Türkiye'nin Nabzı

Kürtler şeytanın bacağını kırdı: Kürdistani İttifak

By
p
Article Summary
İktidar, ‘seçimde HDP kazanırsa yeniden kayyum atanır’ tehditlerini tekrarlarken Kürtler arasında kesinlikle olmaz denilen birlik sağlandı. Yedi parti HDP çatısı altında birleşti.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) kurduğu Cumhur İttifakı, 31 Mart yerel seçimleri öncesinde, baskıcı ve tehditkâr politikalarda ısrar ederek “uzlaşmaz” Kürt partilerini birleştirdi.

Kendilerini ‘Kürdistani’ olarak tanımlayan yedi Kürt hareketi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) çatısı altında seçimlere gidecek.

Kürtler arası uzlaşma uzun bir sürecin ardından geldi. “Kürdistani Seçim İttifakı”nda HDP’nin bölgedeki nüvesini oluşturan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Kürdistan İslami Hareketi (AZADÎ), yine İslamcı Kürtlerin kurduğu İnsan ve Özgürlük Partisi, Kürdistan Komünist Partisi (KKP), Kürdistan Demokrat Platformu (PDK/KDP), Kürdistan Demokrat Partisi-Türkiye (PDK-T/KDP-T) ve Devrimci Demokratik Kürt Derneği (DDKD) yer alıyor.

PKK çizgisiyle açık rekabet ya da husumet içerisinde olan (Irak) Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) Türkiye uzantısı sayılan iki parti PDK-T ve PKD’nin yanı sıra Komünist ve İslamcılar nasıl oldu da bir araya gelebildi?

Bunun arkasında bir dizi faktör yatıyor. Bunların başında iktidarın barış sürecini çöpe attıktan sonra 2015’te başlattığı ezme politikasının Kürtlerde bıraktığı travma geliyor. Sokaklardaki hendekler gerekçe gösterilerek başlatılan operasyonda Cizre, Nusaybin ve Sur yıkılmıştı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’ne “Kıyamet tablosunu andırıyor” dedirten Cizre’deki olaylar sırasında en az 189 kadın, erkek ve çocuk bodrum katlarında, aç, susuz ve elektriksiz bırakılmış, tıbbi yardım önlenmiş, nihayetinde binalar yıkılıp yakılarak deliller yok edilmiş ve cesetler tanınamaz hale getirilmişti.

2016’daki darbe girişimi üzerine ilan edilen OHAL ortamında binlerce sivil kurum ve yayın organı kapatılırken HDP eş başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları ve yerel yöneticiler tutuklanmıştı.

Kürtleri birleştiren ikinci büyük faktör HDP’nin elindeki 96 belediyeye kayyum, yani merkezden memur atanmasıydı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Bu seçimlerde, teröre bulaşmış olanlar sandıktan çıkarsa, kayyum tayinleriyle yolumuza devam edeceğiz" diyerek demokratik iradeyi yok sayması bezgin Kürt iradesini tetikledi.

Bir diğer faktör, Suriye’deki Kürt bölgelerine müdahaleler. Afrin’deki özerk yapılanmayı Zeytin Dalı Harekâtı ile dağıtan Türkiye, Fırat’ın doğusuna operasyon tehditlerini Kürtleri düşmanlaştıran bir dille sürdürüyor. Bütün bunlar farklı çizgilerdeki Kürt hareketlerini ortak bir duruşa sevk ediyor. HDP’yi terörize eden baskı taktikleriyle baraj altında bırakamayan iktidar, yerel seçimlerde “Kürt kardeşlerimiz teröristlere prim vermedi” diyebileceği bir sonuç hedefliyor. Kürtler arasında artan duygusal kopuşa rağmen şu sıralar hükümet kanadında “Kürtlerin en büyük dostu Türkiye’dir” mesajları revaçta.

Ancak hukuk dışı pratiklerle Kürt’ü ‘insanlıktan ihraç eden’ siyaset tarzı ters tepiyor. Kürt ittifakı da bunun sonucu.

