Ana içeriğe atla

Türkiye Ve İran: Yeni Gerginlikler ve Riskler

Turkiye Ve Iran: Yeni Gerginlikler ve Riskler

Turkish Foreign Minister Ahmet Davutoglu (L), Egyptian Foreign Minister Mohamed Kamel Amr (C) and Iranian Foreign Minister Ali Akbar Salehi attend a news conference after a meeting regarding the Syrian crisis, in Cairo September 17, 2012. Saudi Arabia stayed away from a meeting on the Syria crisis convened by regional powers on Monday, setting back a forum grouping Iran - President Bashar al-Assad's main Middle East ally - and his leading opponents in the region. The "contact group" of Egypt, Iran, Turkey a

Türkiye ile İran’ın Ortadoğu bölgesinin hemen her santimetrekaresinde adı konulmamış bir nüfuz rekabetine girişmiş oldukları bilinmeyen bir şey değil. Yüzyıllardır bu böyle oldu. Jeopolitik heartland’i bugünün Türkiye’sinin Ege’si olan Ancient Greece ile ancient Persia arasındaki “dönemin süpergüçleri çekişmesi”nden beri, yani ilkçağlardan beri bu böyle.

Jeopolitiğin zorladığı bu mücadeleye, 15. Yüzyıl’da Osmanlı-Safevi çekişmesiyle bir de “Sünni güç merkezi” ile “Şii güç merkezi” çekişmesi ve boyutu eklenmişti. İşin ironik yanı, bu, bir yandan da iki Türk hanedan arasındaydı. Üstelik, “etnik saflık” ölçülse, İran’a hükmeden Safeviler –ki, bugünkü Azerbaycan halkının yani Azerilerin tarihi arka planını oluştururlar- siyasi ittifaklar hesabıyla Balkan Hristiyan monarşilerinden ya da  Bizans kalıntısı Rum prenslerden kız alan Osmanlı hanedanından pekala daha “Türk” sayılabilirler.

İki komşu hanedanın “Türk” karakteri, could not change the imperatives of geopolitics. Nüfusu çoğunlukla Sünni olan İran’da Şiiliği geliştiren Safeviler olmuştu. Şiilik, Safeviler döneminde İran’da devlet dini oldu ve o günden itibaren, İran bir “Şii güç merkezi” olarak bölgesel ve uluslararası sahnede yerini aldı.

Safevilerin yerini alan ve bir başka Türk hanedanı olan Kaçarlar (Qajars) döneminde de, Türkiye-İran rekabeti, savaş enstrümanları kullanılarak sürdü. Ta ki, 1639 yılına kadar. Bugünkü Irak toprakları ve özellikle Bağdat’ın sürekli el değiştirdiği Osmanlı-İran savaşlarına 1639 yılında imzalanan Qasr-ı Shirin Anlaşması ile nokta konuldu. Kasr-ı Şirin’de bugünkü İran-Irak ve İran-Türkiye sınırları çizildi. 400 yılı aşkın süre içinde bazı modifikasyonlar dışında Kasr-ı Şirin Anlaşması’yla çizilmiş sınırlar kaldı ve hiçbir zaman Türkiye ile İran arasında irredendist taleplere de yol açılmadı.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish