Türkiye'nin Nabzı

PKK’ya karşı ortak operasyon planı ne kadar gerçekçi?

By
p
Article Summary
PKK’ya karşı ortak bir Türkiye-İran operasyon planı son yıllarda sık sık dile getirilse de uzmanlara göre pek gerçekçi değil.

DİYARBAKIR -- Türkiye, 24 Haziran 2018 seçimlerine hazırlandığı günlerde Kandil’e karşı bir operasyon başlatıldığını ve İran’ın da bu operasyona yakın zamanda katılacağını duyurmuş, bunu ilk açıklayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olmuştu. Soylu bu kez de yerel seçime günler kala yine benzer bir açıklama yaptı. “İran'la PKK'ya yönelik inşallah birlikte operasyon yapacağız.” dedi.

İran ile ortak operasyon planları neredeyse her yıl Türkiye tarafından gündeme getiriliyor. İran tarafı ise Türkiye’nin bu açıklamalarına temkinli yaklaşmayı tercih ediyor.

2017 yılı sonlarında ortaya atılan ortak operasyon iddialarına İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü "bilgimiz yok" yanıtını vermişti. 2018 yılında da Türkiye ile İran arasında güvenlik konularını içeren bir anlaşma imzalandığı haberleri basına yansıdı. Türkiye bu anlaşmanın PKK’ya karşı ortak operasyonu da kapsadığı söyledi. İran tarafı ise PKK’nın adını vermedi, anlaşmayı “operasyonlar nerede gerekliyse yapılacak. Bu, güvensizlik yaratan ve terörist hareketlerde bulunan herkesi kapsıyor” şeklinde yorumladı.

Türkiye yine bir seçim arifesinde. Sandığa yerel seçimler için gidilecek ancak AK Parti ve seçim müttefiki MHP’nin en sık kullandıkları argüman yine “terörle mücadele” ve İran’la ortak operasyon bir kez daha gündemde. Bir seçim propagandası olma ihtimalini göz ardı etmeden böyle bir operasyonun ne kadar gerçekçi olduğuna bakmak önemli.

Dicle Üniversitesi’nde siyaset bilimi dersleri veren Akademisyen Vedat Koçal’a göre böylesi bir operasyon ihtimal dahilinde değil. Türkiye’nin ekonomi politikasının bu operasyona izin vermeyeceğini savunan Koçal Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “Olayı Çin, İran, Rusya hattına yaklaşma kapsamında değerlendirmek lâzım ama bunun bir maliyeti var. Eğer bir seçim yatırımı ise Avrupa açısından sorun teşkil etmez, göstermelik birkaç hareket olur. Ama eğer gerçekten kapsamlı bir askeri harekât varsa bu (Irak) Kürdistan sınırları içinde gerçekleşir. Bu, İran ve Türkiye'nin fiili olarak Kürdistan topraklarını işgal etmesi demektir.”

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Batı ülkeleri ile ilişkilerini giderek geliştirdiğine işaret eden Koçal şöyle devam etti: “Türkiye'nin ekonomik ilişkileri penceresinden bakınca gerçekçi değil. Türkiye'nin Doğu dünyasıyla yoğun bir ekonomik ilişkisi yok. Türkiye ekonomisinin yüzde doksanı Avrupa ve Amerika odaklı iken buna nasıl cesaret edebilir? Bu ekonomik bağları koparmak anlamına gelir.”

Açıklamaların seçim söylemi olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirten Koçal değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “İran, nükleer anlaşmanın geri çekilmesinden sonra Batı dünyasıyla köprüleri atıyor. Yakın zamanda Amerika ekonomik olarak S-400’lerle ilgili Türkiye’yi tehdit etti. Bunlar rest demektir. Türkiye ekonomisi böyle bir resti ne kadar kaldırır? Burası dolar bazlı bir ekonomi, böyle bir operasyon doların yükselmesine neden olur.”

Orta Doğu uzmanı Kamal Chomani de operasyonun uzak ihtimal olduğunu düşünenlerden. İran’ın iç dengeleri ve uluslararası konjonktürün buna izin vermeyeceğini belirten Chomani Al-Monitor’a şöyle konuştu: “İran’ın birçok iç sorunu var. Bugünlerde protesto gösterileri İran siyasetini sarsıyor. İran, Yemen, Irak, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerde varlığını sürdürüyor. Çatışmaları ülkesinden uzak tutuyor. İran PKK'ya karşı ortak bir operasyona girişse, çatışmaları kendi sınırlarına ve şehirlerine davet etmiş olacak. İran savaşı başka ülkelere göndermek için milyon dolarlar harcıyor.”

Tahran yönetimi ile PKK’nın İran uzantısı PJAK arasında 2011 yılından bu yana zımni bir ateşkes olduğunu belirten Chomani şunları aktardı: “Eğer Kandil’e bir operasyon olursa İran da PJAK’a saldırır. Bu durumda PJAK İran’a karşı harekete geçer, İran şehirlerinde de faaliyetlerini artırır. İran neden savaşı kendi sınırlarına ve şehirlerine getirsin? (...) Bazıları İran’ın PKK’ya Suriye’deki Kürt grupları desteklediği için baskı yapabileceğini söyleyebilir. Bu mantıklı gelebilir ama İran Türkiye için neden böyle bir şey yapsın? Suriye'de Türkiye ve İran'ın çıkarları birbiriyle çelişiyor. Türkiye, Suriye'deki bazı şehirleri işgal etmiş durumda ve İran buna karşıdır. İran Beşar Esad rejimi ile müttefiktir. Türkiye rejime karşı savaşan Sünni İslamcı grupları destekliyor.”

Chomani de İran ile ortak operasyon söyleminin seçime yönelik olduğu kanısında: “Küçük bir operasyon olabilir. Bu operasyona İran da katılabilir. Türkiye ve Erdoğan, bu yolla ne kadar güçlü olduklarını göstermek isteyebilirler.”

Sınır ötesi operasyon planının birinci derece muhatapları yerine sert söylemleriyle bilinen İçişleri Bakanı tarafından dile getirilmesi de söylemin seçime dönük olma ihtimalini güçlendiriyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Mahmut Bozarslan gazeteciliğe 1996 yılında Diyarbakır’da başladı. Sabah Gazetesi, NTV ve El Cezire Türk’te muhabirlik yaptı. Bu sırada Fransız Haber Ajansı AFP’ye de serbest muhabir olarak katkıda bulundu. Bozarslan Kürt sorununun çeşitli yönleri, Irak Kürdistanı, kadın sorunu, mülteciler, yerel ekonomi gibi konularda haberler yaptı. Twitter hesabı: @mahmutbozarslan

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept