General Votel’in ardından ABD’nin Orta Doğu’daki varlığı nasıl değişecek?

By
p
Article Summary
ABD’nin düşük maliyetli müdahale modelinin mimarı olan General Joseph Votel'in emekli olması, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri operasyonlarını nasıl etkileyecek? İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İslam Devleti (İD) örgütünün beş yıl önce Irak’ın büyük bir bölümünü ele geçirdiği, Musul Barajı’nı aşarak Amerikan diplomatlarını vurabilecek kadar ilerlediği günlerde General Joseph Votel adeta imkansız bir görevle karşı karşıyaydı.

Örgütün ilerleyişini durduracak hava harekâtını koordine etmek üzere Irak’a yeniden seçkin Amerikan birlikleri göndermek gerekiyordu ve Votel’in bunun için sadece iki haftası vardı. Ancak, o günlerde özel harekâtlardan sorumlu olan Votel, anlamlı miktarda asker ve ateş gücü göndermek için Beyaz Saray ve Kongre’den yeterli destek alamıyordu. 

2015’e kadar ABD’nin Orta Doğu’daki deniz operasyonlarını yöneten emekli Koramiral John Miller o günleri şöyle anlatıyor: “Musul Barajı’nı geri almak için 101. Hava İndirme Tümeni’ni gönderemeyeceğimizi daha işin başında biliyorduk. Bunu başkalarının yapması gerekecekti. Çünkü Iraklılar 101. Hava İndirme Tümeni’ni istemiyorlardı ama barajlarını geri istiyorlardı.”

Rusya’nın Ukrayna’daki müdahalesi frenlenmeye çalışılırken bölgedeki Amerikan hava üsleri boşalmıştı. Votel’in ABD Merkez Komutanlığı’ndaki meslektaşları, 135 gün boyunca yaptıkları telekonferanslarla harekâtı yürütebilmek için geçici bir istihbarat ve silahlı keşif ağı oluşturdular. Bu arada İD ilerlemeye devam etmiş, Musul’daki Türk Konsolosluğu’nu basarak 49 kişiyi rehin almıştı.

Irak’tan üç yıl önce çekilen Pentagon, yaklaşık iki ay boyunca Irak’a küçük özel kuvvetler birlikleri gönderdi. Birliklerin görevi, Hava Kuvvetleri daha yakın bir mesafeye uçak gönderene kadar Basra Körfezi’nde konuşlu Carl Vinson uçak gemisindeki jetlere hedef bilgisi sağlamaktı. 

Miller, özel kuvvetlerin silahlı keşif ve bombardıman görevleri için uçak gemilerine bilgi aktarmasını “alışık olmadığımız bir çalışma tarzı” diye tanımlasa da bu kombinasyon etkili oldu. Savaşın kontrolden çıkıyormuş gibi göründüğü bir anda militanların etkinliği zayıflatıldı. 

İD militanları, ABD Konsolosluğu’nun bulunduğu Erbil’e giden güzergâhta son denetim noktalarından biri olan Mahmur’dan yürüyüp geçmişlerdi. Elektrik ve internetsiz kalan halk İD’in işgaline hazırlanmaya başlamışken gökyüzü Amerikan uçaklarının bombardımanlarıyla aydınlandı. Süleymaniye’den otostopla çıkan Amerikalı bir tanık, “İnsanlar en kötüsüne hazırlanıyordu. Hava operasyonları başlamasaydı oldukça kötü bir durumda kalacaktık” dedi. 

Votel’in İD’e karşı dört yıl süren harekât boyunca yaptığı ustaca bürokratik manevralar ABD varlığının azaltılmasına zemin hazırlar gibiydi. Neticede, savaşma işinin büyük ölçüde, Amerikan hava operasyonlarının hedeflerini elektronik cihazlarla tespit eden, topçu hedefleri için Microsoft tabletleri kullanan, Pentagon tarafından eğitilmiş Suriyeli Kürt savaşçılara bırakıldığı bir format ortaya çıktı. 

Votel bir süre ABD’nin Orta Doğu’daki bir numaralı komutanı olarak görev yaptıktan sonra nisanda emekli olurken, onun oluşturduğu model – cephe hatlarında ABD tarafından eğitilen güçlerin yer alması ve bunların ABD ateş gücüyle desteklenmesi -- Pentagon tarafından bölgede düşük maliyetli muharebenin geleceği olarak görülüyordu. Orta Doğu’dan sorumlu Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mick Mulroy, birkaç ay önce yaptığı açıklamada yeni model kapsamında İD’in kalıntıları gibi terörist unsurların temizlenmesi için seçkin özel kuvvetlerin eğitimine ağırlık verileceğini söylemişti. 

Ancak Votel’in CENTCOM’daki halefi General Frank McKenzie geçtiğimiz günlerde İran yanlısı grupların ABD askerleri için tehdit oluşturduğu gerekçesiyle Orta Doğu’ya 1500 yeni askerin gönderilmesini istedi. Donald Trump yönetimi giderek İran’a odaklanırken, uzmanlar da askeri harekâtlarda yerel müttefikleri ön plana çıkaran yaklaşıma eskisi kadar öncelik verilmeyeceğini düşünüyorlar. 

Votel’i şahsen tanıyan RAND Corporation uzmanı Linda Robinson, “Görünen o ki McKenzie döneminde bu yaklaşıma daha az ağırlık verilecek. Votel özel kuvvetler kökenli olduğu için bu yaklaşımı hararetle desteklemişti” dedi. Votel ABD ordusu için çıkarılan Joint Force Quarterly dergisine geçen yıl verdiği demeçte bu yaklaşımın ABD askeri doktrinine geçirilmesini dahi savunmuştu. 

İran’la yaşanan mevcut kriz Votel dönemiyle tezat oluşturuyor. Kriz nedeniyle bölgeye Abraham Lincoln Uçak Gemisi Taarruz Grubu, bir bombardıman kolu, bir F-22 Raptor takımı ve bir Patriot füze savunmasının uzantısı gönderilmiş durumda. Votel, Suriye’deki ABD varlığının İranlı güçlerin çekilmesine bağlanması için Ulusal Güvenlik Konseyi ve Beyaz Saray’dan baskı görmüş ancak İran’a karşı girişimlerin artırılmasına direnç göstermişti. 

Öte yandan, cephe hatlarına piyade birlikleri yerine askeri danışmanlar göndermenin belli bir maliyeti oldu. Al-Monitor’un görüştüğü eski ve mevcut yetkililere göre sahada bulunan az sayıdaki Amerikalı askere koruma sağlamak, Amerikalıların can güvenliğini tehdit edebilecek hasım unsurlara ilişkin istihbarat toplamak için büyük ölçüde Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağımlı hale gelindi.

Suriye’de saha tecrübesine sahip bir kaynağa göre Votel, Suriye’deki misyona önem veren “kilit” bir isimdi ve “2 bin kişilik bir kara gücünün asgari bir güç olduğunu ama misyonun büyütülmesinin tehlikeli olacağını biliyordu.”

Askeri danışmanların kullanılması, yerel güçlerin desteğine daha fazla bel bağlamayı gerektiriyordu. Amerikan güçleri yerel desteğin daha fazla olmasına alışıktı. Votel bunun yerine SDG komutanı Mazlum Kobane ile yakın bir kişisel ilişki geliştirdi, Suriye’deki misyonun İran güçlerinin çekilmesine bağlanması için yönetimden gelen baskının püskürtülmesinde dönemin Savunma Bakanı Jim Mattis’e yardımcı oldu. 

Votel ayrıca İD’le mücadelede hedef belirleme konusunda Pentagon’un yetki devri yapması için bastırdı, danışmanlara Iraklı askerlerle tabur seviyesinde çalışma izni verdi ve sivil zayiat kıstaslarını gevşeterek Musul’daki mücadelede astlarına daha fazla hareket alanı sağladı. 

2015-2016 döneminde Irak ve Suriye’de ABD önderliğindeki koalisyona komuta eden emekli Korgeneral Sean MacFarland o günlerdeki zorlukları şöyle anlatıyor: “Şehir savaşında işlerin komuta kanallarında yukarıdan aşağı doğru anlık olarak idare edilmesi gerçekten zor. Saatler değil saniyeler söz konusu. Danışmanlarınızla beraber çatışmanın çok yakınında olmanız gerekiyordu. [Sokaklardaki] keskin köşe başları ve diğer engeller nedeniyle durumu [gözetleme İHA’ları ile] izlemeniz mümkün değildi.”

MacFarland bu arada Dicle ve Fırat vadilerinde savaşan Iraklı birliklerin içine serpiştirilmiş olan ve Haşdi Şabi olarak da bilinen İran destekli Halk Seferberlik Birlikleri’nin (HSB) Beyci ve Felluce gibi kentlerde kontrol altına alınmasında etkili bir rol oynadı. 

Hadi El Amiri aracılığıyla HSB’ye mesaj ilettiğini belirten MacFarland söyle konuştu: “Dedim ki ‘Bakın, kurallara göre oynamazsanız kötü şeyler olur. Ateş desteği alamazsınız ve adamlarınızı vurabiliriz.’ İran destekli milis gruplarını doğrudan desteklemeyi arzulamıyorduk ama pire için yorgan yakmak istemedik.” 

Bu arada insan hakları örgütleri, ABD’nin merkezi kontrolün gevşetildiği bir strateji izlemesi sonucunda sivil kayıpların Pentagon’un rakamlarının çok üzerinde olduğunu söylüyorlardı.

İD’in Suriye ve Irak’taki başkentlerinde yaşanan çatışmalar iki kenti de harabeye çevirirken, Uluslararası Af Örgütü’ne göre sadece Rakka’da 1600 can kaybı yaşandı. ABD önderliğindeki koalisyona göre ise ABD’nin Musul taarruzuna destek olarak sahaya obüsler ve Yüksek Hareket Yetenekli Topçu Roket Sistemleri sürdüğü 2014 yılından itibaren en az 1319 sivil hava ve topçu saldırılarında kasıtsız olarak öldürüldü. 

Sivil ölümlerin fazlalığına rağmen Savunma Bakanlığı yoğun nüfuslu şehir ortamlarında sivil zayiatı olabildiğince düşük tutmak için gerekli çabayı gösterdiğini söylüyor. Bakanlığın şubatta Kongre’ye sunduğu raporda “sivil zayiat potansiyelini asgariye indirmek” için CENTCOM bünyesinde üç çalışma grubunun faaliyette olduğu bildiriliyor.

Rapora göre Pentagon ayrıca sivil zayiatı azaltmak için bakanlık bünyesinde bir kılavuz hazırlıyor. Amerikan askerlerine yönelik talimatlar içerecek çalışmanın başında bakanlığın üst düzey yetkililerinden David Trachtenberg bulunuyor. Mattis de aralık ayında sivil toplum kuruluşlarının yöneticileriyle bir çalışma yapmıştı. 

Trump yönetimi Suriye’de artık uzun vadeli yeniden inşa çalışmalarına kaynak ayırma noktasına gelmiş olsa da bazı uzmanlar güvenlik durumunun kötüye gideceği endişesini taşıyor.

Geçtiğimiz aylarda Rakka’ya giden Uluslararası Af Örgütü kıdemli kriz danışmanı Donatella Rovera’ya göre “Rakka halkının daha önce yaşamadığı güvenlik sorunları var. Halk güvende hissetmiyor, yani kent emniyetli değil. Gündüz bile kadınlar kapkaça uğruyor ki bu, Rakka’da İD öncesi dönemde hiç yaşanmamış bir şey.”

İran’a yönelik son askeri sevkiyatlar Pentagon’un Orta Doğu’da daha cüsseli bir askeri varlığa yönelebileceğine işaret ederken, emekli komutanlar Votel’in düşük maliyetli muharebe modelinin ortadan kalkmayacağı kanısında. Al-Monitor’a konuşan eski bir özel kuvvetler komutanı, eğit-donat ve doğrudan muharebe görevlerinin sürmesini sağlayan yasal hükümlere dikkat çekti. Örneğin ilgili yasadaki 333. Bent, ABD güçlerinin Arap müttefiklerine silah sağlamasına ve eğitim verdikleri unsurlarla birlikte sıcak temas öncesindeki son korumalı noktaya kadar ilerlemesine izin veriyor. 

Bunun yanı sıra Pentagon’un Bent 127e olarak bilinen gizlilik derecesine sahip yetkisi de devam ediyor. Bu kapsamda seçkin birlikler, önemli hedeflere yönelik baskın operasyonlarda müttefik güçlere eşlik edebiliyor. 

Özel kuvvetlerden eski bir komutan Votel modelinin ortadan kalkmayacağı öngörüsünü şöyle dile getirdi: “Bunun kesinlikle sona ermeyeceği düşüncesindeyim. İyi veya kötü olduğu için değil, dev bir bürokrasinin parçası olduğu için. Votel Obama yönetimiyle zayiat ve riskle ilgili sınırların ne olduğunu, Amerikan müdahalesinin ne boyutta olabileceğini gördü.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: us-iraqi relations, mosul, us foreign policy, donald trump, raqqa, is, centcom, joseph votel

Jack Detsch Al-Monitor’un Pentagon muhabiridir. Washington’da yaşayan ve savunma muhabiri gözüyle ABD-Orta Doğu ilişkilerini haberleştiren Detsch daha önce Passcode için siber güvenlik haberleri yazmış ve Christian Science Monitor’un Dijital Çağ’da Güvenlik ve Mahremiyet projesinde yer almıştır. Detsch Diplomat Magazine dergisinde editör yardımcılığının yanı sıra NPR’ın San Francisco’daki muhtelif kuruluşlarında da çalışmıştır. Twitter hesabı: @JackDetsch_ALM Email: jdetsch@al-monitor.com.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept