Suriye'nin Nabzı

Batı Halep şiddetli taarruz altında

By
p
Article Summary
Halep üzerinde yoğun bombardıman devam ederken, İslamcı asiler de rejim bölgelerine yönelik bugüne dek giriştikleri en büyük taarruzu sürdürüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Rejim kontrolündeki batı Halep’e yönelik isyancıların geçtiğimiz günlerde başlattığı topyekûn taarruz, hem bölgeyi savunmakla görevli rejim savaşçıları hem de şehrin o kısmında yaşayan talihsiz insanlar için büyük bir şok oldu. İslamcı gruplar, epey bir zamandır güçlerini bir araya getiriyordu. Birkaç cepheden başlayan koordine taarruz, Nusra Cephesi başta olmak üzere El Kaide bağlantılı grupların ve iddialara göre Çeçen militanların önderliğinde yürütülüyor. Başka birçok yabancı savaşçı da saldırıda yer alıyor.

Halep’teki taarruz, İslamcı grupların mart sonunda Lazkiye vilayetindeki Kesep’e saldırısından hemen sonra başladı. Taarruzun şiddeti kademeli olarak artarken, isyancılar eş anlı olarak Zahra banliyösüne girmeye ve kuzeybatıdaki Hava Kuvvetleri İstihbarat Karargâhı’nı kuşatmaya girişti. İsyancılar ayrıca kuzeydoğuda Şam otobanı üzerindeki Harp Akademisi’ne saldırdı ve Kanaser üzerinden Halep’e giriş çıkış sağlayan tek yolu, Ramuse bölgesinde kesmeye çalıştı. Doğudan da şehre girmeye çalışan isyancılar, son birkaç gündür Midan ve Halep’in tarihi kısmında baskıyı artırıyor.

Bu taarruzu mümkün kılan, Irak-Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Halep vilayetinin büyük bölümünden çekilmesi oldu. IŞİD’in çekilmesiyle birlikte bölgedeki iç savaşları sona eren İslamcı gruplar, rejimle savaşmaya odaklandı.

Batı Halep, savaşın başlamasından bu yana bu şiddette bir taarruz görmüş değil. Bölge halkı, son bir haftada en dehşet verici tecrübelerini yaşadı. Dinmeyen bombardıman ve top ateşi, gece gökyüzünü aydınlatırken patlamalar kilometrelerce ötedeki binaları salladı. Savaş uçakları, gün boyunca uçtu. Korku ve kargaşanın üstüne bir de kısmi bir elektrik ve iletişim kesintisi yaşanınca zaten panik içindeki şehir, tam anlamıyla bir histeri ve kıyamet görüntüsüne büründü. Korkudan sersemlemiş insanlar, güya güvenli bölgelere kaçmaya çalıştı. Bir zamanların kalburüstü ve kalabalık Zahra banliyösü, şu an sokakları boş, adeta ıssız bir bölge durumunda. Yağmacılar işe koyulurken bir tek silah sesi duyuluyor. Bölgede kalanların erzak stoklamasıyla fiyatlar uçtu, benzin istasyonları da kepenk indirdi. Kaçmak isteyen çaresiz insanlar ise mahsur kaldı. Zira şehirden tek çıkış yolu kapandı.

Şiddetli çarpışmalar neticesinde Zahra cephesinde ilerleme sağlayan İslamcılar, bölgeyi yoğun bir şekilde bombaladıktan sonra birkaç tane apartman binasını ele geçirip evlerin içinde mevzilendi. En az 25 aile, yakındaki Hreytan kasabasına götürüldü. Bu ailelerin bazısı daha sonra serbest bırakıldı ancak diğerlerinin akıbeti bilinmiyor.

Geçenlerde, Zahra cephesinden bir geceliğine izinli olan bir grup rejim savaşçısıyla birlikte “müsadere edilmiş” bir dairede bir akşam geçirdim. Halep’te bir konutun bu şekilde kullanılabilmesi için ya sahiplerinin kaçmış olması ya da cephe hattında terk edilmiş bir bina olması lazım. Nitekim isyancıların taarruzuyla birlikte varlıklı Zahra semtinde birçok bina terk edildi.  Şöyle ya da böyle, her iki tarafın savaşçıları da bu tür binaları bolca kullanıyor.

Gruptaki asker ve subaylar, onları sabaha kadar idare edecek bol miktarda yiyecek ve alkol stoklamış, geceyi dış dünyadan uzakta içerek, küfrederek ve şakalaşarak geçirip rahatlama niyetindeydi. Yakından tanıdığım gönüllü bir savaşçı olan Ebu Saad, bana cep telefonuna çektiği çatışma görüntülerini izlettirdi. Anlattığına göre, çatışmalar o kadar şiddetliymiş ki bazı anlarda isyancılarla aralarındaki mesafe birkaç metreye kadar düşmüş. Videoların birinde, müsadere edilmiş bir dairenin delik duvarından ateş eden bir ağır makinalı tüfek görünüyordu.

Derken Ebu Saad’ın bir arkadaşı lafa girdi: “O pislikleri geri püskürttük. Şu an iki kilometre ötedeler.” Ebu Saad ise bana usulca şöyle fısıldadı: “Yalan söylüyor. Hâlâ oradalar. Bize de takviye gönderildi, başlarında çok yüksek rütbeli bir subayın olduğu 250 civarında Hizbullah savaşçısı… Adamlar çok sert ve acımasız. Onlar olmasaydı bence dayanamazdık.” Ebu Saad, Hizbullah savaşçılarını anlatmaya devam etti: “Tabi, bazı dezavantajları da var. Onların yanında içki içmeye, küfürlü konuşmaya cesaret edemiyoruz. Çok dindar ve katı insanlar. Yanlarında her zaman Kuran-i Kerim taşıyor ve namaz kılıyorlar. Bizden bazen gerçekten tiksindiklerini düşünüyorum.”

Gecenin ilerleyen saatlerinde içkiden dili iyice çözülen Ebu Saad, ilk sıkıştıkları anda cepheden kaçan ayaktakımı milislerden şikâyet etti: “Hepsi eşkıya ve ödlek. Tek dertleri, insanların evlerini talan etmek. Savaşmayı zerre kadar beceremiyorlar.” Bu milis gruplarından biri, Halk Komiteleri ismini taşıyor. Çoğu mensubu eski dolandırıcılardan oluştuğu düşünülürse bu grubun Halep çapında kötü bir nam salmış olması şaşırtıcı değil. Tahmin edileceği gibi, Zahra’da çatışmalar başlayınca bu grup, mevzilerini terk etmiş ve diğerlerini – ordu birlikleri, Baas Tugayı, Hizbullah kıtası, Hava Kuvvetleri istihbarat personeli ve Kudüs Tugayı’nı – sayı olarak ezici üstünlüğe sahip saldırganların karşısında zor durumda bırakmış.

Halep’te çatışmalar tüm cephelerde sürüyor. Çatışmalar muhtemelen uzatmalı bir ölüm kalım mücadelesi olarak devam edip şehrin kaderini ve nihai sahibini belirleyecek. Bu çılgınlığın en büyük bedelini ise yine siviller ödüyor. Hedef gözetmeden atılan mermi ve havan topları onlarca insanın hayatına mâl oluyor, keskin nişancılar rastgele ateş edip can alıyor. Halep adeta kalbinden ikiye parçalanıyor, her iki taraf da masumlara karşı tam anlamıyla menfur, affedilmez savaş suçları işlerken insanlar toplu hâlde ölüyor. Sosyal medyada yükselen ümitsiz, hüzünlü yakarışlar, Haleplilerin hissiyatını net bir şekilde yansıtıyor: “Allah’ım bize merhamet eyle. Başımıza bir şey gelirse bizi affet.”

Bu bölümlerde bulundu: syria, opposition, jihadists, jabhat al-nusra, islamists, hezbollah, civil war, aleppo

Edward Dark imzası, Halep’te yaşayan bir Suriyelinin kullandığı mahlastır. Twitter hesabı: @edwardedark

x

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X