Seçim ittifakına varan yolda, ilk önce ana dil için ortaklık sağlanmıştı. Ekim 2018’de “asimilasyona karşı mücadele” çağrısıyla bir araya gelen dokuz parti ve hareket, Kürtçenin geliştirilmesi, resmi dil olması ve okullarda öğretilmesi amacıyla Kürt Dili Platformu’nu kurmuştu. Kürtçe konuşanların işten kovulduğu ya da şiddete maruz kaldığı ortam ürkütücü hâl alırken bu platform, “Evde, sokakta, dolmuşta, otobüste ve hastanede Kürtçe konuş” çağrısı yapmıştı.

Bu birlikteliği, “Kürdistani Seçim İttifakı” izledi. İttifakın ortak bildirisinde tüm sistem partilerinin yarattığı “Sandığa gitsem de fark etmiyor” algısının tersine çevrilmesi gerektiği vurgulandı. Hedefler “Kürdistan’daki sivil demokratik siyasetin güçlendirilmesi”, “ulusal değer ve kazanımlara yönelik saldırıların göğüslenmesi”, “Kürtler birleşemez anlayışının yıkılması” olarak sıralandı.

Cezaevinde tutulan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da “Kürt seçim ittifakının ulusal birliğe dönüşmesini umuyorum" diyen bir mesaj gönderdi: “Kürt halkı kendi ulusal birliğini sağlayamadığı içindir ki işgallere, katliamlara karşı kendini koruyamadı. Doğası, kültürü, dili, tarihiyle bir bütün olarak ağır saldırı altında kaldı.”

Bu birleşmeden beklenti iki boyutlu: Biri kayyum atanan belediyelerde seçimleri yeniden kazanmak. Diğeri Kürtler arası ulusal birliğin önünü açmak.

Al-Monitor’a konuşan Azadî Hareketi Sözcüsü Ayetullah Aşiti beklentilerini şöyle aktardı: “Küçük partileri tek tek ele aldığımızda fazla bir oya tekabül etmez. Ama üst üste geldiklerinde meydana getireceği sinerji büyük olacaktır. Çünkü halkımız bizden birleşmemizi istiyor. Bu birleşmenin Kürdistan coğrafyasında yol açacağı etkiyi önemsiyoruz.”

Bu süreçte aktif rol alan HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer de Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “10 yıldır bunun için uğraşıyoruz. Bizde bir laf vardır: ‘Dağ dağa kavuşur Kürtler kavuşmaz’ diye... Bu partilerin bazıları 1960’larda, 1970’lerde kurulmuş. Ama bir araya gelemiyoruz. İktidarın Kürtleri yok sayan politikaları bizi bir araya getirdi. Kürt ulusal birliğine giden yolu açtık. Bunun sinerjisi büyük olacaktır. Bu Kürt halkına önemli bir mesajdır. Sandığa yansıması olacaktır. Bu devlete de mesajdır: ‘Kürtleri dışlayarak ve terörize ederek sorunu çözemezsiniz.’"

DDKD üyesi Mehmet Emin Eren ise “Gereği yapılırsa bu ittifakın etkisi büyük olur. Seçimlere etkisi de olur. HDP’nin kadrolarından binlerce insan hapsedildi. Çok sayıda insan yurt dışına çıktı. Seçim çalışması yürütecek insana ihtiyaç var. Bu ittifak boşluğu doldurabilir. En önemlisi psikolojik etkisidir; halk arasındaki yılgınlığı ve bezginliği kırabilir.” dedi.

Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) ve geçmişte PKK ile çatışmış Hizbullah’ın uzantısı Hür Dava Partisi (HÜDAPAR) ittifakın dışında kaldı.

HÜDAPAR zaten müzakerelerin parçası değildi. HAK-PAR ise kendi bağımsız adaylarıyla yarışacağını bildirmişti.

Taşçıer’e göre Kürt Dili Platformu’nda yer alan üç partiyle diyalog sürüyor ancak geçmişten kalan açık yaralar ve AKP’ye desteği nedeniyle HÜDAPAR’la ittifak zor. Aşiti ise ittifaktaki eksikliği feodal etkilere bağladı: “Kürt siyaseti feodaliteyi daha kıramadı. Demokratik bir sistem kurmalıyız. İnşallah bu birliktelik bunun bir adımı olur.”

Eren de 24 Haziran 2018’deki seçimlerin öncesinde beş partinin yürüttüğü ittifak müzakereleri sürerken HDP’nin Türk solu ile hazırladığı seçim bildirgesi açıklamasına tepki gösteren PAK ve PSK’nin bu kırılma yüzünden yeni sürece katılmadığını söyledi.

Mayıs 2018’de Azadî Hareketi, PAK, PDK, PDK-T ve PSK’nın başlattığı girişim çerçevesinde hem HDP hem HÜDAPAR’la konuşulmuştu. Fakat HDP, HÜDAPAR’la ortaklığa hazır değildi. Bu durum değişmedi.

Bir süredir Kürtler arasında süren, HDP’nin çok fazla Türk solunun etkisine girdiğine dair tartışmaların ardından gelen bu birleşme, şu soruyu gündeme getiriyor: HDP Türkiye partisi hedefinden uzaklaşıyor mu?

İttifaka katılan Kürt partiler ‘Kürdistani’ bir vurguyla ulusal kaderini tayin hakkından bahsediyor. Süreçte yer alan isimler ise HDP’nin çizgisinden saptığı tespitini reddediyor.

Taşçıer bu konuda şöyle dedi: “HDP’nin programı ile Kürdistani partilerin programları arasında fazla bir fark yok. Bunların Türkiye’nin diğer bölgelerinde de şubeleri bulunuyor. Statü konusunda farklılıklar var. Bunlar içinde en ileri pozisyona sahip olan parti programına federasyon hedefini koymuş. Devlet, sistem partileri ve medya tarafından tamamen dışlanmasına rağmen HDP’nin Türkiye partisi olma konusundaki çizgisinde hiçbir değişiklik yok.”

Aşiti de şunları ekledi: “Bir çizgi değişikliği yok. HDP’nin tabanı Kürt’tür. Kürtler özgür ve onurlu bir yaşam istiyor. Benim hayallerim Kürtçedir, Türkçe ifade edemiyorum. Ana dilimin tanınmaması fıtrat dışı bir şeydir, vicdani değildir. 40 milyona yakın Kürt fıtrata aykırı terbiye edilmeye çalışılıyor. Bu reva mıdır? Kürtler mazlumdur. Hakları ellerinden alınmıştır. Bunun iadesi için herkes katkı vermelidir.”

Bu ittifaka Kürt ulusal birliğine giden bir adım olarak da bakılıyor. Eren’in görüşü şu: “Kürt siyasal ittifakı yıllardır konuşuluyor. Bir sürü sıkıntı var. Bölge ülkelerinin müdahaleleri söz konusu. Feodal yapı ve kültürden kaynaklanan engeller var. Bu yeni başlangıcın birliğe doğru hayırlı bir adım olduğunu düşünüyorum.”

2013’te Kürt liderler Mesut Barzani, Celal Talabani ve Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla Erbil’de düzenlenen Kürt Ulusal Kongresi’ne Kürdistan’ın dört parçasından 60 parti ve hareketi temsilen 600 delege katılmıştı. Ancak KDP ve PKK çizgisindeki yapılar arasında Rojava’da öne çıkan uyumsuzluklar mesafeyi yeniden büyütmüş ve kongre tekrar toplanamamıştı. KDP ile bağlantılı iki partinin ittifaka girmesi Barzani’nin oluşama destek verdiği şeklinde yorumlanıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Al Monitor-Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Farklı gazetelerde çalıştıktan sonra uzun süre Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ajans Kafkas’ın kurucu editörüydü. IMC TV’de dış politika programı ‘SINIRSIZ’ın daimi yorumcusuydu. Türk dış politikası, Kafkasya, Orta Doğu ve Avrupa Birliği konularında uzmanlaşmıştır. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde: IŞİD” adlı kitapların yazarıdır. Twitter: @fehimtastekin

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept