ABD baskısına rağmen Türkiye Filistin’in yanında

Türkiye siyasi ve ekonomik olarak zor günler yaşayan Filistin’e desteğini sürdürürken, Filistinli yetkililer bu güçlü ilişkileri Trump yönetimi ile İsrail’in baskısına karşı kullanmaya çalışıyorlar. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor İstanbul’da düzenlenen protestoda Türk ve Filistin bayrakları sallayan göstericiler, 30 Temmuz 2017 Photo by REUTERS/Murad Sezer.

May 10, 2019

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Aralık 2012’de Filistin’e üye olmayan gözlemci devlet statüsü verdiğinde dönemin Türk Dışişleri Bakanı sıra dışı bir şey yaptı. Aynı yıl gerçekleştirdiği Gazze ziyaretinde gözyaşlarını tutamamış olan Ahmet Davutoğlu, yerinden kalktı ve Mahmud Abbas’ın yanına giderek BM delegelerinin büyük alkışları eşliğinde Filistin liderini kucakladı.

ABD önderliğindeki NATO ittifakında tek Müslüman ağırlıklı ülke olan Türkiye, yıllardır Filistin’in ve Filistin halkının en güçlü destekçilerinden biri. Hem Hamas’a hem FKÖ’ye destek veren Türkiye, bu tavrında hiç tereddüt etmedi, Kudüs’e özellikle destek verdi. Kudüs’te Filistinlilerin işlettiği otel ve restoranlara gelir sağlayan en büyük gruplardan biri de Türk turistler.

Yeni Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye 3 Mayıs’ta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüştü ve ona Abbas’tan bir mektup iletti. Al-Monitor’un Ramallah’taki başbakanlık kaynaklarından edindiği bilgiye göre mektubun ve aynı zamanda görüşmenin en önemli iki konusu ABD’nin hazırlamakta olduğu barış planı ve Filistin bölgelerindeki ekonomik durum idi.

Iştiyye 8 Mayıs’ta Facebook’tan şu mesajı paylaştı: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüştüm. Filistin davasının karşı karşıya olduğu zorluklar konusunda tutumlarımız tam bir uyum içinde. Halkımızın asgari haklarını karşılamayan girişimler başarısız olacaktır. Ayrıca İsrail’in paralarımızı gasp etmesi nedeniyle yaşadığımız ekonomik sıkıntıyı da (Erdoğan’a) anlattım.”

Iştiyye son cümlesinde İsrail’in Filistin hükümeti adına topladığı vergi gelirlerinden, Filistinli tutuklu ve şehit ailelerine yapılan yardım miktarını kesmek üzere tek taraflı aldığı kararı kastediyordu.

Amman’daki Kudüs Siyasi Çalışmalar Merkezi’nin başkanlığını yürüten Filistin kökenli Ürdünlü analist Ureyb El Rentavi, Türkiye’nin kendi ekonomik sıkıntıları ve Donald Trump yönetimiyle yaşadığı sorunlara rağmen Filistin’i kararlı bir şekilde desteklediğini vurguladı. Al-Monitor’a konuşan Rentavi, “Türkiye Filistin’in en sağlam destekçilerinden biri. Hem FKÖ’yle hem Hamas’la en üst düzeyde koordinasyon içinde” dedi.

Ancak Rentavi, ABD ve İsrail’in Filistinliler üzerindeki baskısı nedeniyle Türkiye’nin ekonomik sıkıntılara ne kadar yardımcı olabileceğinden emin değil: “Şunu biliyorum ki Filistin’in bugün her şeyden çok mali desteğe ihtiyacı var. Türkiye’nin fazla bir para vermesi güç ama kredi garantileri verebilir. Ayrıca siyasi destek sağlayabilir, özellikle de Filistinlilerin ABD’den gelecek olan plana direnmeleri bakımından.”

Ürdün’ün Kudüs’te oluşturduğu yeni İslami Vakıf Konseyi’nin üyelerinden Halil Assali de Al-Monitor’a yaptığı açıklamada Türkiye’nin Kudüs konusunda kararlı bir duruş sergilediğini belirterek “Türkiye hem Filistinlilerin hem de Kudüs’teki kutsal mekanlar üzerindeki Haşimi himayesinin sağlam destekçisi” dedi.

Sık sık Türkiye’ye giden Assali desteğin siyasilerle sınırlı olmadığını, her düzeyde güçlü olduğunu söyledi: “Filistin’e desteğin samimi ve gerçek olduğunu hissediyorsunuz. Bazı Arap liderlerinin aksine Türk halkı ve liderleri Filistin’e samimi destek veriyorlar.”

Türk-Arap ilişkileri hakkında bir kitap yazmakta olan Assali, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kıdemli danışmanı Erşat Hürmüzlü’nün şu sözlerine atıfta bulunuyor: “Türkler pek çok konuda farklı düşünebilir, ekonomi, siyaset ve tuttukları futbol takımları konusunda ayrı düşebilirler. Ancak hangi tarafta olurlarsa olsunlar Filistin davasına destekte hepsi bir araya gelirler. Kudüs Türk mirasının parçasıdır.”

ABD düşünce kuruluşu RAND Corporation 2018 tarihli çalışmasında Türkiye’nin İsrail’le ilişkileri hakkında şu tespitleri yapıyor: “İsrail-Türkiye ilişkileri baştan itibaren inişli çıkışlı bir nitelik gösterdi, Arap-İsrail ihtilafıyla ilgili gelişmelere bilhassa duyarlı oldu. İkili ilişkilerin 70 yıllık tarihi boyunca Türkiye, sonuncusu 2011’de olmak üzere İsrail’le diplomatik ilişkilerin seviyesini üç defa düşürdü. İsrail Savunma Kuvvetleri’nin Gazze Şeridi’nde çıkan şiddetli çatışmalarda onlarca Filistinliyi öldürmesi üzerine Türkiye Mayıs 2018’de İsrail büyükelçisini sınır dışı etti. İsrail de Kudüs’teki Türk konsolosunu sınır dışı ederek cevap verdi. Türkiye ve İsrail, 2016’da ilişkilerini normalleştirmiş ve prensipte önemli bazı ekonomik ve jeostratejik menfaatleri paylaşsalar da o günden bu yana yaşanan gelişmeler, iki ülkenin Filistin’in ve Filistin halkının statüsü başta olmak üzere temel bazı konularda derin bir ayrışma içinde olduğunu gösteriyor.”

Türk Dışişleri Bakanlığı’nın web sitesinde 2004’te imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’yla birlikte Türkiye ile Filistin arasındaki ekonomik ilişkilerin istikrarlı bir şekilde mesafe aldığı belirtiliyor.

Sitede ayrıca şu bilgilere yer veriliyor: “Türkiye 1975 yılında Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile resmi ilişkiler kurmuş ve 15 Kasım 1988’de sürgünde ilan edilen Filistin Devleti’ni ilk tanıyan ülkeler arasında yer almıştır. (…) Türkiye’nin Filistin’e 1995 yılından bu yana hükümetler düzeyinde doğrudan sağladığı yardımlar ile UNRWA ve WFP gibi uluslararası örgütler aracılığıyla dolaylı olarak sağladığı yardımların toplamı 300 milyon doların epey üzerindedir. Bu rakam, Filistin’e kalkınma, sağlık, eğitim, kamu maliyesi, kurum geliştirme, güvenlik, turizm ve tarım dâhil çok çeşitli alanlarda sağlanan ayni ve nakdi yardımları kapsamaktadır.”

Türkiye, bazı kredi garantileri hariç Filistin yönetimini ekonomik sıkıntılardan kurtarmaya yardım edebilir mi bilinmez. Ankara’nın Washington’a güçlü baskı uygulayarak bölge için planlanan anlaşmayı engellemesi de zor görünüyor. Ancak her taraftan kuşatılmış olan Filistinliler, ABD’nin Arap dostları dâhil tüm müttefiklerini Filistin yönetimine karşı tavır almaya zorladığı bu mücadelede her türlü desteğe muhtaç.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Erdoğan Kafkasya’da macera mı arıyor?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | Tem 17, 2020
Erdoğan’ı karalamak Lübnan’da bile güvenli değil
Amberin Zaman | Basın özgürlüğü | Tem 13, 2020
Yabancılar uzaklaşıyor, Saray yalnızlaşıyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 10, 2020
Yabancı Protestanlar ‘kamu düzenine tehdit’ gerekçesiyle Türkiye’den kovuluyor
Amberin Zaman | etnik azınlıklar | Tem 9, 2020
Fransa Türkiye için neden kullanışlı bir rakip?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Tem 10, 2020

Recent Podcasts

Featured Video