Suriyeli savaşçılar niçin Dağlık Karabağ savaşına katılıyor?

Al-Monitor Azerbaycan’a giderek Dağlık Karabağ savaşına katılan Suriyeli muhalif savaşçılarla konuştu.

al-monitor Dağlık Karabağ bölgesinde patlak veren çatışmaların ardından Azerbaycan’a karşı savaşmak için Karabağ cephesine Ermeni ihtiyat kuvvetleri ve gönüllü savaşçılar taşıyan bir otobüs, 6 Ekim 2020. Photo by Photo by AFP via Getty Images.
Sultan al-Kanj

Sultan al-Kanj

@AlkanjSultan

İşlenmiş konular

turkmen, caucasus, free syrian army, armenia, syrians, hulusi akar, nagorno-karabakh

Eki 7, 2020

İDLİB, Suriye — Azerbaycan ve Ermenistan arasında Dağlık Karabağ sorunu nedeniyle yeniden patlak veren çatışmaların şiddeti son günlerde artarken Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye birbirlerini Suriyeli savaşçıları bölgeye taşımakla suçluyor.

Türkiye, Ermenistan ile savaşında Azerbaycan’ı iki nedenle destekliyor. Öncelikle Azeriler ve Türkler arasında soydaşlık bağı bulunuyor. Ayrıca Osmanlı’nın 20’nci yüzyılın başlarında Ermenilere karşı soykırım suçu işlediği suçlamaları nedeniyle Türkiye ile Ermenistan arasında tarihi bir husumet de söz konusu.

Moskova ise hem Rusya’daki Ermeni lobisi hem de Ermeniler ile Ruslar arasında Sovyetler Birliği’nin kuruluşuna dayanan geleneksel ittifak nedeniyle Erivan’ı destekliyor. Rusya Ermenistan’daki askeri üslerini hâlen koruyor.

Azerbaycan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Anar Eyvazov 28 Eylül’de Karabağ cephesinde bulunan Ermeni birliklerin cesetlerinin arasında Ermeni kökenli Suriyeli paralı askerler tespit edildiğini açıkladı.

Rusya’nın Interfax ajansı ise aynı gün Ermenistan’ın Moskova Büyükelçisi Vardan Toganyan’ın Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinden Azerbaycan’a 4 bin savaşçı transfer ettiğine dair demecine yer verdi. 

Azerbaycan’ın dış politikadan sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev ülkesine Suriye’den savaşçı getirildiğine dair tüm iddiaları yalanladı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de 2 Ekim’de Karabağ’daki savaşa hiçbir Suriyeli savaşçının katılmadığını söyledi. El Cezire’ye konuşan Aliyev, Ermenistan’ın bu konudaki iddialarının asılsız olduğunu kaydetti.

Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar ise 28 Eylül’de “Ermenistan derhal saldırıları durdurmalı. Yurt dışından getirdikleri paralı askerleri, teröristleri geri göndermeli ve işgal ettikleri Azerbaycan topraklarını boşaltmalıdır” diye konuştu. Azerbaycan Savunma Bakanlığı da “Karabağ cephesinde Ermeni ordusunun safında savaşan Suriyeli paralı askerler var” açıklamasını yaptı.

Al-Monitor bu gelişmeler üzerine Suriyelilere niçin Azerbaycan’daki savaşa katıldıklarını sordu.

Halep’in kuzey kırsalından 25 yaşındaki bir savaşçı Halid Salih mahlasıyla Al-Monitor’a şunları aktardı: “Özgür Suriye Ordusu’na bağlı 1’nci Kolordu’da görevliyim. Suriye’nin kuzeyindeki yaşam koşulları ve işsizlik yüzünden daha önce Libya’ya gitmek zorunda kalmıştım, şimdi de 1500 dolara Azerbaycan’a gitmeye karar verdim. Suriye rejimi dışında kimseyle savaşacağım aklıma gelmezdi. Ama ailemin geçimini sağlamak için Libya’da savaşmak zorundaydım çünkü bizler yoksul insanlarız ve kuzey Suriye’deki birkaç insani kuruluşun yaptığı yardımlar dışında hiçbir şeyimiz yok.”

Salih şöyle devam etti: “Türkiye üzerinden Ermenistan’a karşı savaşa iki katılmamın iki sebebi var: Birincisi bu yoksulluk içinde maddi bir gelir elde etmek, ikincisi de Suriye rejimine karşı bizim yanımızda yer alan Türkiye’nin yanında olmak.” 

Halep’in kuzeydoğusundaki Baza kentinden Casim Himmiş (35) mahlaslı ÖSO lideri de şöyle dedi: “Devrimin en başından bu yana Suriye rejimiyle karşı savaştım, ardından İslam Devleti’yle savaştım. Şimdi de Türkiye’nin safında Libya ve Azerbaycan’da savaşıyoruz. Bunu, Suriye halkının Suriye rejimine karşı devrimini destekleyen, diğer Arap ülkelerinin yapmadığını yaparak rejim bombardımanından kaçan Suriyelilere sınırlarını açan Türkiye’ye borçluyuz. Türkiye bizi hâlâ rejimin ve Rusya’nın zulmünden koruyor ve Ermenistan’la savaş nihayetinde Türkiye’nin safında Suriye halkının asıl düşmanı olan Rusya’ya karşı savaşmaktır.”

İdlib’in kuzey kırsalında Türkiye-Suriye sınırındaki bir mülteci kampında yaşayan Bilal Hamdan mahlaslı 24 yaşındaki savaşçı ise şöyle dedi: “Ben rejime karşı olmama rağmen devrimde elime silah almadım. Kuzenim Sultan Murad Tugayı’nda asker. Azerbaycan’daki savaşa kaydolmam için benimle Afrin’de buluşmak istedi, ben de gittim. Oradaki yetkili komutan maaşların 150 ilâ 2 bin dolar arasında değiştiğini ve petrol tesislerini korumakla sorumlu olacağımızı söyledi. Ama Türkiye üzerinden Azerbaycan’a uçtuğumuz bölgede bombaların sesini duyabiliyordum. Petrol tesisi yerine savaş bölgesine gittiğimizi o zaman anladım. Savaşmaya cazip maaşı nedeniyle razı oldum. Sekiz kişilik ailemde herkese ben bakıyorum. Babamız vefat etti, bizi destekleyecek kimsemiz yok.”

Türkiye’de yaşayan Suriyeli gazeteci Ahmed Hasan ise Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “Evet, giden Suriyeliler oldu ama sayıları yalnızca birkaç yüz kadar. Bazı örgütlerin liderleri savaşçıları aldatarak resmi sözleşmeler yapılacağını söylemişler ama böyle bir durum yok. Transferler Azerbaycan’da gaz, petrol, ve müteahhitlik gibi projelerde görev alan Türk güvenlik şirketleri üzerinden gerçekleşiyor. Suriyelilerin tek hedefi bu güvenlik şirketlerinde işe girerek ve maddi gelir sağlamak. Kayıtların ilk zamanlarında bölgede [Dağlık Karabağ] henüz çatışma da yoktu. (…) Türkiye tarafından resmi olarak bölgeye gönderilenler Türk vatandaşlığı olan ve ÖSO’ya bağlı olan Suriyeliler. Gayri resmi yollardan gönderilen Suriyeliler ise daha sonra Türkiye’ye dönmek isteyen örgütlerin üyeleri ve çoğu Türkmen. Resmi bir statüleri, seyehat belgeleri yok. Bu nedenle güvenlik şirketleri üzerinden kaçak yolları kullanıyorlar.”

Suriye’deki savaşçıların Azerbaycan’a gitmesinin Suriye sahasındaki durumu etkilemeyeceğini belirten Hasan şöyle devam etti: “ABD, Türkiye ve Rusya Suriye’ye zaten fazlasıyla müdahil durumda, kendi askeri birlikleri sayesinde istedikleri gibi hareket edebiliyorlar, Suriyeli örgütler sahada kenarda kalmış durumda.”

Rusya’nın da aynı yöntemleri kullanarak, güvenlik şirketleri üzerinden Suriyeli savaşçı devşirdiğini kaydeden Hasan’a göre “Azerbaycan’daki durumun Suriye’dekiyle bir alakası yok. Her iki bölgede de özgün şartlar, ittifaklar ve beklentiler söz konusu.”

İdlib kırsalında yaşayan ÖSO liderlerinden Yüzbaşı Abdülselam Abdülrezzak ise Al-Monitor’a şöyle dedi: “Suriye ve Türkiye halkı arasında coğrafya, tarih, menfaatler ve müşterek hedefler bakımından stratejik bir ortaklık söz konusu. Türk yönetimiyle ÖSO’nun askeri ve sivil kanadı arasındaki müttefiklik bu ortaklığa dayanıyor. Ben bu yaygarayı anlamıyorum; ÖSO grupları her yerde Türk dostlarımızın safında savaşacaktır çünkü Türkiye de Suriye’de bizim için savaşıyor. Ancak orada Suriyelilerin bulunması Kafkaslarda yahut başka bir yerdeki savaşa müdahil olduğumuz anlamına da gelmiyor. (...) Bölgenin tüm meseleleri siyasi ve askeri bakımdan birbiriyle bağlantılı. Suriye’de daha fazla katliam yapmasını engelleyecek güçlerin ortaya çıkması Rusya’yı delirtiyor. Bu güçler, ezilen halkların, hatta ülkelerin yanındadır. Ben, Rusya’nın nüfuz alanlarına girilmesinin, Rusya’nın gücünün tüm cephelerde zayıflatılmasının Suriye devriminin menfaatine olduğunu düşünüyorum."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Azerbaycan’a asker tezkeresi ne anlama geliyor?
Fehim Taştekin | | Kas 19, 2020
Sahaya inen Türkiye neden masada olamıyor?
Fehim Taştekin | | Eki 15, 2020
Rusya Suriyeli Kürtleri Karabağ’da savaştırır mı?
Kirill Semenov | Kürtler ve Kürdistan | Eki 14, 2020
İran’ın Yukarı Karabağ ikilemi
Ali Hashem | Sınır ihtilafları ve ilhak  | Eki 9, 2020
Erdoğan Putin’in sıkışmışlığını nasıl kullanıyor?
Fehim Taştekin | | Eki 8, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Suriye'nin Nabzı

al-monitor
İdlib yeni bir savaşın eşiğinde mi?
Sultan al-Kanj | Suriye çatışması | Kas 17, 2020
al-monitor
Suriyeli Kürtler yeni bir tehlikeyle karşı karşıya: Petrol kirliliği
Dan Wilkofsky | Petrol ve gaz | Haz 30, 2020
al-monitor
Suriyeli Kürtler birlik için ‘tarihi adım’ atarken Ankara sessiz
Amberin Zaman | Suriye çatışması | Haz 17, 2020
al-monitor
Barış Pınarı Harekâtı’nın ardından sefalet ve propaganda savaşı devam ediyor
Amberin Zaman | türk-kürt çatışması | May 29, 2020