Suriye: SDG bölgesindeki suikastlar ne anlama geliyor?

SDG kontrolündeki Deyrizor’da önemli bir aşiret liderinin öldürülmesi ve Suriye’den Irak’a kaçak geçişlerin devam ettiği haberleri sınırın iki tarafında da endişe yaratıyor.

al-monitor İslam Devleti’nin ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nce (SDG) mağlup edildiğinin ilanından bir gün sonra Suriye’nin doğusundaki Deyrizor vilayetinde Irak sınırı yakınlarındaki Bağuz köyünde görüntülenen SDG mensupları, 24 Mart 2019.  Photo by Photo by DELIL SOULEIMAN/AFP via Getty Images..

Ağu 10, 2020

Doğu Suriye’deki Deyrizor vilayetinde önemli bir aşiret liderine düzenlenen suikast ve ardından patlak veren gösteriler, Kürt ağırlıklı Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) denetiminde olan bölgenin istikrarı için kaygıları artırırken, bu durumun bölgenin Irak’la olan kritik sınır hattına nasıl yansıyacağı da önem taşıyor.

Suikasta uğrayan Şeyh Mutşir Hamud Cedan El Hivil vilayetin en büyük aşiretlerinden Akidet’in tanınmış liderlerinden biriydi. Saldırı sırasında yanında bulunan aşiretin bir başka önde geleni de hayatını kaybetti. Olayın ardından doğu Suriye’de protestolar ve çatışmalar patlak verirken ABD başsağlığı mesajı gönderdi.

Aşiret liderlerinin kim tarafından ve neden öldürüldüğü henüz bilinmiyor. Bölgede yaşayan pek çok kişi, saldırının arkasında, bu tip olaylarda ilk suçlanan örgüt olan İslam Devleti’nin (İD) olmadığını iddia ediyor. 

Al-Monitor muhabirinin uzun zamandır temasta olduğu ve 8 Ağustos’ta WhatsApp üzerinden görüştüğü Deyrizorlu bir kaynak, İD’in bölgede saldırılar düzenlemeye devam ettiğini ancak “aşiret büyüklerini hedef almadığını” belirtti ve son saldırının “Suriye rejimiyle bağlantılı” kişilerin işi olduğunu iddia etti. 

Kaynak, nüfusu ağırlıkla Arap olan Deyrizor’da “yerli halk ile SDG arasındaki mevcut husumetin çok tehlikeli olduğu” ancak bölgede “SDG’ye bir alternatif görünmediği” yorumunda bulundu. Kaynağa göre SDG, “maaş uğruna saflarına katılan Arapların vicdanını öldürüyor” ve onları, rejim ve İD gibi başka güçler tarafından kullanılmaya açık hâle getiriyor.

SDG’nin İD’e karşı operasyonları devam etse de yerliler bu operasyonlarda sıklıkla yanlış kişilerin hedef alındığını iddia ediyor. Ayrıca SDG’nin medya faaliyetlerinin bölgedeki dindar halkı rencide ettiği belirtiliyor. Örneğin tehlikeli kişilerin tutuklandığı duyurulurken “ele geçirilen” malzemeler olarak az miktarda para, çakmak ve tespih fotoğrafı paylaşılıyor.

Deyrizor’da geçen sene yaptığımız gözlemler, halkın çoğunlukla SDG’yi İD’e tercih ettiği ancak SDG’nin bir noktada Şam’la anlaşarak rejimin bölgeye dönüşünü sağlayacağı endişesi taşıdığı yönündeydi. Halk ayrıca yargısız infaz ve adam kaçırma olaylarından, protesto yasaklarından şikâyetçiydi.

Pentagon, uluslararası koalisyonun Suriye ve Irak’taki faaliyetlerine ilişkin son raporunda Deyrizor’daki Arapların çoğunluğunun SDG’ye “pasif destek” verdiği ancak bölgelerinde her türlü karar verme sürecinden dışlanmış hissettiği belirtiliyor.

Deyrizorluların epeydir dile getirdiği bir başka iddia da pek çok eski İD militanı SDG’ye kabul edilirken İD’e karşı savaşmış ama SDG’ye katılmak istemeyen Arapların dışlandığı yönünde.

Deyrizor’da istikrarsızlığın artması, çoğu İD yöneticisinin memleketi olan Irak’ı da etkileyebilir. Deyrizorlu kaynak, SDG denetimindeki meşhur El Hol kampının haricinde bile doğu Suriye’de hâlen çok sayıda Irak uyruklu olduğunu, özellikle Haseke bölgesi ile Deyrizor’un kuzeyinde bulunan bu kişilerin 500 ilâ 1000 dolar arasında değişen ücretler karşılığında kaçakçılar tarafından Irak’a geçirildiğini iddia etti.

El Hol kampına ilişkin yolsuzluk iddiaları yıllardır gündemde. Bu iddialar, İD kontrolündeki son toprak parçası olan Deyrizor’un doğusundaki Bağuz’un Mart 2019’da uluslararası koalisyonun desteğiyle SDG’nin eline geçmesinden çok önce ortaya çıkmıştı. 

El Hol’de kalan ve daha sonra Irak’ın Selahaddin vilayetindeki sığınmacı kamplarına getirilen Irak vatandaşlarıyla 2017 yılının başlarında görüşmüştük. Bu kişilerin bazıları, Irak makamlarınca verilmiş kimlik ve evlilik cüzdanı gibi belgelerinin El Hol kampındaki yöneticiler tarafından alındığını ve geri verilmediğini iddia etmişlerdi. Bazıları da ancak büyük rüşvetler vererek belgelerini geri alabildiklerini öne sürmüşlerdi.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği yetkilisi Scott Craig de bu konudaki çağrılarına rağmen sığınmacıların kimlik belgelerine el koymanın, “Kürt kamp yönetiminin rutin uygulaması” hâline geldiğini belirtiyordu.

Deyrizorlu kaynak ise Suriye’de İD’e katıldıkları düşünülen birçok Irak vatandaşının af çıkmadığı sürece Irak’a dönmek istemediğini, dolayısıyla pek çoğu için “örgütlenip İD’in dönüşü için savaşmak” dışında seçenek kalmadığını, bu nedenle de kuzeydoğu Suriye’de “anarşi yaratmaya” çalıştıklarını öne sürdü.

Kaynak, savaş tecrübesi olan kimi militanların “PKK’ya katıldığını” ve şu an kuzeybatı Irak’ta Suriye sınırı yakınlarındaki Sincar ve Rabia bölgelerinde bulunduğunu iddia etti.

Irak’taki Kerbela aşiretinin lideri Reba El Karbuli Al-Monitor’a 9 Ağustos’ta WhatsApp üzerinden yaptığı açıklamada “son aylarda İD savaşçılarının eşleri ve çocukları olan yüzlerce kadın ve çocuğun yanlarında erkekler olmaksızın El Hol’den Kaim’e geldiğini” ve bu gelişlerde ne uluslararası toplumun ne de Irak devletinin dahli olduğunu belirtti. 

Suriye sınırındaki Anbar vilayetinin batısında stratejik konuma sahip bir kent olan Kaim, 2017 sonlarında İD’den geri alınmıştı. “1916 Sykes-Picot Anlaşması’ndan önce bu bölgeleri ayıran sınırlar olmadığını” hatırlatan Karbuli, aşiretler arasında yakın ilişkilerin sürdüğünü vurguladı. 

Karbuli’ye göre bahsi geçen aileler, SDG aracılığıyla sınırdan kaçak geçirilmiş ve Musul ya da Kaim yolu üzerinden Haşdi Şabi olarak da bilinen Halk Seferberlik Birlikleri’yle bağlantılı kaçakçılara teslim edilmiş. Karbuli, “Tehlikeli yollardan geçirilen, ahlaksızca sömürülen bu ailelerden kişi başına 2 bin dolara kadar ücretler alınıyor” dedi. 

İD karşıtı uluslararası koalisyonun sözcüsü Albay Myles B. Caggins III, Suriye-Irak sınırının güvenliğine ilişkin Al-Monitor’a şu açıklamayı yaptı: “Yakın zamanda Irak sınır birliklerine birkaç milyon dolar değerinde sınır gözetleme kuleleri sağladık. Bu kuleler, sıklıkla kaçakçılık güzergâhı olarak kullanılan bölgelere yerleştiriliyor ve Irak güvenlik güçlerinin kaçak geçişleri izleme ve tespit etme kabiliyetini artırıyor.” 

Caggins, SDG ve Irak güvenlik güçlerine birkaç yıldır eğitim verildiğini ve bunların artık “ehil güçler” olduğunu vurguladı.

Sözcü ayrıca SDG ve Irak hükümetiyle temaslardan edindikleri bilgiye göre iki tarafın “aralarında görüştüğünü ve güvenlik operasyonlarını koordine ettiğini” belirtirken, “İD’i bertaraf etmek bu bölgede herkesin paylaştığı ortak bir hedef” dedi. Bölgede İD’i destekleyen neredeyse kimse kalmadığını vurgulayan Sözcü, örgütün halen “küçük çaplı saldırılar, suikastlar, haraç toplama” gibi eylemler yapabileceğini ancak toprak ele geçirecek güçte olmadığını söyledi ve ekledi: “Deyrizor ve Anbar’da 30 gündür tek bir hava operasyonu yapmadık."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Esad güçleri ile ABD arasındaki çatışmalar Rusya’yı zorlayacak
Kirill Semenov | Suriye'de Rusya | Ağu 25, 2020
Koronavirüs ölümleri artarken Türkiye Haseke’nin suyunu yine kesti
Amberin Zaman | Su sorunları | Ağu 24, 2020
Suriyeli Kürtler ABD’li bir petrol şirketiyle anlaşma imzaladı
Amberin Zaman | Petrol ve gaz | Tem 30, 2020
Suriyeli Kürtler yeni bir tehlikeyle karşı karşıya: Petrol kirliliği
Dan Wilkofsky | Petrol ve gaz | Haz 30, 2020
Suriyeli Kürtler birlik için ‘tarihi adım’ atarken Ankara sessiz
Amberin Zaman | Suriye çatışması | Haz 17, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Irak'ın Nabzı

al-monitor
Iraklı gençler dinden uzaklaşıyor mu?
Judit Neurink | | Eyl 21, 2020
al-monitor
Irak su meselesinde Türkiye’ye karşı hangi kozları kullanabilir?
Omar al-Jaffal | Su sorunları | Ağu 12, 2020
al-monitor
Irak Kürdistanı Suriyeli Kürtlere gönderilen insani yardımları engelliyor mu?
Amberin Zaman | Koronavirüs | Nis 22, 2020
al-monitor
Gorani lehçesini yaşatmak isteyen öğretmen Kuran’ı Kürtçeye çevirdi
Dana Taib Menmy | Tehlike altındaki diller | Oca 31, 2020