekti. Ancak aynı zamanda Suriye’de muhalif güçlere askeri yardımın “artırılmasını” isteyerek kafaları karıştırdı. Geoffrey Aranson’un yazdığı gibi, böyle bir adımın olası sonucu, savaşı uzatmak olacaktır.

Ilımlı isyancı grupların desteklenmesi, bu sütunda da savunulduğu gibi siyasi çözümü kolaylaştıracak bir payanda olarak öne sürülebilir. Ne var ki söz konusu destek “artışı” -- veya en azından öngörülen seviyedeki destek -- Suriye’de rejim değişikliği bir yana bölgesel terörle mücadelenin geniş bağlamına pek oturmuyor.

Obama, terörle mücadeleye yönelik bu yeni yaklaşımda ABD’nin “Irak ve Afganistan tecrübelerindeki başarı ve yetersizliklerinin” dikkate alınması gerektiğini belirtti. Çok doğru.

Dolayısıyla hiç yoktan bir silahlı Suriye muhalefeti yaratarak gerçek hayatta tam olarak nelerin beklendiği, daha etraflı bir şekilde düşünmeye değer bir konu olabilir. Suriye’deki mevcut güç dengesi düşünüldüğünde bu muhalefet, hem El Kaide ve onunla bağlantılı terör gruplarıyla hem de İran ve Hizbullah destekli hükümet güçleriyle mücadele edecek. ABD’nin 10 yılı aşkındır ulusal ordulara yönelik eğitim ve yardım programları yürüttüğü Irak ve Afganistan’daki pürüzlü deneyimi de bu değerlendirmede hesaba katılmalı.

Ulusal Irak ordusunun Suriye yönetimine karşı savaşan terör gruplarının aynıları ile Anbar eyaletindeki şiddetli çarpışmaları ve bu mücadelede sık sık başarısız kalması, Al-Monitor’un Irak’ın Nabız bölümünde aktarılıyor. Afgan güvenlik güçleri de Taliban’a karşı benzer zorluklar yaşıyor.

Yani “askeri yardım ve eğitim” etkin bir askeri gücün oluşturulmasını tek başına ve kendiliğinden garanti eden bir yöntem değildir. Bu, Suriye örneğinde özellikle geçerlidir. Zira ılımlı muhalefet, her yönden daha deneyimli ordu birlikleri ve silahlı örgütlerin çok gerisindedir.

Suriye muhalefetinin taraftarları ise Başkan’ın yaklaşımını şu an alabileceklerinin en iyisi olarak cebe koyup Kongre’deki desteklerini artırmaya ve bir sonraki ABD başkanının yardıma daha meyilli olacağı ümidiyle 2016’ya kadar dayanmaya çalışıyor.

Obama’nın destek “artışı” açıklaması, Kongre’de karma tepkilerle karşılandı. Demokrat üye Carl Levin başkanlığındaki Senato Silahlı Hizmetler Komitesi’nin Ulusal Savunma Yetki Yasası’na koyduğu ifadeler, şu an Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) tarafından yürütülen eğitim ve destek faaliyetlerinin Savunma Bakanlığı’na devredilmesi ve artırılmasına imkân tanıyor.

Ancak Julian Pecquet’in de aktardığı gibi Temsilciler Meclisi Savunma Tahsisatları Alt Komitesi, Pentagon’un yıllık bütçesini düzenleyen yasaya ABD askeri yardımlarına ilişkin kimi kısıtlama ve koşullar getirdi. Alt komitenin Cumhuriyetçi başkanı Rodney Frelinghuysen, Obama’nın Suriye’ye askeri müdahale için eylül 2013’te istediği yetkiye karşı çıkmıştı.

Öte yandan, Washington’da süren tartışmalar, Suriye ve bölgedeki insanlara sahadaki gerçeklerden kopuk gelebilir.

Şam’dan bildiren Jean Aziz, Suriyeli yetkililerin rahat ve özgüvenli göründüğünü ve 3 Haziran seçimlerine yüksek katılım sağlamaya odaklandığını aktarıyor.

Beyrut’tan yazan Sami Nader de oy kullanmak üzere Suriye Büyükelçiliği’ne giden binlerce Suriyelinin Lübnan başkentini sarstığını anlatıyor.

Halep’ten bildiren Edward Dark ise hem hükümet güçleri hem isyancıların giriştiği geniş çaplı ve sistematik yağmaya bir “savaş silahı” denebileceğini belirtiyor. Dark şöyle yazıyor: “Bu kontrolsüz savaş vurgunculuğu, ne yazık ki sıradan hırsızlıkla sınırlı kalmayıp tarihi kazı alanlarından milli zenginliklerin talan edilmesine, ham petrolün yasa dışı şekilde çıkarılarak işlenmesine, kuşatılmış bölgeler başta olmak üzere savaşın sıcak noktalarında halkın çektiği sıkıntı ve yoklukların istismar edilmesine kadar uzanıyor. Bu son durum özellikle tiksindirici olup insanların sefalet ve mahrumiyetini sömürüyor.”

Özetle, Başkan Obama, ABD’yi Suriye’de doğru kulvara sokmuştur. ABD ve müttefiklerine yönelik tehditler terör gruplarının yükselişi, insani felaket ve mülteci krizlerinden kaynaklanmaktadır. Suriye’deki durum, küresel ve bölgesel düzeyde terörle mücadelenin kapsamında ele alınmalı, ülkedeki insani kriz de küresel düzeyde ilgiye haiz bir mesele olarak görülmelidir.

ABD’nin “daha fazlasını” yapması gerektiğini savunanlar, yani Başkan’ın dillendirdiği destek “artışının” ötesinde düşük yoğunluklu bir rejim değişikliği politikası ile acımasız bir iç savaşın daha da askerileşmesini isteyenler, şu konuları da izah etme yükümlülüğünü üstlenmelidir: Böyle bir yaklaşım, savaşı ve onun sebep olduğu trajedileri makul bir sürede nasıl sona erdirecek? Irak ve Afganistan tecrübesi ışığında öngörülen nihai sonuç nedir? Suriye ve Irak’ın belli kesimlerini yerle bir eden, ABD ve müttefiklerini tehdit eden teröristler nasıl mağlup edilecek ve bu arada ABD, Amerikan halkının karşı çıktığı daha ileri askeri angajmanların riskinden nasıl uzak tutulacak?

More from Week in Review

Recommended Articles