Sincar: Bölgesel ve uluslararası aktörlerin müdahalesi durumu kötüleştiriyor

Irak’ın Türkiye ve Suriye sınırına yakın bir konumda bulunan stratejik Sincar bölgesi için verilen kontrol mücadelesi Ezidi halkın hayatını daha da zorlaştırıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Irak’ın Sincar kasabasından kaçan Ezidi kadınlar Irak Kürdistanı’nın Dohuk vilayetindeki Hanki Mülteci Kampı’nda, 31 Temmuz 2019 Photo by REUTERS/Ari Jalal.

Eyl 16, 2019

Kürdistan Demokratik Partisi’nin (KDP) yerel liderlerinden Mahma Halil’in PKK unsurlarının Sincar’dan çekilmesi gerektiğine dair açıklaması hem Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) ile merkezi Irak hükümeti arasında hem de Ezidi yurdu Sincar’ın akıbetine dair yeni tartışmalar başlattı.

Halil’in, Irak’ın Türkiye ve Suriye sınırına yakın bir konumda bulunan Sincar’a dair açıklamalarının Türk-İran-ABD çatışmasına nasıl yansıyacağı da tartışılan konular arasında.

Halil 18 Ağustos’ta PKK’nın Sincar’dan çıkarılması ve yurdundan olmuş kişilerin bölgeye geri dönüşü konusunda yardım istemek için Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği’ne başvurduğunu açıkladı. Halil açıklamasında şöyle dedi: “Sincar’daki resmi yerel yönetim, Irak hükümetine, Kürdistan bölgesine ve Washington’a Sincar’da bir tampon bölge oluşturulması ve PKK unsurlarının bölgeden uzaklaştırılması için çağrıda bulunuyor.”

Halil ABD Büyükelçiliği’nin hâlihazırda haberdar olduğu bu talebin, Başbakan Adil Abdül Mehdi’nin ofisi ve KBY’ye de iletileceğini bildirdi.

Sincar, merkezi Irak hükümetinin KBY’nin bir parçası olarak kabul etmediği Ninova vilayetine bağlı. Merkezi hükümet, KBY’nin 2017’de düzenlediği bağımsızlık referandumununa yanıt olarak Erbil ile Bağdat arasındaki bazı ihtilaflı bölgeleri ele geçirmişti. 

Eskiden Sincar’ın idari sorumlusu olan Halil aslında bir süre önce KBY parlamentosunun Ezidilerle ilişkiler danışmanı olarak atandı. Ancak gözlemcilere göre hâlen idari sorumlu gibi davranıyor ve yerel yönetim bürosuna gidip gelmeyi sürdürüyor.

Halil 13 Ağustos’taki bir diğer açıklamasında da Sincar’ın PKK için güvenli bir limana dönüştüğünü, örgütün Halk Seferberlik Birlikleri’nin (HSB) gözü önünde adam kaçırıp fidye istediğini, keyfi cezalar uygulandığını söylemişti. 

Sincarlı kaynaklara göre ise bunlar, siyasi partiler tarafından uydurulan dedikodular ve yalanlar. Al-Monitor’a konuşan kaynaklar, “siyasi oyun” olarak niteledikleri iddiaları yalanladılar.

Sincar Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) iletişim sorumlusu Hafal Tiriş Şenkali de PKK’nın Sincar’daki misyonunu tamamlayınca bölgeden çekileceğini ilan ettiğini hatırlatarak şöyle dedi: “PKK, Irak hükümetinin eşgüdümüyle bölgeyi İslam Devleti’nden kurtarmak ve özgürleştirmek olan bu misyonunu, 1 Nisan 2018’de tamamlandı. Bu tarihten itibaren de Sincar’da PKK savaşçısı bulunmuyor.”

Ezidi 24 isimli basın kuruluşunun Genel Yayın Yönetmeni Seman Davut’a göre PKK’nın Sincar’dan kaçan insanların bölgeye dönmesini engellediği iddiaları PKK ve KDP arasındaki husumeti yansıtıyor. 

İD işgali Irak’taki siyasi arenaya yeni aktörlerin katılmasına ve ülkedeki güç dengesinin değişmesine yol açtı. PKK militanları 10 Ağustos 2014’te İD’le mücadele için bölgeye girmişti. PKK’yla birlikte örgüte yakın silahlı Ezidi gruplar da bölgeye girdi ve her grup belirli bir bölgede kontrolü ele geçirdi. Ezidi Akademisyen Macid Hasan bölgede geniş toprakları kontrol eden bazı Ezidi güçlerinin Halil’e karşı çıktığını söylüyor.

PKK Sincar’daki varlığını askeri ve siyasi uzantısı olan YBŞ üzerinden sürdürüyor. YBŞ, PKK’nın bölgeden çekilmesinin ardından Halk Seferberlik Birlikleri’nin resmi bir gücü haline geldi ve örgütün Iraklı Ezidilerden oluştuğu düşünüldüğünde bu insanların kendi yurtlarından çıkarılması zor görünüyor, bilhassa da İD’le mücadelede yaptıkları fedakarlıklar ve diğer Iraklıların nezdinde bunun taşıdığı önem düşünüldüğünde.

Al-Monitor’un sorularını yazılı olarak yanıtlayan YBŞ kaynakları, PKK ile herhangi bir örgütsel bağa sahip olmadıklarını söyleseler de PKK’yı “Ezidi halkının bir dostu” olarak tanımladılar. Kaynaklar, YBŞ’nin de artık Irak devletine bağlı resmi bir güç hâline geldiğini ve Irak güvenlik güçleriyle eşgüdümlü çalışarak bölgeyi İD hücrelerinden temizlemek için tüm askeri operasyonlara katıldığını ve iç güvenliği sağladığını belirttiler. 

YBŞ’nin bir siyasi parti yani Ezidi Özgürlük ve Demokrasi Partisi’ni kurması ve son parlamento seçimlerine katılması örgütü rakip Kürt partileri için bir endişe kaynağına dönüştürmüş durumda.

Ezidi Özgürlük ve Demokrasi Partisi üç Ezidi partisiyle ittifak hâlinde: KDP’ye yakın Ezidi Demokratik Partisi ile milliyetçi Ezidi Gelişim Partisi ve Ezidi Reform ve Gelişim Hareketi Partisi. İttifakın kuruluş bildirisinde bölgeyi korumak için askeri bir gücün oluşturulması, bu gücün yarısının Ezidi vatandaşlardan oluşması ve Ezidilerin yerel seçimlere tek bir blok hâlinde girmeleri kararlaştırılmıştı.

PKK’yı milli güvenliğine tehlike olarak gören Türkiye ise Sincar’daki PKK varlığına karşı çıkıyor. Dahası Sincar ile PKK’nın kalesi Kandil ve oradan da sınırın Suriye tarafındaki Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) uzanacak bir koridor kurulmasından endişe ediyor. Türkiye’nin hilafına olacak bu koridor savaşçı, silah, ve lojistik desteğin geçişi için kullanılabilir.

Türkiye ekonomik gerekçelerle Sincar’a yakın Fiş Habur’da yeni bir sınır kapısının açılmasını da istiyor. Bu, Türk mallarının Telafer, Sincar oradan da Musul ve Bağdat üzerinden Irak’ın güneyine gidişini kolaylaştırır ve hem Irak ile Türkiye arasındaki ticaret hacmini artırır hem de Irak’ın İran’a bağımlılığını azaltır.

Tahran doğal olarak bu plana karşı çıkıyor ve PKK’yı, Türkiye’nin Irak’la ticaretine karşı bir koz olarak kullanıyor. Tahran Güney’de nüfuzuna rakip olacak bir aktör istemiyor. Bilhassa da Washington’ın Irak’ı İran’dan mümkün olduğunca uzak tutarak Arap ülkelerine yaklaştırma çabalarının neticesinde Bağdat’ın Körfez devletleri, Mısır ve Ürdün’le ilişkilerini geliştirmesinin ardından.

PKK’yı terör örgütü olarak gören Türkiye, Sincar’ın bir örgüt üssüne dönüşmesine izin vermeyeceğini söylerken İran, Irak’a komşu Suriye üzerindeki kontrolünü pekiştirmek için bölgedeki etkinliğini artırmaya çalışıyor.

Halil’in ABD Büyükelçiliği’ne gönderdiği mesaj da Kürt yönetiminin Washington’dan beklentisini yansıtıyor: Washington’ın ihtilaflı Ezidi yurdu için devreye girerek bölgedeki güç dengesini KDP lehine yeniden tesis etmesi.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Facebook Irak Kürdistanı istihbaratıyla bağlantılı hesapları kapattı
Adam Lucente | Kürtler ve Kürdistan | Haz 5, 2020
Libya: Rusya Hefter’den desteğini çekiyor mu?
Kirill Semenov | Libya’daki çatışma | May 13, 2020
Irak Kürdistan bölgesi bölünebilir mi?
Mahmut Bozarslan | | May 14, 2020
Kürtler için lanet geri mi dönüyor?
Fehim Taştekin | Kürtler ve Kürdistan | Nis 23, 2020
Irak Kürdistanı Suriyeli Kürtlere gönderilen insani yardımları engelliyor mu?
Amberin Zaman | Koronavirüs | Nis 22, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Irak'ın Nabzı

al-monitor
Irak Kürdistanı Suriyeli Kürtlere gönderilen insani yardımları engelliyor mu?
Amberin Zaman | Koronavirüs | Nis 22, 2020
al-monitor
Gorani lehçesini yaşatmak isteyen öğretmen Kuran’ı Kürtçeye çevirdi
Dana Taib Menmy | Tehlike altındaki diller | Oca 31, 2020
al-monitor
Türkiye Irak’ta PKK bağlantılı Ezidi milisleri vurdu
Saad Salloum | Ezidiler | Oca 24, 2020
al-monitor
Mühendis’in ardından Haşdi Şabi’yi neler bekliyor?
Mustafa Saadoun | | Oca 21, 2020