Mısır'ın Nabzı

Mısır ve Türkiye'nin nüfuz kavgası

By
p
Article Summary
Türkiye’nin Mısır’a yönelik eleştirilerinde dozu yükseltmesi iki ülke arasındaki nüfuz mücadelesinin arttığına işaret ediyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

KAHİRE — Orta Doğu ve Afrika’da güç mücadelesi içinde olan Türkiye ile Mısır arasındaki söz dalaşı yeniden alevlenmiş durumda.

Mısır Dışişleri Bakanlığı 27 Şubat’ta bir açıklama yaparak Türk Cumhurbaşkanı’nın Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi’ye dokuz Mısır vatandaşının idamının ardından “totaliter” diye yüklenmesine sert tepki gösterdi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 24 Şubat’ta idamlara tepkisini dile getirirken Mısır yargısının bağımsız olmadığını ve Sisi’yle asla görüşmeyeceğini açıklamıştı --gerçi ortada bir görüşme talebi de yoktu.

Ankara ile Kahire hattında yıllardır süren bu gerginlik, 2013’te, Mısır’ın Müslüman Kardeşler’e yakın Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin kitlesel halk protestoları üzerine ordu tarafından devrilmesiyle patlak vermişti. Kahire, Müslüman Kardeşler’i terör örgütü kabul ederken Türkiye barışçıl bir hareket olarak görüyor ve hareketin pek çok üyesine kucak açmış durumda. Kahire’nin 2013 yılında Türk büyükelçi Hüseyin Avni Botsalı’yı sınır dışı etmesi ve Ankara’nın da bu hamleye aynı şekilde karşılık vermesinin ardından iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler hâlen düşük seviyede sürdürülüyor.

Gerginliğin son yansımalarından biri Sisi’nin Münih Güvenlik Konferansı’nda, 16 Şubat’ta, yaptığı konuşmada Ermeni katliamlarını gündeme taşıması oldu. Sisi “Mısır 100 yıl önce katliama uğrayan Ermenilere kucak açtı. Ermeniler Mısır’da güvenlik, huzur ve istikrarı buldular.” diye konuştu. Bu çıkış, Türkiye ile Fransa arasındaki “soykırım” tartışmalarının tavan yaptığı günlerde geldi. Türkiye, 1915’te Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yaşayan pek çok Ermeni’nin öldürüldüğünü kabul etse de iddia edilen toplam ölü sayısını ve “soykırım” tanımını kullanmayı reddediyor.

İki ülke arasındaki gerginliğin son yıllarda yeniden tırmanışa geçmesinin sebebi Sisi’nin Mısır’ın bölgesel güç ve hakimiyetini yeniden tesis etme çabalarına hız vermiş olması. İki devlet arasındaki güç mücadelesinin cephelerinden biri Suriye. Nitekim, Suriyeli Kürt grupların öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) 17 Şubat’ta Kahire’den, Türkiye’nin tampon bölge planlarına karşı harekete geçmesini talep etti.

SDG’nin siyasi kanadı Suriye Demokratik Konseyi Eş Başkanı Riad Darar İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne (SOHR) konseyden bir heyetin Mısır’ı ziyaret etmek istediğini, Kahire’nin Türkiye’nin tehditlerine karşı güvenli bir liman addedildiğini açıkladı. Kahire ise bu talebe henüz yanıt vermedi. Türkiye, SDG’nin öncü kuvvetlerinden Halk Savunma Birlikleri’ni (YPG) PKK’nın uzantısı olarak görüyor ve terör örgütü kabul ediyor.

İki başkent arasındaki bir diğer cephe ise Akdeniz. 2013’te Kıbrıs ve Yunanistan ile deniz sınırı ihtilaflarını çözen Kahire, iki ülkeyle de ilişkilerini güçlendirmeyi sürdürüyor. Sisi iktidara geldiği tarihten bu yana Yunan ve Kıbrıslı muhataplarıyla yediyi aşkın görüşme yaptı. Bunların sonuncusu da Akdeniz’in güvenliği ve petrol arama, çıkarma faaliyetleri için ekim ayında Yunanistan’da düzenlenen üçlü zirveydi. Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki Doğu Akdeniz gerginliği tırmanıyor. Yunanistan uluslararası tanınırlığa sahip Güney Kıbrıs’a, Türkiye ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne destek veriyor.

Ankara bu nedenle Mısır ile Kıbrıs arasında 2013’te sağlanan deniz sınırı anlaşmasını tanımayı reddediyor. Geçen yıl bu anlaşmanın meşruiyetini tanımadığını duyuran Ankara, Kıbrıs’ın Akdeniz’de tek taraflı olarak petrol ve gaz arama faaliyetlerine girişemeyeceğini açıklamıştı. Kahire de buna cevaben Türkiye’yi Mısır’ın Akdeniz’deki ekonomik haklarını ihlal etmekle suçladı.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Mısır Parlamentosu Savunma Komisyonu Üyesi ve eski istihbarat subayı Tamer El Şahavi’ye göre Mısır ile Türkiye arasındaki bölgesel güç mücadelesi gündemin en yakıcı meselelerinden biri. Mısır’ın 2011’deki devrimin ardından kaybettiği bölgesel liderliği yeniden kazanmaya çalıştığını söyleyen Şahavi, Türkiye’nin Sisi’yi “despot” ilan ederek ve Mısır’a yönelik boykot çağrıları yaparak Kahire’yi bölgesel denklemden çıkarmayı amaçladığını savundu. Sisi’nin 1915 olaylarını gündeme taşımasının Türk yayılmacılığının ne denli tehlikeli olabileceğine ilişkin bir uyarı niteliği taşıdığını belirten Şahavi, Erdoğan’ın dokuz kişinin idamı üzerine 24 Şubat’ta Şarm El Şeyh’te düzenlenen AB zirvesini kınadığını hatırlattı. “Bölgesel etkinliğimizi yeniden tesis etmek için bölgesel ittifaklar kurmaya çalışıyoruz.” diye konuşan Şahavi, bölgesel gücün sadece Türkiye ve Mısır ile sınırlı olmadığını, İran ve Suudi Arabistan’a uzandığını da ekledi. Ancak Şahavi’ye göre Suudi Arabistan, Mısır’ın aksine bölgesel nüfuz için gereken siyasi ve askeri unsurlara sahip değil.

Kahire’nin Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesine karşı olduğunu ancak Kürt tarafının talebine rağmen askeri müdahaleye başvurmayacağını da vurgulayan Şahavi, ulusal güvenlik menfaatleriyle örtüştüğü müddetçe Kürt gruplar ile Kahire arasındaki siyasi işbirliğinin sürdürülebileceğini belirtti.

Mısır Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Üyesi Muhammed Orabi’ye göre ise Kahire, Türkiye’yi İran’dan daha büyük bir tehlike olarak görüyor. Bir dönem dışişleri bakanlığı da yapan Orabi Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin Osmanlı İmparatorluğu’nu canlandırmaya çalıştığını savunarak bunu engelleyecek tek ülkenin bölgenin en güçlü ordusu ve en geniş Müslüman nüfusuna sahip Mısır olduğunu söyledi. Türkiye’nin yayılmacı hayallerinin Arap dünyası tarafından desteklenmediğini ama Mısır için endişe kaynağı olduğunu belirten Orabi, Türk güçlerinin Irak, Suriye ve Katar’daki askeri varlığının da Mısır’ın nüfuzunu baltaladığını ekledi.

Orabi’ye göre Ankara’nın AB zirvesine tepki göstermesi, Türkiye’nin yıllardır AB’ye üye olmayı başaramadığı, Kahire’nin ise uluslararası saygınlığının arttığı bir ortamda Mısır’ı karalamayı hedefleyen bir provokasyon.

Kahire merkezli El Ahram Siyasi ve Stratejik Çalışmalar Merkezi araştırmacılarından Beşir Abdülfettah Türkiye’den gelen açıklamaların zamanlamasına dikkat çekerek Al-Monitor’a şöyle dedi: “Bu çıkış, 14 Ocak’taki Akdeniz Gaz Zirvesi ile göç ve terörle mücadele konularında bir ilk olan AB zirvesinin başarıyla tamamlanmasının hemen ardından geldi. Türkiye yayılmacı iddialarının tümünde kaybederken Mısır başarılı uluslararası zirvelerle uluslararası toplumun güvenini kazanıyor.”

Mısır’ın Suriye rejimi ile muhalif gruplar arasında doğrudan diyalog yoluyla bir dizi ateşkese aracı olduğunu, Türkiye’nin ise Kürt gruplar konusunda hiçbir ilerleme kaydedemediğini aktaran Abdülfettah sözlerini şöyle tamamladı: “Bölgesel roller üzerinden bir rekabet söz konusu ve Mısır’ın kazandığı her puan Türkiye’nin kayıp hanesine yazılıyor.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Suriye çatışması

Mısırlı gazeteci Albaraa Abdullah Kahire’de yaşıyor. 2015’te 6 Ekim Üniversitesi Kitle İletişim Bölümü’nden mezun olan Abdullah ONtvLive’da editör olarak çalışıyor. Facebook sayfası: Albaraa Abdullah, Twitter hesabı: @AlbraaAbdullah

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept