Ana içeriğe atla

İran’da nikâhsız birlikte yaşayan çiftler çoğalıyor

Genç İranlılar evlenmeden birlikte yaşayarak eski tabuları yıkmaya başlıyor.
EDITORS' NOTE: Reuters and other foreign media are subject to Iranian restrictions on leaving the office to report, film or take pictures in Tehran.
A couple holds hands while walking on the beach of Kish Island, 1,250 kilometers (777 miles) south of Tehran April 26, 2011 . REUTERS/Caren Firouz (IRAN - Tags: SOCIETY TRAVEL) - RTR2LMWP

Çelişkilerle dolu İran toplumunda, bazı evlerde oldukça yeni bir olgu görünüyor: evli olmayan çiftlerin birlikte yaşaması. Bu yaşam tarzı, son 30 yılda az sayıda genç insan ve bunlardan da az sayıda olan daha ileri yaştaki avangart aydın ve sanatçılar tarafından benimsenmişti. Ancak İran yetkililerine göre bu yaşam tarzı yaygınlaşıyor.   

Evlenmeden birlikte yaşayan çiftler, hâlâ oldukça nadir görülüyor. Bazı çevrelerde, özellikle bu yaşam tarzını kabul edilmez sayan gelenekçi ve dindar kesimlerde bu, hiç bilinmedik bir olay. Ancak gidişat, yetkililerin sesini yükseltmesine sebep oluyor ki bu da konunun geleneksel İslami değerleri benimseyen ve azalan bir doğum oranıyla karşı karşıya olan ülke için ciddi bir mesele olduğunu ortaya koyuyor.

Görüldüğü kadarıyla, birlikte yaşama İran’ın büyük şehirlerine özgü bir durum. Bu şehirler, geleneksel olarak yenilikçi olmuş, kültürel ve dini baskıya rağmen yenilikçi olmaya devam etmiştir. Doğal olarak, İran İslam Cumhuriyeti’nin en fena kâbuslarından olan bu konu hakkında resmi istatistikler mevcut değil. Ancak birlikte yaşayanlar bakımından Tahran başı çekiyor. Üstelik konunun gündeme gelmesi, Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in nüfusu iki katına çıkarma ve İran’ın doğum oranındaki endişe verici düşüşü durdurma gibi bir öncelik güttüğü bir döneme denk geliyor.

Tahran Belediye Meclisi Sosyokültürel Komisyon Başkanı ve Tahran polisinin eski komutanı Murtaza Talai, İLNA haber ajansına verdiği mülakatta, genç çiftler arasında nikâhsız birlikte yaşamanın yaygınlaştığını belirterek endişelerini dile getirdi. Bu kişilerin genelde üniversite öğrencisi olduğunu söyleyen Talai, evlenmeden birlikte yaşama örneklerinin çoğunlukla Tahran’ın zengin kesimlerinde, özellikle de şehrin kuzey bölgesinde görüldüğünü belirtti.

Talai, yaygınlaşan bu yaşam tarzının ülke için toplumsal bir tehlike olduğu konusunda uyardı. Talai’ye göre birlikte yaşamak, evlilik kurumu üzerinde derin, olumsuz etkiler bırakıyor, genç insanları evliliğe karşı isteksizliğe itiyor ve büyük şehirlerde fuhşun artmasına katkıda bulunuyor.

Toplumsal zorlukları göze alıp sevgiliyle birlikte yaşamanın öncelikli sebepleri, evlenme yaşının yükselmesi, masrafları paylaşarak ekonomik zorlukları çözme, cinsel yakınlık kolaylığı, ebeveyn ve kardeşlerle kavgalı ilişkiler, sokakta flört esnasında güvenlik güçlerine yakalanma riski şeklinde sıralanabilir.

Batı Tahran’da özel bir anaokulunda İngilizce öğretmeni olarak çalışan 31 yaşındaki Parastu, iki yıllık erkek arkadaşı ile 5 aydır birlikte yaşıyor. Parastu yaşadıklarını Al-Monitor’a şöyle anlatıyor: “Ailemi ikna etmek hiç kolay olmadı. Yaş kozunu kullanmak ve ekonomik açıdan onlara bağımlı olmadığımı öne sürmek epey işe yaradı. Yine de onları ikna etmek neredeyse bir yılımı aldı. Babam istemeye istemeye onay verdi ve hâlâ bu durumu kabullenmiş değil. Aramızda dargınlık olsun istemiyordum, çünkü bizimkiler bana karşı her zaman anlayışlı ve duyarlı oldu. O yüzden bekledim. Evden taşınmak için onların zoraki onayını alana kadar sayısız tartışma yaşadım ve pek çok öfkeli bakışa katlandım.’’

Tahran’da yaşayan ve araştırmacı yazar olarak hayatını kazanan sosyolog Muhammet Rıza, Al-Monitor’a başlıca ilgi alanının birlikte yaşayan çiftler olduğunu, tez konusu olarak bu mevzuyu seçmek için çok uğraştığını, ama bir türlü başaramadığını anlatıyor.

Muhammet-Rıza devamında şöyle diyor: “Bu çiftleri- eşcinsel olsun heteroseksüel olsun-  iki yıldır yakından inceliyorum. Onlarla takılıp sohbet ediyorum. Üstelik bu yaşam tarzının yabancısı da değilim. Yaklaşık bir yıllık bir ilişkim var ve sekiz aydır kız arkadaşımla birlikte yaşıyorum. Bundan önce eski nişanlımla da birkaç ay beraber yaşadım. İran’da bu nispeten yeni bir durum sayılır, daha büyük ve modern şehirlerde bile. Bu yaşam tarzına meyleden çiftlerin yaşı, genelde 30’ların başıyla 40’ların başı aralığında değişiyor.’’

İran’da son yıllarda tek başına yaşayan kadınların sayısı da gitgide artıyor. Ancak birçok insan, bekâr veya boşanmış bir kadının tek başına yaşamasını bile hâlâ kabullenmekte güçlük çekiyor. Evli olmayan çiftlerin aynı evi paylaşmasına gelince işler çok daha hassas bir hâl alıyor. O nedenle çiftlerin medeni hâli konusunda ev sahiplerine ve komşulara yalan söyleniyor.

Tahran’da üç İran halısı mağazası sahibi olan, aileden zengin ve 43 yaşında hâlâ bekâr olan Macit, bu konuda Al-Monitor’a şöyle yakınıyor: “Beş yıldır annem inatla benimle uğraşıyor. Ailenin tek çocuğuyum. Babam 10 yıl önce vefat etti ve annem beni ‘yuva kurmuş’ olarak görmek istiyor.’’

Macit devamında da şunları anlatıyor: “Eminim ki ben evlenir evlenmez annem yine benimle uğraşacak, çünkü ‘ölmeden önce torun görmek’ istiyor. O zaman da sadece benim değil, eşimin de canını sıkabilir ve evliliğimde türlü çatışmalara sebep olabilir. Evlilik hayatı beni hiçbir şekilde cezbetmiyor. Annemin dırdırına daha fazla dayanamadım ve evden taşınmaya karar verdim. Kız arkadaşımın ailesi bize epey destek oluyor. Gelenekçi ve dindar değiller. İngiltere’de yaşayan oğulları, İngiliz kız arkadaşıyla yaklaşık 10 yıldır birlikte yaşıyor. Dolayısıyla bu duruma alışkınlar.’’

Nikâhsız bir çift olarak aynı evi paylaşmak, İran’da yaygın ve güçlü bir tabu olmaya devam ediyor. Hükümet ve dindar nüfus bunu ülkenin İslami ilkelerini hiçe saymak olarak görüyor. Birçok aile için böyle bir durumun ortaya çıkması, toplum nezdinde utanç anlamına geliyor.

Tüm bunlara rağmen, nikâhsız çiftleri birlikte yaşamaya sevk eden başka etkenler de var. Evliliğe dair toplumsal taahhütlere girmeden birlikte yaşamanın avantajı, şüphesiz ki bunlardan biri. Kimi genç İranlılar için ise bundan daha da önemli olan, rahatça birlikte vakit geçirebilmek, evde arkadaş ağırlayabilmek ve örneğin ailelerin bu tür buluşmalara duyduğu hoşnutsuzluktan kaynaklı kaygılardan muaf olmak.

Lafın kısası, birlikte nikâhsız yaşamak, kapalı toplumun zorluklarına karşı bir başka hayatta kalma taktiği, yasaklı meyvelerin bir çatı altında gizli kapaklı tadıldığı yeni bir sığınak arayışı olabilir.

More from Mehrnaz Samimi